Kürtler arasında soğuk savaş duvarları yıkıldı

Kürtler arasında soğuk savaş duvarları yıkıldı

Suriye’de Kürt siyaseti arasındaki birlik görüşmelerinde varılan ortaklaşmayı değerlendiren KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, birlik sosyolojinin Kürtleri ulusal birliğe zorladığını söyledi.

Ali Abbas Yılmaz / Yılmaz Yigitler / Özel

TİGRİS HABER - Kürtlerin Suriye ve Irak’ta kazanımlarını korumak için birliğe yaşamsal ihtiyaçlarının olduğuna dikkat çeken Çiftyürek, Esad’ın Kürtleri Suriye’de misafir olarak gördüğünü ve ilk fırsatta bir temizlik harekatına başlayacağını ifade etti.

Kürtler artık birlik konusunda yerim dar diyemez

Kürtler arasında ulusal birliğin hayati önemde olduğuna işaret eden Çiftyürek, “Kürt siyaseti, partileri neden ne olursa olsun ‘yerim dar oynayamam’ diyemezler ve parti gözlüğü yerine ulusla çıkarlar gözlüğünü takmak zorundadırlar. Birliğin dayatıcı, kuşatıcı koşullarına ilişkin her birey, parti üzerine böyle olmazsa olmaz bir basın var” diye belirtti.

Kürtler arasında 40 yıllık soğuk savaş duvarındaki taşlar indirildi

Kürtler arasındaki ortaklaşma diğer parçalardaki çalışmaları da olumlu etkileyeceğini ifade eden Çiftyürek, Suriye Kürtleri arasındaki ortaklaşmaya ilişkin, “Çünkü orada sadece ENKS ile TEV-DEM yakınlaşmadı, farklı siyasal eksenler ortaklaştı. Kürtler arasında 40 yıllık soğuk savaş duvarındaki taşlar indirildi. Bu duvar yıkılmadı ama bu duvardan bazı taşlar indirildi. Bu ortaklaşma belki de Kürtler arasındaki soğuk savaş duvarını yıkacaktır” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Kürtler arasındaki ulusal birlik çalışmalarını ve Rojava’daki Kürt partileri arasında 2014 yılında sağlananDuhok anlaşmasının 16 Haziran 2020’de uygulanmaya konması üzerine varılan ortaklaşmayı değerlendirdi. 

Kürtleri birliğe zorlayan etkenler

Kürtler arası ittifakın zorunlu olduğuna dikkat çeken Sinan Çiftyürkek, ittifakın sosyolojisi üzerine şu değerlendirmelerde bulundu: “Biz parti olarak birlik meselesine hep şöyle baktık: Bardağın yarısı doludur. Bütün ağır sorunlara rağmen bu böyledir. Bugün Kürtleri hem parçalarda hem parçalar arasında ulusal birliğe zorlayan birden fazla etken var. Bir nevi birliğin sosyolojisi güçleniyor. Jeopolitiği hareketleniyor. Mesela bunlardan biri Türkiye ile İran’ın Güney’e yönelik paralel saldırıları şunu gösteriyor; Ekim 2017 Kerkük konseptinin yenilenmek istendiğini gösteriyor. Bu dikkat çekicidir, Türkiye ilk kez İran sınırındaki Kandil’e bir hava saldırısında bulundu. Paralel şekilde İran da yaptı. Bu bizim aklımıza 2017 Kerkük ortaklaşmasının yeniden gündeme getirilmek istendiğini getirdi. İran Türkiye arasında Kerkük benzeri bir ortaklaşmayı Irak ve hatta dolaylı olarak Suriye de destekleyecektir. Zaten dikkat çekicidir, gerek Türkiye’nin gerek İran’ın resmi stratejileri, söylemleri, devlet etkileri sürekli, ‘Biz Irak’ın toprak birliğini savunuyoruz’ derler. Fakat iki devlet açısından da fiilen izlenen strateji söz konusu resmi söylemin tam tersinedir.  Fiili strateji Irak ve Suriye’nin parçalanacağı üzerinden güncelleniyor. İran, özellikle Kürdistan’ın Soran bölgesi üzerine ne kadar derinlemesine etki sağlarsam, parçalayabilirsem stratejisi izliyor. Türkiye de zaten fiili stratejisinde Kandil’den Afrin’e 34-40 kilometre derinliğinde bir güvenlik bölgesini fiilen yaratmak istiyor. Proje şuan öyle gidiyor ve hatta Türkiye 2 gün önce Dışişleri Bakanı üzerinden yapılan açıklamayla, Süleymaniye üzerinden tehdit algıladığını ifade etti. Bu açıklama şunu akıllara getiriyor, Türkiye savunma hattını Süleymaniye üzerinden mi kurdu? Yani savunma hattını 450 kilometre aşağıya mı kaydırdı. Yani, Türkiye fiili stratejisinde Osmanlı Kürdistanı’nı mı istiyor?”

