Fuhuşa karşı toplumsal duyarlılık

Fuhuşa karşı toplumsal duyarlılık

Diyarbakır'da son günlerde gündeme gelen Ofis semtindeki fuhuş olaylarını değerlendiren siyasi parti temsilcileri, toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla toplumsal yozlaşmanın önüne geçileceğini belirttiler.

Ali Abbas Yılmaz / Özel

Diyarbakır'ın Yenişehir İlçesi Ofis semtinde bulunan Sanat Sokağı’nın son süreçte her ne kadar sağlıklaştırma çalışmalarıyla çehresi bir nebze değişse de ismi fuhuşla anılmaya devam ediyor. 
Sanat Sokağı’ndaki bir binada yaşanan fuhuş pazarlığı ve müşteri kavgası görüntüleri kentteki yozlaşmayı gözler önüne serdi. Bir zamanlar kentin gözdesi olan Ofis semtinin fuhuş ile anılmaya başlaması semt sakinlerini ciddi şekilde rahatsız ederken, yaşanan göçlerle iyice ıssızlaşan alanlar ise uyuşturucu ve fuhuşun yaygınlaştığı adreslere dönüşüyor. 
Kentteki siyasi parti temsilcileri ile kentin yaşamını, kültürünü ve değerlerini tahrip eden fuhuş olaylarının yaygınlaşmasını konuştuk. 

‘Sistemden kaynaklı yozlaşma sorgulanmalı
CHP Diyarbakır İl Başkanı Gönül Özel, fuhuşun sistemden kaynaklı bir yozlaşma olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti: “Bu durum kadim kentimize yakışmayan bir durum. Fuhuş kuyruğunun dışarıya taşması insanların artık ne kadar vurdumduymaz olduğunun, ahlaksızlığın diz boyu olduğunun ve bir birinden utanmadığının göstergesidir. Ancak bu durumda asıl yargılanması gereken sistemdir. Kadınları bu duruma düşüren, beden işçiliğine mecbur bırakan, ekmek parası için bu duruma düşüren sistemin sorgulanması lazım. Bu kadınlara iş imkânı verilse tabii ki namusuyla ekmek kazanmayı tercih edecektir. Bu pandemi döneminde işsiz kalan, faturasını ödeyemeyen ekmek alamayan bu insanlara sosyal devlet olarak görev yerine getirilse bu durum yaşanmaz.” 
‘Kentin dinamikleri ortak çözüm bulmalı’
Ak Parti Diyarbakır İl Başkanı M. Şerif Aydın, fuhuşa karşı “öze dönüş ve eğitim” hamlelerine ihtiyaç olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “Yaşadığımız coğrafyada hırsızlık, uyuşturucu, suça sürüklenen çocuklar konularında olduğu gibi fuhuş konusunda da öteden beri bir takım sorunların yaşanıyor olması, her Diyarbakırlı gibi bizleri de üzüyor ve düşündürüyor. Bu tür sorunlar toplumumuzun kaderi değil. Sistematik bir çalışma ile tüm kent dinamiklerinin bir araya gelmesi ve gerekli katkıyı vermesi ile çözülebileceğine inanıyorum. Şehrimizde çok büyük adımlar atılırken, çok büyük atılımlar yapılırken, Sanat Sokağı ve benzeri yerlerdeki peyzaj çalışmalarının fuhuşa veya herhangi bir suça zemin hazırladığı algısının bir takım çevreler tarafından şehrimizde özellikle oluşturulmaya çalışıldığını hayretle ve ibretle görmekteyiz. Bize göre bu sorunların temelinde; toplumumuzun varlık kodunda, mayasında yer alan İslami hassasiyeti üzerinde özellikle terör örgütü üzerinden planlı bir şekilde yapılan tahribat yatmaktadır. Bu durumun toparlanmasının da yine öze dönüş hamleleriyle ve bunu destekleyecek eğitim odaklı çalışmaların ekonomik adımlarla güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine inanıyorum.”

Toplumsal yozlaşmaya karşı toplumsal sorumluluk
Kentte artan fuhuş olaylarını toplumsal yozlaşma başlığı altında değerlendiren ve fuhuşla mücadelenin toplumun her kesimine görevler yüklediğine işaret eden HDP Diyarbakır İl Başkanı Zeyyat Ceylan şöyle konuştu: “Fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık ve tüm olumsuzlara toplumsal yozlaşma diyoruz. Mevcut iktidar döneminde toplumsal çürüme pik yaptı, yozlaşma dibe vurdu. Çocuklarımızdan, geleceğimizden bahsediyoruz ve toplumsal çürümenin tahlilini yapmaya çalıştığımızda bireyleri eleştirerek bu sürecin doğru yanıtını bulamayız. Tabii buradan ailenin, anne babanın, ebeveynlerin sorumluluğunu göz ardı etmek istemiyorum. Elbette ki ebeveynler olarak çocuklarımıza karşı, şehrimizin çocuklarına karşı üst düzeyde sorumluluğumuz vardır. Ama tabii takdir edersiniz ki, okul süreçlerinden sorumlu olan iktidardır, ilgili bürokrasidir. Parklardan tutalım ekonomiye, kültürel yaşama kadar her şey söz konusu olumsuzluğu besleyen alanlardır. Televizyon yayınlarına bakalım, çocuklarımız için kaç doğru davranış bulabiliriz? İnternete baktığımızda kaç haber portalını çocuklarımıza örnek olarak gösterebiliriz. Toplumsal yozlaşmanın ekonomik ve kültürel alt yapısını göz ardı edemeyiz. Ekonomik kırım, ekonomik iflas, toplumun yoksullaştırılması, insanların açlıkla yüz yüze bırakılması aynı zamanda çürümenin de zeminidir. Eğitim sistemimiz, çocukların ruh dünyası ile kurduğumuz ilişki, anne babalarla kurduğumuz ilişki de bu sürecin pozitif ve negatif etkenleri olarak önümüze çıkıyor.”

Asıl sorumlu iktidardır
“Toplumsal yozlaşmanın sebeplerini irdelediğimizde toplumun tüm kesimlerinin bunda payı vardır” diyen Ceylan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Tabii ki toplumdaki bireyler olarak ahlak sahibi olacağız ama bizim gücümüzün de bir sınırı var. Haliyle burada asıl sorumluluk iktidarlarındır. Bahsettiğimiz toplumsal yozlaşma sadece Diyarbakır’da yaşanan bir olgu değildir. Ankara, İstanbul gibi metropollerde belki daha fazlası yaşanıyor ama burada da yaşandığını görmezden gelemeyiz. Bizde de yaşanıyor ve bunu kabul etmezsek önüne de geçemeyiz. Bunu kabul etmezsek çocuklarımızı söz konusu tehlikelere karşı da koruyamayız. Burada birinci müsebib iktidarın kendisidir. İktidar bu konuda ilgili yetkililerinin görev ve sorumluluklarını titizlikle denetlemelidir. Tabii ki burada toplumdaki bireyler de özeleştiri yapmalıdır. Sadece sorun iktidarındır deyip kestirip atmayız.  Haliyle biz ebeveynlerin de görev ve sorumlulukları vardır. Toplumsal yozlaşmaya karşı tüm Sivil Toplum Kuruluşlarının görev ve sorumlulukları vardır. Tüm siyasi partilerin bu konuda görev ve sorumlulukları vardır. Her birey kendi cephesinden, alanından ve soruna herhangi bir fark koymaksızın insani bir yönelim içinde bulunmalıyız. Çocuklarımız için temiz alanlar, risksiz sokaklar teşkil etmeyi başarabilirsek; ev içi eğitimden yaygın-örgüm eğitime kadar daha disiplinli, düzenli, sağlıklı ve anadilde bir yaklaşımla bu tür sorunların yol açtığı tehlikelerin önüne geçmeyi başarabiliriz. Çocuklarımız için güzel bir gelecek hayal ediyorsak toplumumuza karşı görev ve sorumluluklarımızı azami ölçüde yerine getirmeye çalışmalıyız.” 

