Güzel: Yasaklar AİHM'de

Güzel: Yasaklar AİHM'de

Güzel, sokağa çıkma yasaklarının ilanına ilişkin konuştu.

Başvurucuların vekili olan Av. Murat GÜZEL, yaşanan çatışmalı ortamdan kaynaklı başvurucu müvekkillerinin başta yaşam hakkı olmak üzere uğradıkları hak ihlalleri nedeniyle bir süre önce AİHM’ne tedbir başvurusunda bulunduklarını ve daha sonra tedbirin reddedilmesi ve AİHM’nin talebi üzerine esas başvurularını yaptıklarını söyledi. Güzel, sokağa çıkma yasaklarının ilanına ilişkin ise şunları söyledi: Sur’daki sokağa çıkma yasağına dayanak olarak gösterilen, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/c hükmünde Valilere yönelik bir yetki tanımlaması var ama burada sokağa çıkma yasağına ilişkin bir ibare de yoktur. Kaldı ki şuana kadar sokağa çıkma yasaklarını ilan eden merci Sur Kaymakamlığıdır, Diyarbakır Valiliğinin bile yetkisi hukuken tartışmalı iken,  Kaymakamlıkların sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkileri bulunmamaktadır.”

65 gündür sokağa çıkma yasağının uygulandığı, operasyonların sürdüğü ve çatışmalı ortamın yaşandığı Sur ilçesinde yaşayan sivil vatandaşlar adına AİHM’ne yapılan tedbir başvuruları artarken, AİHM yapılan başvurulara son günlerde ret kararları vererek söz konusu başvuruları Anayasa Mahkemesine yönlendirdi.  AYM’ ye yapılan başvurularda ret cevabı alan vatandaşlar ise, yeniden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kapısını çalmak zorunda kalıyor.

 

Sur İlçesinin yasaklı Cevatpaşa mahallesinden üç başvuru dosyasını, yasaklı olmayan ama yasaklı mahalleye komşu Camii Nebi mahallesinden bir başvuru ile AİHM’ne tedbir başvurusunda bulunan Av. Murat Güzel, AİHM’ne yapılan başvurulara ve uygulanan sokağa çıkma yasağına ilişkin gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Çatışmalı ortam içinde yaşam hakkı ihlali var

AİHM’ne, yaşam hakkının ihlali, işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı ihlali, aile ve özel yaşam hakkı ihlali, eğitim hakkı, seyahat hakkı başlıklarında başvuru yaptıklarını belirten Güzel, “65 gündür Sur’da çatışmalı bir ortam var. Şuan 6 mahallede sokağa çıkma yasağı uygulanıyor ve operasyonlar sürüyor. Biz orada yaşayan başvurucu ve aileleri için AİHM’ne tedbir talepli başvuru yaptık. Tedbir talepli başvurumuzun ana nedeni, orada yaşayan başvurucu ve aile fertlerinin yaşam tehlikesi içinde olmalarıydı. AİHM’ne tedbir talepli başvurular genelde iki neden dayanıyordu. Birincisi yaşam hakkı ihlali, ikincisi ise, göçmenlerin iadesi ile ilgili yapılan başvurulardır. Biz yaşanan bu çatışmalı ortam içinde başvurucuların bulunmasını yaşam hakkı ihlali olarak değerlendirdik ve başvurumuzu bu temelde yaptık” şeklinde konuştu.

Diyarbakır Sur İlçesindeki 4 vatandaş için AİHM’ne tedbir başvurusunda bulunan Av. MuratGüzel’in konuşmasının satırbaşları şöyle:

 “AİHM vahamet görmedi”

“AİHM yaptığımız tedbir başvurularını ret etti. AİHM ret gerekçesi olarak da, yaptığımız başvurularda bir vahamet, aciliyet görmedi.  Ancak ileride durumun vahameti göz önünde bulundurularak yeniden tedbir talepli başvuru yapacağımız da bildirildi.  Yani AİHM başvuru yaptığımız tarih itibariyle bir riskin olmadığı yönünde bir değerlendirmede bulundu. Ayrıca, yapılan başvurularımızı hızlı bir şekilde daireye sevk ederek bize de hızlı bir şekilde esas başvurumuzu yapmamızı bildirdi.

