TL-Döviz ilişkisinde faiz artırımı faktörü

TL-Döviz ilişkisinde faiz artırımı faktörü

Tigris Haber’in ekonomi yazarları Adil Kılıçaslan ve Sercan Gölcü ile TL Döviz ilişkisi üzerine konuştuk.

TİGRİS HABER - Türk Lirası döviz ilişkisini değerlendiren gazetemizin ekonomi yazarlarından Kılıçaslan ve Gölcü, faiz artırımının döviz kurunu düşürmesinin TL’ye olan talebin artmasından kaynaklandığına dikkat çektiler.

Tigris Haber: TL’nin değer kaybetmesi devam edecek mi? Sosyal medyada çok konuşuluyor dolar bir anda 12 TL olacak siz bunun için ne düşünüyorsunuz?

Sercan Gölcü: Bir şey çok konuşulursa olmaz… Genel serbest piyasa kuralı budur… Borsada da derler ya herkes satarken al herkes alırken sen de sat…  Basın ve sosyal medyadaki ekonomistler sırf takipçi olsun diye sırf konuşulsun diye sırf tiraj yükselsin diye böyle açıklamalarda bulunuyor… Yandık bittik kül olduk gibi açıklamalarda bulunması yan etki doğuracağı gibi bu şekilde doların yükselişi sona erecektir… Ve şu var tabana ve halka yönelik basın genel itibariyle iş bittiğinde yazmaya çizmeye başlar… Herkesin bu konuda ilgilendiği noktada yazar… Doların uçması yükselmesi ve yandık bittik kül olduk gibi açıklamalar bizlere halka zarar vermektedir. Bu şekilde yapılan açıklamalar halk tarafından çoğu zaman ciddiye alınmaktadır… Halk gider dolar alır dolar yükselir… Talebi artırır… Ülkenin para biriminin değeri düşer bu şekilde… Bankadaki paran, aldığın maaş vs her şey değersizleşir… Fakirleşir halk böyle…

Dünya’da kabul görmüş doktrinler vardır… Paranın ne zaman değer kazanacağı ne zaman değerinin düşeceği ilgili… Eğer temelde değiştiremeyecekseniz bu doktrini veya yapısal reformlar yapmayacaksınız bu doktrine karışmayacaksınız… Faizin, enflasyonun ve kurların bir kuralı vardır… Bu muhteşem üçlü şöyle çalışır… Faizi artırdığın zaman doların kuru da düşer… Bunun kolay bir nedeninden bahsedebiliriz… Şöyle; Sen faizi artırdığın zaman parası olanlar, dolar yerine Türk lirasını tercih ederler… TL’de faiz alacakları için faiz getirisi olduğu için… Bu şekilde dolara olan talep düşer dolayısıyla doların kuru aşağı seviyeye iner…

Adil Kılıçaslan: Hayatın içinde böyle durumlar yaşanmaz. Doğanın bir kuralı var. Hep kar yağmaz, hep yağmur yağmaz, hep güneş olmaz. Gelişmekte olan ülkeler (Kibarca halka yağ çekme yöntemi) Dolarla beraber, Euro, Sterlin, İsviçre Frangı üzerine finans sistemini kurdukları için. Halk’da dövizleri altın gibi gördükleri için sömürü sistemine girerler. Cumhuriyetimiz kurulduğunda çalışarak TL’nin değerini arttırmış, İthalata bel bağlamadan kendimiz üretmiştik. 1950’den sonra ithalat başlamış ilk devalüasyonu yaşamıştık. Yaşadıklarımız müsrifliğimizin eseridir. Şimdi tasarrufumuzu dövize bağladık ama döviz ithalat yaparsan işe yarar. Kendi ürettiğimiz ürünler için TL yeter.

Şu an dövizde yaşananlar kumar arzumuzun eseridir. Elim güzel diye pey sürersin oyunu kaybedersin. Otomobil, ev fiyatları 50 yıldır dövize bağlanmış durumda. Kendi ülkesinde enflasyonla dövizin değeri düşse bile biz birikimimizi koruduk zannediyoruz. Yurt içinde bile sattığımız ürünleri dövizli fiyatını TL ye çevirip satıyoruz.  Halkım; gıda dışı ürün akmazsak, ticaret yapanlar patlayacak, fiyat düşürecekler. Bu cümle enflasyonun kök sebebidir. Arz talep dengesinin anlatımıdır. Talep ne kadar düşerse fiyatta o kadar düşer. En büyük sıkıntı halkın talebi azaltmaya razı olmasıdır. Devletin israfının sebebi halkın israf etmesidir. Satın aldıkça vergi doğar, vergi devletin israfına neden olur.

Tigris Haber: Merkez Bankasının görevi nedir? Faizi yükseltmek çözüm mü?

Sercan Gölcü: Merkez Bankasının temel görevi; faizi ve parasal hacmi belirlemektir…  Lakin Merkez Bankaları parasal hacmi belirlemek için güçlü değildirler… Çünkü ticari bankalar para yaratarak kredi vermektedir. Ve bu şekilde karşılıksız para yaratarak para hacmi büyümektedir…  Merkez Bankalarının yarattığı para hacmi toplam paranın yaklaşık %6’sına gerilemiştir… Merkez Bankası şuan günümüzde kullandığı enstrüman sadece faizdir… Hâlbuki arz politikası dediğimiz başka bir önemli enstrümanı da var kullanmıyor… (Hacimsel bir para piyasaya sürüp piyasadan çekerek) Faizi yükseltmek tabii ki çözüm değildir. Karşıyım buna… Faizi yükselttik eyvallah… Eeee… Faizi yükseltmek aslında zaman kazanmaktır… Nasıl bir zaman kazanmak; hukuk reformları, insan hakları reformları, kamu harcamalarına yönelik reformları, yabancı sermayeye yönelik reformları benzeri reformları doğru, güvenilir ve inandırılabilir ve sürdürülebilir şekilde ortaya koyduğumuz noktada Türk lirasına talep artar… Bu sefer de kademeli bir şekilde faizi azaltabiliriz… Daha önce yaptık bunu… Neden şimdi yapmıyoruz ki…

Adil Kılıçaslan: Merkez bankasının faiz yükseltme sebebi, halkın tasarruflarını bankaya yatırmasıyla, halkın talebini kısmak içindir. Böylelikle fiyat artışının olmamasını sağlamaktır.  Sözün özü faiz fiyat azaltır, yatırımların eldeki kârın üretime dönüşmesidir. Faiz artarken fiyat artıyorsa sebebi üreticinin parayı döndürememesidir. Basit anlatımla rampa çıkarken vites küçültmektir. O rampa yorulmadan, hararet yapmadan, motor patlamadan yol almaktır. Büyük para sahibi, piyasa coşunca para kazanır, faizle kazanılan hiçtir. Nasıl ev yatırımı sabit yatırımsa (adı üstünde sabit) ve ihtiyaç olan sadece yaşanacak ev ise kiraya verilen evler kârlı yatırım değil hava basma yatırımıdır. Merkez bankası faiz arttırıyorsa frene basın, kaza yaparsınız. Üretime dönün, ihracata dönün, esas kâr ihracatta unutmayın. Verimli çalışmaya dönün, maliyet azaltma yollarını keşfedin, ithalata teslim olmayın. Anlamlarına gelir.

Tigris Haber: Dolara neden bu kadar düşkünüz?

Sercan Gölcü: Türkiye’de dolar bağımlılığı vardır… Çünkü ithalata dayalı ihracat modelimiz… Türkiye’de her yıl 50-60 milyar dolar enerji ithal ediyoruz… Sanayi ürünlerine ait hammaddelere ait ürünler dolara endeksli… Bir de piyasada gıda dahil her şeyin bahanesi dolardır… Ayrıca, Türkiye’nin önümüzdeki 12 ay için tekrar yapılandırması gereken dolar borcu (özel sektör ve kamunun) toplam 180 milyar dolar… Buna ilaveten Merkez Bankasının eksi rezervleri ve cari açığı eklersek 250 milyar dolar civarında döndürülmesi gereken bir durum var… Kur ne kadar yükselirse bu bahsettiğim rakam inanılmaz derecede artmaktadır…

Adil Kılıçaslan: Dolar düşkünlüğü halkın eseri değildir. Devlet yönetiminin basiretsizliği. Karar vermede hantallığıdır. Devletle çalıştığım zamanlar bir evraka 25 (yazı ile yirmi beş) imzadan sonra onaylanmış oluyordu. Başkanlık sisteminde imza sayısı 42 ye çıkmış olabilir. Hızlıdan hızlıya geçiş böyle olmaz. Devlet kurumlarının bilişim çağını yakalaması gerekir yoksa halk kripto para oluşturursa vergi de toplayamayacak. Döviz emeğimizin değersiz kâğıda dönüşmesidir. Bir kararla veya internetin sıfırlamasıyla elimizde döviz kalmayabilir! Dolar başladığından beri hiç mi batmadı! 2008 de dünya karıştı, Amerikalı fakirleşti, döviz hastası gelişmekte olan ülke vatandaşları ayağa kaldırdı. Tasarruf etmek istiyorsanız birlik olun, hem siz hem ülke hem lira kalkınsın. (Tigris Haber Merkezi)

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekonomi