VİDEO - Danışmanı, Selahattin Demirtaş’ı anlattı

VİDEO - Danışmanı, Selahattin Demirtaş’ı anlattı

İsmini Sırrı Süreyya Önder’in bulduğu “Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi” kitabına yoğun ilgi var.

TİGRİS HABER - Demirtaş’ın danışmanı ve kitabın yazarı Zınar Karavil, “Bu bir ihtiyaçtı. Demirtaş çok ikonik bir figür ve cezaevi dönemindeki mücadelesini anlatan bir kitap yoktu. Bir boşluk vardı” dedi.

HDP Lideri Selahhattin Demirtaş’ın gözaltına alınması ve cezaevi sürecini anlatan “Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi” kitabının yazarı Zınar Karavil ile merak edilenleri konuştuk.

Kitabın isminden başlamak isterim. İsmi neden “Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi”?

Kitabın adını Sırrı Süreyya Önder koydu. Açıklarken de şöyle söyledi: Demirtaş dışarıda ne kadar siyasetçi ise içeride de o kadar siyasetçi. Dışarıda genel merkezdeki meclisteki makam koltuğunda siyaset yapıyordu, miting meydanlarının yanı sıra, içeride de sandalyesinde siyaset yapıyor. Dolayısıyla bu sandalye çok önemli. O nedenle kitabın adını Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi koyduk.

Demirtaş sık kullanıyor mu bu sandalyesini?

Hikayelerini çoğunlukla yatağında uzanarak yazıyor. Ama günlük çalışmalarını yürütürken, makalelerini yazarken, gazeteleri okurken, televizyonu izlerken o beyaz sandalyede oturuyor. Dolayısı ile onun için çok işlevsel bir sandalye.

Demirtaş’ın yayınlanmış kitapları var. Siz ise gözaltına alınması ve cezaevi dönemini yazdınız. Bu fikir nasıl oluştu?

Bu bir ihtiyaçtı. Demirtaş çok ikonik bir figur ve cezaevi dönemindeki mücadelesini anlatan bir kitap yoktu. Bir boşluk vardı. Bu şuna benziyor: Çok sıcak bir ortamda klima olmamasına, soğuk olmamasına benziyor. Bunu ihtiyaç olarak gördüm, saptadım. Böylece bu kitabı yazmaya karar verdim.

Yazım aşamasında kimlerle görüştünüz?

Bu ihtiyacı gördükten sonra yazıp yazamayacağımı test etmek istedim. Çünkü ben bir yazar değilim. Hızlıca kitabı yazmaya başladım. 30 sayfa kadar ilerledim. Baktım fena değilmiş. Bu fikrimi Demirtaş ile paylaştım. Yazdığım giriş kısmını kendisine gönderdim. Kritik etmesini rica ettim. Kendisi beni motive eden cesaretlendiren bir yanıt göndererek kitabın tamamını yazmamı istedi. Zeydan (HDP eski Milletvekili Abdullah Zeydan) ile görüştüm. 5 yıl boyunca Zeydan ile Demirtaş 12 metrekarelik bir hücreyi paylaştılar. Demirtaş’ı sanırım en iyi tanıyanlardan biri Zeydandır. Demirtaş’ın kendisi ile görüştüm. Avukatlar aracılığıyla görüştüm.

Avukatlarla soru mu gönderdiniz? Nasıl oldu?

Ben avukat arkadaşlarla soru gönderiyordum. Avukat arkadaşlar Zeydan ile Demirtaş’a soruları soruyorlardı. Onların yanıtlarını yazıp bana getiriyorlardı. Ben onları worde aktarıyordum. Başak hanım ile görüştüm. Kardeşleri ile avukatları ile görüştüm. Dava arkadaşı Sırrı Süreyya Önder ile görüştüm. Cezaevi görevlileri ve gardiyanlarla görüşmedim. Onları da ilerleyen dönemlerde belki…

Kapak fotoğrafı ve önsöze nasıl karar verildi?

Fotoğraf bence Demirtaş’ın cezaevi dönemini anlatan ikonik bir fotoğraf. Kapağa karar vermek çok zor olmadı. Önsözü Sırrı Süreyya Önder yazdı. Kitabı okuması için gönderdiğimde, çok beğendi. Bana “Ya Zınar baba bu kitapta bir eksiklik var” dedi. “Nedir?” dedim. “Yaw hani bunun önsözü? Önsözü de ben yazayım” dedi. Sonsözün de bir hikâyesi var ama söylemeyeyim. Onu da okurlar kitaptan öğrenirler.

