Şeyhmus DİKEN

Şeyhmus DİKEN

Kavmiyet ile Aidiyet!

 

 

İnsanın elbette etnik kimliği olması ve kimliği üzerinden ihtiyaç duyduğunda kendini dile getirmesi doğal.

Hele bu etnik kimlik zulme haksızlığa uğramış, yok sayılmış, red ve inkâr politikalarına mazhar bırakılmış, nefret söylemlerinin gerekçesi edilmişse...

Daha da ötesi, varlık-yokluk arasında gidip gelmeye mecbur bırakılmışsa...(Mesela Kürtlük örneği).

Ya da bunun tersi! Etnik kimlik bir "muktedirlik" algısını beraberinde getiriyorsa! Bir "övünç", bir "mutluluk", bir "kahramanlık" hatta bir "gurur" vesilesi sayılıyorsa! (Mesela Türklük örneği).

Bütün bunlar ışığında ben etnik kimlikle varoluş ifadesini gerektiğinde "olağan" sayanlardanım...

Tabi bu doğallığın sahiden doğal ve olağan haller çerçevesinde kalması koşuluyla.

Nedense gündelik hayatın içinde bu tarifin çokça "ifrata kaçan" görünür halleri ile karşılaşır olduk.

Hele ki toplumsal hezeyan hallerinin bu denli insan tekini uçlara savurduğu zamanlarda.

Şiddet sarmalı almış başını gidiyor...

Gündelik hayat içinde en sıradan durumlarda bile çözümün kaba güce, şiddete meylettiği "tuhaf zamanlar"ı yaşıyoruz.

Gün geçmiyor kî; "etnik kimliği" ya da "cinsel kimliği", veya "dünya görüşü" nedeniyle insanlar bireysel veya toplu taciz ya da linçle karşılaşmamış olsun!

Elbette bunun hukuki, yasal, adli cephesi her zaman var!

Ama asıl tehlike toplumun ötekileştirilenlere karşı bu kin hâli'ne tepkisiz kalarak adeta olağan karşılaması, hatta bununla da yetinmeyerek desteklemesidir...

Ne oldu da yanımızda yöremizde bunca "kindar"lığa, öfkeye, nefrete "vicdansız" kalarak insan olma özümüzden sıyrılır olduk!

Belki de bunları vakayi adiyeden ve dahi travmatik hallerden saymakla ilintili bütün hâli pür melal.

Asıl tehlike de orda ya!

Kendileri gibi olmayanı / olmayanları; bireysel ya da toplumsal olarak sürme, süründürme, dövme, hakaret etme, linç etme, hatta öldürmeyi toplumun kimi kesimlerinin inançsal saik ile kendilerine "bahşedilmiş" bir hak olarak algılamaları...

 

 

İşte "demokratik devlet" dediğimiz; devletin yönetim erkinde bulunanlar gibi düşünmeyen, eleştiren, muhalefet edenlerin de devleti olduğu / olması gerektiğidir aslolan...

"Demokratik Devlet" kurumsal olarak, bütün yapısal malzemeleri, argümanları, aktörleriyle vatandaşına da demokrasi kültürünü öğütleyen ve örgütleyen devlettir.

OHAL'lerin bu hâl olduğu, demokrasi kültürünün giderek kan kaybettiği ve "iyilik halleri"nin çok hatta hayli uzağında olsak da, özlem ya da dilek işte ne diyeyim...

23 Haziran 2017 Diyarbekir

Şeyhmus Diken

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şeyhmus DİKEN Arşivi

Yüz, Sıfat, Çehre ya da Maskeli Balo...

26 Aralık 2020 Cumartesi 05:13

Altay Martı Gideli...

19 Aralık 2020 Cumartesi 05:50

Şairin Muhalifliği

12 Aralık 2020 Cumartesi 05:43

Tanıklık, Sorumluluktur

05 Aralık 2020 Cumartesi 05:05

Mutfağa 'Hırsız' Girince!

28 Kasım 2020 Cumartesi 05:55

Mehmed Uzun’a on üçüncü yıl mektubu

21 Kasım 2020 Cumartesi 06:08

Rûya ve Gerçek!

14 Kasım 2020 Cumartesi 05:24

Tozu kalsın

07 Kasım 2020 Cumartesi 04:44

Diş Hediğinin kader çizgisi

31 Ekim 2020 Cumartesi 05:07

Roman Kahramanı Ölünce!

24 Ekim 2020 Cumartesi 05:05