1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Aydın: İnfaz düzenlemesi ayrımsız yapılmalı
Aydın: İnfaz düzenlemesi ayrımsız yapılmalı

Aydın: İnfaz düzenlemesi ayrımsız yapılmalı

AK Parti'nin hazırladığı, infaz düzenlemesini de içeren 3. Yargı Paketi çalışmaları sürerken, söz konusu düzenlemeden siyasi tutuklu ve hükümlülerin kapsam dışı bırakılmasına yönelik hukukçuların ve STK’ların tepkileri sürüyor.

A+A-

Ali Abbas Yılmaz / Özel

Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir şekle hazırlanan yeni infaz yasasındaki düzenlemeyle birlikte yüz bini aşkın kişinin ceza indirimleriyle tahliyesi gündeme gelirken, siyasilerin bu indirimden muaf tutulmasına Bölge Baroları da ortak bir açıklama ile tepki gösterdi.

Devlete karşı işlenmiş suçların yeni infaz düzenlemesi kapsamı dışında tutulmasını Tigris Haber’e değerlendiren Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki yıl önce bu konuda söylediği sözleri hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül 2018’de ceza indirimleri ve af kapsamında yürütülen tartışmalara yönelik olarak, “devlete karşı işlenmeyen suçları devletin affedemeyeceği” değerlendirmesini hatırlatan Aydın, söz konusu düzenlemenin ayrımsız tüm suçlardaki tutuklu ve hükümlüleri kapsaması gerektiğinin altını çizdi.

Siyasiler kapsam dışı

Gündemdeki yeni infaz yasası düzenlemesine ilişkin olarak şunları söyledi: “İnceleyebildiğimiz kadarıyla yeni infaz yasası; uyuşturucu suçları, adam öldürme ve cinsel suçlar dahil olmak üzere bir dizi suç gruplarına yönelik çok ciddi ceza indirimleri getiriyor. Yarı oranına kadar cezalarda düşüşler söz konusu ve bu da bahsi geçen suç grupları açısından erken tahliyelerin yaşanacağını gösteriyor.  Bunun dışındaki suç gruplarına, özellikle de siyasi suçlardaki tutuklu ve hükümlülere ilişkin bir düzenleme yok.”

‘Türkiye’de süreç tersine işliyor’

Bölge Baroları olarak yeni infaz yasasındaki düzenlemelere ilişkin bir açıklama yaptıklarını hatırlatan Aydın, şöyle konuştu: “Açıklamamızda infaz düzenlemesinde eşitliğin sağlanmasını ve herhangi bir suç ayrımı gözetmeksizin bir eşitlik sağlanması yönündeki görüşlerimizi kamuoyu ile paylaştık. Tabii aslında literatürde şuan Türkiye’de yapılanın tam tersi yapılıyor. Dünyadaki hukuk literatürü bunun tam tersini işliyor. Devletlerin kendilerine işlenene suçları affetme ya da bu konuda düzenlemeler yapma yetkisi var. Kişilere karşı işlenen suçlar konusunda, kişilerin kendilerinin bir rıza göstermesi ya da bir afta bulunması durumunda ancak bu mekanizma işletiliyor. Ama Türkiye’de maalesef iş tam tersine işliyor. Daha çok kişilere karşı işlenen suçlar, af ya da benzeri şekilde, bugün yapıldığı gibi infaz yasasındaki düzenlemelerle ciddi oranda ceza indirimleri gündeme gelebiliyor. Ama devlete karşı işlenen suçlar ise söz konusu bu düzenlemelerde kapsam dışı bırakılıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan af konusunda 2 yıl önce ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte af tartışmalarının gündeme geldiği zamanlarda, devletin ancak kendisine karşı işlenen suçları affetme yetkisini olduğu, kişisel suçları devletin affetme gibi bir durumunun söz konusu olmayacağı yönünde beyanlarını hatırlatan Aydın, bugün ise kişisel suçlara ceza indirimi getirilmesine rağmen devlete karşı işlenen suçların kapsam dışı bırakılmasının tezat oluşturduğunu dile getirdi. Aydın, “Tabii hükümetin söylediklerine değil yaptıklarına bakmak lazım. Genel bir kuraldır, ne söylendiği değil ne yapıldığı önemlidir. Geçmiş dönemlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir demeci olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsan 2018 Sonbaharında af tartışmaları gündeme geldiğinde, ‘Bu konudaki temel ilkemiz şudur; eğer bir af, devlete karşı işleniyorsa devletin bunu af yetkisi olabilir. Fakat şahıslara karşı işleniyorsa, bunun af yetkisi devlette değildir. Ancak bunu affedebilecek merci, o şahısların, mazlum, mağdur insanların ta kendisidir. Biz o yetkiyi devlet olarak kendimize alamayız’ ifadelerini kullanmıştı. Söylenen bu ama maalesef işler pratikteki uygulamaya gelince süreç tam tersine işliyor” diye konuştu.

‘İnfaz düzenlemesi hiçbir suç grubunu dışarıda bırakmayarak yapılmalıdır’

Türkiye’deki hukuk sisteminin mevcut durumunu değerlendiren Aydın, şunları ifade etti: “Son 4-5 yıldır Türkiye’nin hukuk sistemi çok tartışmalı, hukuktan ve adaletten uzak son derece vahim kararlar veriyor ve vermeye de devam ediyor. Kişilerin gerçekten suç ve ceza bağlamından koparılıp, tamamen kişilerin devletle ya da iktidarla olan ilişkileri üzerine odaklanmış bir yargı mekanizması var. Ankara’nın hoşuna gidecek kararlar verme konusunda bir yarış var, mahkemeler arasında. Dolayısıyla yargının bu tartışmalı, taraflı durumu ancak ciddi bir af ve benzeri bir düzenlemeyle bunu belki biraz hafifletebiliriz. Elbette ki, bu kesin bir çözüm değil.  Kesin çözüm, yargının bütün erklerden, özellikle iktidardan ve yürütmeden olabildiğince uzaklaşıp, onların baskısı ve etkisi olmadan tarafsız ve bağımsız bir şekilde hareket etmesi ve karalar vermesidir. Hukuk açısından da Türkiye’nin geleceği açısından da nihai hedef ve amaç budur. Ama tabii şuan en azından yargının kendisinin yarattığı bu kaosu bir nevi de olsa ortadan kaldırmanın kısa vadedeki yollarından biri gündemdeki infaz düzenlemesinin hiçbir suç grubunu dışarıda bırakmayarak yapılmasıdır. Ya da her zaman dile getirdiğimiz gibi bizim temel isteğimiz şudur; devlet kendisine işlenen suçlar karşısında bir söz ve karar sahibidir. Diğer suçlar açısından devletin böyle bir yola başvurmasını çok doğru da bulmuyoruz.”

Düzenlemeden yararlanmayanlar eşitlik ilkesi üzerinden AYM’ye başvuru yapabilirler

İnfaz düzenlemesinde siyasi tutuklu ve hükümlülerin kapsam dışı bırakılmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna vurgu yapan Aydın, olası düzenlemenin mevcut haliyle yasalaşması halinde sürecin Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasına ilişkin Baroların bir tasarrufunun söz konusu olmadığını, Anayasa Mahkemesi’ne bireylerin kendilerinin başvurabileceğini belirtti. Aydın bu konudaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “Anayasa Mahkemesi’ne bizim kurumsal olarak bir başvuru yapabilmemiz gibi bir yol söz konusu değil. Bu düzenlemeden yararlanmayan kişiler Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilirler. Tabii yasanın nihai halini de görmek gerekiyor. Söz konusu düzenleme mevcut haliyle yasalaşırsa, yasanın mağduru kişiler elbette Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaparak, eşitlik ilkesi temelinde haklarını arayabilirler. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda geçmişte hem lehte hem aleyhte kararları var. Ama tabii hukuk gelişen canlı bir organizma ve statik bir yapısı yok. Geçmişte bu konuda verilen olumsuz kararların bugün bir bağlayıcılığı da yok. Nitekim Anayasa Mahkemesi birçok yeni kararında geçmiş içtihatlarını tekzip eden ve temel haklar aleyhine epeyce hatırı sayılır kararı da var. Elbette yine de daha ilerici ve toplumun lehine karalar verebileceğini umut etmekten başka da çaremiz yok.”

‘Yargı bu şekilde geçici de olsa bir güven tazelemiş olur’

Söz konusu düzenlemesinin tüm suç gruplarını kapsayacak şekilde yapılması gerektiğini kaydeden Aydın, “Türkiye yargısının yarattığı çok ciddi bir haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik var. Bu adaletsizliğin kısa ve orta vadede giderilmesi ancak yakın zamanda çıkarılması planlanan yasanın herkesi kapsayacak şekilde bir düzenlemeye gidilirse yargının itibar kaybının da önemli ölçüde önüne geçilmiş olur. Yargı bu şekilde geçici de olsa bir güven tazelemiş olur. Ve bu aynı zamanda da ülkenin toplumsal barışına da katkı sunan bir asım olur diye umut ediyorum. Bu açıdan böyle bir düzenlemenin yapılması son derece önemli ve bizim de talebimiz budur” ifadelerini kullandı.

Cezaevlerinde koroanvirüs vakası teyit edilmiş bir bilgi değil

Koronavirüs salgınının cezaevlerine de sıçradığı ve hapishanelerde koronavirüs testi pozitif çıkan kişiler olduğu yönündeki duyumları değerlendiren Aydın, şunları ifade etti: “Bizim sorumluluk alanımızda olan, Diyarbakır ve yakın çevre illerinde bulunan cezaevlerine ilişkin bu konuda teyit edilmiş bir bilgi ya da vaka bize ulaşmadı. Bu konuda zaman zaman bazı bilgiler dolaşıyor ama hiç biri şuana kadar teyit edilmedi. Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin koronavirüs taşıdığına dair teyitli bir bilgi bize ulaşmış değil.”

Yeni infaz düzenlemesinde neler var?

Son birkaç yıldır zaman zaman gündeme getirilen infaz düzenlemesi yeni tip koranavirüs (Kovid-19) salgınında alınacak tedbirler kapsamında hızlandırılırken, siyasi tutuklu ve hükümlülerin kapsam dışı bırakılmasına tepkiler sürüyor.

AK Parti'nin hazırladığı, infaz düzenlemesini de içeren 3. Yargı Paketi çalışmalarının kapsamı belli olurken, siyasi parti gruplarına sunulan çalışmayla ilgili görüşmeler süreci başladı. Görüşmelerin ardından son şekli verilecek teklif TBMM Başkanlığına sunulacak.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, İnfaz Hakimliği Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu olmak üzere toplam 10 farklı kanunda yapılacak değişikliklerin sonucunda cezaevlerinde tahliyeler söz konusu olacak.

Yeni infaz düzenlemesine göre, koşullu salıverilme oranı 2/3'ten 1/2'ye indirilecek. Böylelikle, koşullu salıverilme oranı kural olarak 1/2 (yüzde 50) olarak uygulanacak.

Kasten öldürme suçu bakımından 2/3 ve terör suçları ile örgütlü suçlar bakımından 3/4'lük koşullu salıverilme oranında herhangi bir değişiklik yapılmayacak.

Mükerrirler (kesinleşmiş cezası varken ikinci kez suç işleyenler) ve buna bağlı cinsel suçlar ile uyuşturucu ticareti suçları bakımından 3/4'lük koşullu salıverilme oranı 2/3'e indirilecek.

Tüm hapis cezaları için 1 yıllık sabit bir denetimli serbestlik süresi uygulanmasının, toplumda "cezasızlık" algısına yol açtığı ve "hakkaniyete aykırı bir infaz rejiminin ortaya çıkması sonucunu doğurduğu" eleştirilerine dikkate alan AK Parti, bu konuda da değişikliğe gidiyor.

Çalışmayla denetimli serbestlik kriterleri değiştirilerek, herkese maktu 1 yıl uygulamak yerine, ceza adaletini sağlamak amacıyla hükmolunan ceza ile orantılı olarak bir düzenleme yapılacak. Böylelikle, her hükümlünün en az yüzde 40 oranında ceza infaz kurumunda kalması sağlanacak.

Geçici bir düzenlemeyle belirli bir tarihten önce işlenen terör, kasten öldürme ve özel hayatın gizliliğine ilişkin suçlar hariç tüm suçlar bakımından denetimli serbestlik süresi 1 yıldan 3 yıla çıkarılacak.

Belirli bir tarihten önce işlenen suçlar bakımından, terör suçları, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve özel hayatın gizliliğine ilişkin suçlar hariç, 0-6 yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile 70 yaşını bitirmiş hükümlülerin denetimli serbestlik uygulanarak serbest bırakılması süresi 2 yıldan 4 yıla çıkartıldı.

Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen 65 yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken süreler, azami süre sınırına bakılmadan denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek.

Belirli bir tarihten önce suç işleyen çocuk hükümlülerin 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdikleri 1 gün 3 gün olarak kabul edilecek.

Hapis cezalarının hafta sonu ve gece ceza infaz kurumunda kalmak suretiyle infaz edilebilmesine ilişkin 6 aylık sınır, kasıtlı suçlar bakımından 1 yıl 6 aya, ölüme neden olma hariç taksirli suçlar bakımından ise 3 yıla çıkarılacak.

Kadınlar ve yaşlılar için öngörülen konutta infaz usulünün uygulanacağı hapis cezalarının sınırı artırılacak, çocuklar da bu kapsama alınacak.

Böylelikle konutta infazın sınırı, kadın, çocuk ve 65 yaşını bitirmiş erkeklerde 6 aydan 1 yıla, 70 yaşını bitirmiş kişilerde 1 yıldan 2 yıla, 75 yaşını bitirmiş kişilerde 3 yıldan 4 yıla çıkarılacak.

Toplam 5 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine imkan sağlanacak.

Yeni doğum yapan ve toplam 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine imkan sağlanacak.

İnfaz yasasında yapılacak bu değişikliklerle koşullu salıverilme oranı denetimli serbestlik süresinin çıkarılması halinde tahliye olacakların sayısının 80 bine kadar çıkması bekleniyor.

Cezaevinde ya da dışarıda 0-6 yaş arası çocuğu bulunan kadınlar ve 70 yaşını geçen hükümlüler için denetimli serbestliğin 4 yıl uygulanmasıyla 2 bine yakın hükümlünün tahliyesi olacağı tahmin ediliyor.

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.