Kitabın yazılması, tamamlanması kaç gününüzü aldı?

Tamamı bir buçuk yıllık bir zaman oldu.

Kitaba ilgi nasıl?

Kitabın arka kapağında kitabın hangi sorulara yanıt verdiği açıkça yazıyor. Cezaevinde günleri nasıl geçiyor, sorusuna yanıt veriyor. Halkımız, özellikle de gençler bunu çok merak ediyorlar. Yoğun Demirtaş sevgisi nedeniyle çok büyük bir ilgi gördü. Ben okurlara teşekkür ediyorum. Çok kitap talebi de oluyor. Benim hepsine yetişmem mümkün değil, okurlardan anlayış bekliyorum.

Kitapta, Demirtaş’ın gözaltına alınması, Silivri’ye götürülmesi ile ilgili detaylı bilgiler var. Okurlar, hangi bölümü merak ediyor, nasıl dönüşler var size?

Demirtaş’ın evinden götürüldüğü akşamı Demirtaş hiç anlatmamıştı, şimdiye kadar. Eşi Başak Demirtaş birkaç röportajında değinmişti. Ama doğrudan Demirtaş, o gece neler yaşandığını bu kitapta anlatıyor. O bölümü okuyanlar, doğrudan Demirtaş’ın ağzından bunları okumaktan mutlu oluyorlar. Kitapta çok hüzünlü yerler de var. Kahkaha atılacak yerler de var. Ağlayanlar olmuş mesela kitabın bazı bölümlerinde. Kitap bir hayat hikayesi aslında. Okurun, öfkelendiği, güldüğü, ağladığı yerler oluyor. Birçok kişi de kitabın roman gibi olduğunu söyledi. Baş karakter Demirtaş, ama romanda halkımızın mücadelesi var. Hem beyaz sandalyenin devrilmemesine ön ayak oldukları için, hem de kitaba gösterdikleri ilgiden dolayı herkese teşekkür ederim.

Kitaptan bir spoiler verin desem…

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın gözaltına alınıp götürüldükleri gün sabah o bölgede bir patlama yaşanmıştı. Diyarbakır’da yaşayanlar o bombalı saldırıyı çok iyi hatırlarlar. Spoiler’in spolieri olsun bu. O bölüm kitapta, Demirtaş’ın tanıklığı ile yer alıyor. Diyarbakır tarihinin önemli günlerinden biridir o gün.

Ölümden kıl payı kurtuluyorlar o gün…

Ben mübalağayı abartıyı sevmem ama evet, doğru ölümden kıl payı kurtuldukları doğru. IŞID’in bombalı saldırısı olmuştu. Saldırıyı kimin teşvik ettiği, kimin planladığı, kimin taşeron olarak kullanıldığı, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın öldürülmeye çalışılıp çalışılmadığı sorularının yanıtının bir kısmı tarihte, bir kısmı da kitapta.

Kitap dışında merak edilen bir iki soru sormak isterim. Demirtaş ile özel yazışmalarınızda neler söyler. Neyi özlemiş, mesela Diyarbakır ciğerini özlemiş mi?

Açıkçası bu konuları hiç konuşmadık. Ama Demirtaş Diyarbakır’da doğup büyüyen biri. Diyarbakır’da iken ciğer yediğimiz bir mekân vardı. Pek çok şeyi özlemiştir, siz özellikle sorduğunuz için söylüyorum, ciğer yemeyi, Sur sokaklarında dolaşmayı özlemiştir. Böyle tahmin ediyorum.

Kitapta kısmi olarak değinmişsiniz ama yine de sorayım. Demirtaş’ın dışarı çıkabileceğine dair bir umudu var mı?

Demirtaş uzun yıllar cezaevinde kalmaya yönelik hazırlıkları ile şekilde kendini donatmış biridir. Psikolojik, fiziki olarak uzun yıllar cezaevinde kalabilir. Bu yönlü herhangi bir endişesi, çekincesi, korkusu yoktur. Politik olarak ülkemize demokrasinin geleceğini, bunu sonucu olarak sadece kendisinin değil, Kobani davasından tutuklu olanların, HDP’li siyasetçilerin dışarı çıkacağını düşünüyor. Bunu politik bir öngörü olarak söylüyorum. Hayalcilik, beyhude bir ümit olarak söylemiyorum.

video kısa bir sonra yüklenecek...

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.