Gültan Kışanak: Devlet barış isteyip istemediğine karar vermek zorunda

Gültan Kışanak: Devlet barış isteyip istemediğine karar vermek zorunda
Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, Abdullah Öcalan’ın 1993’ten bu yana barışın baş müzakerecisi olduğunu vurgulayarak, "Devlet barış isteyip istemediğine karar vermek ve netleşmek zorunda" dedi.

TİGRİS HABER -Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, Jin TV ekranlarına konuk olarak gündemin en sıcak başlıklarından biri olan Kürt sorununun çözümü ve İmralı tecrit politikalarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kışanak, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl bir zeminde çözülmesi sürecinde PKK lideri Abdullah Öcalan’ın rolünü, tarihsel sürecini ve devletin bu konudaki tutumunu değerlendirdi.

"ÖCALAN TEST EDİLECEK BİR LİDER DEĞİL, KARARLI BİR POLİTİKA AKTÖRÜDÜR"

Gülten Kışanak, Abdullah Öcalan’ın barış ve demokratik gelecek konusundaki duruşunun yeni olmadığını, 1993 yılından bu yana süreklilik arz eden bir çizgiye sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:

"93’ten bu yana ortaya çıkan en küçük bir imkanı değerlendirerek savaşı devre dışı bırakmak, meseleyi demokratik zeminde çözmek, bir barış inşa etmek, bir demokratik ortak gelecek inşa etmek konusunda ısrarlı, kararlı ve sürdürülebilir bir politika aktördür. Yani bu konuda hani daha yeni bugün konuşan birisi değil, işte hele bakalım bundan sonra ne diyecek diye test edilmesi gereken biri değil. Durduğu yer çok açık ve nettir. Yaptıkları çok açık ortadadır."

"ORTAK GELECEĞİN BAŞ MÜZAKERECİSİNİ TECRİTTE TUTMAK AKIL TUTULMASIDIR"

Öcalan’ın demokratik çözüm projelerine ve toplumu politikleştirme gücüne değinen Kışanak, onun zorlu hücre koşullarına rağmen barış için en üretken aktör olduğunu vurgulayarak tecrit politikalarını sert bir dille eleştirdi:

"Şimdiye kadar barışa ve demokratik ortak geleceğe dair en cesur adımları atan, politik olarak ön açıcı fikirler geliştiren, pratik olarak bunun uygulanması konusunda toplumda bir kabul imkanı açığa çıkaran, yani büyük bir önder. Yani bu konuda artık neyi bekliyorlar? Yani bu kendi emeğiyle ve halkın mücadelesiyle inşa edilmiş barışın baş müzakerecisi, barış yapıcısı, ortak geleceğimiz konusunda en etkili politik çözümleri yapan, demokratik ulus çözümünü ortaya koyan, demokratik cumhuriyet paradigmasını ortaya koyan, bu konuda kendi toplumunu, halkı politikleştiren, bunun ideolojik politik öncülüğünü de yapan, içinde bulunduğu o imkansız koşullara rağmen bunu yapan bir insana artık bir saniye bile bu hak ettiği, emeğiyle açığa çıkarttığı, halkın temel talebi haline gelen, beklentisi haline gelen ve bundan sonraki sürecin de selametle yürütülebilmesi için en etkili hatta neredeyse tek aktör konumunda olan bir kişiyi hala mahkum konumunda tutmak, hala tecrit altında tutmak, hala birkaç metrekarelik bir hücrede bu çalışmalarını yürütmesini istemek inanılmaz bir akıl tutulması."

