IMF’den Türkiye’ye 3 kritik uyarı
IMF’nin Türkiye’ye ilişkin Mali Şeffaflık Değerlendirmesi raporunda, kamu maliyesindeki önemli eksikliklere dikkat çekildi.
TİGRİS HABER - Türkiye Varlık Fonu’ndaki GSYH’nin yüzde 29’una karşılık gelen varlıkların mali raporlarda yer almadığı belirtilirken deprem harcamalarının raporlanması, TOKİ’nin mali tablolarının kamuoyuna açıklanması ve mali risklerin yönetimi konusunda şeffaflığın artırılması istendi. Fon, eksikliklerin giderilmesi için dört öncelikli öneri sundu.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye’nin mali şeffaflık uygulamalarını değerlendirdiği raporunu yayımladı. Raporda, son yıllarda bütçe yönetimi ve kamu maliyesinin raporlanması alanında önemli ilerlemeler kaydedildiği belirtilirken bazı kritik eksikliklerin kamu kaynaklarının gerçek durumunun anlaşılmasını zorlaştırdığı vurgulandı.
IMF’nin değerlendirmesine göre Türkiye, Mali Şeffaflık Kodu ilkelerinin yaklaşık üçte ikisinde iyi veya ileri uygulama düzeyine ulaştı. Bu oran, 2015 yılında yapılan değerlendirmede yaklaşık yarı seviyesindeydi. Raporda, program bütçesine geçilmesi, tahakkuk esaslı muhasebe standartlarının uygulanmaya başlanması ve devlet mali istatistiklerinin geliştirilmesi olumlu adımlar arasında gösterildi.
Buna karşın kamu maliyesinin bütününü kapsayan raporlama, kamu işletmelerinin mali bilgilerinin açıklanması ve uzun vadeli mali risklerin değerlendirilmesi konularında iyileştirmeye ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.
TÜRKİYE VARLIK FONU’NDA ŞEFFAFLIK SORUNU
IMF raporunda öne çıkan başlıklardan biri Türkiye Varlık Fonu oldu. Fon bünyesinde, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 29’una karşılık gelen büyüklükte kamu varlığı bulunduğu, ancak bu varlıkların mali raporlara yeterince yansıtılmadığı belirtildi.
Raporda, fonun bilanço büyüklüğünün önemli bir bölümünün kamuoyuna sunulan mali raporlarda yer almadığına dikkat çekildi. Faaliyet raporları ile dipnot içermeyen ve denetlenmemiş mali tablolar üzerinden sınırlı bilgi paylaşıldığı ifade edilirken denetim raporlarının yurt içinde kamuoyuna açıklanmamasının da şeffaflığı sınırlandırdığı kaydedildi.
IMF, fonun varlık ve yükümlülüklerinin niteliği ile hükümetle olan mali ilişkilerinin daha açık biçimde ortaya konulması gerektiğini bildirdi. Bu eksikliklerin, fonun ekonomik büyüklüğü nedeniyle makroekonomik açıdan önemli riskler oluşturabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.
DEPREM HARCAMALARININ RAPORLANMASINDA UYUMSUZLUK
Raporda, 2023 yılında meydana gelen depremlerin ardından yürütülen yeniden inşa çalışmalarına ilişkin harcamaların raporlanmasında da sorunlar bulunduğu belirtildi.
Hükümet raporlarında depremle bağlantılı harcamaların GSYH’ye oranının 2023’te yüzde 3,6, 2024’te yüzde 1,7 ve 2025’te yüzde 0,8 olarak gösterildiği aktarıldı. Ancak IMF, bu rakamların bütçe ödeneklerini yansıttığını, fiilen yapılan harcamaların yıllara göre dağılımını doğru biçimde ortaya koymadığını bildirdi.
Değerlendirmeye göre bu yöntem, ilk yıllardaki harcamaların olduğundan yüksek, sonraki yıllardaki harcamaların ise düşük görünmesine neden oluyor. Raporda, 2023 için GSYH’nin yüzde 3,6’sı olarak bildirilen harcamanın yalnızca yüzde 0,8’lik bölümünün o yıl fiilen gerçekleştirildiği belirtildi.
IMF, harcamaların bütçeden aktarıldığı tarihe göre değil, yeniden inşa faaliyetlerinin fiilen gerçekleştirildiği yıllara göre raporlanması gerektiğine işaret etti. Bu durumun bütçe açıklarının değerlendirilmesini de etkilediği vurgulandı.
KKM’NİN KAMUYA MALİYETİ GSYH’NİN YÜZDE 4,2’Sİ
IMF’nin raporunda Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının kamu maliyesi üzerindeki etkileri de ele alındı. Hükümetin dövize endeksli Türk lirası mevduatlar nedeniyle GSYH’nin yüzde 8’ine kadar ulaşan kur riski üstlendiği ifade edildi.
Raporda, döviz kurundaki sert yükselişin devlete GSYH’nin yüzde 4,2’sine karşılık gelen bir maliyet yüklediği belirtildi. Bu maliyetin bir bölümünün bütçeden karşılandığı, diğer bölümünün ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının zararlarına yansıdığı kaydedildi.
