Dezenfektanlar ne kadar güvenli?

Dezenfektanlar ne kadar güvenli?

Covid-19 ile mücadele kapsamında yüzey ve el dezenfektanlarının aşırı kullanımının olası etkilerini değerlendiren Prof. Dr. Murat Kızıl, halk ve çevre sağlığı açısından önemli uyarılarda bulundu.

Ali Abbas Yılmaz - Özel

TİGRİS HABER - Diyarbakır’dan Kimya Profesörü Dr.Murat Kızıl, Covid-19 ile mücadelede kullanılan tedbirler arasında yer alan dezenfektanların bilinçsiz ve ölçüsüz kullanımının insan ve çevre sağlığına olumsuz etkilerini Tigris Haber’e değerlendirdi.

Aralık 2019'un sonunda Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan salgın hızla tüm dünyaya yayıldı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), koronavirüs salgınını Mart 2020'de pandemi olarak ilan etti. Koronavirüs salgını 1918'deki İspanyol pandemisinden bu yana insanlığın gördüğü en ölümcül salgın oldu.

Pandemiye karşı aşının bulunması ve aşılama çalışmalarına başlanması bir yana koronavirüs salgını hala dünyayı ve insanlığı tehdit etmeye devem ediyor. Dünya genelinde virüse yakalananların sayısı 100 milyona dayanırken, Covid-19 kaynaklı can kaybı ise 2 milyonu aştı.

Covid-19 salgınının ilanından kısa bir süre sonra DSÖ, önleyici tedbirler olarak ve virüsün toplulukta bulaşmasını önlemek için çeşitli yönergeler ortaya koydu. Tavsiyeler arasında ellerin sabunla sık sık yıkanması, masketakılması, fiziksel mesafenin korunması yer aldı.

Pandeminin dünyadaki farklı şehirlerde hava kalitesini önemli ölçüde artırdığı, sera gazı emisyonunu azalttığı, su kirliliğini ve gürültüyü azalttığı ve ekolojik sistemin restorasyonuna yardımcı etkilerinin yanı sıra, tıbbi atıkların artması, dezenfektanların, maskelerin ve eldivenlerin gelişigüzel kullanımı ve bertarafı ve işlenmemiş atıkların sürekli olarak çevreye zararı gibi bazı olumsuz sonuçlara da yol açtı.

En az 20 saniye sabunla eller yıkanmalı

Virüsün bulaş yollarına değinen Dr. Kızıl şunları ifade etti: “Koronavirüsün insandan insana bulaşması öksürme, hapşırma, burun ve ağız yoluyla olurken, virüs 1 ila 2 metre arasında öksürme veya hapşırma yoluyla bulaşabiliyor. Başka bir bulaşma yolu, çevre ve virüs bulaşmış yüzeylerle el temasıdır. Covid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sterilizasyon için dezenfektanların daha sık ve yaygın kullanımı artarken, bu ürünlerin yanlış ve güvenli olmayan kullanımı, insanlarda virüsün kendisi kadar tehlikeli olabilecek toksik etkilere neden olabiliyor. Yapılan araştırmalarda, COVİD-19 virüsü ile enfekte olmuş yüzeylerde 9 güne kadar hayatta kaldığını ve bunun da halk arasında virüsün yayılmasını artırdığını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle,enfeksiyonolasılığını en aza indirmek için, Dünya Sağlık Örgütü gibi halk sağlığı kurumları, bireylerin ellerini en az 20 saniye süreyle sabunla sık sık yıkayarak veya yüksek düzeyde kişisel hijyen sağlamalarını teşvik etmiş veya virüsü devre dışı bırakıp öldürebilen ve bulaşıcılığını ortadan kaldırabilen dezenfektanlar kullanılmasını önermiştir. Çok kullanıcılı öğeler (örneğin, alışveriş arabaları, asansör düğmeleri, kapı kolları vb.), virüsün bulaşması için yüksek riskli alanlar olarak kabul edilir.”

kizil-tigris-001.jpg

Dezenfektan satışlarında artış

Dezenfektanların uygunsuz kullanımına vurgu yapan Dr. Kızıl, şunları kaydetti: “Dezenfeksiyon, bulaşıcı hastalıklara neden olan patojen mikroorganizmaları öldürmenin etkili bir yoludur ve yüzeyleri ve boşlukları sterilize etmek ve SARS-CoV-2 enfeksiyonunu önlemek için yaygın olarak kullanılan bir uygulamadır. Hastanelerde, laboratuarlarda ve evlerde dezenfektanların akıllıca seçilmesi ve uygun şekilde kullanılması ve sağlık risklerini dikkate alan bilimsel temelli kılavuzlar vardır. Dezenfektanlarmikrobiyalenfeksiyonajanlarını tamamen öldürüp ortadan kaldırdığında, bir alan veya cihaz sterilize edilmiş kabul edilir. Bir dezenfektanın bir mikropudeaktiveetme yeteneği, kimyasalın etki şekline, patojenin yüzeyinin moleküler yapısına bağlıdır. Bu nedenlerden dolayı, Covid-19 salgınında, dezenfektanların satın alınması ve kullanımında muazzam bir artış olması şaşırtıcı değildir. Tüketicilerin korunması dünya çapında bir öncelik olduğundan, bu tür ürünlerin çok sık kullanımı ile ilgili endişeler artmaktadır. Tüketiciler tarafından, özellikle Covid-19 pandemi döneminde, dezenfektan olarak kullanılan kimyasalların ve kozmetik jellerin uygun olmayan bir şekilde kullanımı halk sağlığını tehlikeye atabilir.”

Dezenfektanlarda kullanılan aktif bileşenler

Dezenfektanlardaki ortak etken maddelere değinen Dr. Kızıl şunları ifade etti: “Dezenfektanlarda kullanılan birkaç ana aktif bileşen sınıfı vardır: ağartıcı (sodyum hipoklorit), kuaterner amonyum bileşikleri, benzalkonyum klorür, peroksitler, klor dioksit, sitrik asit, etanol, hidroklorik asit, hipokloröz asit, formaldehit, glutaraldehit, sitrik asit,oktanoik asit, peroksiasetik asit,laktik asit, fenoller, sodyum klorit ve timol.Bu kimyasallar, çeşitli mikroorganizmaları öldürmek veya etkisiz hale getirmek için kullanılmaktadır. Bu aktif bileşenlerden üç ana aktif bileşen sınıfı, yeterli konsantrasyon ve temas süresine sahip çok çeşitli patojenik mikroorganizmalara karşı etkilidir: Ağartıcı (sodyum hipoklorit), peroksitler ve kuaterner amonyum bileşikleri.”

Pandemide dezenfektan zehirlenmelerinde artış

Dünya genelinde mevcut COVID-19 salgını sırasında dezenfektan zehirlenmesi vakalarında önemli bir artış olduğu gözlendiğine işaret eden Dr. Kızıl, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle zehirlenmeye maruz kalma ile ilgili vakalar, COVID-19 öncesi ve sırasında en büyük zehirlenme yüzdesinin ağartıcı ürünlerinin (% 62.1) olduğunu, ardından alkolsüz dezenfektanlar (% 36.7) ve el dezenfektanlarının (% 36.7) geldiğini göstermiştir. Bildirilen ana maruz kalma yolu, COVID-19 pandemisinin ilk birkaç ayında önemli ölçüde % 35,3 artan inhalasyon (havayı içine çekme) yoluyla olmuştur.”

‘Antimikrobiyal direnç küresel bir endişe kaynağıdır!’

Bilinçsiz antibiyotik kullanımının zararlarına değinen Dr. Kızıl, şunları söyledi: “Antimikrobiyaller - antibiyotikler, antiviraller, antifungaller ve antiparazitiklerdahilinsanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde enfeksiyonları önlemek ve tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Antimikrobiyal Direnç ise, bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler zamanla değiştiğinde ve artık ilaçlara yanıt vermediğinde enfeksiyonların tedavisini zorlaştırdığında ve hastalığın yayılması, ciddi hastalık ve ölüm riskini artırdığında ortaya çıkar. İlaç direncinin bir sonucu olarak, antibiyotikler ve diğer antimikrobiyal ilaçlar etkisiz hale gelir ve enfeksiyonların tedavisi giderek zorlaşır veya imkansız hale gelir.Pekineden antimikrobiyal direnç küresel bir endişe kaynağıdır? Antimikrobiyal dirence yol açan yeni direnç mekanizmaları kazanmış olan ilaca dirençli patojenlerin ortaya çıkması ve yayılması, yaygın enfeksiyonları tedavi etme becerimizi tehdit etmeye devam ediyor. Özellikle endişe verici olan, antibiyotikler gibi mevcut antimikrobiyal ilaçlarla tedavi edilemeyen enfeksiyonlara neden olan çoklu antibiyotiğe dirençli bakterilerin ("sperbug" olarak da bilinir) hızlı küresel yayılmasıdır.Antimikrobiyal direnç, son yıllarda Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel sağlığa ve ekonomiye yönelik en önemli tehditlerden biri olarak tanımlanmıştır.COVID-19 salgınının ortaya çıkışının dünya çapında antimikrobiyal direncin büyüme oranını ciddi şekilde kolaylaştırabileceği tahmin edilmektedir; bu nedenle, bu küresel felaket sırasında antimikrobiyal dirence karşı devam eden ve önleyici tedbirler ihmal edilmemelidir.Dünya, koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) salgınının üstesinden gelmek ve kontrol altına almak için çok çalışırken, bu salgının antimikrobiyal direncin gelişimi üzerindeki büyük etkilerine hazırlıklı olmak da çok önemlidir. Bu pandemi sırasında uygunsuz ve çok fazla antibiyotik, biyosit ve dezenfektan kullanımının tüm dünyada antibiyotik yönetim programları ve antimikrobiyal direncin kontrolü üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği tahmin edilmektedir. Biyositbazlıürünlerin kontrolsüz kullanımı, bu tür antimikrobiyallerin çevresel kaynaklara alışılmadık şekilde salınmasına ve COVID-19 felaketi sırasında direnç genleri taşıyan bakteri suşlarının seçici olarak hayatta kalmasına neden olabilir.Buradaki endişe antibiyotik direncidir. Dezenfektanlar genellikle antibiyotik içermese de, mikroplar bazı dezenfektanlara dirençli hale geldiğinde, önemli antibiyotiklere dirençli olmaları daha kolay hale gelebilir.”Antibiyotikler COVID-19'u önleyemez veya tedavi edemez. Antibiyotikler virüslere değil, yalnızca bakterilere karşı etkilidir. COVID-19'a bir virüs neden olur ve bu nedenle antibiyotikler önleme veya tedavi için kullanılmamalıdır. Bununla birlikte, COVID-19 nedeniyle hastaneye kaldırıldıysanız, antibiyotik alabilirsiniz çünkü bakteriyel ko-enfeksiyon mümkündür.”

‘Çamaşır suyu ve tuz ruhunun karıştırılması ölüme götürebilir’

Koronavirüse karşı temizlik yaparken dikkat edilmesi gereken hususları değerlendiren Dr. Kızıl, temizlik ürünlerinin karıştırılmaması uyarısında bulunarak şunları kaydetti: “Kimyasalların yanlış kullanımı ölüme götürebilir. Örneğin, çamaşır suyu ve tuz ruhu dezenfektan olarak birlikte kullanılması çok tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Bunların birlikte kullanılamasın sonucu ortaya çıkan gazlar alerjik reaksiyonlara neden olabilir.  Nefes darlığı ve astım gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerin bu rahatsızlıklarını tetikleyebilir. Bu gazlar bir insanı ölüme kadar götürebilir. Benzer şekilde çamaşır suyu ve sirke zehirli klor gazına neden olduğu için asla karıştırılmamalıdır. Klorlu ağartıcılar, dezenfekte etme ve parlatma özellikleri için kullanışlıdır, sirke ise dezenfekte etme, leke çıkarma ve koku giderici güçleriyle bilinir. Bu nedenle, insanların daha güçlü birçok amaçlı temizleyici yaratma umuduyla ikisini karıştırması şaşırtıcı değil - yalnızca düşündükleri gibi doğru değil. Klorlu ağartıcıdaki aktif bileşen, alkalin (bazik) kimyasal bileşik sodyum hipoklorittir. Toz haline getirilmiş veya sıvı klorlu ağartıcı (sodyum hipoklorit) bir asitle - bu durumda sirke (asetik asit) karıştığında çevreleyen havaya klor gazı yayan hipokloröz aside dönüşür. Klor gazı son derece zehirlidir. Gaz son derece keskin bir koku yayar ve büyük hacimlerde sarı-yeşil görünmesine rağmen küçük miktarlarda görünmezdir. Çamaşır suyu amonyak ile de reaksiyona girerek klor gazı oluşturur. Çamaşır suyu ayrıca bazı fırın temizleyicilerine, böcek ilaçlarına ve hidrojen peroksit ile reaksiyon verebilir. Tek bir yıkama programında sirke veya ağartıcı kullanın - asla ikisini birlikte kullanmayın. Ayrıca, çamaşır suyunun diğer bazı kimyasallardan farklı olarak mutlaka oda sıcaklığında su ile kullanmalıdır. Gıda maddelerini dezenfekte edilmesi ve bulaşıkların yıkanmasında çamaşır suyunun kullanılması çok uygun değildir. Bir yüzey gözle görülür şekilde kirlendiğinde, genel bir ev temizleyicisi (sabun veya deterjan) ile yıkayın. Su ile durulayın ve bir dezenfektan ile devam edin. Bir yüzey gözle görülür derecede kirli değilse, hem deterjan ile hem de dezenfektan ile temizleyin. Tek kullanımlık eldivenler giyin. Çamaşır suyu, zemin, sert yüzeyler, kapı ve cam kolları, elektrik düğmeleri, sandalyeler, merdiven tırabzanları, asansör düğmeleri gibi yerlerde kullanılabilecek bir dezenfektandır. Dezenfektan kullanmadan önce yüzeyleri iyicene temizlenmesi gerekir. Yüzeydeki kirler, organik maddeler, dezenfeksiyonun etkinliğini azaltır. Bundan dolayı dezenfeksiyon yapılacak yüzeyin kaba kirini önceden temizlemek gerekir. Çamaşır sularının etiketlerinde, etken madde yüzdesi belirtilmektedir. Ortalama olarak, çamaşır suları %2-% 10 sodyum hipoklorit aktif bileşen içermektedir. Çamaşır suları üretim tarihinden itibaren en fazla 6 ay içerisinde kullanılmalıdır. Kullanılacak dezenfektan yaklaşık % 0.12 sodyum hipoklorit içermelidir. Dezenfeksiyon için, bol miktarda konsantre çamaşır suyunun kullanılmasının bir yararı yoktur. Bir kova suya, bir veya bir buçuk çay bardağı çamaşır suyu yeterlidir. Covid 19 hastalarının temas ettiği yüzeylerde ve kusmuk, dışkı, salgı veya kanla kontamine olmuş yüzeyleri dezenfekte etmek için miktar artırılabilir. Bir litreye bir çorba kaşığı miktarına çıkarak dezenfeksiyonun gücünü artırmak mümkündür. Ancak zeminleri dezenfekte etmek için bir kova suya bir çay bardağı çamaşır suyu yeterlidir. Benzer şekilde, amonyak ve ağartıcı kombinasyonutoksikkloraminbuharları oluşturur. Dumanları son derece tehlikeli olup solunum güçlüğü, boğazda şişme ve daha birçok komplikasyonlara ve hatta ölümcül olabilir. Sodyum hidroksit ve sodyum klorür içeren ağartıcı ürünleri kullanırken klor zehirlenmesi endişe vericidir. Bu, çamaşır suyu doğrudan yutulursa veya ağartıcı ile amonyak karıştırıldığında meydana gelebilir. En sık etkilenenler çocuklar olsa da, yetişkinlerin talimatları okuyup uyguladıklarından emin olmaları gerekir.”

kizil-tigris.jpg

Çamaşır suyunun riskleri

Temizlik ürünlerinin doğru kullanımına ilişkin uyarılarda bulunan Dr. Kızıl, “Temizleyici ve dezenfektan kullanımının artmasıyla bağlantılı olarak, etikette belirtilenden daha fazlasını kullanmak, birden fazla kimyasal ürünü birlikte karıştırmak, koruyucu giysiler giymemek gibi uygunsuz kullanım olasılığı vardır. Yanlış kullanımı azaltmak ve gereksiz kimyasal maruziyetleri önlemek için, kullanıcılar her zaman etiketteki talimatları okumalı ve bunlara uymalı, seyreltme için sadece oda sıcaklığında su kullanmalı (etikette aksi belirtilmedikçe), kimyasal ürünleri karıştırmamalı, göz ve cilt koruması kullanmalı, yeterli havalandırma ve kimyasalları çocukların erişemeyeceği yerlerde saklanmasına özen gösterilmelidir. Ağartıcılar tehlikeli olduğu için amonyak veya asit içeren herhangi bir ürünle (klozet temizleyicileri, pas çıkarıcılar vb.) asla karıştırmayın. Çamaşır suyu evlerde çok yaygın bir ürün, dezenfektan olarak çok etkili ve potansiyel olarak çok tehlikelidir. Birincil toksisitesi, özellikle cilt ve mukoza zarları üzerindeki aşındırıcı doğasıdır. Yutulursa gastrointestinal sisteme büyük zarar verebilir ve aşırısı yutulursa yaygın metabolik sorunlara neden olabilir. Cilde maruz kalma, maruziyetin uzunluğuna ve çözelti konsantrasyonuna bağlı olarak tahrişe veya ciddi kimyasal yanıklara neden olabilir. Ancak, maruz kaldıktan sonra hızlı önlem alınırsa, ağartıcının zararlı etkileri azaltılabilir”“Vücudunuza çamaşır suyu veya başka bir dezenfektan püskürtmek ve uygulamak sizi COVID-19'a karşı korumayacaktır ve tehlikeli olabilir ”diye belirtti.

‘Yoğun dezenfektanların uygulanması, kentsel çevre ve yaban hayatı için önemli bir tehdit’

El dezenfektanlarının bilinçsiz kullanımının ortaya çıkardığı insan ve çevre sağlığı sorunlarına değinen Dr. Kızıl, şöyle konuştu: “Pek çok dezenfektandaki birincil bileşen, yüzde 40 ile yüzde 95 arasında değişen miktarlarda etil alkol, izopropanol veya izopropil alkoldür. Ölümcül olabilmesi için ciddi bir aşırı doz gerektirir, ancak yüksek alkol içeriği nedeniyle, küçük miktarda yutmak bile çocukta alkol zehirlenmesine neden olabilir. Küresel olarak, COVID-19'un hızlı yayılmasını kontrol altına almak için yoğun olarak dezenfektanlar kullanılmaktadır. Yoğun dezenfektanların uygulanması, kentsel çevre ve yaban hayatı için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Dünyanın birçok yerinde salgını kontrol altına alma girişiminde, kentsel kamusal alanlarda büyük miktarlarda dezenfektan püskürtmek için kamyon, dron ve mini tanker filoları konuşlandırıldı. Kullanılan dezenfektanların çoğunun aktif bileşenleri, klor salıcı maddeler, oksitleyici maddeler ve kuaterner amonyum katyonları dahil olmak üzere zararlı ve aşındırıcı kimyasal bileşiklerdir. Şehirlerde yaşayan insanlar evde kalarak bu kimyasallarla temastan kaçınabilse de, kentsel organizmalar bu kimyasallara doğrudan veya dolaylı olarak maruz kalmaktadır.Karantinada, kentsel alanlardaki hayvanlar şehirlerin derinliklerine iner ve sık sık boş sokakları, parkları ve suyollarını keşfederler. Kentsel vahşi yaşamdaki bu geçici patlama ve karantina sırasındaki büyük dezenfeksiyon, büyük miktarda biyolojik çeşitliliği etkileyebilir. Dezenfektanların hem karada yaşayan hem de suda yaşayan hayvanlar üzerindeki toksiketkileri dikkate alındığında, bu uygulamanın genel olarak kentsel çevre, yaban hayatı ve biyolojik çeşitlilik için ciddi bir tehdit oluşturması muhtemeldir. Örneğin, bu kadar yüksek hacimde dezenfektanların uygulanması, serbest yaşayan hayvanların yiyecek ve su kaynaklarını veya tüneme alanlarını kirletebilir. Bu nedenle, kentsel ortamlarda COVID-19'u kontrol etmek için kullanılan dezenfektanların, gereksiz çevre kirliliğini önleyecek şekilde seçilmesi ve uygulanması önemlidir.Dezenfektanların çoğunun (örn., Sodyum hipoklorit, NaClO) solunum ve sindirim yollarının mukoza zarlarını tahriş edici ve aşındırıcı olduğu düşünüldüğünde, bu tür kimyasalların kentsel ortamlarda büyük miktarlarda gelişigüzel uygulanması pratikte doğrudan veya dolaylı olarak kentsel yaban hayatı için önemli bir tehdit oluşturmaktadır.”

kizil-tigris3.jpg

Mikrobiyom nedir?

Ev tipi deterjanların sık kullanımının çevresel mikrobiyomu değiştirme kapasitesine işaret eden Dr. Kızıl sözlerini şöyle sürdürdü: “Nitekim temizlik ürünleri yararlı ve zararlı bakteriler arasında ayrım yapamaz.Ayrıca çalışmalar, antimikrobiyal ajanların minimum inhibitör konsantrasyonlarının (MIC'ler), yerleşik bakterilerimiz arasında antibiyotik direnç genlerinin yatay transferini indükleyebildiğini göstermiştir. “Hijyen Hipotezi” ne göre, halk sağlığını korumak amacıyla yüzeylerdeki gıda kalıntıları, mikroorganizmalar ve temizlik maddeleri gibi kalıntıların ortamdan uzaklaştırılması işlemleri olarak bilinen sanitasyon, kentsel yaşam ve antibiyotiklere erişim bizi bulaşıcı hastalıklardan korusa da, hastalık yapmayankomensalmikroorganizma türlerine maruziyetin azaltılması, alerjik hastalıkların artan prevalansında önemli bir rol oynayabilir. İnsan mikrobiyomu, insan vücudunda yaşayan milyarlarca mikroorganizmanın bir arada yaşamasıdır. Mikrobiyom, bağırsak mikrobiyotasını, üst solunum yolunu, deriyi ve vajinayı oluşturur. Bu bakteri popülasyonu, insan vücudunun ortak veya simbiyotik ilişkilerin kurulduğu normal mikrobiyal florasıdır. Vücut sağlığının korunmasında önemli bir fizyolojik rol oynar, insan genomunun geliştirmediği hayati fonksiyonları sağlar, onu dış patojenlerden korumada anahtar rol oynar ve onun ayrılmaz bir parçasıdır. Cildi tipik olarak yalnızca güzellikle ilgili olduğu için düşünüyoruz ancak genel sağlığımız için gereklidir. Bazen cilt florası olarak adlandırılan cilt mikrobiyomu, cildimizde yaşayan trilyonlarca bakteri için kullanılan bir terimdir. 1.000 farklı bakteri türü ve 80'e kadar farklı mantar türü vardır. Bunlardan bazıları ayrıca bağırsak mikrobiyomunuzun sakinleridir. Cildimiz, deri enfeksiyonlarıyla baş etmemize yardımcı olur. Sağlıklı bir cilt mikrobiyomu, iyi bir bağırsak mikrobiyomunun yaptığı gibi patojenik organizmaların aşırı çoğalmasını önleyerek bizi enfeksiyona karşı korur. Cilt bariyer fonksiyonumuzun hayati bir parçası olarak hareket eder. Cildin en önemli rollerinden biri bariyer görevi görmektir. Mikroflora, bu işlevin hayati bir parçasıdır ve cildin daha az geçirgen olmasını sağlar. Bizi çevresel zararlardan korur. Mikrobiyom ayrıca yara iyileşmesine yardımcı olur, alerjenlere maruziyeti sınırlar, oksidatif hasarı en aza indirir ve cildi dolgun ve nemli tutar. Bağışıklık sistemimizle iletişim kurar.”

‘Tanımı gereği dezenfektanlar biyom dostu değildir’

Dezenfektanlar ve antimikrobiyal ajanların sadece kötü şeyleri öldürmediğinin bunun yanındabiyomumuzun iyi, gerekli kısımlarını da öldürdüğünü ifade eden Dr. Kızıl, cilt sağlığı için şu uyarılarda bulundu: “COVID-19 bulaşmasını önlemede etkili olan dezenfektanlar, tanım gereği, biyom dostu değildir”. Hepimiz kendimizi korumaya çalıştığımız virüsü öldürmek için, inanılmaz derecede etkili mikrop öldürücü olan alkol içeren dezenfektanlar kullanırız, yani dezenfektanlar hastalığa neden olan birçok bakteri ve virüsü saniyeler içinde öldürebilir.  Sorun şu ki, bu tür alkoller cildinizin yüzeyindeki doğal lipitlere, yağ asitlerine ve cildin doğal florasına (cilt mikrobiyomu) zarar verebilir. Bariyer görevi yapan cilte hasar oluşabilir.

