TBMM'DEKİ ÇERÇEVE YASA TARİHİ BİR EŞİK Mİ?

TBMM'DEKİ ÇERÇEVE YASA TARİHİ BİR EŞİK Mİ?
Çözüm süreci hedefi doğrultusunda bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa, kamuoyunda merakla bekleniyor.

Özel Haber: Şaban Yılmaz

TİGRİS HABER - Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Erkan, sürece ilişkin Tigris Haber'e yaptığı değerlendirmede, yasa teklifinin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını, Türkiye açısından tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıdığını söyledi.

rustem-1.jpg

"20 Aydır Süreç Yasal Düzenleme Olmadan İlerledi"

Yaklaşık 20 aydır devam eden sürecin bugüne kadar herhangi bir yasal düzenleme olmaksızın tarafların inisiyatifi ve iyi niyetiyle ilerlediğini belirten Prof. Dr. Erkan, artık en kritik aşamaya gelindiğini ifade etti.

rustem-2.jpg

Erkan, "Bugüne kadar yürütülen temaslar ve görüşmeler kamuoyunun gözü önünde gerçekleşmedi. Meclise gelecek çerçeve yasayla birlikte hem düzenlemenin kapsamı hem de içeriği ilk kez kamuoyu tarafından ayrıntılı şekilde görülecek. Bu nedenle süreç kritik bir dönemece girmiş durumda." dedi.

"Yasa İçin Geniş Uzlaşı Aranıyor"

Geçtiğimiz hafta Adalet Komisyonu'na sunulması beklenen düzenlemenin teknik çalışmalar nedeniyle ertelendiğini ifade eden Erkan, Meclis'te mümkün olduğunca geniş siyasi uzlaşının sağlanmasının hedeflendiğini söyledi.

Erkan, "Anlaşıldığı kadarıyla yasa tek bir partinin değil, komisyonda yer alan partilerin ortak önerisi olarak sunulmak isteniyor. Böylece sürecin sorumluluğunun tüm siyasi partiler tarafından paylaşılması hedefleniyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Kademeli Bir Uygulama Bekleniyor"

Çerçeve yasanın kademeli bir uygulama modeli içereceğine yönelik beklentiler bulunduğunu belirten Prof. Dr. Erkan, düzenlemenin farklı gruplar için farklı hükümler içerebileceğini söyledi.

"Silahlı eyleme katılmamış örgüt mensupları, örgüt yöneticileri ve Abdullah Öcalan gibi farklı kategorilere yönelik ayrı değerlendirmeler yapılacağı konuşuluyor. Ancak mevcut tabloda örgütün üst düzey yöneticileri ve Abdullah Öcalan'a ilişkin kapsamlı bir düzenleme yapılmasının şimdilik öngörülmediği görülüyor. Bu başlığın önemli tartışmalara yol açması muhtemel."

"Bu Bir Temel Yasa Olacak"

Sürecin tek bir yasa ile tamamlanmayacağını vurgulayan Erkan, düzenlemenin bir "çerçeve" veya "temel yasa" niteliği taşıyacağını belirtti.

"Bundan sonra da bu temel yasaya bağlı yeni yasal düzenlemeler gündeme gelecek. Sürecin kısa sürede tamamlanmasını beklemek gerçekçi olmaz. Bu uzun vadeli ve aşamalı bir süreç olarak görülmeli."

"Türkiye İçin Tarihi Bir Dönüşüm"

Sürecin Türkiye açısından tarihi bir eşik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erkan, silahlı mücadelenin gönüllü şekilde sona erdirilmesinin geçmiş dönemlerden ayrılan en önemli unsur olduğuna dikkat çekti.

"Silahlı mücadele ve çatışma anlayışının gönüllü olarak terk edilmesi tarihi bir dönüşümdür. Ancak bugün gönüllü olarak bu yöntemin terk edilmesi söz konusu. Bundan sonra yeniden aynı zemini oluşturması, toplumu ikna etmesi ve yeni katılımlar sağlaması oldukça zor görünüyor."

"Dünya Konjonktürü de Süreci Destekliyor"

Uluslararası gelişmelerin de süreci desteklediğini dile getiren Erkan, hem bölgesel hem de küresel şartların geçmişe göre daha uygun olduğunu söyledi.

"Dünya artık çatışmaların sürdürülmesinden ziyade sona erdirilmesine yönelik bir yaklaşım içerisinde. Bölgesel gelişmeler ve Türkiye'nin bulunduğu konjonktür de bu süreci destekleyen bir zemine sahip."

"Sadece Örgüt Meselesi Olarak Görülmemeli"

Prof. Dr. Erkan'a göre kalıcı çözüm için yalnızca güvenlik boyutuna odaklanılması yeterli olmayacak.

"Bu mesele sadece örgütle sınırlı kalmamalı. Türkiye'deki Kürt vatandaşların tamamını kapsayacak, herkesin kendisini eşit ve güvende hissedeceği demokratik ve hukuki düzenlemeler de hayata geçirilmeli. Böylece bu konu gelecekte yeniden tartışılacak bir sorun olmaktan çıkar."

"Asıl Sorunlar Konuşulabilecek"

Çözüm sürecinin başarıya ulaşmasının bölgenin gerçek sorunlarının daha görünür hale gelmesini sağlayacağını belirten Erkan, özellikle Diyarbakır'da uzun süredir geri planda kalan sosyal ve ekonomik problemlere dikkat çekti.

"Diyarbakır'da son dönemde çeteleşme iddiaları, kamu hizmetlerindeki yetersizlikler, işsizlik, yatırım eksikliği ve iş dünyasının finansmana erişim sorunları gibi çok önemli meseleler bulunuyor. Ancak yıllardır güvenlik ve çatışma gündemi bu sorunların önüne geçti. Eğer süreç olumlu sonuçlanırsa artık bölgenin gerçek ekonomik ve sosyal problemleri daha fazla konuşulabilecek ve çözüm üretme imkânı doğacaktır."

"Toplumsal Barışın Ekonomiye de Katkısı Olacak"

Erkan, kalıcı barış ortamının yalnızca güvenlik açısından değil, yatırım, istihdam ve bölgesel kalkınma açısından da önemli fırsatlar oluşturacağını belirterek, Türkiye'nin bundan sonraki dönemde enerjisini çatışma yerine ekonomik ve sosyal kalkınmaya yönlendirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.