1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. VİDEO - Beton kutulara hapsolduk
VİDEO - Beton kutulara hapsolduk

VİDEO - Beton kutulara hapsolduk

İzmir’in eski adıyla Darağaç yeni adıyla Umurbey olan eski bir mahalleyi ve sokaktaki çocukların yaşamını belgeselleştirerek eski sosyal ilişkilere bir gönderme yapan; Darağaç Sanat Kollektifinden Cenkhan Aksoy’la bu çalışmaları üzerine, Tigris Haber Gazetesi olarak bir söyleşi gerçekleştirdik.

A+A-

Kültür İçin Alan'ın yıl sonu final resepsiyonu için Diyarbakır A4 Açık Sanat Alanında bir sunum gerçekleşti. İzmir’den gelen Darağaç kolektifinden; Ayşegül Doğan, Fatih Altan ve Cenkhan Aksoy katıldı.

İzmir merkezde eski adı Darağaç, yeni adı Umurbey olan mahalledeki sokak yaşamından kesitlerin sunulduğu etkinlikte  Darağaç Sanat Kollektifi hazırladıkları video gösterimi eşliğinde çalışmalarını anlattılar. Çalışma mekânı olarak Darağaç mahallesini neden seçtiklerini etkinliği izlemeye gelen sanatseverlerle paylaştılar.

Darağaç mahallesiyle ilgili olarak; 2013 de Akademide rahat çalışma ortamı olmadığı için bir yer arayışına girdiklerini, ekonomik zorlukları da olan bir sanayi bölgesi olduğu için bu mahallede sanat çalışmalarını sürdürmek için daha uygun buluyorlar.

Darağaç; Alsancak bölgesine on dakikalık yürüme mesafesinde olan,  tarihi Osmanlı dönemine kadar uzanan bir mahalle. 1960’lı sanayileşme döneminde mahallede 15-20 bin kişinin yaşadığı bir sanayi mahallesiyken; son yıllarda sanayinin kentin dış bölgelerine kaymasıyla ve kentsel dönüşümden olumsuz etkilenmesiyle birlikte mahallenin nüfusu 400-500’lere düşüyor.

Şimdi; boş alanların, metruk binaların ve hangarların olduğu, etrafa kötü kokuların yayıldığı bir mekânda genellikle oradaki oto parçalarının satıldığı, oto tamirciliğinin yapıldığı yerlerde çalışanların ve geçimlerini kâğıt toplayıcılığı gibi geri dönüşümcülerin çoğunlukla oturdukları bir mahalledir.

Çalışmalarını bu mahallede sürdürmeye başlayan Darağaç Kolektifi çalışanları; mahallede yaşayanlarla aralarında komşuluk ve dostluk ilişkilerini geliştirmeye başlıyorlar. Mahalle sakinleri de kolektifin çalışmalarını merak ediyorlar. İlk sergilerini 2016’da mahallede yaşayan esnaftan iki kişinin de katılımıyla ortak açıyorlar. Bir farkındalık yaratmak için serginin ismi Darağaç koyuyorlar.

30-40 yıldır orada yaşayan insanların samimi ve saygılı yaklaşımları çalışmalarını orada sürdürmede önemli bir motivasyon kaynağı oluyor.

beton-kutulara-hapsolduk-(3).jpg

Yaptığınız bu çalışmayla nasıl bir mesaj vermek istiyorsunuz?

Kentlerin betonlaşması, insanların ve yaşamın doğadan kopuk dar bir alana hapsedilmesi günümüzde yaşadığımız ciddi bir sorun.  Sanatsal açıdan bakacak olursak kentte bir modern sanat müzesinin olmaması, güncel ya da çağdaş sanatla kamuoyunun çok fazla birleşmemesi de bir sorun. Bunu üzerinden biz; alternatif olarak, bir şekilde bunu paylaşmaya dönük bir üretim çalışmamız var. Gelin bunu görün diye değil de, buradaki üretim ve buradaki paylaşım şekli Türkiye’ye özgü bir model olabilir belki diye. Ya da bunun üzerinden başka şeyler tartışarak, bu konudaki düşünceleri geliştirerek, daha farklı bir model ortaya çıkabilir. Düşüncenin zenginleşmesi için; çağdaş sanat, güncel sanat ve plastik sanatlar gibi açılardan da bakarak daha iyi anlatabiliriz.

beton-kutulara-hapsolduk-(2).jpg

Video da ve anlatımlarınızda nostaljik bir sunum oldu. Kentlerde artık ortadan kalkan günlük yaşam ilişkileri ancak varoşlarda bulabiliyoruz. O yaşama yeni kuşaklar neredeyse yabancılaştı.

İnsanların sosyal olması yaşamın genlerinde olan bir şeydir. Ortak imece usulü yaşayan birbirini tanıma güvenme, kapıyı kilitlemeden rahatça dolaşabilme vs. gibi şeyler yavaş yavaş unutuluyor. Kapının arkasına bir odaya sıkıştırılıyor. Evden işe gidiyor ve sosyal hayata dair daha az biçimde paylaşım içine giriyor. Ama aslında böyle olmayabilir. Bunun başka formülü de olabilir. Geliştirilebilir ve bunu geliştirmek için neler yapılabilir? Bir alan açılabilir. Biz arkadaşlarımıza alanımızı açtığımızda ya da alanımızı paylaşmak istediğimizde; tanıdığımız, tanımadığımız insanlarla beraber bunun üzerine neler yapabiliriz? Bunu daha nasıl geliştirebiliriz? Gibi sorular ve arayışlar çoğaltılabilir. Bir dinamik var. Referans bir soru var. Oradan yola çıkarak Darağaç Sanat Kollektifi olarak bir etkinliği geliştirmeye çalışıyoruz.

beton-kutulara-hapsolduk-(5).jpg

İnsanların; betonlaşmaya mahkûm yaşadığı kentsel bir gerçeklik ortadayken siz kameranızı ve dikkatinizi kentin varoşlarına çeviriyorsunuz. Ne yapmak gerekiyor?

Bunu yaparken ne kadar farklı renk, fikir, proje vs. bunu dikkate almak gerekiyor.  Sonuçta bu topraklarda yüzlerce yıl binlerce yıl çok farklı medeniyetler yaşamıştır. Kaynaşarak, bütünleşerek, genelleşerek bir kültürel yaşam biçimi oluşturmuşlar. Bir farkındalık yaratmak gerekiyor. Başkalarının gördüğü senin görmediğin ya da görmek istemediğini; aktarmaya çalışmıştık, onun gözünden görmeye, paylaşmaya çalıştık. Aslında o deneyimi arttırmak gerekiyor. Kültür hafızasını, geçmişini biraz daha yeni araçlarla, sosyal medyayı da kullanarak; yaşamı ve ilişkileri, yaklaşımları yeniden nasıl düzenleyebiliriz.  Onlarla beraber yaşayanları oraya nasıl adapte edebiliriz. Beraber nasıl yaşayabiliriz. En büyük soru o.

 Görüntülerde çocuklar o yoksulluk içindeler ama o sokakta ne kadar mutlu olduklarını görüyoruz. Şimdiki beton kutular içerisinde daha modern ve pahalı ama sosyal olmayan, tabletlere, akıllı telefonlara, bilgisayarlara hapsedilmiş mutsuz çocuklar yetişiyor.

beton-kutulara-hapsolduk-(4).jpg

 Biz de öyleyiz. Yavaş yavaş bizde o şekilde oluyoruz. Ama çocuklar bizden daha kötü durumdalar. Bu tehlikeli. Bu tehlikenin farkına varan başka ülkeler faklı yöntemler geliştirerek çözmeye çalışıyorlar. Çocuklarımızı da kendimizi de teknolojini esri yapmamamız gerekiyor. Sosyalliği öldürdüğümüzde insandan geriye bir şey kalmaz. Bu durum zaten çok büyük bir sorun ve çözümü de soru işaretleriyle dolu. Gelecek kuşakları bu anlamda çok şanssız görmek gerekiyor. Teknoloji yüksek ama doğal yaşamdan kopmuş bir kuşağa doğru gidişat var. Teknolojinin tekniğine, sonuçlarına yenilmek oluyor.

beton-kutulara-hapsolduk-(6).jpg

Tehlikeli bir gidişat. Teknolojiyi insanlığın yayarına kullanmak ama onun hâkimiyetine girmemek gerekiyor. Amaç için onu araç olarak kullanmak gerekiyor.

Çalışmalarınız hakkında son olarak neler söylemek istersiniz? Bu çalışmalara ne zaman başladınız? Nasıl yürütüyorsunuz?

Bizim aslında orada alan açmak, yaşadığımız, kullandığımız veya dönüşmekte olan, bizim dışımızdaki yerde aynı duygulara, düşüncelerle sahip insanlarla beraber bunu paylaşmak ve üzerinde düşünmek tartışmak, bunu daha ileri noktaya nasıl taşırız düşüncesindeyiz. Kavramsal olarak, toplumsal olarak, mekânsal olarak; bunu yaparken, kameranın ne tarafında olacaksın, önünde mi olursun arkasında mı? Seninle aynı görüşte olabilir veya başka bir görüşte olabilir. Tartışarak konuşulabilir. Bunlar farkındalığı yüksek, anlaşılabilir bir düzeye getirilebilir. Bunu yaparken de kimseyle kavga etmeden, sorunu bir şekilde çözümlemek gibi düşüncelerimiz var. Bu tecrübeyi daha farklı yerlerde insanlarla bütünleyici, kapsayıcı, kollektif üretimi geliştirmektir amacımız.

Bu sene daha farklı projelerde yapmak istiyoruz. Biraz daha İzmir dışında da tanışmak isteyen insanlarla bunun çemberini daha da genişletmek istiyoruz.

Bu çalışmalarınızı nerelerde yürüttünüz?

Bu çalışmaları 7/24 yaşadığımız mahallemizde, İzmir’de yaptık. İsveç’ten, Fransa’dan, Almanya’dan, İran’dan, Diyarbakır’dan, Ankara’dan, İstanbul’dan, Manisa’dan gelen arkadaşlarımızla beraber daha renkli ve çok katmanlı bir çalışmaya dönüştü.

Bu çalışama daha komplike bir çalışma mı oldu? Geniş bir coğrafyadan insanların gözlemleri yaşamları derleyip toparlayarak bir görselliğe dönüştürdünüz?

 Çalışmamıza katılan bu sanatçı arkadaşlarımızın da fikirlerini alarak, daha kollektif bir çalışma ortaya çıktı.  Bu çember büyüyerek daha da genişleyecektir.

Çalışmalarınızda başarılar diliyor ve bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz.

Bizde sizin duyarlılığınızda dolayı teşekkür ediyoruz.

 

Özel Röportaj/ Mümin Ağcakaya

 

 

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.