Sözlü kültürün yaşayan hafızası: Dengbêjlik

Sözlü kültürün yaşayan hafızası: Dengbêjlik
Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde bulunan ve 2007 yılından bu yana hizmet veren DengbêjEvi, asırlık Kürt sözlü edebiyatı geleneğini yaşatmaya devam ediyor.

AYNUR SEVER - Özel

TİGRİS HABER - Yılda yaklaşık 150 bin yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Dengbêj evi, hem dengbêjlerin makamlarını icra ettiği bir divan hem de sözlü tarihin nesilden nesile aktarıldığı bir kültür köprüsü işlevi görüyor.

YILDA 150 BİN ZİYARETÇİ AĞIRLIYOR

Dengbêj Evi'nin kuruluş süreci ve işleyişi hakkında bilgi veren DengbêjEvi Koordinatörü Ahmet Yılmaz, merkezin 2007 yılının Mart ayında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Dicle Fırat Kültür Sanat Merkezi iş birliğiyle kurulduğunu belirtti. Mülkiyeti Mimarlar Odası’na ait olan tarihi yapının haftanın 6 günü açık olduğunu ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:

"Dengbêjlik unutulmayla yüz yüzeydi. Dengbêj Evi açılmadan önce dengbêjlerimiz Dicle Fırat Kültür Merkezi'nde divanlarını yapıyordu. Sayıları artınca bu projeyi hayata geçirdik. Şu an 24 dengbêjimiz var. Pazartesi hariç her gün 10.00 - 16.00 saatleri arasında dönüşümlü olarak dörder dengbêjimiz divan kuruyor. Aylık 10 bin ila 15 bin, yıllık ise yaklaşık 150 bin ziyaretçi ağırlıyoruz. Yoğunluk özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yaşanıyor."

2.jpg

Yılmaz ayrıca, geleneksel birikimi gençlere aktarmak amacıyla hazırladıkları "Usta-Çırak İlişkisi" projesinin kamudaki tasarruf tedbirleri nedeniyle bütçe engeline takıldığını, ancak şartlar elverdiğinde projeyi mutlaka hayata geçireceklerini vurguladı.

3.jpg

"GELENEK YAŞATILDIKÇA RUHUMUZA HUZUR VERİYOR"

Diyarbakır’ın Hani ilçesine bağlı Serenköyköyünde büyüyen ve 12-13 yaşlarından bu yana kılam söyleyen DengbêjMehmedêŞêxMîrî, dengbêjliğe olan tutkusunu babasından dinlediği kasetlerle kazandığını belirtti. Tek bir ustası olmadığını, Şakiro, KarapetêXaço, SeyidxanêBoyaxçî ve SêdıqêQaraloxa gibi usta isimlerden beslendiğini ifade eden MehmedêŞêxMîrî, dengbêjliği şu sözlerle tanımladı:

"Dengbêjlik bir bahçe gibidir; bu bahçedeki her çiçeğin kokusu ve rengi kendine özgüdür. Ben daha çok sevdalık savaş ve kahramanlık kılamları söylüyorum. Eski dengbêjlerin mirasını aktardığımız gibi günümüz tarihini kaydetmek adına kendi kılamlarımızı da yazıyoruz. 80-90 kadar kılamım, 200-300 civarında şiirim var. Dengbêjevi’ne geldiğimizde kültürümüzü ve bu geleneği yaşattığımızı hissetmek ruhumuza huzur ve şifa veriyor"dedi.

1.jpg

GÖÇ YILLARI VE YASAKLAR

1979 yılında köyünden Adana’ya göç etmek zorunda kaldığını anlatan Dengbêj Ali Öztürk, ise o dönemdeki dil yasakları nedeniyle kılam söylemeye uzun süre ara vermek zorunda kaldıklarını vurguladı. "O dönem Kürtçe yasak olduğu için içimizdeki Dengbêjliği dışarı vuramadık, ancak koşullar elverdiğinde kaldığımız yerden bu kültürel yolu yürümeye devam ettik" diyen Dengbêj Ali Öztürk, sözlü geleneğin zorlu süreçlerden geçerek bugünlere ulaştığını aktardı.

Saatlerce süren yüksek tonlu icralara rağmen seslerini nasıl koruduklarına dair soruya içtenlikle yanıt veren Ali Öztürk, dengbêjlikteki nefes ve ses gücünü şu ifadelerle özetledi:

"Dayım Turna kuşu gibi haykırırdı, sabahtan akşama kadar söylerdi ama sesi hiç bozulmazdı. Şükürler olsun benim de sesim bozulmuyor. Sesimi korumak için özel bir çay veya yöntem kullanmıyorum. Sesim bana yetiyor, biz DengbêjSe'edêFarqînî gibi yürekten ve haykırarak söyleriz" ifadelerini kullananDengbej Ali Dengbejlerinin sesinin ne kadar güçlü olduğunu belirtti.

