Abdurrahim Kılıç

Abdurrahim Kılıç

Toprağa yenileceğiz

Sustum ve söz verdim derinliğime. Kaçtığım her korku beni daha da derinleştirdi.Sığındığım  her acı beni daha da ustalaştırdı. Sustuğum her cümlede içimi kanata kanata hüzne, yutkunduğum her sözcükte öfkeye boğuldum.

Sustuklarımdaki çığlık bedenimin her zerresini titrete titrete kıvrandırırken geldim sana. Kaçtığım her boşlukta yüzünle kaldım. Sığındığım her uzaklıkta menzilim sen oldun.

Söz verdim arza bedenimin tüm sularında yüzeceğime. Akşamüstü tenhalaşırken yüreğimdeki taşra, ruhumu kentin tüm bulvarlarında çarmıhlara gereceğim. Ortalık kan revan, ortalık işgal edilmiş bir kent gibi viran, ortalık haramilerin saldırısına uğramış bir kervan gibi talan kalacak. Ama sen yüreğimdeki en büyük talan olarak kalacaksın!

Derinlik, ne gizemli bir sözcük… Gözlerimdeki derinlikle yüreğimdeki derinlik arasındaki mesafedir sırat-ül müstakim.Yüzümü döndüğüm an, gördüğüm tüm suratlar yalan. Basit hesapların derinliği olmuyor, ucuz yaşamların derinliği olmuyor. O ulaşamadığın derinlikten geleceğim sana.

Bugünlerde yine çıldırmış bir dünyanın hezeyanlarını izliyoruz. Derinliğini kaybetmiş insan, tatmini toprakta ararmış. Topraktan geldik ya, toprağa gideceğiz ya; bundandır toprağa düşkünlüğümüz. İnsan, insana kan değil, insan insana yaradır. İnsan, yaralamaktan; insan öldürmekten haz alıyor. Sen bu ölümlü tüm şeylerin ortasında en masum hazzım olacaksın.

Toprak, canın tek eksiğidir. Oysa ölüm tamamlar eksiğinizi. Karıştığımız suçlar, yaşadığımız aşklar ölümle tamamlanır, ölümdür her şeyi anlamlı kılan. Sustum ve söz verdim derinliğime. Toprak, ölümün rengidir; ölüm toprağın ahengidir. O ahenkten hiç duymadığım bir tınıyla karşılayacağım seni.

Dünya bugünlerde epey toprakla meşgul. Galiba aşka dokunmamış elleri, galiba aşk dokunmamış yüreklere. İnsanı nefessiz bırakan bir tene dokunmamış, insanı kışkırtan bir gülüşe inanmamış, ayaklarını yerden kesen bir bakışa kanmamış insanların savaşı yaşanıyor bugünlerde.O savaşların ortasında duru bir yürekle gülümseyeceğim sana.

Ne kadar da zor bu çağda bir gülün, bir gülüşün hayalini kurmak. Derinlik yok yaşamlarımızda. Yaşarken toprağa yeniliyoruz, ölürken toprağa gidiyoruz. Sonbaharda dökülen yaprağın telaşını duymuyor, dalın hüznünü tanımıyor, ağacın efkarını, toprağın sevincini bilmiyoruz. İnsan, insana inanmanın kanamalı hali, insan yanılgıların sus hali. O suskunluktan sesleniyorum sana.

Sustum ve söz verdim derinliğime. Toprak için ölmeyeceğim…

Abdurrahim Kılıç

 

               

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahim Kılıç Arşivi

Eğitime başlarken

05 Eylül 2024 Perşembe 00:03

MARDİN BİENALİ’NE DAİR

14 Mayıs 2024 Salı 00:01

DEĞİŞİM VE BU KALEMUN KİŞİLİK

08 Mayıs 2024 Çarşamba 00:01

İKTİDARIN YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI

06 Nisan 2024 Cumartesi 00:02

EĞİTİMİN HALİ İÇLER ACISI

14 Şubat 2024 Çarşamba 00:08

Öykünün “Divan Cadısı”

18 Ocak 2024 Perşembe 00:05

ARAYIŞLARIN ROMANI: DUASIZ VE TÖRENSİZ

01 Ocak 2024 Pazartesi 00:05

Kitap Fuarına başlarken-1

13 Aralık 2023 Çarşamba 00:05