‘Fuhuş ve bireysel suçların artması düşündürücü
DEVA Partisi Diyarbakır İl Başkanı Cihan Ülsen, kentte son süreçte ayyuka çıkan fuhuş olaylarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Malumlarınız devletin ilk ve en önemli görevi halkının huzuru, sağlığı, sükûnunu ve hayatını kolaylaştırmak olmalıdır. Ülkemizde eğitim seviyesi ve kalitesinin gelmiş olduğu nokta nedeniyle mesleki okulların yetersizliği sonucu ara eleman yetişmemekte olup lise hatta üniversite eğitimi alan milyonlarca gencimiz işsizdir, ülkesine aidiyet hissini yitirmiş, geleceğe olan güveni yok olmuştur. Özellikle son 10 yıldan günümüze ülke ekonomisi ciddi anlamda küçülmektedir. Sosyal medyanın yaygınlaşması, bilgiye anında erişebilirlik ve mutsuz ve umutsuz bir gençlik yetişmektedir. Anılan nedenler ile her gün daha yakıcı hale gelen geçim sıkıntısı ilave edilebilir başka birçok nedenle ülkede, hırsızlık, boşanmalar, intiharlar başta olmak üzere fuhuşta da artış olduğu gözlenmektedir. Pandemi sürecinde yani son 14 ayda ülke ekonomisinin artık yönetilemez oluşu, işsizlik seviyesinin yükselmiş olması, sosyal ve ekonomik bütün yapıların bozulması da çok önemli etken olarak ortadadır. İlimiz özelinde fuhuş ve bireysel suçların bu haliyle artmış olması düşündürücüdür. Kamu yönetiminin bir an önce sorunun kökenine inip gerekli bütün çözüm yollarını zorlayacak şekilde bu soruna el atması bu açıdan son derece önemlidir. Yaşanan son dönemdeki fuhuş olaylarına ilişkin halkın tepkisi dikkate alınmalıdır.”
‘Sorumluların bir an önce adalete teslim edilmesi gerek’
Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, kentte yaygınlaşan fuhuş olaylarına ilişkin şunları söyledi: “Kadim şehrimizin gündemi artan uyuşturucu kullanımı, satımı ve fuhuş olayları olmaktadır. Diyarbakırımızda bu şekilde oluşan gündem hepimizi derinden üzmekte ve etkilemektedir. Toplum olarak hepimizi etkileyen, üzen ve kadim şehrimizin imajını olumsuz etkileyen bu tür olaylara karşı birlikte hareket etmek gerekmektedir. Özellikle kamu gücünü kullanan mülki amirlikler, emniyet, jandarma, istihbarat vs. daha etkin önleyici tedbirler alması elzemdir. Son dönemde Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğünün hazırlamış olduğu tanıtım kitapçığında “riskler” bölümünde bahsettiğimiz olayları belirtilmiş olması Diyarbakırımız ile ilgili kamu idarecilerinin duyarsızlığının açık bir ifadesidir. Vatandaşlardan aldığımız bilgilere göre gerek uyuşturucu kullanımı, satımı ve fuhuş olaylarında emniyet yetkililerinin bilgi verilmesine, ihbarlar yapılmasını, kişiler bildirilmesine rağmen duyarsız kalındığı ve olaylara müdahale edilmediği belirtmektedir. Bu durum olayların vahamet derecesi daha da arttırmaktadır. Çünkü asıl sorumlu olanların tabiri caiz ise olaylara seyirci kalması kabul edilecek bir durum değildir. Belirttiğimiz olaylarla ilgili organize suç yapılarının çok etkin şekilde gerek uyuşturucu satımı ve gerekse fuhuş olaylarında rol aldığı, sevk ve idare ettiği bilinen bir gerçektir. Belirttiğim tüm hususlar toplum olarak bizleri, şehrimizi ve özellikle de gençlerin geleceğini karartmaktadır. Gelecek Partisi olarak üzerimize düşen tüm sorumluluğun bilincinde olarak gayretlerimizi ve çabalarımızı yoğunlaştıracağız. Asıl sorumlu olan kamu idaresinin ve ilgililerin olaylara duyarsız kalmaması önleyici tedbirlerin daha etkin alınması, suçlu ve suçluların ortaya çıkarılması ve haklarında gerekli soruşturmaların yapılmasını beklemekteyiz.”
‘Gayrimeşru yollara sapıldı’
İYİ Parti Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu ise, kentteki yozlaşmaya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Yapılan yanlış tarım politikaları ve açılan ekonomik paketlerden dolayı sıkıntıların hat safhalara ulaştığı günümüzde insanlar artık gayrimeşru ve günah olan yollara sapmaya başladı.  Öyle ki, işsizlik ve ekonomik sıkıntılar yüzünden intihar eden ebeveynler, anne babalar, ayrılanlar, kadınlarımız maalesef ahlak dışı yollara başvurmak zorunda kalıyor. Bunların hiçbirini onaylamıyoruz, savunmuyoruz. Şer ve günah olan şeyleri hiçbir zaman tasvip etmiyoruz.”
