VİDEO - Şarkılar, beraber söylendiğinde güzeldir

VİDEO - Şarkılar, beraber söylendiğinde güzeldir

Müzik çocukken Adnan Kartal’ın içinde ukdeydi, 22 yaşında başladığı müzik uğraşını 20 yıldır sürdürüyor. Aynı şekilde genç yaşta müzikle uğraşmaya başlayan İhsan Zanyar, müzik yaşantılarını Tigris haber’e değerlendirdi. Kartal ve Zanyar, şarkılarını Tigris haber izleyicileri için seslendirdiler.

Mümin Ağcakaya - Özel

TİGRİS HABER - İnsanların müziğe ilgisinin çocukluktan, hatta anne karnında başlarmış. Annenin kalp atış seslerinin ritmik olduğunu, bu seslerin hayatın sesi olduğunu bu yüzden; “Müzik aslında hayatın sesi ile başlıyor” diyen sanatçı Adnan Kartal; bebeklerin, çocukların ninnilerle, şarkılarla büyüdüğünü, dolayısıyla insanlarda çocukluktan itibaren müziğe yatkınlığın geliştiğini ama müzisyenlerin ilgisinin bundan daha fazla olduğunu; çünkü ilginin yanında yeteneğin de olması gerektiğini söylemektedir.

Çocukken büyüdüğü ortamda anne ve babasından duyduğu türkülere, dengbêjlerin söylediği eserlere kulak misafiri olduğu için; söylenen bu parçalardan ezberlediklerini söyleyen sanatçı Adnan Kartal o dönemi; “O zamanlar müzik yapmak için değil; sevdiğimiz için, hoşumuza gittiği için söylerdik. 20'li yaşlarda biraz daha bilinçli ve farkında olarak bir bağlama kursu ile müziğe başladım. Daha sonra konservatuar süreci ile devam etti. Şimdilerde profesyonel müzik yapıyoruz. ”

Bir albüm çalışması yaptıklarını ve alışılagelmişin dışında deneysel müzik de yaptıklarını söyleyen Kartal; “Mesela albümümüzde daha önce çok denenmemiş bir tarzda jenerik bir müziğin üstüne dengbêji bir kılamın özünü bozmadan söyledik. Biraz deneysel geldi ama akıcı ve dinlenebilir oldu. Tabii bunu dinleyiciler takdir edecektir. Onların yaptığı yorumlar önemlidir.”

Klasik tarzda söylenen müzikleri modernize mi ediyorsunuz?

“Modernize etme kelimesini kullanmayı çok sevmiyorum. Modern kelimesi biraz sıkıntılıdır bence. Kendine has yeni bir tarz oluşturmaya çalışıyoruz. Deneysel çalışıyoruz dersem daha doğru olur. Sanat her zaman kendini yenilemelidir ve her jenerasyon bunu sanatçıdan ister. Sanatçı bunu vermezse, jenerasyon kendisi bir arayışa girer. Tabii ki sanatçılar denemelidir ancak başarılı olacaktır olmayacaktır bunu zaman gösterecektir.”

Ne tür tepkiler aldınız?

“Yaptığımız albüm müzik camiası tarafından çok beğenildi ama dinleyicilere yeteri kadar duyuramadık.  Son dönemlerde kendini duyurabilmek eskisi kadar kolay değil . Eserinizi  YouTube'da, dijital medya platformlarında  yayınlıyorsunuz. Ama orası bir derya okyanus gibidir.  İnsanların sizi orada bulabilmesi, kendinizi ön plana çıkarabilmeniz; reklam ve tanıtım kampanyaları ile oluyor.  Albümümüz beğenildi ama seyircilere ulaştırma konusunda sıkıntılar yaşadık, o enerjiyi veremedik, yeterli tanıtım yapamadık diyebiliriz .”

‘‘ŞARKILAR SÖYLENMEK İÇİNDİR.’’

Önümüzdeki süreçte nasıl bir çalışma planınız var?

 “Tabii ki önümüzdeki dönemde böylesi deneysel çalışmalar yapacağız.  Bu konuda düşündüğümüz birkaç çalışmamız olacak. Nobel ödülünü alan Bob Dylan’ın bir sözü ilgimi çekti. ‘‘Şarkılar söylenmek içindir.’’ Diyor. Şarkılar hep beraber söylenmek içindir. Önümüzdeki süreçlerde müziklerimde biraz daha buna ağırlık vermek istiyorum. Sadece hep yeni tarzlar değil. Geleneksel müzik ile ilgili çalışmalar da yapmak istiyorum. Geleneksel müziği koruma ve onları canlı tutabilmek gerekiyor.”

Kürt müziği günümüzde dünyaya açılıyor, dinleniyor ve ilgi duyuluyor.  Bu konuda ne söylemek istersiniz?

İhsan Zanyar; “Kürt müziği dünyaya açılabiliyorsa bu gerçekten büyük bir kazanımdır. Fakat Kürt müziğinin öz formundan uzaklaştırılıp söylenmesi bir tartışma konusudur. Bu konuda ciddi tartışmalar da yürütülüyor.

Kürt müziği nedir? Kürtçe müzik nedir? Yapmış olduğumuz müziğin sadece dili Kürtçe olup, ezgi ve formunun ne şekilde olacağıyla ilgili durumu da açıklığa kavuşturmak gerekiyor.  Dünyaya açılma olayında gerek deneysel ve gerekse yorum bakımından çok başarılı ürünler çıkmaya başladı. Artık yavaş yavaş insanlar Kürtçe diline yatkın, Kürtçe diline özgü yeni ezgi formuyla birlikte, bir şeyler ifade etme yoluna girdi. Bu şu anlama gelmiyor; yapılanların çoğu geleneksel Kürt müziği formuna sahiptir. Bunu diyemeyiz. Açıkçası geleneksel Kürt müziği bazında bakılırsa; bunun dejenerasyona uğramadan dünyaya açılması daha doğru olur. Tabii ki Kürtçe müzik; eskilerden kalan müzikleri tekrardan işleyip, özünü bozmadan dünyadaki birçok dijital platformların sound kriterlerine uygun, tekrardan performans edilmesi güzel ve değerli bir şeydir. Bu konuda çok iyi çalışmalar yürütülmektedir.

sarki-tigris.jpg

GELENEKSEL FORMLAR KORUNMALIDIR

Müzik melodi olarak çeşitli tarzlarda denenebilir ama esas alınması gereken dilin korunması mıdır?

“Kesinlikle önce dil daha yaygın olmalıdır diye düşünüyorum. Beraber söyleyebileceğimiz şarkıların insanlar arasında yaygın olması gerekir. Yapmış olduğumuz Kürtçe müziklerde gerçekten insanlar arasında yayılmış olması gerekir. Beraber eşlik edilebilir, insanlara ulaşılabilir yani ‘Z’ kuşağı dediğimiz ‘Y’ kuşağı dediğimiz nesillerle birlikte, beraber hayatın içerisinde kullanmamız gerekir.

 Sadece Kürtçe dili değil aynı zamanda kültürüne de çok fazla müdahale etmeden, öz dokusuna çok fazla müdahale etmeden güç vermek gerekiyor. Eskiye, geleneksel forma kavuşturmak hepimizin bir görevi olmalıdır.”

Adnan Kartal; “Bu sorun sadece Kürt müziği ya da Türk müziği ile ilgili değil kanaatimce. Klasik Türk müziği devlet koroları tarafından hala icra ediliyor, canlı tutulmaya çalışılıyor. Halk müziği de öyle keza. Bu aslında dünyanın sorunudur. Kültür emperyalizmi ile ilgili bir şey. Güçlü olan kültürler güçlü olmayan kültürleri denetim altına almaya çalışıyor. Aslında bu durum bazen metazori oluyor bazen de kendiliğinden oluşuyor. Çünkü baskın kültürler aynı zamanda uygardırlar da. Toplum da buna özeniyor diyebiliriz. Özünü korumak önemli ama bu iş kurumsallıkla olmalı, sadece sanatçıya bırakılmamalı. Sanatçı müziği koruyayım kaygısına girdiği zaman yeni şeyler üretmemeye başlıyor ya da üzerine çok yük biniyor.