sinan-ciftyurek.jpg

Esad: Kürtler Kuzeyden gelmiş geçici misafirlerimiz

Suriye rejiminin Kürtlere yaklaşımının Kürtlerin haklarını tanımaktan uzak olduğuna işaret eden Çiftyürek, Esad’ın güçlendikçe Kürt halkının taleplerini yüksek perdeden inkar etmekten geri durmayacağına vurgu yaparak, “Önemli bir gelişme daha var. Son dönemde Esad’ın bizzat kendisi ve Suriye yetkilileri, ’Suriye’de Kürt sorunu yok’ diyorlar. ‘Kürtler Kuzeyden gelmiş geçici misafirlerimiz’ diyorlar. Esad çok açık ve net söylüyor; ‘Osmanlı zorladı ve bunlar gelip misafir oldular’ diyor. Bugün bile Esad, ‘Kürt sorunu yoktur, Kürtler vardır’ diyorsa bu Kürt ulusal hareketine, Kürt partilerine çok ciddi bir mesaj olmalıdır. Yani fırsatını buldukları an bu mesaj şöyle algılanır; Suriye’de bir temizlik hareketine girişecekler. Ya haydi gidin diyecek ya da kovacaklar. Bu gelişmelere birlik sosyolojisi açısından bakarsak Irak neyi dayatıyor? Irak yıllar önce varılan anlaşma gereği (Federal hükümetin anayasal hükmüdür) referanduma gidilecek ve Kürdistan hükümetinin resmi denetiminde olmayan başta Kerkük olmak üzere birçok kentin geleceği belirlenecek. Bu anayasa hükmüdür ama yıllardır uygulanmıyor. Bunun dışında birliği dayatan başka etkenler de var. Rojava ile Güney ilk kez yaşamsal olarak birbirlerinin varoluşsal parçaları olduğunu, biri diğerinin varoluşsal gerekliliği olduğunu şimdi daha net anladı. Rojava Güney olmadan ben burada barınamam diyor. Güney de Rojava olmadan nefes alamam diyor. Tabii dünyadaki Kürt dostlarının da önemli katkıları oldu. Bütün bu ortamda söyleyeceğim şudur: Kürt partileri, Kürt siyaseti, Kürt şahsiyetleri hatta Kürdistanlılar (Kürdistan halklar, inançlar bahçesidir) artık birlik konusunda ‘yerim dar oynayamam’ diyemezler. Kürt siyaseti, partileri neden ne olursa olsun ‘yerim dar oynayamam’ diyemezler ve parti gözlüğü yerine ulusla çıkarlar gözlüğünü takmak zorundadırlar. Birliğin dayatıcı, kuşatıcı koşullarına ilişkin her birey, parti üzerine böyle olmazsa olmaz bir basın var” diye belirtti.

‘Birlik konusunda her zaman bardağın yarısı doludur’

