1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. O SAZIN VE SÖZÜN USTASIYDI
O SAZIN VE SÖZÜN USTASIYDI

O SAZIN VE SÖZÜN USTASIYDI

Sazın ve sözün ustası Âşık Mahsuni Şerif üzerine yakın köylüsü, saz arkadaşı İsmail İpek’le ve oğlu Emrah’la yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz

A+A-

Asıl adı Şerif Cırık olan Mahsuni Şerif 17 Kasım 1939 da Maraş’ın Elbistan ilçesi Berçenek köyünde dünyaya gelir.

1961 Kuleli Askeri Lisesini bırakmak zorunda kalır. Çocukluğundan beri bir tutku olan ozanlığa devam eder. Birçok ozanla tanışır, aralarında kopmaz bir dostluk bağı kurulur.

Söylediği politik türkülerden dolayı hakkında sayısız davalar açılır. Birkaç kez cezaevine girer.

Türküleri dilden dile ilden ile yayılır. 5OO’e yakın plağı, 50’nin üzerinde kasedi ve sekiz kitabı yayınlanır.

Dünyanın sayılı ozanları arasında gösterilen Mahsuni 17 Mayıs 2002 yılında konser için gittiği Almanya’da rahatsızlanarak hastaneye kaldırılır. Burada vefat eder. Vasiyeti üzerine cenazesi Nevşehir Hacı Bektaş’a getirilir ve buraya gömülür.

Sazın ve sözün ustası Âşık Mahsuni Şerif üzerine yakın köylüsü, saz arkadaşı İsmail İpek’le ve oğlu Emrah’la yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz.

O SAZIN VE SÖZÜN USTASIYDI

Mümin Ağcakaya / Özel Röportaj

Mahsuni Şerifle ne zaman tanıştınız?

Mahsuni’yi ilk gördüğümde astsubay okulunda okuyordu. Mahsuni’nin babası ve amcası bize çok sık gelirlerdi. Perişan Ali’nin babası Mahsuni’nin amcasıyla müsaip olmuşlardı. Bu yüzden çok samimilerdi. Bizim köyde okul yoktu bu yüzden Perişan Ali de Berçenek’te Mahsuni’nin köyünde okudu. Okullar tatil olunca Mahsuni bizim köye gelmişti. Üzerinde subay elbisesi vardı. O zaman ismi Şerif’di. Daha sonra fikirleri nedeniyle okulla ilişkisi kesildi. O arada ilk eşi Suna ile tanışıyor. Beraber köye geldiler.

Bizim oralarda kışın çok kar yağardı. İki kişi ağbimin evine geldi. Biri Mahsuni diğeri de Mahruni idi. Mahruni de Berçenek’liydi. İki gün köyde kaldılar. İki gün sonra onlarla birlikte Yukarı Hatice Pınar köyüne gittik. Mahsuni;’İsmail sen yeni evlisin, sen geri dön’ dedi. Ben de geri köyüme döndüm. Mahsuni ve Mahrumi birlikte köyleri gezmeye devam ettiler.

MAHSUNİ SAZIN BANA HEDİYE EDİYOR

Mahsuni’nin aynı yıl Osman Dağlı ile Kaşanlı köyüne geldiğini duydum. Hemen Kaşanlı’ya gittim. Orada sazlar çalınıyor, türküler söyleniyordu. Bana da söylettiler. Âşık Mahsuni Şerif orda sazını bana hediye etti.

KÖYLERİ DOLAŞIP SOHBET EDER TÜRKÜLER SÖYLERDİK

Osman Dağlı ve Mahsuni henüz askere gitmemişti. Bende onlarla birlikte askere gitmek istiyordum. Bu yüzden yaşımı büyütmek için mahkemeye dava açtım. Ancak mahkeme bitene kadar onların askerliği bir yılı geçmişti. Bu yüzden onlarla askere gidemedim.

Bir kış günü Mahsuni Mahrubi’nin ağbisiyle birlikte Aladelik köyüne gelmişlerdi. Mahruni, Mahsuni ve ben sabaha kadar söyledik. İki gün köyde kaldıktan sonra köye döndüm.

MAHSUNİ İLK PLAĞINI ÇIKARIYOR

Mahsuni’nin ilk plağı çok tutuldu. Plağın bir yüzünde; İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım, diğer yüzünde ise; Nenni Bebek türküsü vardı.

Mahsuni bir ara Ankara Abidinpaşa semti, Kartal Tepe mahallesinde küçük bir gecekondusu vardı, orada oturuyordu. Bende bir radyo sınavı için Ankara’ya gelmiştim. Oğlu Emrah’ı hamakta uyutmaya çalışıyorlardı. Bir gün sonra Aşık Meçhuli’de geldi. Ev küçük olduğu için ikimiz birden kalamazdık. Eşimin üvey annesi vardı. Onlar; Kayseri Sarız’ın Örtülü Köyündendiler. Geldiler bizi evlerine götürdüler. Daha sonra radyo sınavına girmeden köye geri döndüm. 

Mahsuni ile birçok konserimiz oldu. Otellerde birlikte çok kaldık. Çok anılarımız oldu. Amasya’nın Gümüş Hacı Köyünde bir konserimiz vardı.

o-sazin-ve-sozun-ustasiydi.JPG

SİVAS OLAYINDA ÇOK ÜZÜLDÜ

Mahsuni Sivas olaylarından çok etkilendi. Çok üzüldü. O gün bende Mahsuni de gitmemiştik. Mahsuni oğlumla beraber yola çıkacaklardı.  Mahsuni’nin programı ikinci gündü. Olaylar başlayınca gidemediler.

OĞLU EMRAHIN DİLİNDEN MAHSUNİ

o-sazin-ve-sozun-ustasiydi-003.jpg

Mahsuni’nin oğlu olarak babanı nasıl anlatırsın?

Babam üç evlilik yapıyor ben ikinci eşinden olma en büyük çocuğuyum. Birinci eşi Emine Hanım bizim köyden akrabasıymış. Ondan doğma benden 7-8 yaş büyük Zülehha isminde bir ablam var. İkinci eşi Suna yani benim annem. Annemden de üç kardeşiz. Ben 1964 doğumluyum. Benden küçük Ferhat ile Şirin isimli iki kardeşim var. Babamın üçüncü eşi Fatma Hanımdan dört kardeşim var.

Küçük yaştayken babam annemden ayrılmış. Çocukken bazı şeyleri hatırlamıyorum. 13-14 yaşına kadar dedem ve ebemin yanında büyüdüm. Sonra ilkokulu bitirdikten sonra Antep’e babamın yanına gittim. Orada ortaokula yazıldım. Ortaokul ikinci sınıftan ayrılmak zorunda kaldım. Sonra köye geri döndüm. Askerden geldikten sonra yaptığım işlerin yanında müzikle de ilgilendim.

Oğlu olmasam bile ben bir Mahsuni Şerif hayranıyım. Sözleriyle müzikleriyle büyüdüm. Çocuk yaşlardan beri kendimi bildim bileli türkü söylerdim. Saz çalmayı 16 -17 yaşlarında öğrendim. Çocukluk yıllarında, ilkokul döneminde bana sürekli türkü söyletiyorlardı.

mahsun.jpg

İlk sazı çalmayı ne zaman öğrendin?

16- 17 yaşlarında bir ara İstanbul’da kaldım. Orada Hakkı amca vardı. Hakkı amcanın kırık bir sazı vardı. Üzerinde tek teli vardı. İlk hocam Hakkı amcam oldu. Öyle başladım saza. Daha sonra Ankara’ya geldim. Ankara’da Dr. Sezai Özdil vardı. Şimdi rahmetli oldu. Orada mandolin kursuna gittim. Mandolin kursundan sonra tekrar saza geçtim.

Babanla ne zaman saz çaldınız?

Ankara’ya geri döndüğümde babam beni gece ortaokuluna yazdırmıştı. O arada beraber çalıp söylüyorduk.  Askere gidip geldikten sonra ilk albümü çıkardım. Şimdiye kadar 14-15 albüm çıkardım.

Askerden geldikten sonra evlendim. Aramızdaki ilişkiler gelişmeye başladı.

Sürekli okumamızı söylüyordu. Babamla birlikte konserlere çıkmaya başladık. Önce beni sahneye çıkartırdı. Bazen kendisinin söyleyeceği türküleri söylerdim. ‘Ben ne söyleyeceğim derdi. Bende ‘önce beni çıkartmayaydın’ derdim.

o-sazin-ve-sozun-ustasiydi-001.jpg

Babanın son dönemlerde yanında mıydın?

Almanya’ya konser için gideceği zaman gitmemesi için çok ısrar ettim. ‘Bütün doktorlar senin uçağa binmene razı değil. Hiç kimse razı değil. İnan yüreğimde öyle bir korku, sızı var ki; ne olur gitme’ dedim. Bana; ‘Yok, çok iyiyim.’ dedi. Hatta o gittiği konsere ben ve İlyas Salman’da birlikte gidecektik. Ben vize alamadığım için beraber gidemedik.

Babam orada hastalandı. Orada hastanede bir hafta yattı. Damar tıkanıklığı vardı, beyne kan gitmiyormuş. Babam çok sigara içerdi. Almanya’da vefat etti.

Sazın ve sözün ustaları olarak her ikinize de çok teşekkür ediyor. Sazınızın ve sözünüzün şen olmasını diliyoruz.

Biz de size duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.