'Öncelik, hasar tespit çalışmaları olmalı'
Norşin Öncel
TİGRİS HABER - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Maraş merkezli iki büyük depremin vurduğu 10 ilde konut yapımına ilişkin kabine toplantısı sonrası açıklamalar yaptı. Erdoğan, Mart ayı başı itibarıyla 30 bin konutun inşasına başlanacağını ve 1 yıl içerisinde deprem bölgesinin tamamında konut ihtiyacının tamamlanacağını bildirdi.
Şehir Plancılar Odası Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Çekdar Taşkıran, depremden etkilenen on il özelinde depremin yıkıcılığı ve nüfus kıyaslarının yapılması ve hasar tespit çalışmalarının yapılıp acil yıkılacak yapıları ve ağır hasarlı yapıları belirlemenin öncelikli olması gerektiğini vurguladı.
“Geçici barınma alanları yaratılmalı”
Deprem bölgelerinde yıkımlardan dolayı oluşan altyapı tahribatlarına çözüm bulunması gerektiğini söyleyen Taşkıran, “Öncelikli olarak depremden etkilenen insanlar için geçici barınma alanları yaratmak gerekir. İnsanlara mevsimsel koşullara göre barınma alanları yaratılmazsa, başlayan birçok sağlık problemi daha ciddi boyutlara ulaşacaktır. İnsanların salgın hastalıklara yakalanması geri dönülemez bir noktaya gelmesi tehlikesiyle karşı karşıyayız. Kentlerdeki yıkımlardan dolayı oluşan altyapı tahribatlarına geçici olarak çözümler bulmak gerekiyor” dedi.
Taşkıran, afet bölgesi olduğu unutulmadan yapılacak olan planlamada, bilimsel çalışmaların önemine dikkat çekti.
Taşkıran, yapı inşa aşamalarını şöyle sıraladı:
• “Böylesine bir yıkım sonucunda konut stoku ve nüfus ilişkisine bakarsak hasar tespit çalışmalarının yapılıp acil yıkılacak yapıları, ağır hasarlı yapıları belirlemek ve güçlendirilecek yapıların tespitini sağlanıp bunun için bir bütçe ayrılması öncelikli olmalıdır. Bu bağlamda üretilecek konut alan büyüklükleri belirlenmelidir.
•Alanın deprem bölgesinde olduğu artık unutulmadan belirlenecek konut alanlarında; yer bilimsel çalışmalar yapılıp diri fay üzerinde ve yakınında yeni yerleşim olmamasına dikkat edilmelidir. Diri fayın belirlendiği alanlarda “Fay Sakınım Bandı” uygulamasına geçilmelidir. Jeotekniketütler ışığında ve doğaya rağmen değil doğanın izin verdiği koşullarda yer seçimi için alanlar belirlenmelidir. Doğal risk alanlarının jeolojik, jeofizik, hidrolojik, hidrojeolojik, meteorolojik risk taşıyan bölgeler ile hava kirliliği, toprak kirliliği ve gürültü kirliliğine maruz kalan alanlar olduğu unutulmamalıdır.
•Yeni yerleşim bölgeleri belirlenecekse; jeolojik açıdan risk varlığı saptanmış yer üstü-yeraltı zenginlikleri barındıran alanlar, ormanlar, mera-çayır alanları, tarım alanları yerleşime açılmamalıdır.
•Planlama hiyerarşisi göz önüne alınılarak böyle bir çalışmaya başlanılmalıdır. Parsel bazlı günün ihtiyaçlarına çare olacak planlamalar değil bütüncül, burada yaşayan insanların kültürünü ve sosyo-ekonomik yapısını yansıtan planlama ve mekân ilişkisi oluşturulmalıdır.
•Afet bölgesi olduğu unutulmadan yapılacak olan planlamada sosyal donatı alanlarının ve toplanma alanlarının erişilebilir bağlamda olması gereken planlar üretilmelidir. Bu bağlamda mevcut altyapı sistemleri değerlendirilip geliştirilmesi gerekmektedir.
•Afet riski taşıyan bölgede kentsel ölçekte yapılacak olan binaların gerek yapı bazında gerek planlama bağlamında afetlere karşı dirençli yaşam alanları üretilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
•Çok katılımlı bir planlama süreci yaratılmalıdır. Kentin asıl sahibi olan halk bu sürece dâhil edilmelidir. Talep ve istekleri doğrultusunda planlama çalışmaları oluşturulmalıdır.
•Bilimin ve tekniğin ışığında olan meslek odaları bütün planlama ve yapılaşma sürecinde yer almalıdır.”




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.