İnsan Ve Hakları

Hak arayışılarında, Avrupa insan hakları mahkemesine gidilmesi, adalet denince burasının akla gelmesi İslam dininin bir eksikliği değildir.
Sorgulanması gerekenler, vatandaşlarını buralara mecbur eden idarecilerdir.
Utanılması gerekenler; buralara başvuran değil onları buralara muhtaç edenlerdir.
İslam'ın temeli, değer verdiği, uyulmasını emrettiği prensiplerin başında insan hakları geldiğidir.
İnsan haklarinin önemini yitirilmesi bir ülke için sonun başlangıcı, Müslüman için de ahirette hesabı en çetin olacağıdır.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem veda hutbesinde:
"Insanlar!
"Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur."
Müslüman; bir çok günahının af edebilir ihtimaline karşılık, Allah'ın, kul hakkı söz konusu olduğunda kul af etmediği müddetçe af edilmeyeceğini iyi bilir.
"En güzel biçimde yaratılan", "yeryüzünun halifesi olan", "çamurdan süzülmüş bir hülasadan (özden) " yaratılan insan, insan olma hasebiyle saygıyı değerdir.
İslamiyette “Allah katında en şerefliniz Ondan en çok korkanınızdır.” (Hucurat13) ayeti ile de sınıfsal üstünlüğü red edilir.
Bir coğrafyada doğmak, ırka mensup olmak kişiye üstünlük hakkını vermez.
Hucurat 13 ayet;
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır."
İnsanları "kaş ve göz ile" alaya almanın dahi yasaklandığı, kınadığı ve cehennem çukuruna girmeye vesile olacağını dinimiz bize söyler.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem döneminde, kölelerin, yetimlerin, güçsüzlerin, kadinlarin ve fakirlerin İslam dinini kabul etmeleri insana verilen değerin bir neticesidir.
Sıradan bir köle olan Bilal Habeşi için servetinin büyük kısmını feda eden Hz. Ebubekir Sıddık ve Medine'de, Mekke'den gelen muhacirlere kapı açıp lokmalarıni paylaşan ensarin davranışı İslâmîn bir gereği idi.
"Ben ebul hakem Mekkenin ileri gelen bir olarak; köle, yetim ve fakirlerlerle ayını seviyede olamam" diyen "Ebu Cehil (cehaletten babası) olması ve iman etmemesinin sebebi sınıfsal üstünlüğe sahip olmasıydı.
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Adil davrananlar, Allah katında, Rahmanın sağındaki nurdan minberler üstündedirler. Onlar, hükümlerinde ve ailelerinde, başta bulundukları sürece âdil davrananlardır." (Müslim.)
İyiliği emretmek kötülükten men etmek Kur'an'ın emri ve hayırlı ümmet olmanın düsturu olduğuna göre, kötülüğün en büyüğü olan insan haklarına tecavüz veya ihlali İslam'ın bir gereği veya neticesi olamaz.
Selam ve dua ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatih Yokuş Arşivi

Kadir Gecesi

26 Mart 2025 Çarşamba 10:43

Cehennemi Sevmek

12 Eylül 2024 Perşembe 00:02

Yardımlaşma Zamanı

25 Haziran 2024 Salı 00:03

Kurban Ve Bayram Namazı

08 Haziran 2024 Cumartesi 00:02

Zenginlik

06 Haziran 2024 Perşembe 00:03

Ramazan Ayı Ve Orucu

31 Mart 2024 Pazar 13:46

İstişare Ve Demokrasi

22 Şubat 2024 Perşembe 00:04

Diyarbakırlı Ramazan Hoca

11 Şubat 2024 Pazar 09:59