Bir şeyi (eser) üretmek zaten yapısı itibarıyla zor bir şeydir. Buna kalkıp şart koşmak ya da bir kalıba koymak da yanlış. Ama sanatçılar tabii ki bunun bilincinde olmalı.

"Geleneksel formda müziklerin korunması gerekiyor, yoksa gelecekte elimizde bir şey kalmayacak.“

İhsan Zanyar; “Kendi yazdığınızı, bestelediğinizi her tarzda söyleyebilirsiniz. Sadece Kürtçedir diye geleneksel formda ifade etmek gibi bir kuralı yoktur. Ama var olan ürünleri geleneksel dokumuzu, formumuzu, tarihimizi ifade eden ana dokuyu dejenere etmeye de hiç Kimsenin hakkı yoktur diye düşüyorum. Şunu da ifade etmek istiyorum. Başta bu bölgenin olmak üzere herkesin artık daha kaliteli şeyler duymaya ihtiyacı var diye düşünüyorum. Sadece müzikal olarak değil kültürel olarak da dünyaya açabileceği ve aynı zamanda kendi özünde de dünyanın içerisinde bulunabilecek daha kaliteli daha iyi şeylere ihtiyaç var. Bunu biz ne kadar başarabiliriz? Adnan hocam ile beraberken ya da bireysel olarak ya da başka sanatçı arkadaşlarla… Fark etmez. Bu çalışmalarımızı zaman ve çabalarımız gösterecektir.”

sarki-tigris1.jpg

 İNSANIN DUYGULARINI DEĞİŞTİREBİLME ÖZELLİĞİNE SAHİPTİR.

Son dönemde gençler özellikle müziğe folklora ilgi gösteriyorlar ona ne söylemek istersiniz?

Adnan  Kartal; “Müziğe her dönem ilgi vardı. Müzik güçlü bir alandır ve insanın duygularını değiştirebilme özelliğine sahiptir. Bütün dinlerde müzik vardır. Devletlerden, ordulardan kurumlara kadar birçok alanda kullanılmıştır. Gençler her zaman müziğe ilgi duymuştur. Bu sadece gençler için de değil; her yaş için geçerlidir.

Müzik sanki eskisi gibi değil. Sanki tek başına bir sanat gibi değil. Fon müziği gibi ya da bir dizi müziği ya da bir sinema müziği herhangi bir şey yapmamıza yarayan bir araç haline geliyor. Müzik tek başına hala sanat kabul ediliyor ama çok başka yönlerde de kullanılıyor. Özellikle sosyal medyada, dijital alanlarda kullanılıyor ama gençlerin bunun çok farkında olduğunu düşünmüyorum.

Bir dejenere tehlikesi her dönem var ama bu dönemler şimdi çok hızlı değişiyor. Son 20 yıldır kültür o kadar hızlı değişiyor ki; çözüm bulalım derken başka bir yenilik çıkıyor. Dolayısıyla daha birini çözmeden bir yenisi kendini dayatıyor.

Eskiden müziğe şimdiki gibi hızlı ulaşılamıyordu. Köyde ya radyodan ya da köye dengbejler geldiğinde etrafına toplanıp onu dinliyorlardı.

Şimdi; iletişim, ulaşım, görsellik ve bilgiye ulaşmada yaşanan hızlı değişim ve yüksek teknolojiye müziğin de ayak uydurması gerekiyor.

Dengbej dönemlerinde ya da yüz yıl öncesinde müzik dinlemek için bir müzisyene ihtiyaç duyardınız. Bugün ihtiyaç duymuyorsunuz. 19. yüzyılın başlarında kitle iletişim aracı olarak radyo sonra televizyon şimdilerde ise sosyal medya gelişti. Şimdi birbirinden o kadar farklı ve bir o kadar çok müzik var ki; değerini bilemiyoruz. Çok çabuk ve rahat ulaşılmasından, sıradanlaşmasından kaynaklanıyor. Aslında bilginin de değerini fazla bilmiyoruz. Çünkü istediğimiz zaman hemen ulaşabiliyoruz. Bir şeyin azlığı veya yokluğunda değeri daha fazla anlaşılmaktadır.”

album-tigris.jpg

ÖZ GