1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. SESSİZLERİN DÜNYASI
SESSİZLERİN DÜNYASI

SESSİZLERİN DÜNYASI

Mordem Sanat Okulu, 400 engelli çocuğun eğitim gördüğü Mavi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri için, özel bir tiyatro gösterisi sundu.

A+A-

Mümin Ağcakaya

Mordem Sanat Okulu, 400 engelli çocuğun eğitim gördüğü Mavi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri için, özel bir tiyatro gösterisi sundu. 100 kadar engelli öğrenci tiyatro oyununu; aile ve öğretmenleriyle birlikte izledi. Bu özel günde bizde Mavi Özel Eğitim Merkezinin kurucularından Ali Rıza Yıldırım ve okulun öğretmenlerinden Hülya Yetiş’le; ayrıca engelli öğrenciler için sahnesini açan, Mordem Sanat Okulundan Barış Işık’la bir söyleşi gerçekleştirdik.

Öğrencilerinizi Mordem Sanat Okulunda bu etkinliğe getirdiniz. Engelli öğrencilerinize ailelerin de eşlik ettiğini görüyoruz. Öğrenci, öğretmen ve ailelerin hep birlikte katıldığı bu sanatsal etkinlik programı nasıl gelişti?

 Mordem sanattan Gülidar hanımla konuştuğumuzda böyle bir oyun sergileyebilir misiniz teklifiyle gittik. Bizi çok güzel karşıladılar, sağ olsunlar. Onun üzerine yoğunlaştık. Zaten 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Biz Mavi Özel Eğitim olarak da 3 Aralığı farkındalık günü olarak zaten kutlamıştık. Başka bir gün yine bir etkinlik yapmayı düşünüyorduk.  Bu konuda Mordem Sanat Okulu da bize yardımcı oldular.

sessizlerin--dunyasi-mumin-(3).jpg

Engelli öğrencilerimizin hayal dünyasını anlatabilir misiniz?

Çok güzel bir dünyaları var. Bizden çok farklı, daha masum, daha güzel, daha sade bir dünyaları var. Dışarıdan çok karmaşık görülürler, bilmeyen birine çok tuhaf gelir. Ama içlerinde olduğumuz için, çok güzel ve daha sade bir dünyaları var.

Aralık ayı benzer bazı özel günler vardır. Çocuklarla çalışıyoruz, onları sanatla buluşturma fikrimiz açıkçası biraz da şuradan geldi. Sanat en hafif deyimle duygunun dışa vurumudur. Bir duyguyu sanatın her hangi bir alanıyla dışa vurumudur. Tiyatroda bunun eylem biçimidir. Bunu görüyoruz. Bizim burada dikkat çekmek istediğimiz husus şu: Bizim çocuklarımız evet fiziksel engelli. İşitme engelli, zihinsel engelli ama duygusal engelli değil. Sanatta dışa vurum olduğu için, çocukları izlerken gördük. Bizler hangi duyguyu yaşadıksa onlarda gerek tepkileriyle, refleksleriyle,  duygularıyla aynı şeyleri yaşadılar. O duygusal boyutu onlar en dolu şekilde bizlerle birlikte yaşadılar. Bunu gördük. Bunu devam ettireceğiz. Bundan önce de bir dizi etkinliğimiz oldu. Mavi Özel Eğitim Merkezi olarak yapmaya devam edeceğiz. O çocukların bu yönüne, duygusal yönüne dikkat çekmek istedik. Sanırım oldu. Aileleriyle, öğretmenleriyle beraber güzel bir etkinlikti.

Bu etkinliklerde aileleri de katmanız güzel bir çaba.

Özel eğitimde biz sadece çocuklarıyla değil, aileleriyle de çalışıyoruz. Bu yaptığımız etkinlik aynı zamanda ailelere de yönelikti. Onlar içinde büyük bir motivasyon aracı. Kendi çocuklarını daha iyi görme, daha iyi kavramak için bir alandı burası. Bu da çok önemli.

 Bu aileler çocuklarını toplu yerlere götürmeye genelde çekiniyorlar. Çocuğunun tepkisini kestiremiyor. Toplumun tepkisini kestiremiyor. Böylesi ekinlikler aileleri de motive etmektedir.

Toplumun algılaması açısından bazı yanlışlıklar var, engelli deyince bir dışlama tavrı oluyor?

Maalesef engelli deyince toplum tam anlamıyla kabullenemedi. Bu sadece çocukta değil, ailede de bir travma oluşturuyor. Anne çocuğunu tutup tiyatroya götüremiyor. Aileler için de çok iyi oldu.

Aileler bir yerde yük olarak görüyor? Bu konuda topluma nasıl bir mesaj vermek gerekir? Ayrımcı ya da ötelemeden onları da kendilerinden biriymiş gibi görmeleri konusunda, bugün sağlam, sağlıklı olan birini yarın herkesin başına gelebilecek olası bir kazayla yarın engelli durumuna gelebilir.

sessizlerin--dunyasi-mumin-(7).jpg

Aslında sürekli söylüyoruz. Bir tanımlama gerekirse, farklı gelişen birey olarak söylüyoruz. Dediğiniz gibi herkes birer engelli adayı, bu sıkça söylenir. Bu tür ortamlarda, bu tür sanat buluşmalarda bu çocukları kabul düzeyimiz daha geniş olmalı. Böyle rahat olmamız doğrudur. Onların kendilerini ifade teme şekilleri kendilerine özgüdür. Bunu çok yadırgamamak lazım. Gerek aileyi, gerek çocuğu bu tür ortamlardan kaçırmamak, uzaklaştırmamak gerekiyor.

Onların duygu dünyası da, olayları da nasıl algıladıkları çok önemli, çünkü insanlar fazla bilmiyor?

Hepsini aynı katagoriye koyamayız. Çok farklı farklı bireyler var. Bir sürü engel grubunda olan bireyler var. Hepsini algılayış şekli farklı, ifade teme şekilleri farklı ve bizler gibi aynı kategoriye koyup, tiyatrodan aynı şeyleri almalarını bekleyemeyiz.

Ama hangi kategoride olursa olsun. Engel gurubu ne olursa olsun. Doğru yaklaşırsak doğru sonuç alırız. Yaklaşım çok önemlidir.

Bazı organları işlevini görmese bile beyinde onun normal bir insan gibi, hatta daha fazla işlevini gördüğü sürece, normal bir insan gibi

Oyunu izleyen çocuklarda çeşitli engel grupları vardı. Otizmli, zihinsel engelli, işitme engelli, fiziksel engelli çocuklar vardı. Oyunu izlerken bizlerde aynı şeyi mi hissediyoruz. Onların da tabii ki, kendi duygu dünyalarında bir karşılığı vardır. Emin olun en yoğun şekilde yaşamışlardır. Gördük bunu. Bizler bastırıyoruz, onlar daha doğal oluyorlar.

Şu açıdan baktığımızda, sağlam gördüğümüz, günümüzdeki birçok insan bir kültürel kirlenme içinde boğulurken; onlar ise tüm bu kirliliklerden uzaktalar ve daha temiz kalıyorlar. Davranışları ve tepkileri daha doğal ve temiz kalabiliyorlar.

Kesinlikle sade ve temiz yaşıyorlar.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Bu etkinliklerin daha fazla artmasını biz kendi adımıza, isteyeceğiz. Bu işi yapan meslek elemanları olarak; bu tür kurumların çoğalmasını ve bu duyarlılığın sadece sözde değil, gerek kurumsal anlamda, gerek mekân sağlama ve olanakları sağlama anlamında daha da artmasını isteriz.

Mordem Sanat Okulunun bu duyarlılığı konusunda ne söylemek istersiniz?

Mordem de yeni açılan bir kurum olmasına rağmen birkaç kez bize yer ve koşullarını ayarladı. Bunun için kendilerine de özellikle teşekkür ediyoruz.

              Mordem Sanat Okulu yönetiminden Barış Işık’la oyun ve projeleri üzerine yaptığımız söyleşi;

Oyunun içeriğini, gerçekleştirdiğiniz gerçekleştirmeyi önünüze koyduğunuz projeler konusunda okuyucularımızı da bilgilendirmek için neler söylemek istersiniz?

