Öğretmenevi davasında sona doğru gelindi

Öğretmenevi davasında sona doğru gelindi
Diyarbakır Öğretmenevi'nde 250 milyon TL yolsuzluk yaptıkları öne sürülen 26 sanıklı davada, Cumhuriyet Savcısı, celsede mütalaasını hazırlaması için dosyanın kül halinde kendisine gönderilmesini istedi.

Salih Yeşil

TİGRİS HABER - Diyarbakır Öğretmenevi'nde "Kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak", "Zimmet", "Rüşvet almak", "Görevi kötüye kullanma", "Kamu görevlisinin resmi ve özel belgede sahteciliği", "Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek ve yayınlanmak", "Malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek" ve "Haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizlemeyle" suçlanan 26 sanıklı Öğretmenevi davası Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Diyarbakır’da aralarında İl Milli Eğitim Müdürlüğü eski Yardımcısı Serkan Batur, Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen, Eğitim Bir Sen ile Memur Sen Diyarbakır eski İl Başkanı Yunus Memiş, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Alican Ebedinoğlu ile iş insanları Yusuf Vural, Şeyhmus Mete ve Nihat Güneş'in de bulunduğu 26 sanığın yargılandığı davanın duruşmasına bir kısım sanık ve avukatları katıldı.

Sanıkların mal varlıklarının araştırılmasını istedi

Yapılan teknik ve fizik takip sonucunda, kurulan ihale komisyonlarında yer alan isimlerin, 2016, 2017 ve 2019 yılları arasında doğrudan temin ya da ihale yoluyla yapılan malzeme alımı, tadilat, kafe yapım inşaatı, öğretmenevine ait restaurant ve kafenin işletmeye verilmesi, bahçe direklerinin ışıklandırılması, kahvaltı alım ihalelerine fesat karıştırmak ve öğretmenevinin konferans salonun kiraya verilmesinde usulsüzlük yaparak kamuyu zarara uğrattıkları belirtilen dava, Cumhuriyet Savcısı sanıkların mal varlıklarının tespiti için MASAK raporu talep etti.

Eksik değerlendirmeden dolayı yeni bir bilirkişi raporu talebi

Cumhuriyet Savcı, farklı tarihlerde birden çok kez yapılan ihalelerde bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ihale şartnamesinin değerlendirilmediğini, tanık beyanlarında harcama yetkililerinin ihalelerin verilmesini istediği kişileri önceden belirlediği, İhale Komisyonu üyelerinin imzalarının taklit edildiğini bilirkişi raporunda sabit olduğunu ifade etti. Durumun Sayıştay raporlarına yansıdığını ifade eden iddia makamı, bu raporlarda yapılan işlerin sonradan faturalandırıldığı ya da toplu faturalandırma yapıldığı, sanık Z. M.'nin Kuyumcular Odasından alınan kamera kayıtlarında fiziki altın alımlarına ilişkin elde edilen mal varlıklarının herhangi bir kayıt tutulmadığına işaret ederek, bazı sanıkların 6 telefon kullandığını bu konuların değerlendirme dışı bırakıldığını bunlardan dolayı yeniden bilirkişi raporunun hazırlanmasını istedi.

Mütalaa hazırlanacak

Sanık ve avukatların MASAK'tan rapor istenmesi ve yeniden bir bilirkişi raporu tanzim edilmesini reddini isteyerek, suçlamaları kabul etmedi.

Mahkeme, Cumhuriyet Savcısının taleplerinin reddine, mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın kül halinde Savcıya gönderilmesine karar vererek, duruşmayı 14 Şubat'a erteledi.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum