Zeynel Hebun Güler

Zeynel Hebun Güler

Hayat-ı Alil(5)

Kare desenli, siyah bana göre fiyakalı ama aslında astarı ve vatkası olmayan takım elbisem hazırdı. Yıllar sonra fark edecektim terzinin babamı kandırdığını. İnsanlar, alın teri dinlemeden kandırıyordu buldukları saf insanları demek ki. Üzerimde denediğimde kendimi adeta bir bey gibi hissettiğim takım elbiseyi eşeğin semerine dikkatlice astık. Okul için elbisemi halletmiştik, sırada defterlerim ve okul gereçlerim vardı. Emektar eşeğimizin sırtına yüklenip tekrar yola koyulduk. Çevredeki koca cisimler korkunç bir vehametle beliriyordu zihnimde. İçinde bulunduğumuz bu koca şehir ruhumu yoruyordu resmen. Okul başlayınca burada yaşayacağımı düşünerek kederleniyordum. Şehirler, biz köylüler için o zamanlar sadece para döngüsünü sağlamak için kullandığımız yerlerdi. Köyde ürettiklerimizi şehirde paraya dönüştürürdük. Şehrin hayatımızdaki tek rolü buydu, ta ki tahsilimiz için bir resmiyete ihtiyacımız olana dek. Şehir, tüm insanların kürkçü dükkanıydı açıkçası.

 Girişinden sonuna dek kitapçılarla dolu olan bir çarşıya girdik. Buraya halden daha yabancıydık. Çünkü bizim ailede bugüne dek hiç kitap okunmamıştı. Evet, acı bir durumdu. Koskoca bir yuvaya hiçbir kitap girmemişti! Yaşayarak öğrenmişti evimizdeki herkes hayatı. Evimizdeki ilk okuma yazma bilen kişi ben olacaktım. Bu bir yandan gurur vericiydi benim için ama bir yandan da üzerdi beni. Keşke atalarım da okusaydı, onlar da varlığının kıymetinden haberdar olsaydı. Ama dünyadaki denge böyleydi işte; birilerinin iyi yaşaması için başka birilerinin ezilmesi, kötü şartlar içinde yaşaması gerekliydi.

 Önündeki kasaların içinde meyve yerine kitaplar ve kapakları yıpranmış defterler bulunan mavi bir dükkanın önünde durduk. Hayatımda ilk defa bu kadar kitabı bir arada görüyordum. Hepsi rengârenkti ve ruhuma iyi gelen bir havası oldu kitapların. Bunu yıllar sonra kariyerimi kitaplara borçlu olduğum zaman anlayacaktım. Babam benim beklememi söyleyip dükkana girdi. O dükkanda olduğu esnada ben de çevremi incelemeye koyuldum. Dört bir yanım kitap doluydu ama hiçbirini okuyamıyordum. Ne kadar aciz bir durumdaydım! Çevremdeki çocukları incelemeye başladım. Günlük elbiseleri bile benim okul elbisemden daha güzeldi hepsinin, ama bunu çok sonradan anlamıştım. Hepsi babalarının, annelerinin elini tutmuş kitap seçiyorlardı. Ne kadar da normal bir şeymiş gibi yapıyorlardı bu işi. Oysa kitaplar, benim can damarlarım, seçilirken manevi bir özen gösterilmeliydi çünkü her bir kitap çok büyük bir emek ve bir insanın iç sesi demekti. Bir insanın varlığına nasıl saygı duyuluyorsa kitaplara da öyle saygı duyulmalıydı. Gerçi bu coğrafyada insanlara da saygı duyulmuyordu ki!

 Ben bu düşüncelere dalmışken babam çıktı dükkandan. Koltuk altında renk renk kitaplar ve defterler, diğer elinde de kalemler vardı. Babamı ilk defa kafamda tahsilli biri olarak canlandırdım. Babam da küçükken okula gidebilseydi acaba kaderimiz nasıl değişirdi, daha kolay bir hayat yaşar mıydık? Elindeki malzemeleri semerin içine, takım elbisenin yanına koydu. Malzeme listesi bitmek üzereydi. Kendimce yaptığım yoklamaya göre, sadece kundura kalmıştı almadığımız. Sesimi çıkarmayıp babamın konuşmasını bekledim.

 “ Tek bir kundura kaldı alacaklarımızın arasında, onu da aldık mıydı her şey tamamdır!” diyerek bindi babam eşeğin sırtına. Kundura için yeterli paramız var mıydı, gerçekten de her şeyi almış mıydık? Bir işin eksiksiz hallolması bana sadece beylerin yaşadığı bir durumgibi gelirdi. Eksiksiz bir hayatı yaşamak yine de eksik bırakırdı insanları bir şeylerden, birçok şeyin kıymetini bilmekten. Dünya eksikken daha kıymetliydi insanlar için!

-Zeynel Hebun Güler

 

(Geçen haftaki yazımda alıntıladığım sözün, Ahmed Arif'e ait olup olmadığı hakkında bir muamma söz konusu.Kendisine ait kaynakların hiçbirinde o söz yer almıyor. Yeterli araştırma yapmadan yayımladığım için affola.)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zeynel Hebun Güler Arşivi

Kendimle bir konuşmam oldu

15 Ocak 2025 Çarşamba 00:01

Unutmadım Aklımda

27 Eylül 2024 Cuma 00:01

Benim Penceremden

14 Ağustos 2024 Çarşamba 00:01

Söz Hakkı

27 Temmuz 2024 Cumartesi 00:02

Yahuda İsa’yı Öpmeden Önce

15 Temmuz 2024 Pazartesi 00:01

Parayla Alınamayacak Şeyler

21 Haziran 2024 Cuma 00:01

Bir Derdim Var!

10 Haziran 2024 Pazartesi 00:03

İyiler Güçlü Olmalı

04 Nisan 2024 Perşembe 00:05

Butimar Kuşu

16 Mart 2024 Cumartesi 00:02

Yaşadım Diyebilmek İçin

03 Mart 2024 Pazar 13:22