Özetle şöyle söylemek istiyorum. Oyunumuz iki komşu mutfakta geçiyor. İki komşu mutfakta ki iki aşçının biri temiz kaliteli, faydalı şeyler kullanırken, diğeri ise fazla önemsemeden sallapati bir mutfak yönetiyor. İkisi arasındaki çatışmayı anlatan, çocuklara sağlıklı ürünler, doğruluk, dürüstlük gibi kavramları oyun içinde gösteren müzikli bir çocuk oyunudur. Biz genelde çocuk oyunlarımızla çoğunlukla okullara gidip ücretlide oynuyoruz, fakat bunun yanında risk altındaki çocuklara, özel eğitim gören çocuklara ve sokakta selpak satandan tutun, çocuk işçi olanlardan tutun işte burada kentsel dönüşüm adı altında etkilenmiş çocuklara kadar çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalar ışığında en büyük hedefimiz, sanattan yoksun olan çocuklara ulaşıp, sanattan yoksun olan insanların yoksunluğunu gidermek, onlara bir şekilde değinmek, onlarında sanatla buluşmalarını sağlamak gibi düşüncemiz, hedefimiz var. Sizinde haberini yaptığınız geçen sene köylere gittik. Bu sene özel eğitim çocuklarına burada periyodik olarak program bir program oluşturmamışız ama talep geldikçe biz özel eğitimdeki çocuklara ulaşabilirsek ki şimdi iletişim içindeyiz. Sokakta çalışan risk altındaki çocuklara yönelikte çalışmalarımız olacak. Oyunlarımızı oynayacağız. Böyle bir gidişatımız böyle bir hedefimiz var. Geçen sene yapmış olduğumuz çocuklarla ilgili projenin daha kapsamlı halini şu an bir fon kuruluşuna başvuru yapıyoruz. Eğer başvurumuz kabul edilirse daha kapsamlı olarak köylere gidip atölyeler düzenleyip gidilen merkezlerde bir gün oyun oynayıp çıkıp gelmektense, o merkezlerde sanat atölyelerin açıldığı 10-15 günlük zaman dilimi içinde bu çalışmaların yapılacağı bir proje hazırlığı içindeyiz. Destek bulursak bunu o destek üzerinden yapacağız. Bulamazsak kendi imkânlarımızla ne kadarını yapabilirsek o kadarını yapacağız. Çünkü projenin maliyeti çok yüksek. Bir mobil sahne düşünüyoruz. Projede yapmak istediğimiz mobil sahneyle köylere gittiğimizde biraz daha etkili olacağını düşünüyoruz. O yüzden kapasitesi geniş bir şekilde gitmek istiyoruz. Ama onun dışında atölyeleri orda yapılacak bütün atölyeleri yürütebilecek onları yönetebilecek, her alanda sanatın birçok alanında çalışma yürütüp orda çocuklarla atölye yapabilecek ekibimiz var. Ekiple ilgili bir sıkıntımız yok. Fakat dediğim gibi biraz işin mali boyutunu şu an ayarlamaya çalışıyoruz. Fon kuruluşlarına başvuru yaparak onu da yapabilirsek, bu sene yaklaşık bir altı ay sürecek bir köy yolculuğumuz başlayacak, altı ay içinde yaklaşık 12-13 merkezde 15’er günlük kamplar kuracağız. Bunu eğer başarabilirsek her sene düzenli hale getireceğiz. Bu şekilde bu coğrafyada tiyatroya ve sanata değmeyen çocuk kalmayana kadar çalışmak gibi bir hedefimiz var. Onlara ulaşmak gibi bir hedefimiz, düşüncemiz var.

sessizlerin--dunyasi-mumin-(2).jpg

Oyunu seyreden engelli öğrencileri izlerken ne hissettiniz?

Açıkçası şöyle söyleyeyim. Geri dönüşümü normal çocuklara göre özel eğitimdeki öğrencilerde geri dönüşümü çok daha farklı oluyor. Farkı da şu: Özel eğitim çocukları çok duygusal çocuklardır. Sizde bilirsiniz oyunu da takip ettiniz. Özel eğitimdeki çocuklar çoğunlukla aldığı şeyi direk beynine kaydeder. Eminim ki dışarı çıkarken belki gördünüz birçoğu hatırladığı kadar şarkıları mırıldanıyordu. Eminim bunlar gidip evlerinde oynayacaklar. Birçok veliden aldığımız geri dönüşüme göre, evde bu oyunları aileleriyle oynamaya başlıyorlar. Bu da çok değerli çok önemli. Bir şekilde demek ki, değinmişiz, hayatlarının içine girebilmişiz. Bir şekilde dokunabilmişiz birbirimize. Bunun geri dönüşümünü almak bizim için dünyadaki en büyük değer. Hiçbir maddi değer bunun karşılığı olamaz. Biz böyle düşünüyoruz. Bu yüzden çok önem atfediyoruz bu özel eğitimli çocuklara. Geçen sene köy çocuklarına da oynadığımızda gittiğimiz köydeki öğretmenlerden daha sonra geri dönüşümünü aldık. Yazın bu çocuklar köyde onlara oynadığımız oyunun tarlada, dere başında, sağda solda bu oyunu oynuyor olduklarını, kendi aralarında rol dağılımı yapıp, bu oyunu çalışıp bir şeyler yaptıklarını duyduk. Öğretmen arkadaşlarımızdan. Bundan daha büyük mutluluk olamaz diye düşünüyorum.

Ek olarak söylemek istediğiniz?

Biz ulaşabildiğimiz kadar, öğrenciye, özel eğitim öğrencisi olsun, sanattan yoksun olan çocuklar olsun ulaşmaya çalışıyoruz. Belki elimiz her yere ulaşmaya yetmeyecek, bu gazeteyi okuyup duyan olursa, bizimle iletişim kurup ve desin ki, şu köydeyim şu kadar öğrenci var. Gelin bize de oynayın. Biz gider oynarız. Yeterki bize ulaşsınlar. Bizim o kadar büyük kapasitemiz yok köyleri tek tek araştırıp, yine araştırıyoruz, çalışmalarımız var ama binlerce köy var. Hepsine tek tek değebilmek mümkün değil. İşte merkezi okullar oluyor. Toplama okullar oluyor. Bu tür noktalarda sesimizi gazeteden, üzerinizden duyan olursa bize ulaşsın, bizden bu anlamda talepleri oldukça biz bu talepleri karşılamaya hazırız.

Teşekkür ediyorum

Bu haber toplam 8518 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.