Rojava’da Kürtler arasında süren birlik görüşmelerine değinen Çiftyürek, şöyle konuştu: “Bu koşullarda ENKS ve TEV-DEM yıllardır devam eden görüşmeler yaptılar. Biz Kürdistan Komünist Partisi olarak birlik konusunda bardağın yarısını hep dolu görüyoruz. Her zaman dedik ki, Güney ve Rojava yakınlaşmak, birleşmek zorundadır. Her zaman dedik ki, kim Kürtlerin dostuysa ENKS ile TEV-DEM’in birliğini savunmalıdır. Her zaman dedik ki, Ortadoğu ve Kürdistan’da siyasetin ne dediğine bakmayın, ne yaptığına bakın. Ortadoğu’da tarih böyle yazılıyor. Siyasetin ne yaptığı üzerinden yürüyün, ortaklaşın veya ortaklaşmayın. Dolayısıyla gelinen aşamada Rojava’daki partiler gördüler ki, ya mevcut kazanımlarını birlikte koruyacaklar ya da birlikte kaybedecekler. Bunu şuan iktidar tekeli elinde olan PYD de gördü ki, ya ENKS ile ortaklaşacak, kazanımlarını koruyacaklar hatta kazanımlarını büyütecekler ya da kaybedecekler. ENKS de aynı şeyi gördü. Dolayısıyla şu önemliydi; bir yere gelmek önemlidir ama kazanımları korumak daha önemlidir. Bir yere geldiler ve gördüler ki, bu saatten sonra ortaklaşmazlarsa geldikleri, vardıkları yerdeki mevzilerini koruyamayacaklar. O nedenle 16 Haziran’da atılan adım önemlidir. Moral vermiştir 4 parçadaki halkımıza fakat bundan sonraki esas önemlidir. 2014 Duhok anlaşması üzerinden zaten anlaştılar ama bugün bunu hayata geçirecekler. Duhok anlaşması diyor ki, Güvenlik, savunma, idari ve her konuda ortaklaşma. Bugün bu anlaşma hayata geçiriliyor ve birlik sosyolojisi anlamında da geri adım atmaya şansları yoktur. Burada kilit olan şudur; iktidarda, yönetimde ortaklaşmaları siyasi farklılığın, çeşitliliğin, çok renkliliğin devam etmesi ama askeri bakımdan asla ve asla Güney’de yaşanan deney de dikkate alınarak tek komuta sağlanmalıdır. Kesinlikle ENKS ve PYNK’ye özgü ayrı ayrı bir askeri yapılanma olmamalı. TEV-DEM ile ENKS’nin yakınlaşması demek Rojava ile Güney’in yakınlaşması demektir. Bu ikisinin yakınlaşması son derece önemlidir. Bu ikisinin yakınlaşması ortak paydanın derinleşmesi demek ve her ikisinin diplomatik deneyiminin ortaklaşarak uluslararası alana ortak taşınmaları demektir. Uluslararası alanın tek elden olması son derece önemlidir.”

‘Kürtler arasındaki birlik süreci soğuk savaş duvarını yıkacak’

Kürtler arasındaki soğuk savaş duvarından taşları indirdiklerine ifade den Çiftyürek, dış müdahalelere dikkat çekerek, “Şunu da gördük ki, devletler durmadan Kürtlerin kendi aralarındaki farklılıklarından -Erbil Süleymaniye, TEVDEM ENKS arasındaki siyasi farklılığı- daima yararlanmışlar, ellerini sokup bunu karıştırmışlardır. Bu ortaklaşma sömürgecilerin önünde bir bariyer olacaktır. Kürtler arasındaki ortaklaşma diğer parçalardaki çalışmaları da olumlu etkileyecektir. Çünkü orada sadece ENKS ile TEV-DEM yakınlaşmadı, farklı siyasal eksenler ortaklaştı. Kürtler arasında 40 yıllık soğuk savaş duvarındaki taşlar indirildi. Bu duvar yıkılmadı ama bu duvardan bazı taşlar indirildi. Bu ortaklaşma belki de Kürtler arasındaki soğuk savaş duvarını yıkacaktır. Irak her ne kadar tepki verse de resmi açıklamalarıyla fiili tutumu farklı olacaktır” diye konuştu.

‘Ortadoğu’da kalıcı olan halklar: Kürtler, Türkler, Farslar, Araplar’

Kürtlerin Türkiye’ye yönelik bir tehdit oluşturmadığını belirten Çiftyürek, “Ortadoğu’da 4 tane halk kalıcıdır. Tabii ki başka halklar da vardır. Sadece Kürtler, Farslar, Araplar, Türkler yok. Ama bu dört halk kalıcıdır. Kavgaları geçicidir, bu halklar tarih boyunca birlikteydiler, birlikte yaşıyorlar ve bundan sonra da birlikte yaşayacaklar. Kürt halkı bu gerçeğin bilinciyle davranmaktadır. Burada bütün medyamıza çağrım şudur: Kürt ulusal birlik meselesinde daima bardağın yarısı doludur gözüyle bakın. Asla ve asla iç çelişkileri öne çıkarmamak lazım. Medyamız mümkün olduğu kadar birliğin stratejisine, birliğin sosyolojisinin gereklerine uygun yapıcı bir dil kullanmalıdır. Halkımız Kürt partilerine birlik yönünde uyguladığı basınca devam etmelidir” diye sözlerini noktaladı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.