Gülistan Doku dosyasında kırılma: ‘Kayıp’tan ‘Organize cinayet’ soruşturmasına
Mahsum KARA
Altı yıldır sonuçsuz kalan Gülistan Doku dosyasında Nisan 2026 itibarıyla yaşanan gelişmeler, soruşturmanın yönünü kökten değiştirdi. Yeni deliller, gözaltılar ve teknik incelemeler, dosyanın artık yalnızca bir kayıp vakası değil; organize bir cinayet ve örtbas şüphesi ekseninde ele alındığını gösteriyor.
Soruşturmada makas değişimi: İntihar tezi çöküyor
Tunceli’de 2020 yılında kaybolan Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturma, uzun yıllar boyunca “intihar ihtimali” çerçevesinde yürütüldü. Aramalar büyük ölçüde Munzur Baraj Gölü ve çevresine yoğunlaştırıldı; dosya bu dar perspektif içinde ilerledi.
Ancak 2025 yılı sonunda savcılık makamındaki değişimle birlikte dosyada yeni bir inceleme süreci başlatıldı. Daha önce incelenmeyen 700 saatlik kamera kaydı ve dosyaya yeni giren BTK verileri, olayın seyrine ilişkin farklı bir tablo ortaya koydu. Elde edilen bulgular, Gülistan Doku’nun kayboluşunun bir intihar değil, planlı bir eylem ve sonrasında yürütülen sistematik bir gizleme faaliyeti olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Yedi ilde operasyon
14 Nisan 2026’da başlatılan ve 7 ili kapsayan eş zamanlı operasyonlar, dosyada şimdiye kadarki en kapsamlı adım olarak kayda geçti. Operasyon kapsamında 13 kişi gözaltına alındı.
Gözaltı listesi, kamuoyunda uzun süredir tartışılan “koruma zırhı” iddialarını yeniden gündeme taşıdı:
• Baş şüpheli olarak gösterilen Zeinal Abakarov
• İhraç edilen polis üvey baba Engin Yücer
• Dönemin vali bağlantısı iddiasıyla adı geçen Mustafa Türkay S.
Ayrıca, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen ve 2022’de yurtdışına çıktığı belirtilen Umut A. hakkında kırmızı bülten süreci başlatıldı.
Bu tablo, soruşturmanın yalnızca bireysel faillerle sınırlı kalmayıp, daha geniş bir ilişki ağına uzandığı yönündeki şüpheleri derinleştirdi.
Dijital izler: Silinen veriler, gecikmiş bağlantılar
Dosyada en çarpıcı başlıklardan biri de dijital veriler oldu. Yeni bilirkişi incelemelerine göre:
• Gülistan Doku’nun telefonu, kayboluşundan 13 gün sonra bir Wi-Fi ağına bağlandı
• Sosyal medya hesaplarında veri silme ve müdahale izleri tespit edildi
Bu bulgular, olayın ardından dijital delillerin bilinçli biçimde manipüle edildiği ihtimalini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu durum, sıradan bir kayıp vakasından ziyade, profesyonel bir veri karartma sürecine işaret ediyor.
PTS kayıtları: Önce “yok” denilen veriler ortaya çıktı
Soruşturmanın önceki aşamalarında “kayıt bulunamadı” denilen Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verileri de yeniden incelendi. 2026’da ortaya çıkan kayıtlar:
• Şüphelilere ait aracın olay gecesi Gülistan’ın son görüldüğü bölgede defalarca hareket ettiğini gösterdi
Bu veriler, şüphelilerin daha önce verdikleri ifadelerle doğrudan çelişirken, dosyada somut ve teknik delil eksikliği eleştirilerini de tersine çevirdi.
Adalet sınavı: Bir cinayet mi, bir sistem mi?
Gülistan Doku dosyası, gelinen aşamada yalnızca bir kayıp ya da cinayet soruşturması olmanın ötesine geçmiş durumda. Dosya, Türkiye’de uzun süredir tartışılan.
• Cezasızlık
• Nüfuz kullanımı
• Soruşturmalarda siyasi ve idari etkiler
gibi başlıkların somutlaştığı bir örnek olarak değerlendiriliyor. Altı yıl boyunca ilerleme kaydedilememesi, birçok hukukçuya göre teknik yetersizlikten çok, soruşturma iradesinin sınırlanmasıyla ilgili. Nisan 2026’da başlatılan yeni dalga ise yalnızca bir cinayeti aydınlatmayı değil, bu süreci perdelediği iddia edilen olası organize yapıyı da ortaya çıkarmayı hedefliyor.
Sonuç olarak; Gülistan Doku dosyası, Nisan 2026 itibarıyla yeni bir evreye girmiş durumda. Artık temel soru yalnızca “Gülistan’a ne oldu?” değil.
Aynı zamanda şu soru da giderek daha yüksek sesle soruluyor:
Bu dosya neden altı yıl boyunca çözülemedi ve kimler tarafından, nasıl engellendi?
Bu soruların yanıtı, yalnızca bir davanın değil, Türkiye’de adalet sisteminin işleyişine dair daha geniş bir tablonun da belirleyicisi olacak.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.