Türkiye'de stres kalıcı hale geldi
TİGRİS HABER - Online araştırma ve analiz şirketi DORinsight, Stres Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı araştırmasıyla Türkiye’de her iki kişiden birinin yüksek stres altında olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 50’den fazlası stresin günlük yaşamını ciddi şekilde etkilediğini belirtirken, stresin en büyük kaynağı yüzde 50,5 ile ekonomik koşullar olarak öne çıkıyor.
Türkiye'de stres kalıcı hale geldi: Her iki kişiden biri ciddi etki altında; stresin en büyük kaynağı ekonomi!
Türkiye genelinde bin kişiyle online anket yöntemiyle yapılan araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 48’i yüksek veya çok yüksek stres altında, yüzde 50’den fazlası stresin günlük hayatını ciddi şekilde etkilediğini belirtti. Bu tablo, stresin artık geçici bir durum değil, yaygın ve kalıcı bir toplumsal gerçeklik haline geldiğini gösterdi.
İş yükü ve gelecek kaygısı
Businessmed'de yer alan habere göre araştırmanın en çarpıcı bulgusu, stresin temel kaynağına ilişkin. Katılımcıların yüzde 50,5’i doğrudan ekonomik durum ve geçimi en büyük stres kaynağı olarak gösteriyor. Araştırma bulguları, stresin yaklaşık yüzde 65 oranında doğrudan veya dolaylı biçimde ekonomik baskıyla ilişkili olduğunu; iş yükü, gelecek kaygısı ve diğer faktörlerin ise büyük ölçüde bu baskının yansımaları olduğunu gösteriyor.
Stres, gün boyu devam ediyor
Araştırma, stresin yalnızca belirli anlarda değil, günün büyük bölümünde hissedildiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 40,5’i stresin gün içinde sorumluluklar sırasında ortaya çıktığını belirtirken, yüzde 23,9’u stresin gün boyunca sürekli devam ettiğini ifade ediyor. Bu sonuç, toplumun yaklaşık yüzde 64’ü için stresin anlık değil, süreklilik gösteren bir deneyim haline geldiğini gösteriyor.
Stres; iş performansını, uyku düzenini ve ilişkileri de etkileniyor
Stresin en fazla etkilediği alanın yüzde 53,1 ile ruh hali (psikolojik durum) olduğu görülüyor. Bunu yüzde 21,1 ile iş performansı, yüzde 10,4 ile uyku düzeni ve yüzde 10,1 ile sosyal ilişkiler takip ediyor. Bu sonuç, stresin artık yalnızca bir duygu değil, zihinsel sağlığı doğrudan etkileyen bir yük haline geldiğini ortaya koyuyor.
Kadınlar, erkeklerden daha stresli
Araştırma sonuçları, stresin cinsiyete göre belirgin şekilde farklılaştığını ortaya koyuyor. Kadın katılımcılarda yüksek stres oranı yüzde 54,4 seviyesinde gerçekleşirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,4 olarak ölçülüyor. Aynı zamanda kadınların stresin günlük yaşam üzerindeki etkisini daha yüksek oranlarda “ciddi” ve “çok ciddi” olarak ifade ettiği görülüyor.
Araştırma sonuçları, stresin özellikle genç yaş gruplarında daha yoğun hissedildiğini gösteriyor. 18–24 yaş aralığında yüksek stres oranı yaklaşık yüzde 50,7 seviyesine ulaşırken, 45–54 yaş grubunda bu oran yüzde 43,8 seviyesinde kalıyor. Genç katılımcılarda ekonomik baskı ve gelecek kaygısının stres üzerindeki etkisi daha belirgin şekilde öne çıkıyor.
Stres tüm sosyo-ekonomik segmentlere yayıldı
Sosyo-ekonomik kırılmalar, stresin yalnızca belirli bir kesime özgü olmadığını, toplumun tüm segmentlerine yayıldığını ortaya koyuyor. Farklı gelir grupları arasında stres seviyelerinde sınırlı farklılıklar görülürken, yüksek stres oranlarının tüm segmentlerde benzer seviyelerde gerçekleştiği dikkat çekiyor.
Kaçış davranışları öne çıkıyor
Araştırma, bireylerin stresle başa çıkma yöntemlerinde dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 34,8’i sosyal medyada vakit geçirerek stresle baş etmeye çalışırken, yüzde 17’si dizi veya film izliyor, yüzde 17,4’ü ise yalnız kalmayı tercih ediyor. Buna karşılık profesyonel destek alanların oranı yalnızca yüzde 1 seviyesinde kalıyor. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 35,5’i stresin hayatlarını “oldukça etkilediğini”, yüzde 12,6’sı ise “çok ciddi etkilediğini” belirtiyor. Buna karşılık katılımcıların yalnızca yüzde 2’si stresin hayatlarını etkilemediğini ifade ediyor. Bu tablo, stresin toplum genelinde yaygın ve kaçınılmaz bir deneyim haline geldiğini ortaya koyuyor.
Gelecek beklentisinde umut sınırlı
Katılımcıların stresin geleceğine dair beklentileri de dikkat çekiyor. Yüzde 38,5’i stresin değişmeyeceğini düşünürken, yüzde 29’u azalacağını, yüzde 29,2’si ise artacağını öngörüyor. Toplumun önemli bir bölümü, stresin kısa vadede ortadan kalkmayacağına inanıyor.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.