Kürt aşiretlerine ezber bozan bakış: Türk dizilerindeki Kürt ağalar
Kürt aşiretleriyle ilgili şimdiye yapılan olumsuz değerlendirmelerin aksine Kürt Dil Platformu Sözcüsü Şerefxan Cizîrî, Kürt Aşiretlerini savundu ve bazı Kürt aydınlarını bu konuda yetersiz bilgiye sahip oldukları gerekçesiyle eleştirdi.
Ramazan YAVUZ-Özel
KÜRT AŞİRETLER
TİGRİS HABER -Kürt aşiretleri sadece Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgesinde değil, iç Anadolu’nun bazı kesimlerinin yanı sıra Irak, İran, Suriye ve Kafkaslarda hatta Horasan’a kadar uzanan geniş bir alana yayılmış durumda. Kürt aşiretleri kendi içinde yüz yıllardır, tarihsel, kültürel ve sosyal bağlarla birbirine bağlı olarak yaşadı.

Kürt aşiretleri, tarihsel olarak beylikler ve bazı bölgelerde Konfederal bir yapı da oluşturdu. Türkiye ve Suriye’deki Kürt aşiretleri ağırlıklı olarak Kürtçe’nin Kurmanci, Zazaki(Dimilî), Irak ve İran’da ise Sorani ve Gorani lehçelerini konuşuyor. Sunni nüfusun ağırlıklı olduğu Kürt aşiretlerinde Alevilik, Yaresanilik ve Ezidilik inancı da halen devam ediyor. Özellikle Ezidilik inancına sahip Kürtler ağırlıklı olarak Irak Kürdistan Federe Bölgesi’nin Duhok kenti yakınlarındaki Şêxan denilen ve Laleş tapınağının bulunduğu bölge ile Musul’un Şengal(Sincar) kasabasında da yaygın halde yaşıyorlar.

TÜRK DİZİ VE FİLMLERİNİN KONUSU OLDULAR
Kürt aşiretleri, Türkiye’deki televizyonlarda yayınlanan bir çok dizinin yanı sıra onlarca sinema filminin de konusu oldu. Dizilerin en popüler ancak çokta tartışılan temalarını oluşturan Kürt aşiretleri, feodal yapıları, kan davaları, aile ilişkileri, güç mücadeleleri, aşk hikayeleriyle ekranlarda yer aldı. Televizyonlardaki bu diziler genelde Aşiret veya Töre dizileri olarak adlandırıldı. Reytingleri oldukça yüksek olan dizilerde Kürt aşiretlerinin şiddet, silah, töre, cinayet gibi kavramlarla sürekli gündeme taşınması ve Kürt kelimesinin geçmemesi Kürtler tarafından sıklıkla eleştirildi.
TÜRK DİZİLERİNDEKİ KÜRT AĞALAR
Tigris Haber’e konuşan Kürt Dil Platformu (Platforma Zimanê Kurdî) Sözcüsü Şerefxan Cizîrî, uzun yıllardır Kürt aşiretleriyle ilgili bir çok araştırma yapmış biri. Türk filmlerinde anlatılan Kürt ağalarının birçok yönüyle hep dikkat çektiğini belirten Cizîrî, Kürt toplumunu iyi tanımayanlar için, bu ağa tiplerinin komik, iğrenç, egzotik ya da onlara sempatik gelebildiğini, dizi veya filmlerdeki Kürt tiplemesinin genelde cahil ve eğitilmeye ihtiyacı olan biri gibi gösterildiğini söyledi.

“ESKİ KÜRT İSYANLARININ ÇOĞUNA KÜRT AĞALAR LİDERLİK ETTİ”
Yüzeysel ve soyut bir ilericilik adına Kürt toplumundaki bir çok tip ve geleneklerin karikatürize ve dejenere edildiğine dikkat çeken Şerefxan Cizîrî, bu tür dizilerin Kürt toplumu hakkında birçok yanlış tasavvur ve bilgi ürettiğine değindi.
"Doğu’daki feodalizmi anlatmak isteyen bir senaryocu, neden Batı’daki Türk ağalarını aynı yöntemlerle anlatmıyor?” diye soran Şerefxan Cizîrî, şunları söyledi;
“Eğer bu filmlerdeki salak ve uyduruk tipleri Kürt sanatçılar oynuyorsa, o zaman kale artık içten fetih edilmiş demektir. Burada anlatılan Kürt ağa tipleri, hiç bir zaman ortalama bir Kürt ağasıyla uyum içinde değildirler. Kürt ağalarının elbette bazı ortak sınıfsal özellikleri var. Ama bu özellikler, Türk filmlerinde anlatıldığı gibi değildir. Siz Türk filmlerinde, isyancı herhangi bir Kürt ağası hiç gördünüz mü? Halbuki Kürt tarihini iyi bilenler, gerçeklerin hiç bu kadar basit olmadığını iyi bilirler. Eski Kürt isyanlarının büyük bir bölümüne, Kürt aşiret ağaları liderlik etmiştir. Kürt tarihine yakından bir bakın, o zaman bakalım karşılarına ne çıkacaktır, bunu iyi görecekler. Kürt insanını hep aşağılayarak anlatmak ve bunu bir de sanat adına yapmak, sanat ilkeleriyle hiç bağdaşmaz.
“KÜRT AĞALARI FİLMLERDEKİ GİBİ SALT KÖTÜ DEĞİLDİRLER”
Her Kürt ağası filmlerdeki gibi kötü olamaz. Kürt ağası vardır ki, somut yaşamında bu kötü özelliklerin tümüne karşı yaşamı boyunca hep mücadele etmiştir. O ağadır, ama ağalık düzeni için de ‘adaletli’ davranmasını bilmiştir. O ağadır, ama kendi düzeni içinde göreceli olarak adil bir paylaşımdan yana tavır koymuştur. O ağadır, ama sebepsiz baskıya ve keyfi muameleye de sınır koymuştur. O ağadır, ama ceza verirken birçok sosyal ilkeyi göz önüne alarak hareket etmiştir. O ağadır, ama kendi düzeni içinde dul ve yetimleri korumuştur. O ağadır, ama halkına ihanet yapmamıştır ve onu aldatmamıştır. Evet Kürt ağa tipleri, Türk filmlerinde anlatıldığı gibi, salt kötü değildirler” dedi.

