Sofrasında Bir Şehri Ağırlayan Usta: Selahattin Kızılay

Nam-ı diğer Selahattin Usta…
O sadece yemek yapmazdı…
Bir şehrin ruhunu sofraya taşırdı.
Onun tabağında çocukluk vardı.
Kaşığında hasret…
Yemeklerinin kokusunda memleket…
Selahattin Usta…
Bir Diyarbakır beyefendisi…
Bir memleket sevdalısı…
Bir şehir efsanesi…
1950 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
Bu kadim şehrin insan sıcaklığını,
misafirperverliğini
ve mutfağının zenginliğini
çok genç yaşta öğrendi.
1970 yılında
ekmeğinin peşinden Ankara’ya gitti.
Ama Ankara’ya giderken
bavulunda yalnızca kendi hayatı yoktu.
Diyarbakır’ı da götürdü.
Çünkü onun yaptığı yemeklerde
yalnızca lezzet değil,
bir şehrin hafızası da vardı.
Kısa sürede
Ankara’da “Selahattin Usta” olarak tanındı.
Ama onu unutulmaz yapan
yalnızca yemekleri değildi.
Güler yüzüydü.
Samimiyetiydi.
İnsana verdiği kıymetti.
Onun sofralarında
insan sadece karnını doyurmazdı.
Muhabbet bulurdu.
Dostluk bulurdu.
Kendini evinde hissederdi.
Siyaset dünyasından isimler…
sanatçılar…
iş insanları…
Birçok kişi onun sofrasına oturdu.
Ama Selahattin Usta’nın sofrasını özel kılan
yalnızca gelen misafirler değildi.
Asıl mesele,
o sofrada sunulan samimiyetti.
Memleket sıcaklığıydı.
Diyarbakır misafirperverliğiydi.
Çünkü o,
yaptığı işi yalnızca bir meslek olarak görmezdi.
Her tabağa biraz emek,
biraz gönül,
biraz da memleket koyardı.
Ankara’da geçen yıllar boyunca
Güneydoğu mutfağının sıcaklığını
başkente taşıyan önemli isimlerden biri oldu.
Ama bazı insanlar
arkalarında yalnızca iş bırakmaz.
Hatıra bırakır.
İz bırakır.
Gönüllerde yer bırakır.
1996’da
hayata veda etti.
Henüz 46 yaşındaydı.
Bazı vedalar erkendir…
Ama bazı insanlar öyle iz bırakır ki
gittiklerinde bile eksilmezler.
Selahattin Usta da onlardan biriydi.
Bugün adı belki bir tabelada yazmıyor olabilir…
Ama onu tanıyanların hafızasında
hâlâ sıcak bir sofranın başında,
güler yüzüyle misafirlerini karşılıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.