1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Korona Diyarbakır'da hamilelerde pik yaptı
Korona Diyarbakır'da hamilelerde  pik yaptı

Korona Diyarbakır'da hamilelerde pik yaptı

Dicle Devlet Hastanesi Kadın hastalıklar uzmanı ve yazar Dr. Gencedin Öner, Dicle’de hamilelerde artan korona vakalarına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

A+A-

Tigris Haber - Özel

TİGRİS HABER - Dicle Devlet Hastanesi Kadın hastalıklar uzmanı ve yazar Dr. Gencedin Öner, son günlerde Dicle ilçesinde artan korona vakaları, hamilelerde korona vakalarının ciddi boyutlarda artması ve koronavirüse karşı alınacak tedbirler konusunda Tigris Haber’in sorularını yanıtladı.

TİGRİS HABER: Dünyayı kasıp kavuran ve hepimizi tehdit ve tedirgin eden korona pandemi belasının ön cephesinde siz doktorlar ve sağlık çalışanları mücadele ediyorsunuz. Mücadelenizde başarılar dilerken, sizin cephenizden son durum nedir?

‘Virüsleri direkt öldüren ilaçlar yok’

Dr. ÖNER: İyi dilekleriniz için teşekkürler. Evet, asrın son ölümcül infeksiyon hastalığı olan covid-19 pandemisi, insanlığı çok büyük zaralar verdi, vermeye de devam ediyor. İnsanlık, tarih boyunca irili ufaklı çok pandemiler yaşadı. Bu pandeminin en dramatik olanı orta çağda 14. yüzyıl ortalarında ortaya çıkan, adına "Kara Ölüm" adı verilen Veba pandemisi 7 yıl sürmüş, 75 ila 200 milyon arasında insanları öldürdüğü söylenmişti. Vebanın etkeni hücre içi bir parazit olan Yersinya Pestis adlı bir bakteriydi. Bu mikrop, ara konak olarak fare-pire konağı kullanarak insanlar üzerinde bu ölümcül salgını yapıyordu. Günümüz koşullarında artık bakteriyel pandemiler olmaz. Çünkü elimizde güçlü silahlarımız var. Antibiyotikler. Oysa Covid-19 bir virus. Virusları direkt öldüren ilaçlar yoktur. Nedeni de, bu biyolojik ajanlar gerçek bağımsız hücrelere sahip değiller. Yaşamaları ve çoğalmaları konak hücrenin, yani insan hücresindeki genetik yapıyı ele geçirmek suretiyle kendisini çoğaltırlar. Yani virusu öldürmek için infekte ettiği hücreleri de öldürmek gerekir. Covid-19 için böyle bir handikabımız var. Ayrıca bu virus ara konak kullanmaz. Direkt insandan insana bulaşır. Burada korunma tedbirlerinin ne kadar hayati olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Birkaç yıl önce, gezi amacıyla Lizbon veya Amsterdam'a gitmiştik.(Hangi şehir olduğunu tam hatırlayamadım) Şehrin orta yerinde insanların hüzünlü bir şekilde ellerinde haçlarla dini bir törene katıldıkları gördük. Bunun ne olduğunu sorduğumuzda, Orta çağda Veba salgınında ölen onbinlerce insanın buraya gömüldüğünü duymuştuk.

Corona pandemisinin başlarında sizinle yine bir söyleşi yapmıştık. Şu an çalıştığınız Dicle ilçesi ve bağlı kırsalında, gerek Türkiye'deki ve gerekse dünyadaki vaka sayılarının artışı, sizin çalıştığınız ilçedeki artışlar bu paralelde mi? Yoksa ilçedeki artış daha mı fazla?

‘Son günlerde gebelerde, virüs pozitif vakalarda ciddi artış var’

Dr. ÖNER: Evet maalesef hem dünya genelinde ve hem de Türkiye de Corona pandemik hasta yayılımında bir artış var. Haliyle benim çalıştığım yerleşim yerinde de bu artış görülüyor. Bunun nedenleri üzerinde titizlikle durulmalıdır. Gerek devlet dışı sağlık otoriteleri ve gerekse devletin sağlıkla görevli bakanlığının istatiksel açıklamaları var.  Bu iki kurumsal yapıların vaka pozitif sayılar konusunda çok farklı vaka sayıları var. Haliyle bu vatandaşların kafasını karıştırıyor. Bu otoritelere karşı olan güveni de sarsıyor. Bu tartışmalar süre dursun, toplumun büyük kesimi bu virus ile karşılaşmaya devam ediyor ve ölüm oranları artıyor.  Benim uzmanlık alanım olan kadın hastalıkları ve doğum alanında gebelerin virus pozitifliği veya hastalığı, pandeminin başlarında çok nadir görülüyordu. Son aylarda ve özellikle bu son günlerde gebelerde, virus pozitif vakalarda ciddi artış gözleniyor.