“AİHM’ne esasa ilişkin başvuruda bulunduk”

AİHM’ne yapılan tedbir başvurularında ret kararı verilmesini ve AYM’nin bu konuda adres gösterilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Ben AYM’ ye başvurmadım ve direkt olarak AİHM’ne 4 tedbir başvurusu yaptım. Başvurularımın 3’ü Cevatpaşa mahallesindeki başvurucular için biri de yasaklı olmayan Camii Nebi mahallesindeki bir başvurucu için yaptım. Ve tedbir talebimizin ret edilmesi ve AİHM’ince esas başvuru için 2 Şubat tarihine kadar süre verilmesi üzerine esas başvurumuzu yaptık.  Esasa ilişkin yaptığımız başvuruda şu hususları belirttik: Yaşam hakkı ihlali olabileceğini belirttik. Sokağa çıkma yasağının uzun bir süredir devam etmesini, yasağın ucunun açık olmasını ve bu uzun sürenin vatandaşlar için bir işkenceye dönüştüğünü vurguladık. İnsanların evlerine hapsedilmeleri, özel hayatın gizliliğinin ihlali, çocukların eğitim hakkının ihlali, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasındaki ölçüsüzlük, orantısızlık noktalarında ihlallerin yaşandığını belirttik. AİHM’nin ret kararlarını ise, daha fazla başvuru gelecek kaygısı ile topu AYM’ ne atması olarak değerlendiriyorum.  AYM ise sonuç alıcı bir mahkeme değil, başvurulara verdiği ret kararlarından bunu görüyoruz.

 

“Yasaklı yerlerde 500 militan da olsa ve orada bir tek aile dahi olsa o ailenin yaşamı düşünülmelidir”

Bizim AİHM’ne yaptığımız tedbir başvurularının esası, yasakların uygulandığı, operasyonların yapıldığı ve çatışmaların yaşandığı yerlerde bulunan başvurucu sivillerin, yaşam hakkı başta olmak üzere uğradığı hak ihlalleridir. Bir söz vardır, ‘Kuru bir ormanın içindeki bir tek yaş ağaç olsa bile o ormanı yakamazsın.’ Şimdi yasaklı yerlerde 500 militan da olsa ve orada bir tek aile dahi olsa o ailenin yaşamı düşünülmelidir. Ayrıca,  yasakların 65. gününe girdiği Sur bir tarih, kültür mirasıdır. Baro Başkanımız Sayın Tahir Elçi’nin yaşamını kaybettiği dört ayaklı minare ve Kurşunlu Camii başta olmak üzere birçok tarih ve kültür mirası yaşanan bu çatışmalardan zarar gördü. Bütün bu tarihsel, kültürel mirasımızın uğradığı zarar göz önünde bulundurulmalıdır diye düşünüyorum. Bugün bir Toledo sözü dolaşımdadır, her taraf yakılıp yıkıldıktan sonra nasıl olacak bu, bu tarihsel mirasın maketini mi yapacağız. Bu nedenlerle; yapılacak operasyonların ulusal ve uluslar arası hukuka uygun yapılmalı ve sivil vatandaşların hassasiyetleri, hakları gözetilmelidir diye düşünüyoruz.

“Kaymakamların sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisi yoktur”

Sokağa çıkma yasağının ilanına ilişkin de farklı bir şey söyleyebilirim. Sur’daki sokağa çıkma yasağına dayanak olarak gösterilen, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/c hükmünde Valilere yönelik bir yetki tanımlaması var ama burada sokağa çıkma yasağına ilişkin bir ibare de yoktur. Kaldı ki şuana kadar sokağa çıkma yasaklarını ilan eden merci Sur Kaymakamlığıdır, Diyarbakır Valiliği bile değildir. Yani Kaymakamlıkların sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisi yoktur. Sokağa çıkma yasakları ilan etme yetkisine dayanak yapılan söz konusu kanunun 11/c hükmünde yalnızca Valiler zikredilmekte kaymakamlıklar zikredilmemektedir. Örneğin Cizre’deki sokağa çıkma yasağını ilan eden makam Şırnak Valiliğidir.

AİHM’ne yaptığımız başvurularda da bu durumu şu şekilde belirttik: ‘Sur Kaymakamlığı ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan ederken dayandığı hüküm 1924 Anayasası’nın yürürlükte olduğu 1949 yılında çıkarılan 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/c hükmü olmaktadır. Bu hükme göre, "il sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır" denmektedir. Sur Kaymakamlığı'nın ilgili kanun uyarınca karar alma yetkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki; sokağa çıkma yasağını dayandırdığı İl İdaresi Kanunu’nun 11/c maddesi Valiliklere sokağa çıkma yetkisini içeren açık bir yetki vermemekle birlikte kanun maddesi hangi yetkiyi içerdiği belli olmayan muğlâk ifadelerden oluşmaktadır. Anayasanın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının ancak kanunla olabileceğini belirtmiştir. İl İdaresi Kanunu’nda ise sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisi düzenlenmemiştir. Bu durum Sur Kaymakamlığı'nın İl İdaresi Kanunu’nun 11/c maddesine dayanarak sokağa çıkma yasağı ilan etmesinin Anayasanın 13. maddesine aykırı olduğunu göstermektedir’ . ”

 

Özel Haber: Ali ABBAS YILMAZ

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.