Türkiye’de kadın cinayetleri: Cezasızlık, şüpheli ölümler ve adalet arayışı
TİGRİS HABER - Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri, son yıllarda giderek derinleşen bir toplumsal sorun olarak öne çıkıyor. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından kadın örgütleri, hem artan vakalara hem de yargı süreçlerindeki aksamalara dikkat çekiyor.
VERİLER NE SÖYLÜYOR?
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre son yıllarda kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler ciddi boyutlara ulaştı. Yüzlerce kadının her yıl yaşamını yitirdiği Türkiye’de, binlerce kadın cinayeti ve şüpheli ölüm kayıtlara geçti. Uzmanlar, birçok dosyanın “intihar” ya da “şüpheli ölüm” olarak kapatılmasının, gerçek tabloyu gizlediğini belirtiyor. Faillerin önemli bir kısmının ceza indirimi alması ya da etkin şekilde yargılanmaması ise cezasızlık tartışmalarını büyütüyor.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ SONRASI DÖNEM
Türkiye’nin 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, kadın hakları alanında önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor. Sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve etkin soruşturma yürütülmesi gibi yükümlülükler öne çıkarken, çekilme kararının ardından bu mekanizmaların zayıfladığı yönünde eleştiriler artmış durumda. Kadın örgütleri, önleyici politikaların gerilediğini ve şiddet vakalarında caydırıcılığın azaldığını savunuyor.
GÜLİSTAN DOKU DOSYASI: KAYIP VE BELİRSİZLİK
2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbeti hâlâ bilinmiyor. Yıllardır sürdürülen arama çalışmalarına rağmen somut bir sonuca ulaşılamaması, dosyanın kamuoyunda sembol haline gelmesine neden oldu. Aile ve avukatlar, soruşturmanın etkin yürütülmediğini ve önemli delillerin yeterince değerlendirilmediğini ifade ediyor. Bu dosya, kayıp kadın vakalarında yaşanan ihmallerin en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
ROJİN KABAİŞ DOSYASI: ŞÜPHELİ ÖLÜM TARTIŞMASI
Üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümü de kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Günler sonra bulunan cansız bedeni ve ortaya çıkan adli bulgular, olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğu yönündeki tartışmaları derinleştirdi. Aile ve kadın örgütleri, dosyanın etkin bir şekilde soruşturulmadığını ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini vurguluyor.
ORTAK SORUN: ETKİSİZ SORUŞTURMA VE CEZASIZLIK
Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları, Türkiye’de kadınlara yönelik suçlarda sıkça dile getirilen ortak sorunları gözler önüne seriyor. Etkin soruşturma yürütülmemesi, delillerin yeterince değerlendirilmemesi ve faillerin ortaya çıkarılamaması, bu dosyaların en çok eleştirilen yönleri arasında yer alıyor. Kadın örgütleri, bu durumun cezasızlık algısını güçlendirdiğini ve yeni suçların önünü açtığını savunuyor.
TOPLUMSAL TEPKİ VE MÜCADELE
Kadın hareketi ve sivil toplum örgütleri, hem sokakta hem de hukuk alanında mücadeleyi sürdürüyor. Düzenlenen eylemler, yapılan basın açıklamaları ve açılan davalarla kadın cinayetlerine karşı kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Özellikle Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarının aydınlatılması için yürütülen kampanyalar, toplumun geniş kesimlerinden destek görüyor.
DERİNLEŞEN KRİZ VE ÇÖZÜM ARAYIŞI
Türkiye’de kadın cinayetleri yalnızca bireysel suçlar olarak değil, yapısal bir sorun olarak değerlendiriliyor. Artan şiddet vakaları, yargıya duyulan güvenin zayıflaması ve koruma mekanizmalarının yetersizliği, sorunun çok boyutlu bir kriz haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlar ve kadın örgütleri, etkin soruşturma mekanizmalarının işletilmesi, cezasızlığın son bulması ve önleyici politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.