korona-dicle.jpg

Sizin de ifade ettiğiniz gibi, son günlerde yaygınlaşan korona salgını ilçelerde de etkisini göstermeye başladı. Dicle de son günlerde artan korona vakaları ve alınan tedbirler konusunda neler söylemek istersiniz?

‘Anti-viral ilaçların etkinliğinde sorunlar var’

Dr. ÖNER: Aslına bakarsanız, ilçedeki artış, dünyada ve Türkiye deki görülen artıştan bağımsız değil. Buraların vaka sayılarının artmasının önemli sebeplerinden biride, bu hastalıktan korkan insanların, hatta yurt dışından, böyle yerler güvenli diye gelip yerleşmeleri ve yeterli koruma tedbirlerini almamalarından kaynaklı geometrik bir yayılım ortaya çıktı. Dünya da ve Türkiye de olduğu gibi, bu hastalığın şu an itibariyle bir yılı geride bırakması ve sürek arz etmesi nedeniyle insanlarda bir bıkkınlık ve içten içe "Ne oluyorsa olsun" gibi bir teslimiyete insanları itmiştir. Tedavi yaklaşımı, iki ana kategoride bakanlığın test ettiği şekilde sürdürülüyor. Bu tedavinin etkinliği konusunda epeyce soru işaretleri var. Birincisi (en Önemlisi) Virüsten korunma tedbirlerini yeterli ve etkili bir şekilde almak. İkincisi, hastalık belirtileri baş göstermiş ise, onları tedavi etmektir. İşte sorun tedavinin etkinliğinde. Asıl olan ve bizleri bu ölümcül illetten kurtaran yegane tedbir, şüphesiz ki virüsten korunmayı öğrenmektir. Maalesef bu yaklaşımda hala ciddi zafiyetler var. İnsanlar, kendilerine anlatılan korunma tedbirlerini gerektiği gibi uygulamıyorlar. Hastalık tedavisinde, bakanlığın ön gördüğü anti-viral ilaçlar, bağışıklığı güçlendiren ilaçlar ve besleyici gıdalar şeklinde etkili bir tedavi protokolü uygulanmalıdır. Anti-viral ilaçların etkinliğinde sorunlar var. Hastalığın tedavisi konusunda Dünya sağlık Örgütünün uygulamaları ile diğer ülke ve devletlerin ilaç tedavisi uygulamaları arasında bazı temel farklılıklar var.

artan vakalarda, hamileler ağırlıklı yer kaplıyor. Covid-19'un hamileler üzerindeki etkisi ve tedavi süreçleri üzerinde neler söylemek istersiniz?

‘Koronavirüs süte de geçmiyor’

Dr. ÖNER: Evet, son günlerde artan bir trendle hamillerde pozitif artışlar pik yaptı. Gebeleri ve yakınlarını en fazla tedirgin eden ve endişelendiren durum, virusun anne karnındaki fetusa (bebeğe) olan olumsuz etkilerinin olup olmadığıdır. Bu pandemik virusun, fetus üzerinde nasıl bir etki yaptığı konusunu şu an tam olarak bilemiyoruz. Dünyada yapılan sınırlı çalışmalarda ve hali hazırda çıkan yayınlarda, Covid-19 un fetal bariyerleri aşamadığı( Plasentayı geçmediği)yönünde bilgiler var. Corona pozitif olan gebelerin doğumdan sonra gerek amniyotik sıvıda(Bebeğin içinde bulunduğu su) ve gerekse bebek vücut sıvılarında virus tesbit edilememiştir. Ayrıca, virus süte de geçmiyor. Dolayısıyla, hasta olan veya hastalığı atlatan loğusaların bebeklerini emzirmelerinde bir sakınca yoktur. Sadece genel hijyen kurallarına uymaları yeterlidir. Covid-19 pozitifliği ya da hastalık semptomları gelişenlerde, kullanılan kombine ilaçlar gebeliğin ilk üç ayında risklidir. Kullanılmamalıdır Çünkü, bu ilaçlar Fetal malformasyon yapabilir.  Bu kritik dönem, Organ şekillenme dönemi olduğu için, organların oluşamaması veya şekil bozukluğu anomalilerine sebep olabilir. Bu tür gebeler eğer gebelik ilk üç aylık periyodundaysa, anne hayatının ciddi bir riski varsa radikal tedavi için gebeliğin sonlandırılması konusunu gebe ve ailesiyle konuşulmalıdır. Gebe ve aile ısrarla gebeliğin devamını istiyorlarsa, radikal tedavinin bebekte ortaya çıkabilecek olası malformasyonlar için gebe ve aileden onam vermeleri gerekir. Hasta olup gebeliklerini sürdürmek isteyenlere destekleyici ve palyatif tedavi yapılmalıdır.

Corona ile başa çıkmada, maske, sosyal mesafe ve hijyen dışında ne gibi tedbirler alınmalıdır?

"Sigara, koronaya iyi geliyor" anlayışı çok yanlış

Dr. ÖNER: Kişi bunların hepsini yapıyorsa,  bir oh çekip rahatlamalıdır. Mesela, bağışıklığı ve vücut direncini zayıflatan kötü alışkanlıklardan uzak durulmalı(Alkol ve tütün ürünleri) Havasız ve kapalı alanlarda mümkün mertebe fazla kalmamalı, dengeli beslenmeli ve bol sıvı almalıdır. Bazı kişilerin etraflarına yaydıkları ve kendilerinin de inandıkları "Sigara, koronaya iyi geliyor" anlayışı çok yanlıştır.

Havaların soğumasıyla çeşitli gribal enfeksiyonlar sık görülür. Klasik grip hastalığı ile koronayı nasıl ayırt edebiliriz?

Korona solunum yollarına zarar veriyor

Dr. ÖNER: Corona virus ailesi ile grip etkeni İnfluenza virus ailesi bir birine yakın ve akraba virus gurubudurlar. İkisi de solunum yolu dokularını çok sever. Korona, akciğer alveol dokusuna penetre olduğunda kana oksijen alış-verişin yapıldığı alveoller bu görevi yerine getiremez asfiksiye (havasızlık) neden olarak ölümcül seyredebilir. En önemli semptom farklarından iki tanesi de tat ve koku duyusunun kaybıdır. Bu Covid-19 virüsünün spesifik ayırt edici özelliklerindendir.

Bazı hastalar kendi iradeleriyle ilaç almak istemiyorlar. Gebeler ve çocuklara da ağır ilaç protokolleri uygulanmıyor. Bazı kişiler, şifalı diye bildikleri bitki reçineleri veya suyunu içmeye yönlendiriliyorlar. Böyle uygulamaların sakıncası var mıdır?

Bitkiler rastgele kullanılmamalı

Dr. ÖNER: Bazı insanların "çok iyidir" diye başkalarına tavsiye ettikleri bitki ekstrelerini, kurutulmuş toz ya da sularını rastgele almamalıdırlar. Evet, ilaçlar bitkilerden elde edilir. Ama bu maddelerin İlaç haline gelmeden önce, içlerinde zararlı olabilen kimyasal maddelerden arındırılıp saflaştırıldıktan ve faz çalışmaları(Deney hayvanları ve bizzat gönüllü insanlar üzerinden) denedikten sonra "ilaç" adını alıp kullanıma sunulurlar.

Covid-19 ile hastalanıp, bu hastalığı atlatanlar sonradan ne gibi sağlık sorunlarıyla yüzyüze geliyorlar?

Koronada depresif bir ruh hali durumu

Dr. ÖNER: Postcoronal hastalık sonrası, kişide meydana gelen psiko-sosyal ve diğer organik nedenli bozuklukların neler olduğu konusunda elimizde yeterince veriler yok. Bunların tespiti için postkoronal hastalık sonrasını bilimsel yollarla izlemek gerekir. Akciğer tutulumunda rahat nefes alamama, nefes darlığı ve boğulma hissinin oluştuğunu duymuştum. Bir de depresif bir ruh hali durumu bu hastalarda sık görülür.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.

Dr. ÖNER: Ben teşekkür ederim. İyi yayınlar.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.