1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. İŞ HAYATINDA KARŞILAŞTIĞIM ENGELLER BENİ DURDURAMADI
İŞ HAYATINDA KARŞILAŞTIĞIM ENGELLER BENİ DURDURAMADI

İŞ HAYATINDA KARŞILAŞTIĞIM ENGELLER BENİ DURDURAMADI

Diyarbakır Amerikan Kültür Kolejleri Okulunun yöneticiliğini ve işletmeciliğini yapan Filiz Ekingen Tigris Haber Gazetesine konuştu

A+A-

Diyarbakır Amerikan Kültür Kolejleri Okulunun yöneticiliğini ve işletmeciliğini yapan Filiz Ekingen Tigris Haber Gazetesine konuştu. Girişimci ruhundan dolayı özel sektörde çalışmayı sevdiğini, iş hayatında kadın olmasından dolayı karşılaştığı zorluklara göğüs gererek ayakta kalmayı nasıl başardığını anlattı. İş deneyimleri sonucunda bir kadın olarak; biz de başarabiliriz, bizde yönetebiliriz, bizde güçlüyüz düşüncesi daha da pekişiyor. Bu arada, DTSO’daki girişimci iş kadınlarının çalışmaları dikkatini çekiyor ve yakından ilgileniyor. DTSO Kadın Meclisi yönetim kurulunda yer alarak bu çalışmalara katılan iş kadın Filiz Ekingen’le gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi yayınlıyoruz.

İŞ HAYATINDA KARŞILAŞTIĞIM ENGELLER BENİ DURDURAMADI

Mümin Ağcakaya

İş hayatına nasıl başladınız?

Dicle Üniversitesi işletme mezunuyum. Özel sektörde çalışmayı seviyorum. Bu biraz girişimcilik ruhumdan kaynaklıdır. 1995 yılında Diyarbakır’da bir ilaç firması ile çalışmaya başladım. İlaç mümessilliği zordur, kadın için daha zor bir iştir. 1995’li yıllardı, tek başına araba kullanıyor ve bazen Cizre, Siirt, Şırnak gibi çok uzak illere, o dönemin koşullarında gitmek zorunda kalıyordum. Bu işim 12 yıl sürdü. Bu çalışma sürecinde bölgeyi daha iyi tanımaya ve görmeye başladım. Birçok insanla diyalog kurdum. Bu diyalogların dönüşümleri güzel oldu. Bu da girişimcilik yönümü ve kendime olan güvenimi geliştirdi.

KENDİ İŞLETMEMİ KURMAYA KARAR VERDİM

İnsanların güçleri varsa, Diyarbakır'a katkı sunması için bir işyeri açması gerektiğine inanan bir insanım. Bu benim için çok önemli. Birilerine dokunabilmek, dokunduğunuz insana iş istihdamı sağlayabilmek, onlara bir şekilde katkı sunabilmek amacıyla; 2007 yılında ilaç firmasından istifa ettim. İnsanlara dokunabilmek için kendi işletmemi kurmaya karar verdim. Farklı bir sektörde işletme alanında çalışma yürüttüm. Bu iş tecrübelerinden sonra kadınların daha çok iş alanlarına girmesi gerektiğine ve başarabileceğine inandım. Nasıl ve nereden başlayabilirim diye düşünürken. Bir ortakla yemek sektörüne başladım. Bu işi sekiz yıl boyunca yürüttük. Yanımızda yirmi beş insan çalışıyordu. Onlarla diyalog kurmaya çalışıyordum. Ama kadın olduğum için birçok zorlukla karşılaştım.

Birlikte çalıştığımız erkekler bile bir kadının işletme kurup tek başına işletebileceğine inanmıyorlardı. Kadın evde oturmalı, çoluk çocuğuyla uğraşmalı, elimizin altında olmalı mantığı ile kadına bakıyorlardı. Emrimizde çalışan erkeklere emir vermek bile zordu. İş dünyasında erkekler, kadınların bir işletmeyi yürütebileceğini düşünmek bile istemiyorlar. Bir alışverişte bile ciddi sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz. O iş yerinin sahibi olarak seni görmüyor, fırsat bulursa seni ezmeye çalışıyor. Kadının bu işleri yapamayacağını, bilemeyeceğini, herhangi bir pazarlığa giremeyeceğini düşünüyorlar. Bizi güçsüz görüyorlar. Güçlü tarafımızı görmek istemiyorlar.