“DAĞ AŞİRETLERİ FEODAL BİR DÜZEN İÇİNDE OLMADI”
Aşiretlerin özünde bir siyasi ve kültürel birlik ve birbirlerine karşı dayanışmacı bir yaklaşım içinde ve sosyal denetim sahibi olduklarına da değinen Kürt Dil Platformu (Platforma Zimanê Kurdî) Sözcüsü Şerefxan Cizîrî, Dağ aşiretlerinin temelde eşitlikçi bir yapı sergilediklerini, hiç bir zaman feodal bir düzen içinde olmadıklarını, birbirlerinin sevinç ve üzüntülerini paylaştıklarını dile getirdi.
Verilere rağmen Kürt Aydınlarının Kürt aşiretleri hakkında pek fazla bilgi sahibi olmamalarını da eleştiren Cizîrî, Kürt Aşiretleri konusunda derinlemesine bilimsel araştırmaların şimdiye kadar hiç yapılmadığına dikkat çekti.
KÜRT AŞİRETLERİ MANİPÜLE EDİLİYOR.. KÜRT AYDINLARINA ELEŞTİRİ
Devletin ve bazı siyasi partilerin aşiretleri kendi ideolojik ve siyasi güçleri için manipüle ettiğine değinen Cizîrî, “ kimi belli çevrelerde bu bilgisizlik zamanla kompleks bir bilincin oluşmasına da neden oluyor. Bilmeden, öğrenmeden kendi tarih ve toplumsal yapısına yabancılaşmış olan yaklaşımlar neticesinde insanımız hem kültürüne hem siyasetine hem de tarihine yabancı kalmıştır. O nedenle ucube insan tipleri oraya çıkmıştır. Bu tip insanlar kendi benliği hakkında derin kuşkular üretmekle meşgul oluyorlar. Sağa sola sendeliyorlar. Bu bağlamda şablon yaklaşımlar hep gerçek bilginin önüne geçiyor ve düzgün analizler şimdiye kadar kolonyal labirentler de tatile çıkıyorlar” dedi.
“SAHTE BİLİNÇ ORTAYA ÇIKTI”
Basmakalıp bilgiler, misyonerlerin araştırmaları, oryantalist bilgi üretimi, kolonyalist etütler ve önyargılı yaklaşımların şimdiye kadar hep revaçta olduğunu kaydeden Şerefxan Cizîrî, “ Kürt aydınları da aşiretler konusunda düzgün bilgiler üretmemişlerdir şimdiye kadar. Bizler Kürdistan’daki aşiret ve bölgelerin isimlerini sayarken, kendi toplumuna yabancılaşmış ucube tipler, bunların kuş ya da böcek isimleri olduğunu zannediyor! Kürt toplumu da kendi aralarında bu yaklaşımları pek sorgulamadan içlerine sindirmişlerdir. Kürt aşiretleri konusunda bilgisizlikten, ideolojik karmaşadan, çıkarcı yaklaşımlardan dolayı sahte bir bilinç de ortaya çıkmıştır” vurgusunda bulundu.

“AŞİRETLER KÜRT KİMLİĞİ, DİLİ VE KÜLTÜRÜNÜ KORUDU”
Kürt aşiretlerinin Kürtlerin kimlik, dil ve kültürünü farklı düzeylerde koruduğuna da dikkat çeken Cizîrî, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Şu da inkar edilemez bir gerçektir, aşiretler şimdiye kadar Kürdistan’ın kimlik, dil ve kültürünü farklı düzeylerde korudular, fakat aynı zamanda Kürdistan’ın kurulmasında da bir ciddi engel de oluşturdular. O nedenle, şimdi de Kürt aşiretlerini tartışma zamanıdır! Kendimizi ve toplumuzu gerçek bilgilerle tanıma zamanıdır!
Tartışmalar bilgiye, deneyimlere, derin ilişkilere ve aşiretlerin formasyonlarına dayanmalı. Kesinlikle önyargılara değil. Doğal olarak, bilgi üretirken temelsiz genellemelerden de kaçınılmalı, üretilen bilgilerin ve toplumsal gerçeklerin su yüzeyine çıkmasına yardımcı olmalıdırlar. Sorun burada aşiretleri ne tümden yermek ne de tümden övmek üzerine kurulmalıdır. Kendi toplumumuzu, kendi toplumsal şekillerimizi, tarih, dil ve kültürümüzü basit siyasi propaganda araçları haline getirmemeliyiz. Önemli olan toplum, tarih ve kültürümüzü doğru bilgiler üzerine insanlarımıza anlatabilmeliyiz.”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.