Görünmez şiddet: Kültürel şiddetin Kürt kültürüne yansımaları

Görünmez şiddet: Kültürel şiddetin Kürt kültürüne yansımaları
Diyarbakır Belediyesi’nin düzenlediği “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu” kapsamında edebiyatçı Saliha Ayata ve Zeynep Turgut, kadınlarla yaptıkları atölyede “Görünmez Şiddet: Kültürel Şiddetin Kürt Kültürüne Yansımaları” konusunu ele aldı.

Mümin Ağcakaya

TİGRİS HABER - “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu”, akademisyenler, sanatçılar, hukukçular, gazeteciler ve kadın hareketi temsilcilerinin katılımıyla forum, kültürel etkinlikler ve atölye çalışmalarıyla devam ediyor.

Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen atölyede, edebiyatçı Saliha Ayata ve Zeynep Turgut, bir grup kadınla birlikte “görünmez şiddet” ve kültürel şiddetin Kürt kültürüne yansımalarını tartıştı.

“Görünmez şiddet en az fiziksel şiddet kadar tahripkârdır”

Edebiyatçı Saliha Ayata, konuşmasında Kürt dili ve kültürü üzerinde uygulanan yasaklara dikkat çekti. Tarihsel olarak süregelen şiddet sarmalının yalnızca fiziksel boyutunun değil, onu besleyen görünmez boyutunun da en az fiziksel şiddet kadar etkili ve yıkıcı olduğunu ifade etti.

Ayata, bu atölyede Kürt dili ve kültürü üzerindeki yasaklar ile kültürel şiddete dikkat çekmeyi amaçladıklarını belirterek, fiziksel şiddete daha fazla odaklanıldığı için kültürel şiddetin çoğu zaman göz ardı edildiğini söyledi. Kürt müziği, sanatı ve kültürel değerlere yönelik müdahalelerin de şiddet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kültürel şiddet yemekten kıyafete kadar uzanıyor

Konuşmada, sosyolog Johan Galtung’un fiziksel şiddet, yapısal şiddet ve kültürel şiddet üçlemesine de atıfta bulunuldu. Kültürel şiddetin günlük yaşamın her alanına yayıldığı, yemekten kıyafete kadar birçok kültürel unsur üzerinden tartışma yürütüldüğü ifade edildi.

Dizilerde Kürt karakterlerin olumsuz ve “cahil” olarak gösterilmesi, metropollere giden kadın ve erkeklerin kıyafetleri nedeniyle dışlanması ve aşağılanması gibi örnekler üzerinden değerlendirmeler yapıldı.

Atölye kapsamında üç grup oluşturuldu. Birinci grup şiddetin yeniden tanımlanması, ikinci grup sosyal medya, dizi ve filmlerde kültürel şiddet, üçüncü grup ise gündelik yaşamda karşılaşılan kültürel şiddet örnekleri üzerine çalıştı.

Kültürel şiddet yaşamın her alanında

Atölyede ayrıca Kürt erkekleri ve Kürt kadınlarının maruz kaldığı şiddetin farklı boyutları da ele alındı.

Kadınların, kültürel şiddet kapsamında yasaklı bir dilin içinde sanatsal üretim yapmada ve görünür olma konusunda ciddi zorluklarla karşılaştığı belirtildi. Bunun yanı sıra cinsiyetçiliğin de bu süreci derinleştirdiği, kadınların geri planda bırakıldığı ve görünmez kılındığı ifade edildi.

Bu durumun evde, okulda, iş yaşamında, kamusal alanda, siyasette ve birçok alanda açık biçimde görüldüğü vurgulandı.

“Kürt kadını sadece ötekileştirilmiyor, yok sayılıyor”

Atölyede, Kürt kadınının yalnızca ötekileştirilmediği, aynı zamanda çoğu zaman yok sayıldığı ifade edildi. Özellikle kültür, sanat, siyaset ve politika alanlarında kadınların görünmez kılındığına dikkat çekildi.

Kürt kadınlarının kendini ifade edebileceği, sanatsal üretim yapabileceği özgür alanların sınırlı olduğu belirtilerek, bunun da kültürel şiddetin bir sonucu olduğu ifade edildi.

Kadının, erkek egemen toplum yapısı içinde daha çocukluktan itibaren kültürel şiddetle karşı karşıya kaldığı; bu durumun zamanla normalleştirildiği ve meşrulaştırıldığı da vurgulandı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.