is-hayatinda-karsilastigim-engeller-beni-durduramadi.jpg

YAŞADIĞIM ZORLUKLARDAN SONRA KADIN MECLİSİ İLGİMİ ÇEKTİ

Kadınlar genellikle bir şirkette müdür, müdür yardımcısı olarak çalışmış, şirketin sahibi olarak pek fazla görünür olmamışlardır. Hep yanlarında babaları, eşleri ve erkek kardeşleri vardır. Dışarı ile ilgili görüşmeleri bile hep erkekler yapmışlardır. Kadınlar daha geri planda kalmıştır. Her zaman kadının yanında babası kardeşi ya da eşi olmak zorunda değil. Bir kadın olarak onlarla bu anlayışa karşı mücadele etmemiz gerekiyor. Biz de en az onlar kadar başarabiliyoruz. Bu konuda hem kadın kendine güvenmesi gerekiyor hem de erkeklerin istediğimiz zaman başarabileceğimizi kabul etmesi gerekiyor.

Bölge itibariyle de, kadın işletme sayımız fazlalaşıyor. Ticaret alanında bu sayıyı daha fazla arttırmak için; girişimci olmak isteyen kadınlara destek olmamız gerekiyor. Yaşadığımız deneyimleri paylaşarak, yanlarında birilerinin olduğunu hissettirmek lazım. İş hayatımda karşılaştığım bu zorluklardan sonra bende kadın niye başaramasın düşüncesi gelişmeye başladı. Bu arada oluşturulmaya çalışılan kadın meclisi çalışmaları ilgimi çekmeye başladı. Bu çalışmaları duyduğumda, çok doğru bir girişim olarak gördüm. Bunun için Ticaret Odası bünyesindeki iş kadınları meclis çalışmalarında yer almaya karar verdim.

 

1900 KADINA AİT ŞİRKET OLDUĞUNU GÖRDÜK

Kadını bilinçlendirip iş alanında da kadına iş alanında imkân sağlayabilmek, iş kadınlarını bir araya getirebilmek, birlikte yola devam edebilmek çok önemlidir. Kadın meclisinin amacı da budur. Diyarbakır’da bu çalışmaları yürütürken; 1900 kadına ait şirket olduğunu gördük. Bu çok büyük bir orandır. Biz bu 1900 kadına ulaşmaya çalıştık. Kadın meclisimiz kuruluyor gelin oy kullanın diye aradık. Kadın meclisinde aday olun, kadın meclisine girin. Dedik ama şöyle bir şeyle karşılaştık; çoğunun kendi adına şirket kurulduğundan haberi bile yoktu. Eşleri onların adına şirket kurmuş, sadece kadınlar gidip imza atıyorlar.

Bir iş kadını olarak bu bilinç sizde nasıl oluştu, kadın meclisine doğru nasıl evrildi? Bu meclisin kurulma ihtiyacı kafanızda nasıl şekillendi?

Çocukluğumdan beri kadına karşı hassas biriyim. Kadınların biraz daha ön planda olması gerektiğine inanıyorum. Bu belki de aile yapımızdan ileri geliyor çünkü biz beş kız kardeştik. Erkek kardeşimiz yoktu. Diyarbakır ortamında erkek kardeşin olmadan kadın olarak ayakta kalmak önemlidir ve farklı bir olaydır. Feodalizmde erkek çocuğun yoksa babalar da eziliyor. Biz ezilmedik. Babam bizi okutmak için uğraştı. Bilinçli bir aileydik. Babam doktor, annem hemşireydi. Bu anlamda bizi kadın bilinciyle yetiştirdiler Evde verilen bir bilinç. Daha sonra babayı kaybettikten sonra erkek dünyasında kadın olarak tek başına kalıyorsunuz. Bütün bu zorlukları tek başına yenmeye çalışıyorsunuz. Kadın meclisine girmem bu dönemden ve daha sonraki iş hayatımda karşılaştığım sorunlardan kaynaklandı diye bakıyorum.

Ekonomik olarak güçlü olmazsanız, sizi destekleyecek bir yapı da olmayınca tek başınıza kalıyorsunuz. Kadın meclisini girme amacım bu. Kadınların yaşadığı zorluklara göğüs gerebilmek için kendini güçlendirmelidir. Bu konuda birbirine güç destek sunmalı ve kadın kadını anlayabilmelidir. Kadının da ticarette var olması gerekir. Ben pozitif ayrımcılık istemiyorum. Erkek arkadaşlarla birlikte ticarette eşit koşullarda rekabet koşulları olmalıdır.

is-hayatinda-karsilastigim-engeller-beni-durduramadi-001.jpg

TÜRKİYEDE BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ

Türkiye çapında eril toplumdan kadınlarla birlikte yürünmesine inandığım için bir kıvılcımdır. Diyarbakır’da başlayan bu dayanışma Türkiye genelinde de örnek alınacağına inanıyoruz. Borsaya, TOBB’ne bakıyorsun bir aile fotoğrafında bile kadın yok. Yine bakanlıklarda istisnalar dışında kadın yok. Biz kadınlar aslıda yetersiz değiliz. Aslında çok da güçlüyüz. Önümüzün açılması için özellikle ticaret odalarında belirli bir sayıya ulaşmamız lazım. Şimdi Diyarbakır ticaret odasında iki kadın arkadaşımız var. Diyarbakır’da 1900 oy kullanan kadından ancak iki kadın var. Son on beş yıla göre; Diyarbakır için bir başarıdır. Ama bu çok üzücü bir rakamdır.

Diyarbakır aslında kadınla birlikte var olan bir şehir. Bölgenin kadın genetiği çok güçlüdür. Eskiden kadınların ticaret alanında sayıları çok daha fazlaydı. Kadınların geri çekilmesine hem erkekler fırsat vermedi hem de mevcut ortamlar. Uygun ortam bulamayan kadın, mahalle baskısının da etkisiyle kendini geri çekti.

Geçmişe özlem duyduğumuzdan, kadını daha ileriye taşımak istiyoruz. Kadın ve erkeklerin birlikte eşit koşullarda yürümesi gerekiyor. Birbirimizden alacağımız güçle başaracağımıza inanıyorum. Kendimizi daha iyi yetiştirip sonraki girişimci kadınlara daha iyi bir zemin hazırlamak istiyoruz. Ticarette kadın söz ve karar hakkına sahip olduğu zaman daha iyi bir yere gelecektir. Girişimci genç kadın arkadaşlara rol model olabilirsek ne mutlu.

Kadın bilincini geliştirmek için gösterilecek çabalar önemli olmaktadır. Çalışmalarınızda bu bilinci geliştirebiliyorsanız, Kadının ekonomik özgürlüğünü sağlamak için katkı sunabiliyorsanız, kadının köleleşmesinin önünü kesebiliyorsanız bu büyük bir katkı olarak görülmesi gerekiyor.

HER YENİ BAŞLANGICIN KENDİNE ÖZGÜ ZORLUKLARI VARDIR

İlaç mümessilliği yaptığım 90’lı yıllarda araba kullanıyordum. O zaman 20 yaşındaydım. Diyarbakır’da araba kullanan kadın sayısı o zaman çok azdı. İnsanlar çok şaşırıyorlardı. Ama şimdi araba kullanan kadın sayısı az değil. Her işin ilki her zaman çok zordur. Bölgede o zaman bir kadının araba sürmesi hiç de kolay değildi. Bütün yaşanan zorluklardan sonra biz yeniden doğduk. Çok sancılı bir doğuş oldu. Şimdi emekliyoruz ama bundan sonra yürüyebilmemiz için; biz kadın meclisi olarak taşları yerine oturtmamız lazım. Daha çok emek harcamamız gerekiyor. Erkekler yüzde on oranında çalışıyorsa biz kadınlar yüzde elli oranında çalışmamız lazım. Bu çok önemli bir olaydır.

Şimdi emekliyoruz ama on yıl sonra daha başka konuları konuşacağız. Bazen yanlış, hata yapacağız ama kadın ve erkek arkadaşların biraz hoşgörüyle karşılamaları lazım. Belki elli yıl sonra ticaret alanında kadınlar daha çok söz hakkına sahibine sahip oldu diye bir sonuçla karşılaşılacaktır. O zaman da belki gerçekleştireceğimiz daha büyük projelerimizden bahsedeceğiz.

Karşılaştığınız sorunları aşabilmek için güçlenmeniz gerekiyor. Diğer kadın STK’lardan da destek alacak mısınız?

Bazı egolardan kendimizi soyutlamamız lazım. Bireysel hırslarımızı törpülememiz, düşeni kaldırmamız lazım. Diğer kadın STK’larla aramızda oluşturacağımız dayanışmayla, kadın bilincini geliştirmek ve birlikte neleri başarabileceğimizi göstermemiz lazım.

Küçük şeyler yüzünden birbirimizi yıpratmamamız gerekir. Şu aşamada gönüllülük temelinde bir ilişki ve dayanışma içerisindeyiz.

Ayrıca bu konuda destek sunacak, tecrübelerini aktaracak erkek arkadaşlardan da destek istiyoruz. Bu yüzden pozitif ayrımcılık değil, eşit koşullarda çalışacağımız birliktelikler istiyoruz.

is-hayatinda-karsilastigim-engeller-beni-durduramadi-002.jpg

Evdeki kadına nasıl dokunacaksınız?

Onlara dokunabilmek biraz kadın STK’ların daha fazla alanına girmektedir. Biz kadın STK’larına dokunabilirsek onlar zaten evdeki kadına da dokunacak. Bizim zincirleme dediğimiz bir etkileşim olayı. Diyarbakır’daki bütün kadın STK’lara kendimizi anlatacağız. Onların hazırladığı projeleri, kadın meclisinde gündeme getirip, daha sonra bunu ticaret odasına kabul ettirmemiz, zincirleme şeylerdir.

Erkek egemenliğine karşı durmak aslında toplumsal bir sorundur. Yani sadece kadının değil erkeğinde sorunu olmalıdır. Kadın STK’larıyla birlikte anne bilinçlendirmesi, kadın bilinçlenmesini geliştirmek gerekiyor.

Biz ticaret alanındaki çalışmaları yürüteceğiz. Onlar siyaset, toplumsal alanında çalışmalarını yürütecektir. Bir ağacın kollarını düşünün, bu ağacın kollarından çıkan dallarız. Bu dalların çiçek açmasıdır. Ağacın büyümesidir. Temel amacı kadın bilincidir. Bunu geliştirip erkek egemenliği yerine cins eşitliğini sağlamaktır. Eşitlikçi ve demokratik bir toplumun yolu buradan geçmektedir.

TARİHİN BAŞLANGICINDAKİ GİBİ

Eskiye özleminizi nasıl ifade etmek istersiniz?

Erkekle aramızda eşitlik bozulunca tarihsel süreç aleyhimize gelişti. Evin içinde de yerimiz en değersiz noktalara kadar çekildi. Ama artık tarih bizden yana dönmesinin koşulları oluştu. İnsan olma cinsin önüne geçmeye başlıyor. Artık kadın da bu eşitsizliğe daha fazla sessiz kalmak istemiyor. Kadın bilinci gelişiyor.

Yeniden toplumların oluşumun başına dönülmüş oluyor. Bir duvar ustası niye şakul ipi tutar? Duvarın düzgün yapılıp yapılmadığını kontrol etmek içindir. Duvar örülürken her hangi bir eğrilik olmasın diye. Doğru yol alabilmek için de başlangıç noktasına bakmak yoldan ne kadar sapıldığını anlamak içindir. Bu meselede on bin yıllık bir sapma olduğu için; bunu düzeltmek için de tarihin başlangıcında kadın ve erkeğin konumunu anlamak önemlidir. O zamanlar cins egemenliği yoktu. Cinsler arası eşitlik vardı. Şimdi biz onu istiyoruz.

Bu çalışmalarınız çevrenizde nasıl karşılanıyor?

Benim her gittiğim ortamda; Ne oldu? Kaç kadın katılıyor? Ne düşünüyorsunuz? Gibi sorular soruluyor. Bir kulak dolgunluğu oldu. Yabancılık çekmediler. Bunu net bir şekilde yaşadım. İnsanlar bunu konuşup bunu tartışıyorlarsa biz iyi bir şey yapmışız demektir. Bu anlamda dönüşlerin çok önemli olduğunu gösteriyor.

Kadın arkadaşlar bu çalışmaları önemeli ve katkılarını sunmalıdırlar. Bizlere ulaşsınlar, birlikte yürüyelim. Birlikte yürümenin yollarını arayalım.

FİLİZ EKİNGEN KİMDİR:

1973 Mardin doğumlu. 1976 yılında ailesi Diyarbakır’a göç ediyorlar. Babası kadın doğum uzmanı, annesi Antalyalı ve hemşiredir. Beş kız kardeşi var. Özel sektörde iş kadını olarak çalışmıştır. En son Amerikan Kültür Okulları’nın yöneticiliğini ve işletmeciliğini yapmaktadır. Dicle Üniversitesi işletme fakültesini bitirdikten sonra; 12 yıl tıbbi Mümessilliği, sekiz yıl kendi işletmesini son altı yıldır eğitim sektöründe görev yürütmektedir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.