Adaletin Suskunluğu: Rojin ve Gülistan

Van’da bir genç kız… Rojin Kabaiş.

Okulun ilk gününde kayboldu. Günler sonra gölde cansız bedeni bulundu. Resmî rapor “boğulma” diyor. Ama otopsi, DNA, ölüm zamanı hâlâ belirsiz. Üstelik cesedinde iki farklı erkeğe ait DNA var. Kimlere ait olduğu açıklanmadı.

Tunceli’de bir başka genç kız… Gülistan Doku.

5 Ocak 2020’de ortadan kayboldu. Yıllar geçti; ne bir iz, ne bir adım atıldı.

İki şehir, iki üniversite, aynı acı.

Her iki aile yoksul ve sahipsiz. Rojin’in babası adliye önünde şöyle dedi:

“Ben fakir olduğum için kimse bana yardım etmiyor.”

Gülistan’ın annesi hâlâ feryat ediyor:

“Kızımı bulun.”

Ama devlet susuyor. Savcılık geçiştiriyor. Bürokrasi dosyaları kenara koyuyor.

Ve en acısı: toplum da sessiz. STK’lar sessiz. Kadın hakları örgütleri sessiz. Medya, popüler olmayan ailelerin çığlıklarını duymuyor.

Oysa sivil toplumun görevi, sessiz kalmak değil; adaleti, hakkı ve insan onurunu savunmaktır. STK’lar yalnızca seminer ve raporlarla değil, sahada, adliye önlerinde, kayıp kızların ailelerinin yanında olmak zorundadır. Aksi hâlde “sivil toplum” adını taşımaları anlamsız kalır.

Eğer Rojin ve Gülistan’ın hikâyelerinde STK’lar güçlü bir şekilde yer alsaydı, belki dosyalar karanlıkta kalmazdı.

Eğer kadın hakları örgütleri bu feryadı her gün gündeme taşısaydı, belki savcılıklar sessizliğe sığınamazdı.

Bir baba olarak içim yanıyor. Çünkü kızımın gözlerine baktığımda Rojin’i görüyorum, Gülistan’ı görüyorum.

Fakirsen, sahipsizsen, kaybolduğunda sesin duyulmuyor. Adaletin terazisi en zayıfı tartmıyor.

Goethe’nin “Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.” sözüyle irkiliyorum her gece. Neden mi?

Çünkü toplumumuzda o cehennemin ateşini en çok yoksullar ve merhamet hassasiyeti yüksek olanlar hissediyor.

Rojin ve Gülistan hâlâ karanlıkta.

Ama asıl karanlık, toplumun, STK’ların ve kadın örgütlerinin suskunluğunda gizli.

Bu suskunluk, adaletin önünde en büyük engeldir.

Çözümsüz sessizlik öldürür. Ve bizleri de yavaş yavaş öldürüyor.

Bu sessizliği bozmazsak, yarın kendi evlatlarımız da aynı karanlığın dehlizlerinde kaybolacak.

STK’lara sesleniyorum:

Artık duyun bu garibanların seslerini!

Artık sorumluluk alın!

Çünkü adalet, ancak toplumun örgütlü vicdanı ayakta durduğunda mümkündür.

Artık duyun bu biçare insanların seslerini… Lütfen ama lütfen Duyun!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat Araz Arşivi

Başlangıçlar ve bitişler

27 Şubat 2026 Cuma 00:02

Menfaat temelli vefasızlık çağı

13 Şubat 2026 Cuma 00:01

Evlatlarını Yiyen Topraklar

20 Ocak 2026 Salı 00:02

Ruhun Yol Ayrımları ve Hikmeti

14 Ocak 2026 Çarşamba 00:01

İtaatin metafiziği

08 Ocak 2026 Perşembe 00:02

Müritleşen Toplum

03 Ocak 2026 Cumartesi 00:01

Adliye Koridorlarında Hukuksuzluk

27 Aralık 2025 Cumartesi 00:01

Sessizce Kaybolan Toplum

18 Aralık 2025 Perşembe 00:01