"ÖCALAN'A YAKLAŞIM, DEVLETİN SÜRECE YAKLAŞIMIDIR"

İmralı’daki tecrit durumunun aslında doğrudan devletin Kürt sorununa ve barışa bakış açısını yansıttığını dile getiren Kışanak, konunun basit bir "siyasi pazarlık" olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti:

"Yani Sayın Öcalan'a yaklaşım aslında sürece yaklaşım. Yani Sayın Öcalan'ın konumuyla ilgili, durumuyla ilgili hakikati en iyi de devlet biliyor. Yani biz bunu bir politik talep olarak söylemiyoruz, bu bizim beklentimiz değil sadece. Tabii ki biz halk olarak, kadınlar olarak barışa ve demokratik ortak geleceğimize dair büyük bir politik ve ideolojik öncülük yapan, pratikte bunun imkanlarını yaratan Sayın Öcalan'ın özgür olmasını tabii ki istiyoruz. Tabii ki bekliyoruz, talep ediyoruz. Ama bu bunun ötesinde bir şey. Herhangi bir politik talebi karşılayıp karşılamamakla karşı karşıya değil iktidar ve devlet. Devlet barış isteyip istemediğine karar vermek zorunda. Yani demokratik bir çözüm isteyip istemediğine karar vermek zorunda, silahların devreden çıkmasını Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümü konusunda karar vermek zorunda. Yani Sayın Öcalan'a yaklaşım bütün bu konulara dair yaklaşımı ifade ediyor. Bu nedenle son derece önemli."

"EĞER YASA ÇIKACAKSA, SAYIN ÖCALAN ÖZGÜR KOŞULLARDA OLMALIDIR"

Olası bir yasal düzenleme veya çözüm girişimi durumunda, sürecin başarıya ulaşabilmesi için Öcalan'ın özgür hareket etme imkanına kavuşması gerektiğini belirten Kışanak, şu çağrıyı yaptı:

"Eğer gerçekten bir yasa çıkacaksa, bu yasanın uygulanabilir olması için, sonuç alıcı olabilmesi için her şeyden önce Sayın Öcalan'ın bu süreci özgür koşullarda yürütme imkanlarına sahip olması gerekiyor. Yani bu sürecin gerçekten yürütülüp yürütülmek istenmediğine dair bir kararlaşma haliyle karşı karşıyayız biz. O nedenle bizim iktidara, devlete, bu süreci yürütenlere çağrımız şudur: Gerçekten netleşin."

"NOBEL ÖDÜLLÜ ŞAHSİYETLER BİLE 'ÖCALAN ÖZGÜR OLMALI' DİYOR"

Konuşmasının sonunda uluslararası alanda Öcalan’ın konumuna dair net bir fikrin oturduğunu ve dünya kamuoyunun da tecrit politikasını sorguladığını kaydeden Kışanak, devletin artık kendi içinde kararsızlığı sonlandırması gerektiğini belirtti:

"Sayın Öcalan'ın konumu, pozisyonu, muhataplığı, çözüm gücü, öncülüğü, önderliği konusunda artık dünyada bir tereddüt kalmamış. Yani barış konusunda dünyada işte Nobel ödülü almış önemli kişiler diyorlar ki, 'Sayın Öcalan özgür olmalı.' Bu süreci yürütebilecek en önemli hatta tek aktör. Çünkü hem düşünsel olarak hem politik olarak hem ideolojik olarak sürecin önünü açabilen, bunun imkanlarına, bunun gücüne sahip bir aktör. Artık onu bu koşullarda tutmak barış konusunda, çözüm konusunda devletin tereddütünü gösteren bir durumdur. Bu tereddütü ortadan kaldırması lazım. Yani bu bizim, biz sadece bizim talebimizi karşılamakla ilgili bir şey değil. Devletin ne yapıp ne yapmak istemediğiyle ilgili bir şey. Eğer gerçekten barış istiyorsa, eğer gerçekten çözüm istiyorsa, eğer gerçekten demokratik bir dönüşümün kapısını açmak, önünü açmak istiyorsa, bu konuda en çok emek veren, en ön açıcı fikirleri ve en uygulanabilir imkanları açığa çıkaran Sayın Öcalan'ın artık özgür koşullarda olması lazım. Yani bu başka bir şey. Politik bir talebi karşılamak değil, gerçekte devletin nerede durduğunu ve ne yapmak istediğini gösterecek bir adımdır."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.