Fuhuşla mücadelede yapılması gerekenler…
Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan ise, kentte artan fuhuş olaylarını şöyle değerlendirdi:  “Toplum da yaşanan sıkıntılarda iktidarların sorumluluğu fazladır. Fuhuş ve uyuşturucu kullanımı aile ve topluma maddi ve manevi olarak ciddi anlamda zarar veren ve huzursuz eden ahlaksızlıklardır.  Elbette hem birey hem toplum olarak hepimiz bu tür fillerden rahatsız oluyoruz. Bu olayların sebeplerini aile ve devlet olarak iyi ve doğru tespit etmemiz gerekir.  Bu ve diğer suçların en büyük sebeplerinin başında manevi boşluk ve maddi geçimsizliktir. Bunun yanında gençlerin düşünmemesi ve sorgulayıcı olmaması için gençlerin uyuşturucu ve fuhuş bataklığına batmalarına da göz yumulduğu inancı vardır.”
 ‘Uyuşturucu baronlarının kötü emelleri’
HÜDAPAR Diyarbakır İl Başkanı Faruk Dinç ise, kentte yaygınlaşan fuhşa ilişkin şunları ifade etti: “Diyarbekirimiz sahabeler ve peygamberler şehridir. Ancak kültürümüze, değerlerimize, inancımıza aykırı dizilerin ve bununla birlikte örf ve adetlerimize uymayan giyim ve kuşamların toplumumuzda ve gençlerimizde ciddi manada ahlaksızlığa ve yozlaşmaya sebep olmuştur. Bu nedenle memleketimizin bu noktadaki sorunlarının çözümü için de gerekli adımlar atılmadığından dolayı ahlaksızlık ve fuhuş başını alıp gitmektedir. Bu nedenle bu illet nice genç yavrularımıza kadar bulaşmaktadır. Bu yönü ile bilmeden bu işin ucunun nereye gideceğini düşünmeden genç kız ve erkeklerimiz kendilerini bu haramın ve ahlaksızlığın içerisinde buluyorlar. Budan dolayı gerek okullardaki eğitim, gerek toplumdaki yozlaşma ve gerekse dizilerdeki ahlaksızlık bunu daha da deşmekte ve daha da yayılmasına sebep olmaktadır. Her şeyden önce bunlara yönelik tedbirlerin ve önlemlerin alınması gerekiyor. Çocuklarımıza edep ve ahlak noktasında ciddi bir eğitimin verilmesi gerekiyor. Gençlerimizin bulaştığı bu hastalığın nasıl tehlikeler beklediğini ve ciddi     manada uyarıların yapılması lazım. Televizyondaki dizilerin RTÜK tarafından elden geçmesi gerekir. Vatandaşlar dizilerden çabuk etkileniyor. Olumsuz etkileşimlerin önüne geçmek için RTÜK halkın örf ve ahlakını bozacak dizilerin önüne geçmelidir. Bölgemiz insanlarının değer ve inançlarına tamamen zıt bir ahlaki yozlaşma ile karşı karşıya olduklarını görüyoruz. Ortaokuldaki kızlarımız ve erkeklerimiz, lisedeki gençlerimiz hatta ilkokuldaki çocuklarımız dâhil, bize ait olmayan konuşma, davranış ve giyinişlerini görüyoruz. Tabi bunlar durduk yere ortaya çıkmadı. Bu tamamen İslam düşmanları ve ahlak yoksunlarının marifetidir. Burada en başta Hükümete işler düşmektedir. Siyasi partiler ve STK’lar’ burada üzerlerine düşeni yapmalıdırlar. Özellikle devletin bu noktada gençlerimizi muhafaza etmesi gerekir. Bu ve benzeri durumların önüne geçmek için gerekli çalışmaları bir an önce başlatmalıdır. Eğer bu fuhuş ve ahlaksızlık karşısında hemen bir önlem alınmaz ise Allah muhafaza gelecek nesil hiç iyi bir durumda olamayacak ve toplumda hiçbir fayda sağlayamayacak. İnşallah rabim bizlere o günleri göstermez. Bizim temennimiz devletin bir an önce ahlak, edep, kültür ve ahlak inancına aykırı olan tüm dizileri yasaklar. Bununla birlikte billboardlarda asılan o çirkin görüntüleri ve fotoğrafları yasaklar. Çünkü bu fotoğraflar gençlerin ahlaki noktasında onları ciddi bir şekilde tahrip etmektedir. Bu nedenle bu tahriklerin önünün engellenmesi gerekir. Nitekim Rabbimizde zina etmeyin demiyor, zinaya yaklaşmayın diyor. Ama zinaya yaklaştırılacak birçok şey var ve geçler bunlara bulaşmaktadır. Uyuşturucu baronları gençlerimizi kendi kötü emellerine bulaştırıyorlar. Bu kötülüklere bulaştırılan gençler şantajlar ile farklı ortamlara götürülmektedir. Öncelikle Diyarbekirimizin temiz gençleri bu tür kötülüklere bulaşmamaları için gerekli önlemlerin acilen devlet tarafından alınması gerekir.”

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum