1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. KADIN RENGİYLE ÖZDEŞLEŞTİ
KADIN RENGİYLE ÖZDEŞLEŞTİ

KADIN RENGİYLE ÖZDEŞLEŞTİ

Eski Diyarbakır Büşükşehir Belediyesi eş Başkanı Gülten Kışanak, HDP'li eski milletvekilleri ve belediye başkanlarının kaleme aldığı kitap fuarda büyük ilgi gördü.

A+A-

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eş başkanı iken tutuklanan Gültan Kışanak, cezaevinde, kendisi gibi tutuklu bulunan belediye eşbaşkanları ve vekillerle yaptığı röportajı, düzenleyerek bu çalışmasını; Kürt Siyasetinin Mor Rengi adı altında kitaplaştırarak okuyucuyla buluşturdu.

Kitapta, kadın siyasetçilerin erkek egemenlikli anlayış ve yaklaşımlardan kaynaklanan barikatlarını aşmak için; verdikleri mücadeleyi anı öykü tarzında anlatmaktadır. Kitapta yer alan 22 kişinin siyaset serüveni, karşılaştıkları olaylar kısa denemeyecek bir geçmişi anlatıyor. TÜYAP DİYARBAKIR fuarında; Feleknaz Uca, Ayşe Düzkan, Fatma Kurtulan ve Ayşe Gökhan; Gültan Kışanak adına ‘Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ kitabını okuyucularına imzaladılar. Biz de Tigris Haber Gazetesi olarak; kitabın editörlüğünü yapan Hülya Hacıosmanoğlu ve HEP’den beri kadın hareketi içinde çeşitli görevler yürüten Fatma Kurtulanla bir söyleşi gerçekleştirdik.

FATMA KURTULAN (MİLLETVEKİLİ)

-Merhaba; Gültan Kışanak’ın cezaevinde yazdığı ‘Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ kitabı kadın hareketinin uzun bir sürecini anlatıyor. Siz de uzun zaman kadın hareketinin içinde görev yürüttünüz. Kitabı ilk gördüğünüzde,  okuduğunuzda neler hissetiniz?

-O süreci yaşayan arkadaşlarla bir araya geldiğimizde böyle bir çalışmanın bir ihtiyaç olduğunu konuşuyorduk. O dönemin deneyimlerini, sorunlarının bilinir, görünür olması açısından önemli bir çalışma olacaktı. Verdiğimiz mücadeleyi yazarak; bundan sonraki kuşaklara aktarmanın, kadın hareketine önemli katkısı olacağını düşünüyorduk. Bunu bir araya geldiğimizde her zaman dile getirdik. Ancak bunu Gülten Başkan başardı ve de çok iyi yaptı. Üstelik bu çalışmayı cezaevi koşullarında başardı. Yaşadıkları zorluklara rağmen bu çalışmayı ete kemiğe büründürerek kadınlara armağan etti. Kamuoyuna sundu.

Sürecin içinde olan biri olarak kitabı ilk gördüğümde, başından beri tanıklık ettiğim diğer kadın arkadaşlar gibi emek verdiğim bir süreçti. Okuduğumda çok duygulandım, beni çok etkiledi. Kürt kadınları için önemli bir kitap. Gülten Kışanak’ın kendi deneyimiyle, yorumuyla birlikte, zindan koşullarında bulunan ve birçok alanda ağır bedel ödeyen, emek veren kadınların söyleşileriyle de bu kitabı anlamlandırmış. Biz bu kitapla birlikte şu sonuca varıyoruz; kadın hareketinin yaşadığı geçmiş süreci belgelemek, kitaba dönüştürmek; Kürt kadın hareketinin hangi aşamalardan, nasıl geldiğinin, bilinir olmasını sağlamak önemlidir. Şimdi siyasal ve sosyal yaşam alanında kadının da yerinin olduğundan söz edilmesinde, mücadele ile elde ettiğimiz kazanımların payı olduğunu düşünen çok sayıda insan vardır. Kitapta da anlatıldığı gibi; şu an içinde bulunduğumuz kazanımlarımızın hangi emekler sonucu elde edildiğini görecektir. Kadın mücadelesi çok yönlü gelişmiştir. Mücadele hem kendisiyle hem de erkek egemen zihniyetiyle olmuştur. Emeği geçen başta Gülten Başkan olmak üzere tüm kadın arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki bu kitabı bize armağan etmişler.

-Kitap; toplumsal sisteme damgasını vuran erkek egemenliğinin, parti içerisindeki yansımasını da dile getiriyor. O dönem kadın siyasetçilerin karşılaştıkları zorlukları, engellerin bir bölümünü anlatıyor. Daha büyük engellerle karşılaştığınızı tahmin ediyorum. Daha sonra bu mücadele içerisinde görev alan kadın siyasetçiler çeşitli görevlere seçildiler. Yine erkek egemenliğinin barikatlarıyla karşılaştıkları dile getiriliyor. Kadın siyasetçileri en çok hangi kesim zorladı?

Erkek egemenliği bir sistemdir ve yaşamın her alanındadır. Biz Kürtlerde de erkek doğal özgürlükçü olarak kendisini görse de, bunun realitesinin olmadığını biliyoruz. Karşımıza genellikle kitle ile buluşmada, yerel çalışmaları sürdürmede çok sorun olmadı. Temsiliyet düzeyindeki konumlara talip olmamızla birlikte ‘halk istemez, kadın adaylarla kaybederiz’ şeklinde yaklaşılması; erkeğin koltuğu paylaşmama, yetkiyi paylaşmama yaklaşımının açık göstergesidir. Halkımızın kadınlara daha çok güvendiğini gördük. Pratikte de bunu yaşıyoruz. Kadın temsilcisini gördüğünde güvenle baktığını, asla rahatsızlık duymadığını görüyoruz. Pratikte kadın başkan, kadın temsilci, kadın yetkili olmada bizde; o özgüveni yakalama, göreve talip olma, toplumun bizi kabul edeceği bir sürece ihtiyacımız vardı. Kısacası; hem kendimizi hem de sistemi ele aldığımızda; eril zihniyetin kendisini temsil ettiği alanlarda, yönetim kademelerinde bulunan erkelerle büyük bir mücadele durumunu yaşadık diyebilirim.

-Şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor siyasal yaşam eskiden olduğu gibi sadece erkek ağırlıklı olarak sürmüyor, sürdürülemiyor. Kadın; rengini siyasetin içerisine kattı. Bunu yeterli görmeseniz de gözle görülür bir temsiliyet gücünün oluştuğu da söylenebilir. Hem yerel yönetimlerde, hem de vekilliklerde olsun bu görülen bir kazanım olarak kabul edilebilir. Bu durumun daha da gelişmesi açısından kadınlara nasıl bir çağrıda bulunmak istersiniz?

-Her kazanımımız büyük bir mücadele, büyük bir bedel karşılığında elde edildi. Bu mücadele devam ediyor. Biz Kürt kadınları öncelikle demokratik taleplerimiz için mücadele ederken, kadın kimliğimizi öğrendik. Ortaya çıkan sonuçlar önemli bir örnek, model teşkil ediyor. Benim tüm kadın arkadaşlara bu deneyimleri öğrenmelerini ve kitabı okumalarını isterim. Kadın içinde erkek için de özgür ve demokratik mücadelesi gelişmezse, anlamlı ve saygın bir ilişki kurulmazsa; erkeğinde gelişebileceğine inanmıyorum. Kadın olarak kimlik mücadelemizi sürdüremezsek başarılı olamayacağımızın bilincine varılması gerekir. Tüm kadınlar, kadın kimliği üzerinde doğru yoğunlaşmalı; dayanışmayı güçlendirmek, siyasete kadın rengini katmak için birbirimizle, omuz omuza, yan yana durmak başarmanın temel anahtarı olduğu düşüncelerini paylaşmak isterim.

-Teşekkür ederim.

HÜLYA OSMANAĞAOĞLU (EDİTÖR)

img_6966.jpg

Kitap ilk elinize geçtikten sonra, sizdeki ilk duygular nasıl oldu? Kitabı okuduğunuzda kadın hareketinin geçirdiği aşamaları ve siyasi hareket içerisinde karşılaştığı zorlukları da göz önüne aldığınızda duygularınızı Tigris Haber Gazetesi okurlarına nasıl ifade edersiniz?

            Kitabın editörlüğünü dışarıdan yapma teklifi sevgili Gültan Kışanak’tan geldiğinde öncelikle yaşadığım çok önemli bir mutluluk oldu. Ben Türkiyede bağımsız bir feminist olarak siyaset yapıyorum. Böylesine enternasyonalist dayanışmanın parçası olmaktan dolayı mutlu oldum. Ayrıca kitap da elime ilk geçen metinler ve söyleşi yapılan kadın arkadaşların bir kısmını zaten benim yıllardır kadın kurtuluş mücadelesinde birlikte olduğum arkadaşlar vardı. Sadece Gültan arkadaş değil, Sebahat Tuncel, Selma Irmak ve başka arkadaşlarım da vardı. Onların hikâyelerini, söyleştikleri biçiminde okuduktan sonra; hareketin tam da söylediğiniz gibi evrimini gördüm. Kitap da; eş belediye başkanı ve milletvekili arkadaşların hikâyelerini okudukça; aslında Kürt kadın hareketinin hem tek tek kadınların kendi hayatlarını, hem Kürt siyasetini hem de bir bütün olarak Kürt halkının; aynı zamanda da Türkiye halklarının demokrasi mücadelesini ve kadın özgürlük mücadelesini nasıl değiştirdiklerini gördüm. Her bir hikâyede bunu başka bir açıyla bir başka yaşanmışlıkla görüldüğünü düşünüyorum. Onun için bu kitap 22 ayrı söyleşiden oluşuyor. 22 ayrı hikâyeyle bir yapbozun bütün parçaları gibi dönüşümlerin hepsinin bir arada mümkün olduğu bir kitap oldu.

  Şu boyutuyla da sormak istiyorum. Bu kitabı yazan arkadaşların hepsi cezaevinde ve dışarıda da siyasal ve yerel yönetimler olsun önemli görevler üslenmiş olan arkadaşlardı. Duygusal boyutuyla baktığımızda cezaevinden yazan arkadaşların yazıları kitapları size geldiğinde duygusal olarak sizde nasıl bir iz bıraktı?

 İlk duygum şu oldu. Kadın arkadaşlar uzun yıllardır kadın mücadelesinin içinde olan arkadaşlar. Cezaevinde de örgütlendiler ve kadın mücadelesine devam ediyorlar.  Bu arkadaşlar, kadınların kurtuluş mücadelesinde her yerde devam ediyorlar. Hayatın her alanında devam ediyorlar. Bendeki ilk duygu; arkadaşlarım cezaevinde de örgütlenmiş, erkek egemenliğine karşı mücadeleyi kendi hikâyelerini anlatarak bu kitap da sürdürüyorlar. Mücadeleyi sürdürüyorlar duygusuna sahip oldum.

            Geriye doğru gittiğimizde; Türkiyede kadınların siyasette aktif olarak yer alması, önemli temsili görevler üslenmesinin önünde engeller ve zorlukları saymakla bitmez. Erkek egemenliği biz demokratız diyen partiler içerisinde de hükmünü sürüyor. Kadın siyasetçiler, parti çalışmaları içerisinde ve halk arasında görev yaparken; ne tür zorluklarla karşılaştıklarını yazıyorlar. Sizin en çok ilginizi çeken ne oldu?

Önce hoş anekdotları anlatayım. Yerel yönetim seçimlerinde kadınlar ilk kez eş genel başkan olarak seçildiklerinde; halkın onları ziyarete geldiklerinde verdikleri ilk tepkiler. Kadınların belediyelerde eş başkan olması üzerine; halktan kadınların seçilmiş kadın arkadaşları kucaklamaları; hem duygulandırıcı, hem eğlendirici hem de toplam bir direnişi göstermek açısından çok politik hikâyeler.  Bütün o gülümseyerek duygulanarak okuduğumuz hikâyeler bir toplam politik mücadeleyi göstermesi açısından kıymetlidir. Aynı şekilde Türkiyede karma siyasetin rengini, ruhunu nasıl değiştirdiğine örnek olarak vekil arkadaşlarımızın seçilmiş hikâyeleri çok çarpıcıdır. Tabiki bu eş başkanlık adaylarının ilk belirlendiği süreçteki hikâyeler de çok çarpıcıdır. Bir bütün halinde arkadaşlarımız hem kendilerini anlatmışlar, hem toplumun dönüşümünü, hem de bize içerden dışarıya umudu anlatmışlardır. Örgütlenmenin cezaevinde de nasıl sürdüğünü göstermişlerdir.

Dışarıda politik mücadele yürütürken arkadaşların en çok zorlandıkları halktan tepkiler yoksa parti içerisindeki erkek arkadaşların yaklaşımlarımı onları daha çok zorlamıştır?

Arkadaşlarımız daha çok zorlukları nasıl aştıklarının hikâyesini anlatmışlardır diyeyim. Tabiki kimi duygulandırıcı, kimi hüzünlendirici, kimi güldüren öyküler. Erkek egemenliği hayatın her alanındadır. Evlerin içinde de, siyaset yaparken de, halkın içine çıktıklarında da yaşadıkları zorlukları anlatmışlar. Kadınlar sahiplendiği için halkın içinden gelen tepkiler hafif geçiyor. Ancak siyasette erkek egemenliğiyle mücadele etmek zorunda kaldıkları gibi, gözaltı, tutuklama ve cezaevleri süreçleri de bunu tamamlayarak devam ediyor.

 Kararlı ve mücadeleci bir duruşla ancak erkek egemenliğinin aşılabileceğinin mesajını veriyorlar?

 Arkadaşlarımız erkek egemenliğine karşı mücadeleyi şimdi cezaevinde örgütlüyorlar.

TÜYAP’ın bu yoğunluğu içinde zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Yayın hayatınızda başarılar.

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.