Torununun ağzından “Şex Said İsyanı”

Torununun ağzından “Şex Said İsyanı”

Şex Said liderliğinde 13 Şubat 1925'te Azadi Cemiyeti tarafından organize edilen ayaklanma 89'uncu yılını geride bıraktı. Şex Said'in torunu Felat Özsoy, ayaklanma ile birlikte Türk ve Kürt ilişkilerin sarsıldığını söyledi.

DİYARBAKIR - 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla Kürtler devre dışı bırakılırken, Kürtler de Miralay Cibranlı Xalit Bey başkanlığında Azadi örgütünü kurdu. Kürtlerin ileri gelenleri ayaklanmanın yol ve yöntemleri konusunda bir dizi toplantılar gerçekleştirdi. Kürtler ayaklanma hazırlıklarını hızlandırırken, Ankara hükümeti de, 1924'te anayasayı yeniledi.  Kürtler reddedildi, Kürtçe yasaklandı, "Tekke ve Zaviye" kanunu ile medreseler kapatıldı. Bu girişimler karşısında Azadi Örgütü ise, 1924 yılında yaptığı toplantı ile 1926 baharında ayaklanmayı başlatmayı esas alarak, hazırlıkların buna göre tamamlanmasını kararlaştırdı. Hakkari bölgesinde Nasturi Ayaklanması patlak verirken, 1924 sonbaharında hareketin liderlerinden Halit Bey ve Yusuf Beyi tutukladı. Şex Said ise ifadesine başvurulmak üzere mahkemeye çağrıldı. 
Şex Said ayaklanma çalışmalarını hızlandırdı 
Tutuklanacağını anlayan Şex Said, Hınıs'tan ayrılıp ayaklanma çalışmalarına başladı. Şex Said'in Kürdistan'ı dolaşmaya başlaması halk arasında coşku ve heyecan yaratı. Köy köy silahlanan Kürtler, ayaklanma gününü bekledi. Şex Said'in torunu Felat Özsoy, Kürtlerin kapsamlı bir ayaklanma hedeflediklerini ve Şex Said'in bunun ön çalışması için halka karıştığını aktardı. Şex Said'in Kürtler arasında ihtilafı gidermek, aşiret liderlerini, kanat önderlerini, Kürt aydınlarını ayaklanma için ikna turuna çıktığını aktaran Özsoy, "13 Şubat 1925'te Dicle'ye geliyor. Şex Said ve arkadaşlarının misafir kaldığı evin etrafını askerler sarıyor. Kaçak kişilerin bulunduğu gerekçesiyle evi saran askerler ve halk arasında çıkan çatışma sonrası ayaklanma hazırlıksız bir şekilde patlak verdi" şeklinde konuştu. 
Diyarbakır kuşatması 
Ayaklanma kısa süre içinde geniş bir alana yayılırken, Kürt savaşçılar, Genç'in Darahene ilçesini alarak başkent ilan etti. Savaş hızla yayılırken, Kürtler ele geçirdikleri yerlerde yönetimlerini oluşturarak Diyarbakır'a saldırı hazırlıklarına başladı. 21 Mart'a Diyarbakır'a kuşatıldı. 5 gün süren kuşatmada çok ağır çatışmalar yaşandı. Şehir içine giren Kürt savaşçılar ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. 
Kürtlerin yenilgisinde Fransa rolü 
Ankara'da ise Fethi Okyar hükümeti düşürülerek, yerine İsmet Paşa hükümeti kuruldu. İş başına gelen bu hükümet bölgede sıkıyönetim ilan ederek, seferberlik ilan etti. Bunlarla yetinmeyen hükümet, Takriri Sükûn Yasası, Şark İstiklal Mahkemeleri gibi özel tedbirlere başvurdu. Fransızlarla yapılan görüşmeler sonucu Fransa'nın denetiminde bulunan Suriye üzerinden demiryolu ile Kürt bölgesine askeri yığınak yapıldı. 13 Şubat'ta başlayan ayaklanma, 1925 Newroz'undan sonra kazandığı mevzileri terk ederek, hızlı bir geri çekilişi ve dağılmayı yaşadı. 
Şex Said tutuklanması ve idamı 
Şex Said ise yanında kalan direnişçiler ile birlikte mücadelesini sürdürmek için İran'a gitmeye karar verdi. Şex Said 14 Nisan 1925'te bacanağı Binbaşı Kasım tarafından pusuya düşürülerek, Murat Nehri üzerinde bulunan Abdurrahman Paşa Köprüsü'nde arkadaşlarıyla beraber teslim edildi. Aynı gün Bitlis Cezaevi'nde bulunan Miralay Halit Beyê Cibri ve Bitlis mebusu Yusuf Ziya Bey katledildi. İstanbul ve bölgede bulunan birçok Kürt ileri gelenleri tutuklandı. Tutuklanan Şex Said ve 46 arkadaşı, İstiklal Mahkemesi kararı ile 28 Haziran gecesi Dağkapı Meydanı'nda halka açık bir şekilde idam edildi.

'Siviller katliamlara tabi tutuldu'
Kürtlerin askeri olarak terk ettiği alanlara giren devlet güçlerinin, binlerce sivil insanı katliama tabi tutuğuna dikkat çeken Şex Said'in torunu Felat Özsoy, "Şex Said ve arkadaşları idam edildikten sonra Kürt savaşçılar teslim olmadılar. Çoğu savaşçı dağlara çekilip mücadelesini uzun yıllar sürdürdü" dedi. Büyük bir askeri güçle Kürt coğrafyasına giren devlet güçlerinin büyük katliamlar yaptığına değinen Özsoy, şunları söyledi: "Yüzlerce yerleşim yerini yakıp yıktılar. Bu vahşet karşısında binlerce insan aylarca kışın dondurucu soğuğunda mağaralarda, ormanlarda ve dağlarda yaşamak zorunda kaldı. Cumhuriyet dönemi ilk katliamları bu dönemde yapıldı. Bu katliamlarla birlikte Türk ve Kürt halkı psikolojik olarak birbirinden koptu." 
'Mezarının gizli tutulması hiç bir ahlaka sığmaz'
Şêx Said'in torunu Felat Özsoy, dedesinin mezarının gizli tutulmasının hiç bir devlet ahlakına sığınmadığını belirterek, defalarca gerekli kurumlara yazılı başvuru yapılmasına karşın hiç bir şekilde cevap alınamadığının altını çizdi. Ailesi ve Kürtler tarafından yapılan araştırma ve görgü tanıkların verdikleri ifadeler doğrultusunda Şex Said'in mezarı Dağkapı Meydanı'nda Ermenilere ait mezarda defnedildiğini belirten Özsoy, "Şu anki Devlet Hastanesi, Kışla yanında bulunan iki dut ağacının arasındaki alanda, yani şu an ki Alman Hastanesi'nin yapıldığı yan tarafından 46 arkadaşıyla beraber defnedilmiş. Daha önce 1950'lere kadar ki döneme kadar halk tarafından yoğun bir ziyaret akını olduğu için devlet buna bile tahammül göstermedi ve kaldırıldıkları söyleniliyor. Yani şu anda devlet mezarı gizliyor" diye konuştu.

sex-sait-felat-ozsoy.jpg

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.