IMF, söz konusu süreçte Merkez Bankasının özkaynaklarının GSYH’nin yüzde 2,9’u oranında negatif seviyeye gerilediğini aktardı.
KKM uygulamasının aşamalı olarak sona erdirildiği belirtilen raporda, bu örneğin olağan dışı ekonomi politikalarının önemli mali riskleri zaman içinde gerçekleşmiş kamu yükümlülüklerine dönüştürebileceğini gösterdiği değerlendirmesi yapıldı.
TOKİ’NİN MALİ TABLOLARI KAMUOYUNA AÇIKLANMIYOR
Raporda, kamu işletmelerine ilişkin genel raporlamanın büyük ölçüde olumlu olduğu ancak Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) mali bilgilerinin bu raporlamada yer almadığı belirtildi.
TOKİ’nin kendi mali tablolarının kamuoyuna açık olmadığına ve kurumun Sayıştay denetiminde şartlı görüş aldığına dikkat çekildi. Kurumun varlıklarının GSYH’nin yüzde 2,6’sına karşılık geldiği ifade edildi.
IMF, TOKİ’nin bağlı ortaklıklarının deprem sonrası yeniden inşa harcamalarının önemli alıcıları arasında bulunduğunu vurguladı. Kurumun sosyal konut projeleri için devletten ücretsiz arazi devri aldığı ve 2023’ten bu yana önemli miktarda bütçe transferinden yararlandığı da raporda yer aldı.
Bu büyüklükte kamu kaynağı kullanan bir kurumun mali bilgilerinin açıklanmasının, kamu harcamalarının izlenmesi ve mali şeffaflığın sağlanması açısından önem taşıdığı belirtildi.
MALİ RİSK YÖNETİMİNDE İLERLEME SINIRLI KALDI
IMF, mali risk yönetimini Türkiye’nin şeffaflık alanındaki en zorlu başlıklarından biri olarak değerlendirdi. Son 10 yılda bu alanda sınırlı ilerleme sağlandığı, makroekonomik risk analizlerinin ise büyük ölçüde üst düzey hassasiyet değerlendirmeleriyle sınırlı kaldığı ifade edildi.
Kamu maliyesini etkileyebilecek bütün riskleri bir araya getiren kapsamlı bir raporun henüz yayımlanmadığına işaret edilen değerlendirmede, nüfusun yaşlanmasının uzun vadeli mali sürdürülebilirlik açısından yeni analizleri gerekli kıldığı kaydedildi.
Buna karşılık kamu borçları, kamu-özel sektör iş birliği projelerine ilişkin garantiler ve finans sektöründeki risklerin raporlanması olumlu alanlar arasında gösterildi. Depremlerle bağlantılı çevresel risklerin yönetimine yönelik stratejinin de geliştirildiği belirtildi.
Raporda ayrıca genel yönetimin finansal ve finansal olmayan varlıklarının büyük bölümünün raporlama kapsamına alındığı, ancak kamu emeklilik sistemine ilişkin yükümlülüklerin kapsam dışında kaldığı ifade edildi.
IMF’DEN DÖRT ÖNCELİKLİ ÖNERİ
IMF, raporda tespit edilen eksikliklerin giderilmesi ve Türkiye’de mali şeffaflığın güçlendirilmesi amacıyla dört temel öneri sundu.
Kamu sektörünün tamamını kapsayan mali raporlama: Devlet mali istatistiklerinin kapsamının genişletilmesi, genel yönetim ile TOKİ dâhil tüm kamu işletmelerini ve Türkiye Varlık Fonu’nu içeren konsolide gelir tabloları ve bilançoların hazırlanması istendi. Deprem harcamalarının da fiilen gerçekleştirildikleri yıllarda raporlanması önerildi.
Tüm merkezi yönetim kuruluşları için yıllık mali tablo: Bakanlıklar, döner sermayeler ve bütçe dışı fonlar dâhil merkezi yönetimin bütün kuruluşlarını kapsayan yıllık bir mali tablonun hazırlanması ve Sayıştay tarafından denetlenmesi gerektiği belirtildi.
Mali hedeflerin açıkça ilan edilmesi: Hükümetin mali hedefinin bütçe belgelerinde net biçimde açıklanması, hedefe ilişkin gerçekleşmelerin düzenli olarak raporlanması ve bu yükümlülüğün Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda açıkça düzenlenmesi önerildi.
Kapsamlı mali risk raporu hazırlanması: Makroekonomik gelişmeler, kamu garantileri, kamu-özel sektör iş birliği projeleri, kamu işletmeleri, finans sektörü, yerel yönetimler ve doğal afetlerden kaynaklanan risklerin yanı sıra demografik değişimin uzun vadeli etkilerini içeren yıllık bir mali risk raporunun yayımlanması istendi.
IMF’nin değerlendirmesi, Türkiye’nin mali şeffaflık alanında geçmiş yıllara kıyasla ilerleme kaydettiğini ortaya koyarken kamu varlıklarının raporlanması, deprem harcamalarının izlenmesi ve mali risklerin bütüncül biçimde değerlendirilmesi konularındaki eksikliklerin giderilmesi gerektiğine işaret etti.
Kaynak:Haber Merkezi




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.