CEMİLE VE MEYİR

CEMİLE VE MEYİR

Adıyaman'da yaşayan Mehmet Oncü, kendi imkânlarıyla halk arasında dolaşarak kültürel değerlerin yok olup gitmemesi için yaptığı derlemeleri kitaplaştırdı. Oncü ile sözkonusu çalışmaları üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

A+A-

Mümin Ağcakaya

Mehmet Oncü Adıyaman’da öğretmenlik yapmaktadır. Kendi imkânlarıyla halk arasında dolaşarak kültürel değerlerin yok olup gitmemesi için derlemeler yapıyor. Daha sonra bir kurumun bile altından kalkamayacağı ağır bir yükün altına giriyor. Bu derlemelerini tasnif ederek, bunları kitaplara dönüştürüyor. Bastırıyor ve okurlarıyla buluşturuyor. TUYAP fuarına da katılan Mehmet Oncü ile bu çalışma yolculuğu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

cemil-(5).jpeg

Uzun zamandan beri derlemeler yapıyorsunuz ve bunları kitaplaştırıyorsunuz. Çok az akademisyenin cesaret edeceği bir çalışma yürütüyorsunuz. Halk içinde konuşulan atasözlerini, masalları, fablları derleyerek bunları kitaplaştırarak önemli bir katkı sunuyorsunuz. Çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kültür üzerine kaynak insanlarla röportajlar ve görüşmeler yaparak derlemeler yapıyorum. İlk başlarda derleme imkânları çok kısıtlıydı. Yaşlı insanlardan hikâyeleri, atasözleri, fablları, anekdotları, deyimleri dinliyordum. Orijinal olarak gördüklerimi not alıyordum. Daha sonraları kayıt etmeye başladım.  Bu derlemelerin kaybolmaması için yazmaya karar verdim. Bunlar Kürtçe olduğu için yazım konusunda zorlanıyordum. Eksiklikleri tamamlamak gerekiyordu. Cizreli Bedirxanilerin yazdığı alfabeden de yararlanarak yazmaya başladım. Kendimi geliştirerek Kürtçe yazmaya başladım. İlk kitabım Doz Yayınlarından çıktı. Dört yüz kısa hikâyeden oluşan bir kitap oldu.

cemil-(2)-001.jpeg

Sonra bu hikâyeler beğenilince ikinci cildini yayınladım. Dört yüz civarında hikâye de o zaman oluştu. Böylece iki kitap da yaklaşık olarak sekiz yüz hikâye yayınlanmış oldu. Bu kitap çalışmaları ilk deneyim oldu. O zamanlar Kürtçe yazım konusunda Kürt yayınevleri arasında bir uzlaşma yoktu. Herkes farklı bir yazım tarzı kullanıyordu. Kürtçe yazanların işi oldukça zordu. Zamanla bir standartlaşma oluştu. Bu çalışmalardan sonra; derlediklerimin arasından atasözlerini ayırarak tasnif ettim.

Çalışmaların her aşamada yeni bir konuya el attığınız görülüyor. Kürtçe hikâyelerden sonra, hangi konuyu ele aldın?

Bu atasözlerine yine kaynak kişilerin verdiği bilgiler ışığında Kürtçe açıklamalar yazdım. Böylece “Gotinên Pêşiyan” adıyla ilk defa açıklanmış 7000 atasözünü içeren bir eser ortaya çıktı ve yayınlandı. Eseri İstanbul Kürt Enstitüsü yayınladı, kitap 2 baskı yaptı. Daha sonra derlediklerimin içinden deyimleri ayıklayarak, tasnif ettim. Bu deyimleri de bir kitap olarak Sivav yayınları yayınladı. Bu kitaptan sonra hikâyeleri ile birlikte ;“101 Deyim 101 Hikâye” adlı bir kitap hazırladım ve bu kitabı Avesta Yayınları yayınladı. Derlediklerimin arasında yüzlerce mitolojik masal vardı ve 74 mitolojik masaldan oluşan bir eser hazırladım. Bu kitabı “Çîrokên Efsaneyî yên Kurdan”adıyla Nûbihar Yayınları yayınladı.

Derlediklerim arasında çocuklara ait tekerlemeler vardı. Bu tekerlemeleri Arkadaşım Azad Zal, “Yeklo Duklo Dumbazê” adıyla kendine ait olan J&J yayın evinden yayınladı. Derlediğim bilmeceleri ise birkaç yıl sonra Dara Yayınları tarafından “Tiştanolên Kurdî” adıyla kitaplaştırılarak yayınlandı. Yıllar önceden (1979 yılından başlayarak) Derlediğim stranları dinlemeye başladım. Her birini onlarca defa dinledikten sonra çözümlemeye karar verdim. Bu çalışmalar sırasında dengbejlerin dilinin çok akıcı olduğunu gördüm ve bu akıcı dilin modern Kürt edebiyatına fazlaca yansımadığını da gördüm. Bu sorun beni Kürt klasiklerini okumaya yöneltti. Klasiklerde aynı sorun yoktu, bu eserlerin dilinin dengbejlerin ki kadar akıcı olduğunu gördüm. Bu ciddi bir sorundu ve bu sorun bende; “klasik desenler taşıyan modern bir avazla dörtlük yazmaya itti. Bende bu düşünceyle yaklaşık 600 dörtlükten oluşan “Çarînên Ji Kaniya Dîl” eserini yazdım. Kitaplaştırdığım bu kültürel çalışmalardan sonra; kendi Aforizmalarımı oluşturdum. Bu Aforizmaları Sîtav Yayınlar “Ji Deftera Kurdekî” adıyla yayınladı. Daha sonra Özgür Atların Kişnemesi (Şihîna Hespên Azad) adıyla, yaşamını Kürt edebiyatına adamış olan Osman Sabri’nin yaşamını konu alan roman kaleme aldım.

            Halkın kendi arasında konuştuğu, özellikle yaşlı kuşakların hafızalarında olan, unutulmaya yüz tutmuş; kültürel değerleri araştırarak, kayıt altına alarak ve bunları ayrıştırarak kitaplaştırıyorsunuz ve güncelliyorsunuz. Yeni kuşaklara bunu taşıyorsunuz. Bu önemli çalışmalar içerisinde sizi en çok şaşırtan bir öykü ya da olay oldu mu?

cemil-(6).jpeg

Bu çalışmalarla birlikte iki Kürt ilinin mutfağını da derledim. Bunlardan biri Yaşadığım il olan Adıyaman’ın mutfağı idi, diğeri hayallerimin şehri olan Diyarbakır şehrinin mutfağı idi. Adıyaman ilinin mutfağını “Cemile” adıyla, Diyarbakır mutfağını ise “Meyir” adıyla kalıcı birer esere dönüştürdüm. Bu her iki eseri de Kürtçe yazdım. Başlangıçta insanlar Kürtçede mutfağa ait terimlerin almadığını, bu eserleri Kürtçe yazamayacağımı söylemişlerdi ama ben bunun doğru olmadığından emin olduğumdan yoluma devam ettim biri 400 diğeri 560 sayfadan oluşan, Kürt mutfağını konu alan 2 eser yazdım. Çok sayıda kişi tarafından başarılı bir çalışma olarak değerlendirildi. Kitap üzerine geri dönüşler olumlu oldu. Bu kitabı, uzun bir dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, ziyarete gelen insanlara hediye olarak veriyordu. Her iki kitap daha sonra Türkçeye de çevrildi.

cemil-(7).jpeg

Her yörede farklı özellikler taşıyan öyküler var ama bunlar çoğu zaman yerelde kalıyor ve keşfedilmeyi bekliyor. Kuşaktan kuşağa aktarılmayınca da kaybolup gidiyorlar, bu konuda bir çağrınız olacak mı?

Evet, var.Ama kime çağırıda bulunacağım konusunda kafam çok net değil. Kürt kültürünün kurumları yok. Galiba bu işin yükü her zaman olduğu gibi gene namus işçilerinin omzunda kalıyor. Tabi bu şövalye ruhlu gönüllü insanların eğitimi bu işi yapmaya her zaman yetmeye biliyor ama olsun zamanla pratik içinde pişerek bu formasyonu kazanabileceklerine inanıyorum.  Peki, nasıl olacak bu iş? Kürt kültürünün hayatta kalan taşıyıcılarıyla röportajlar yapılarak derlemelere devam etmelidirler. Bence artık teknolojik imkânlar çok fazla ve derlemeciler, çalışmalarında derledikleri ses ve görüntülerin folklorik ve fonetik özelliklerini koruya bilirler. Ben çalışmalarımda yaptığım derlemelerin folklorik özelliklerini belki de çok iyi muhafaza edemedim. Çünkü o zaman ne siyasi konjonktür ne de teknolojik olanaklar bize bu şansı vermedi. Bir de eğitim ve formasyon olayı var. Mesela ben bunları derlemeye başladığımda alfabeyi bilmiyordum. Notlar şeklinde derliyordum. Ağızdan çıkan fonetik sesleri ne şekil kodlayacağımı, yazacağımı bilmiyordum. Yığınla not oluştu. O kaynak kişiler de hayatta olmadığından yeniden doğrulama imkânım olmadı. Bu sebeplerden ötürü derlediklerimi, fonetik olarak değil de daha çok doğru Kürtçeyle yazarak yayınladım. Çok orijinal sözcükler de vardı. Sözlükte olmayan yerel sözcüklerde derledik. Bu sözcükleri yaşadığım yöreden derlediklerimi bir sözlüğe dönüştürdüm, oda yayınlanmayı bekliyor.

Bu çağrınız daha çok akademisyenlere, araştırmacılara mı dönük?

Üniversitelerin Kürtçe bölümlerinde yaptığım bu çalışmalar üzerine birçok tez hazırlandı. Mesela Efsaneyi Masallar Üzerine yazılan tezler var. Atasözleri üzerine yazılan tezler var, makaleler var. Bu yazılara referans olarak gösterilen bizim yazdığımız kitaplar gösterildi. Önümüzde bu atasözlerinin tasnifi üzerine bir çalışma yapıyorum. Bu çalışma bitmek üzere ve 9-10 ciltlik olarak düşünüyorum. Yaklaşık 50 bin atasözünün içinde yer alacağı bir çalışma olacaktır. Bu 50 bin atasözünün yanında bunların bir de varyantı var. Bir atasözünün kırk değişik varyantı var. Her bölge ayrı ayrı söylediği gibi her aşiret de farklı varyantlarda söylemektedir.

Tigris Haber Okuyucularına bir mesajınız var mı?

Tigris Gazetesinin bazı sayıları elime geçti. Okudum. Kültürel haberlere önem veriyor. Teşekkür ederim.

Biz de size teşekkür ediyoruz.

Bu haber toplam 2911 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.