Bu şekilde zarar görmüş cilt daha kolay Covid-19 ile enfekte olabilir. Bu lipitleri geri kazanmak ve sağlıklı bakterilerin yeniden büyümesini teşvik etmek için olabildiğince sık nemlendirmek çok önemlidir. Yumuşatıcılar veya nemlendiriciler kullanarak hasar görmüş cilt bariyer bütünlüğünü koruyarak dengelenebilir. Elinize gerçek, geleneksel yağlar içeren bir nemlendirici kullanın. Bu nemlendiriciler, iyi bakterilerin gelişimini teşvik edebilir. Bu sebzeler ve tohum yağları olacak. Aslında tropikal iklimlerde Hindistan cevizi yağını belirli bir süre güneşte fermente ederler ve sonra vücutları için bir cilt losyonu olarak kullanırlar, bu da bana şunu söyler, orada bazı sağlıklı bakterilerin beslendiğini gösterir.  Sağlıklı bir bakteri dengesi sağlamaya yardımcı olmak için prebiyotik ve probiyotikler içeren ürünler düşünülebilir.”

‘Alkol bazlı el dezenfektanları kullanılması tercih edilmeli’

Tüketicilerin istemeden sağlığa oldukça zararlı olabilecek el dezenfektanlarına maruz kalabildiğine dikkat çeken Dr. Kızıl, bunun dünyadaki örneklerine işaret ederek şunları söyledi: “Örneğin, ABD Gıda ve İlaç Dairesi, kusmaya, baş ağrısına, bulanık görmeye, kalıcı körlüğe, nöbetlere, komaya,  sinir sisteminde kalıcı hasara veya ölüme neden olabilen metanol içeren birçok dezenfektanı topladı. Kanada'da el dezenfektanları, ellerde kullanımına izin verilmeyen endüstriyel sınıf etanol içerdikleri için geri toplatıldı. Birleşik Arap Emirlikleri'nde, virüslerle savaşmada etkisiz olduğu düşünülen düşük alkol içeriği (% 60 alkol) nedeniyle el dezenfektanları toplatıldı.”

kizil-tigris2.jpg

‘Tahriş edici olmayan sabunlar ve alkol bazlı el dezenfektanları kullanılmalı’

Antibakteriyel el dezenfektanlarının kullanılmasının antibiyotiğe dirençli bakterilere ve koronavirüse karşı korunmak için bir bariyer kaybına katkıda bulunabileceğine dair endişeler olduğunu belirten Dr. Kızıl, “Güvenli ve etkili dezenfektanlar formüle etme ve potansiyel sağlık tehlikelerine karşı tüketici bilincini artırma ihtiyacı olduğu açıktır. İdeal dezenfektan, kısa ve uzun süreli maruz kalma ile düşük toksisiteprofiline sahip olmalıdır.Özetle, dezenfeksiyon COVID-19'un önlenmesi ve yayılmasında çok önemlidir; ancak, zararlı yan ürünlere maruziyeti azaltmak için uygun önlemler alınarak dezenfeksiyon yapılmalıdır. Yakın zamanda Çevre Koruma Ajansı'nın listesine eklenen bir bileşik, kekik yağından elde edilen doğal bir fenolik bileşik olan timoldür. Bu tür alternatif önlemler, insanlara ve çevreye yönelik riskleri sınırlandırmak için timol, etanol ve hidrojen peroksit içeren doğal olarak oluşan maddeler gibi daha az toksik kimyasal dezenfektanların kullanımını içerebilir.Bu maddeler düşük konsantrasyonlarda kullanıldıkları veya oldukça hızlı parçalandıklarıiçin toksik kalıntı bırakmazlar. Ayrıca, solumayı önlemek için uygun kişisel koruyucu ekipman giyilmeli ve kimyasal kullanım, konsantrasyonlar, oda havalandırması ve uygulama tekniğine dikkat edilmelidir. El dezenfeksiyonu durumunda, cilt hasarını ve tahrişi şiddetlendirebilecek benzalkonyum klorür içeren deterjanlar ve el dezenfektanları yerine tahriş edici olmayan sabunlar ve alkol bazlı el dezenfektanları kullanılmalıdır.El dezenfektanlarının çok sıklıkla kullanımı, normal florayı bozarak ve normalde zararlı ajanlara bariyer görevi gören cildi tahriş ederek enfeksiyon riskini artırabileceğinden, sınırlı olmalıdır. Düzenli temizlik, gribi, yiyecek kaynaklı hastalıkları ve daha fazlasını önlemeye yardımcı olabilir ve bu da sağlık sistemlerimiz üzerindeki yükü azaltabilecek diğer enfeksiyonları azaltmaya yardımcı olabilir. Güvenli kimyasallar bulunmamakla birlikte, tüketici bilincini artırmaya ve insanlara ve çevreye daha az zararlı dezenfektanlar geliştirmeye ihtiyaç vardır” uyarısında bulundu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.