Yazar Latife Tekin son kitabının ilk imzasını Diyarbakır’da attı

Yazar Latife Tekin son kitabının ilk imzasını Diyarbakır’da attı
Yazar Latife Tekin son kitabı; ‘Para Gürültüsü’ ilk okur- yazar ve imza gününü Diyarbakır’da yaptı. DİTAV ve Diyarbakır Barosu’nun birlikte düzenlediği etkinliğe ilgi yoğun oldu.

Mümin AĞCAKAYA

TİGRİS HABER - Diyarbakır barosu ve DİTAV’ın ortaklaşa düzenlediği okur- yazar buluşmasında yazar Latife Tekin son romanı ‘Para Gürültüsü’

DİTAV’ın düzenli hale getirdiği; ‘Amida Akademi Söyleşileri’nin son konuğu yazar Latife Tekin oldu. Diyarbakır Barosu ile ortaklaşa düzenlenen söyleşi de yazar Tekin son kitabı ‘Para Gürültüsü’ oldu. DİTAV Başkanı yazar Şeyhmus Diken’in, moderatörlüğünü de yazar Eylem Ata’nın yaptığı söyleşiye okur ilgisinin yoğunluğu dikkat çekti.

whatsapp-image-2026-03-15-at-14-10-133.jpegDÜNYAMIZA GİREN SOSYAL MEDYA

‘Para Gürültüsü’ günümüzde neredeyse hepimizin dünyasına giren; sosyal medya, paranın hükümranlığı, doğaya, insana hükmedişin yaşandığı günümüz dünyasında; başka önemli bir sorun olan yoksulluğun para üzerinden hükümranlığını tartışan bir roman.

Şiirsel bir dille sosyal medyanın yarattığı sanal dünyaları, insanın doğadan ve kendisinden de nasıl uzaklaştığını, bu yabancılaşma ortamında insanın yoksullaşmasını, doğayla ilişkisini, ekolojiyle bağını şiirsel bir dille anlattığı kitabı hakkında yazar Latife Tekin;

yazar-latife-tekin-son-kitabinin-ilk-imzasini-diyarbakirda-atti-2.jpeg

Pandemiyle ölümle karşı karşıya geldik. Yakınlarımızı kaybettik. Evlere kapatıldık. Geleceğimizden, hayatımızdan endişe duyduğumuz bir zamandı. Ben de ölümle nasıl başa çıkılabilir diye böyle bir Eros ile nasıl başa çıkılır dedim. Bir ölüme karşı Eros diye bir zamansızlık yazdım.

Aslında pandemi geçti gibi ama pandeminin etkilerini görüyoruz. Bunun şimdi içinde olduğumuz sürecin nasıl çok daha önceden adım adım geldiğini, yaklaştığını da görebiliyoruz, hissedebiliyoruz.

Pandeminin hemen arkasından gelen o ekonomik kriz, enflasyon, pahalılık, insanların kendi standartlarının altına düşmesi, çok hızlı gelen yoksulluk ve savaş. Tabii ki savaştan da çok korkuyorduk.

Ülkemizde barıştan söz ettiğimiz bir dönemde bu savaşlardan kurtulur insanlar. Pandemi geçmedi, pandemiden çıkmış gibi olduk.

PANDEMİNİN GETİRDİĞİ YOKSULLUK

Belki biraz ölüm geri çekildi ama bir onun devamı gibi gelen ekonomik kriz yaşanıyor ve dünyanın en pahalı ülkesi haline geldik. Yani artık hiç fiyatlara şaşırmıyoruz. Sadece fiyatlar da değil büyük oranda genç işsizliği, eğitimi yarıda bırakan, gençlerin sayısındaki artış, kadın yoksulluğu, çocuk yoksulluğu yani böyle çok şiddetli bir şeyle karşı karşıyayız. Ama buna karşın çok az sayıda yani toplumun belki %20'si olan ve onlara Hollandalılar diyorlar ya sosyal medyada çok zenginleşti.

Bu süreçte pandemi döneminde de onun öncesinde de sosyal medyanın hayatımızı etkileri üstüne düşünüyordum. Ama bu yeni hızla yoksulluk hali üstüne düşünmeye başladım. Yoksullar bu süreçte nasıl ayakta kalacaklar ve nasıl başa çıkacağız? Yani burada kitabın bir yerinde de var ya sabaha çıksak, sabaha çıkabilecek miyiz?

