Zeynel Hebun Güler

Zeynel Hebun Güler

Peki ya sonra?

“Bazen kendimizi o kadar hayatımıza kapatıyoruz ki dışarıda neler olup bittiğini unutuyoruz. Hatta dünyayı öğrenemeden ölüyoruz. Hayatımız çalışmakla, kazandıklarımızı biriktirmekle geçiyor.

Peki ya sonra?”

-Malafa, Hakan Günday.

Fırsat buldukça yazdıklarıma dönüp bakıyorum. Onları yazarken göremediğim bazı noktalarısonra bakınca daha iyi görüyorum. İçinde bulunduğumuz ana yeterince objektif bakamıyoruz; o anda yazdıklarımıza, ürettiklerimize de. Demlenip zihnimizde açık bir konuma yerleşmesi için biraz zaman geçmesi gerekiyor. Hayatın bütün aşamaları böyledir aslında, bundandır ki hayatımıza da dönüp bakmalıyız. Ardımıza bile bakmadan çekip gidemeyiz dünyadan çünkü ardımızda kalan her şey geleceğimizi oluşturuyor.

Son zamanlarda yazdığım yazılara dönüp bakınca en çok kullandığım kelimelere ve kelime gruplarına da göz atmak istedim. Gözüme en çok çarpan kelime grubu beni biraz düşündürdü: “Peki ya sonra?” Birçok yazımda bu ifadeyi kullanmışım. Bu kadar kullandığıma göre müstakil bir yazı ismi olmayı hak ettiğini düşündüm. Bu ifadenin peşi sıra da “vefa” kelimesi geliyor. İkinci olarak da en çok onu kullanmışım. Ah vefa.

Gelecekle ilgili ister istemez düşüncelere dalıyoruz. Özellikle günümüz dünyasında geleceğimizle alakalı kaygılarımızı dizginlemek epey zor hale geldi. Her şey çok hızlı ilerliyor, her gün bambaşka yenilikler ortaya çıkıyor; tüm bunlara yetişmeye çalışıyoruz. Bundandır ki yaptığımız işlerin sonrasını da düşünmemek elde değil. Fakat gelecekle alakalı bu kaygımız ne yazık ki günümüzde maddi düzeyde kalıyor. Sokak röportajlarında, gazetelerde ve haberlerde sık sık denk geliyoruz. Gençlerin gelecek kaygısından dem vurup onlarla bu konuyu konuşuyorlar. Gençlerin çoğunun kullandığı ortak bir ifade var: “Ekonomi çok kötü, geleceğimizden kaygılıyız.” Peki ya artan Prozac, Celexa, Paxil satışlarından kaygılı olan yok mu? İnsanların gün geçtikçe ruhsal olarak çöküşü, diyalogların yok olması, manevi bağların kopuşu, akıl sağlığımızın bu denli dalgalı olması bizi kaygılandırmıyor mu?

Hepimiz her maddi işin sonrasını düşünüyoruz çünkü maddi olarak refaha ermek her şeyi çözecekmiş gibi geliyor. Düşünüyor ve yine de tökezliyoruz.Tökezlememek için işin en başında çözüm arıyoruz fakat yanlış yerde ve yanlış konuda arıyoruz.Mutsuz, daha çok kaygılı ve hayata bağlılığı azalan bireylere dönüşüyoruz. Çünkü günlük diyaloglarımızda da artık maddi şeyler hâkim olmaya başladı. Hepten ekonomiye odaklandık,kaş yaparken göz çıkarmak diyeceğim fakat hem kaştan olduk hem de gözümüz çıkmak üzere.

Maddi hedeflerimize ulaştık diyelim, peki ya sonra? Benim bu soruyu sormamdaki amaç maddi olan şeyler için ihmal ettiğimiz maneviyatın sonrası. Elimize ne geçecek diye değil, farkına varmazsak elimizden neler gidecek diye düşünmeliyiz. Kaybettiğimiz güzel duyguları dünyaya ait hiçbir şeyle dolduramayız

Kaygılıyız, evet. Dozunda kaygı, güdüleyicidir. Tüm toplum dozunda kaygı duymalı fakat sadece ekonomi için değil.

Ekonomik kriz, manevi krizi unutturmasın.

Ben yazdım, siz okudunuz sevgili okur.

Peki ya sonra?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zeynel Hebun Güler Arşivi

Kendimle bir konuşmam oldu

15 Ocak 2025 Çarşamba 00:01

Unutmadım Aklımda

27 Eylül 2024 Cuma 00:01

Benim Penceremden

14 Ağustos 2024 Çarşamba 00:01

Söz Hakkı

27 Temmuz 2024 Cumartesi 00:02

Yahuda İsa’yı Öpmeden Önce

15 Temmuz 2024 Pazartesi 00:01

Parayla Alınamayacak Şeyler

21 Haziran 2024 Cuma 00:01

Bir Derdim Var!

10 Haziran 2024 Pazartesi 00:03

İyiler Güçlü Olmalı

04 Nisan 2024 Perşembe 00:05

Butimar Kuşu

16 Mart 2024 Cumartesi 00:02

Yaşadım Diyebilmek İçin

03 Mart 2024 Pazar 13:22