“BU YETENEK ALLAH'IN BİZE BAHŞETTİĞİ BİR NİMETTİR”

Kulp ilçesinin Çakmak mahallesinden olan 75 yaşındaki Dengbêj Ali Öztürk iseDengbêjliği ünlü Dengbêjlerden olan dayısı ve eve konuk gelen DengbêjReso’dan öğrendiğini dile getirdi. Yaklaşık 70 yıldır bu geleneğin içinde olduğunu söyleyen Öztürk, Dengbêjlikgeleneğinin derinliğine dikkat çekti:

"Dengbêjlik 'dengses bej söyleyen' demektir. DengbêjMüzisyenden farklıdır; çalgı kullanmaz, kendi sesiyle, aklı ve zihniyle söyler. Bu yetenek Allah'ın bize bahşettiği bir nimettir.,Bizde üç çeşit kılam vardır: Kardeş kavgası, aşiret savaşları, sevdalık ve vatan-millet ile anne-evlat sevgisi üzerine olanlar" ifadelerini kullanan Öztürk Dengbejliğin birden fazla konu üzerine söylendiğini belirtmektedir.

Divanda Dengbejlerinkılamlarını söylerken ellerini kulağına koyma nedenini sorduğumuzda onuda şu şekilde açıklayan Dengbêj Ali Öztürk, "Bu hareket sesi bastırmak için değildir. Elinizi kulağınıza koyduğunuzda kendi sesiniz içeride yankılanır ve dışarıdaki gürültüyü duymassınız. Dış ses gelmeyince insan şaşırmaz, kendi sesine odaklanır" ifadelerini kullandı. Öztürk, Dengbêjevi’nde efsaneleşmiş ustaların izinden gitmeyi ve Kürt kültürünü nefesleri yettiğince yaşatmayı sürdüreceklerini belirtti.

“BİR DİNLEDİĞİMİ HEMEN EZBERLERDİM”

​Dengbêjliğe olan tutkusunun küçük yaşlarda köyde başladığını belirten DengbejNetullah, ise başlama sürecini şu sözlerle anlattı:

​"Köydeyken başka köylerden Dengbêjler gelirdi. Onların yanına gider, geç saatlere kadar onları dinlerdik. Çok büyük bir merakım vardı. Bir dengbêj bir kılam söylediğinde hemen ezberler, taklit ederdim. O zamanlar imkân yoktu; bazen kasetleri defalarca döndürür dinlerdim, hiç usanmazdım."

Köyündeki Dengbêj Mustafa’nın yanı sıra Mehmet Salih, SıddıkêQarnî veHüseyinêMuşî gibi isimlerin kılamlarından etkilendiğini ve onları icra ettiğini belirten dengbêj, sözlerini hem kılam hem de ilahi ve kasidelerle sürdürdüğünü ifade etti.

“KILAMLAR ADETA BİR BİLGİSAYAR HAFIZASI GİBİ ZİHNİMİZE YAZILIRDI”

Bölge kültürünün ve sözlü tarih geleneğinin en önemli taşıyıcılarından biri olan Dengbêj İsmail, ise Dengbejlik mesleğinin geçmişteki saygınlığını, bu sanata nasıl başladığını ve geleneğin günümüzde karşı karşıya kaldığı kaybolma tehlikesini anlattı.

​Çevresinde "İsmailêSeylime" lakabıyla tanınan ve asıl adı İsmail olan emektar Dengbej, küçük yaşlarda köylerine gelen HüseynêFarê ve XedireOmêrî gibi ustalardan etkilenerek bu sanata gönül verdiğini belirtti. Eskiden radyo, televizyon ve internetin olmadığı dönemlerde dengbêjlerin birer haberci ve hafıza taşıyıcısı olduğunu vurgulayanDengbej İsmail, geçmişte Dengbejlere büyük bir hürmet gösterildiğini ifade etti.

Gençlik yıllarında Serhad bölgesinden Karacadağ’a kadar geniş bir coğrafyayı gezdiğini ve Şakirê, Huseyno, Zahiro ve SalihêBêtatî gibi büyük ustalardan sayısız kılam öğrendiğini belirten Dengbej İsmail, Dengbêjlik zihniyetini şu sözlerle açıkladı:

​“Bize bu kılamları nasıl öğrendiğimizi soruyorlar. Bu bizim irademizle olan bir şey değil. Bugünün interneti ve bilgisayarı neyse, gençken bizim taze beynimiz de öyleydi. Dinlediğimiz her kılam, adeta bir bilgisayar hafızası gibi zihnimize yazılırdı” dedi.

“DENGBÊJLİK MİRASINI SÜRDÜRECEK KİMSE YOK”

Eskiden bir Dengbej köye geldiğinde çevre köylerden insanların toplanıp haftalarca meclisler kurduğunu ve Dengbejlerebüyük değer verildiğini hatırlatan Dengbejİsmail , günümüzde bu ilgi ve saygının kalmadığından yakındı.

​Genç kuşağın geleneksel kılamlara ilgi göstermediğini ve bu kültürün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Dengbej İsmail, duyduğu endişeyi şu sözlerle dile getirdi: "Bizim bu zamanımızın devri bittiğinde Dengbêjlik mirasını sürdürecek kimse yok. Bu çağ ve bu devir bittiğinde, dengbêjlik de bitecek" ifadelerinde bulunan Denbej İsmail, eski usul kulaktan kulağa öğrenmenin genç kuşakların yaşam alışkanlıklarının değişmesiyle azalmış olduğunu vurgulamaktadır.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.