Gerçekten bu süreçte hem yaşamlarımız çok küçüldü hem de birçok insan yalnızlaştı, çaresizleşti. Kimse kimseye çok da fazla el uzatabilecek bir halde değil. Yani kentlerin içinde sıkışan insanlar hadi köylerde bir şey eker yersin ama şehirlerde tamamen çaresiz durumdaki insanlar bu yoksullukla nasıl başa çıkacak? Buradan okumaya başladım ve tabii çok şey öğrendim o süreçte. Çünkü sadece Türkiye'ye bakmakla olmuyordu. Dünyadan da bağımsız değildi. Küresel bir kriz bu, ekonomik kriz ve biz bunu en ağır yaşayan ülkelerden bir tanesiyiz.

yazar-latife-tekin-son-kitabinin-ilk-imzasini-diyarbakirda-atti-1.jpeg

YOKSULLUĞUN DİLLE İLİŞKİSİ

Bir roman yazabilir miyim? Bütün biriken duyguyla, düşünceyle, merakla, endişeyle onun dilini çalışmaya başladım. Uzun yıllardır yoksullar hakkında düşünüyorum ve yoksulluk benim için felsefi bir mesele.

Yoksullar hakkında düşünmek aslında; dünya hakkında, hayat hakkında düşünmek anlamına da geliyor. Yoksulların dille kurduğu ilişkiyle de bağlantılı bir şey olduğunu düşünüyorum. Yoksulluk sadece parayla ilgili bir şey değil. Yoksulların dilsiz olduğunu söylerim. Hani onlar konuşamıyor anlamında değil, hissettikleri şeyleri dile dökme anlamında. Kadınlar nasıl bazı şeyleri söyleyemeyip içlerine atıyorlarsa, içlerinde tutuyorlarsa yoksullar da öyle. Yani o anlamda bir dilsizlik gibi.

Burada da bu kitaba gelen gelene kadar yoksulluk ve dil üstüne çok uzun süre düşündüm. Bu sosyal medyada hem çok gündelik hem de yarı küfür yarı saldırgan, zaman zaman linçe varabilecek bir hava da oluşabiliyor.

Ama aynı zamanda onun içine sızan çok çaresizliğin, yoksulluğun orada iş aramanın, orada hiç kimseye açmadığı derdini açan çok şaşırtıcı bir alan sosyal medya.

yazar-latife-tekin-son-kitabinin-ilk-imzasini-diyarbakirda-atti-3.jpeg

En önemli şeylerden biri şuydu; burada bu hikâyeyi öyle anlatmalıyım ki, insanların dışladığı hiçbir canlıyı dışlamasın. Doğayı dışlamasın. Onu içine alsın. Bu sosyal medya diliyle acaba diğer varlıklarla ve canlılarla kaynaşabilir, bir form yaratabilir miyim? Denemek istiyordum.

GELECEĞİN OKURU VE YAZARI OLMAK

Çünkü biliyorsunuz edebiyatçılar, şairler ya da yazarlar sadece bugün yaşayan insanlar için yazmıyorlar

O yüzden geleceği çok, merak ediyorum ve geleceğin okurunu ve geleceğin formunu da merak ediyorum. Bir iki kuşak sonra acaba, bizim yazdığımız metinler okunacak mı? Biz hala çok eski metinleri okuyoruz ama arada pek çok kitap da kaybolup gidiyor. Yani her yazar da zamana kalmıyor.

Giderek belki okurun ihtiyacını karşılaşmaz hale geliyor. İlgisini çekmez hale geliyor. Belki edebiyatçılar okuyor ama büyük kalabalıklar bazı yazarları terk ediyor. O yüzden hem geleceğin yaratıcısını merak ediyorum hem okurunu. O yüzden benim yüzüm biraz geleceğe dönük.

Zamansızda okuduğumuz o yakınlık için kurulan dilin bu sefer yoksul gençler için kurulduğunu gördüm. Paranın nasıl bir dünya kurduğunu ve o dünyanın içine herkesin giremeyeceğini bir kez daha anladım. Paranın kendine ait bir sınır hattı var. O sınır hattı kimi içeri alıp kimi dışarı atacağını kendi kurallarıyla belirliyor.

O piyasada yetişmiş. Bir uyarıcı gibi; yoksul insanlara, dar gelirli insanlara videolar aracığıyla sesleniyor. Aslında zenginlerin dünyasını ve bu para sisteminin çöktüğünü de teşhir ediyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.