Kürtçe okul-iktidar ve süreç

Çözüm mü?

Çözümsüzlük mü?

 

Bu iki soruyla meseleyi tartışalım.

Kürtçe okul projesi devreye sokulmak isteniyor

Ortalık karışıyor

Okullar mühürleniyor, Toma-gaz devreye giriyor, ortaya istenmeyen ve olmaması gereken bir tablo çıkıyor.

Türkçe eğitim ve öğretim veren okullar yakılıp, yıkılıyor.

 

Devlet, ‘izin vermem’ diyor.

Okul projesini devreye sokan organizasyon ‘izin almam, açarım’ diyor.

Çok ciddi bir sıkıntı var, sıkıntı daha da büyüyeceğe benziyor.

Taraflar daha önce yaptıkları açıklamalarda, sürecin sonuna yaklaşıldığı yönünde olumlu mesajlar vermişti. Olumlu yönde sonlandırılacağı söylenen süreç, böyle bir aşamaya geldiyse, Kürtçe okul meselesinde yaşanan/yaşatılan  bu kaos niye? diye sormadan geçemiyoruz.

 

Okullarda Kürtçe eğitim mi, yoksa öğretim mi yapılacak?

Bu da net değil.

İktidar, Kürtçe okulların açılmasının anayasal olmadığını, kendilerine okulların açılması ile ilgili bir başvurunun olmadığını söylüyor.

Bu görüşün kendi içinde doğru olduğu gerçeğini kabul ediyoruz.

Bu kabulün içindeki yanlışı da tartışmak istiyoruz.

Bir müracaat söz konusu olsaydı, değerlendirilip, mevcut anayasaya göre açılmasına izin verilir miydi?

Verilmezdi.

Çünkü mevcut anayasaya göre bu mümkün değil.

Okulların açılması ile ilgili organizasyon yapanlarda bu gerçeği bildikleri için kendi iradelerini dayatıyorlar.

 

Devlette kendi yöntemini dayatıyor.

Dayatılan iki yöntemde kaosa neden oluyor, yürüyen, olumlu yönde sonlanacağı söylenen sürecin ruhuna uymuyor.

 

Yaratılan kaos yeni bir anayasanın devreye girmesi için yapılması gereken bir referanduma zemin yaratmak için mi?

Eğer böyleyse bu da başka bir şey.

 

İktidar, mevcut anayasa ile Kürtçe okulların açılmasının imkânsız olduğunu açık bir dille ifade ediyor. Okulların açılmasının karşılığı yeni bir anayasadır. Eğer bunun için bir zemin yaratılmaya çalışılıyor, bunun için kaotik bir ortama zemin hazırlanmak isteniyorsa ki, biz böyle görüyor ve hissediyoruz.

 

Bunların hiç birine gerek yok. Ne yapılmak isteniyorsa, açık-şeffaf bir şekilde topluma yansıtılmalı ve paylaşılmalıdır. Kaotik ortamlar bazen kontrolden çıkabilir ve  kimsenin arzulamadığı sonuçlara dönüşebilir.

İşte o zaman her şey için çok yazık olur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
NACİ SAPAN Arşivi

Değer yargıları taca atıldı!

18 Ağustos 2025 Pazartesi 00:02

Tebdil-i kıyafet!

11 Ağustos 2025 Pazartesi 00:02

Diyarbakır kalesinden notlar-67

08 Ağustos 2025 Cuma 00:03

Askıda sevgi!

06 Ağustos 2025 Çarşamba 00:03

Babalar ve oğullar

02 Ağustos 2025 Cumartesi 10:01

DİSKİ'nin tahammülsüzlüğü!

28 Temmuz 2025 Pazartesi 00:03

Diyalog fakiri, monolog esiri olmak!

16 Temmuz 2025 Çarşamba 00:02

Demirtaş serbest kalacak, sonra…!

15 Temmuz 2025 Salı 00:03