“Deliliğin Tarihi”

Fransız filozof Michel Foucault, ilk kez 1961 yılında yayınlanan ve ülkemizde 1992 yılında Türkçe basımı yapılan “Deliliğin Tarihi” içeriğiyle bizi deliliğin fantastik dünyasında dolaştırıyor.

Fransız düşünür, bu eseri ile deliliğin serüvenini aktarırken aslında aynı zamanda aklın tarihinin ana hatlarını da ortaya koyar. Foucault’ a göre toplumsal düzenin varlığı için deliliğin gerekli olduğunu; çünkü bu düzen ancak ve ancak kendi zıddının başka bir ifadeyle negatifinin aynasında kimlik bulabilir. Düşünüre göre akıl, deliliğin zıddında kendini tanımlar. Deliliğin Tarihi kitabı bu ana eksen üzerine kuruludur.

Foucault, deliliğin ilk olarak Orta Çağ’da günlük yaşamın bir parçası olarak görüldüğünü ve kaçıklarla, çılgınların sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaştıklarından bahseder. İlerleyen zamanlarda Modernitenin ortaya çıkmasıyla artık bu insanların potansiyel tehlike olarak görülmeye başlandığını ve onların sokaklardan alınarak tımarhanelere kapatılmaya başlandığından söz eder.

Düşünür, eserinde adeta tarih arkeoloğluğu yaparak deliliğin niteliklerini, tarihte delilere bakış açısını şu temel perspektifle ortaya koymaya çalışır; insanı kavramanın yolu insan zihnini kavramaktan geçer. Bunu da zihnin tam tersini arayarak bulabiliriz. Aslında Foucault, bu eseri ile bize zihnin yapısı ve evriminin nasıl meydana geldiğini dönemsellik içinde yansıtır.

16. yüzyıldan itibaren monarşik düzenler, kendi iktidarlarını sürdürmek için toplumda bulunan, kaçık, sapkın, aylak, deli ve bunlara benzeyenleri bir yerlere kapatmaya başlarlar. Görünürde amaç her ne kadar “temiz” bir toplum yaratma düşüncesi gibi gözükse de aslında amaç toplumun bakış ve düşüncelerini kendi görmek istedikleri şekle çevirmektir. M.Foucault’ unda tam da yansıtmak istediği şey budur.

Monarşiden sonra gelen Modernitede de insanın nesnel aklını kontrol altında tutabilmek için öznel akıl dayatması yapılır. Toplumsal yaşamın sınırlarını iktidarlar belirler. Yaratılmak istenen birey, günümüzde kapitalist yaşamda tüketim dışında bir fonksiyonu olmayan bireyin dayandığı pasif edilgen öznedir.

Foucault, eserini kronolojik bir sırayla aktarırken, toplumun nasıl ve hangi enstrümanlarla dizayn edildiğinden bahseder. Düşünür, bu tespitleriyle günümüz toplumunun nasıl yapılandırıldığına ışık tutar.

Günümüz birey, toplum ve iktidarlarının çelişkilerini iyi görmek ve değerlendirebilmek için mutlaka detaylı bir şekilde ele alınması gereken bir başyapıttır “Deliliğin Tarihi”

Bu güzel yapıtı dilim döndüğünce, anladığım kadarıyla çerçevesini vermeye çalıştım. Sizler daha iyi analiz edersiniz. Detaylı okumalar…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şeyhmus Kaya Arşivi

Kayıp Halk: DOMLAR

02 Eylül 2024 Pazartesi 00:02

Dünyayı Ardında Bırak

27 Temmuz 2024 Cumartesi 00:01

Çin Kalkınma Modeli

28 Haziran 2024 Cuma 00:02

Neandertallerin Sırları

30 Mayıs 2024 Perşembe 00:02

İç Sesin Anlam Arayışı

27 Nisan 2024 Cumartesi 00:02

Psikolojik Restorasyon

27 Mart 2024 Çarşamba 00:03

Kürt Çoban

28 Şubat 2024 Çarşamba 00:05

Post Klasik Eğitim

11 Ocak 2024 Perşembe 00:10

Olasılık

26 Aralık 2023 Salı 00:10

Şilili Filistinliler

23 Kasım 2023 Perşembe 00:10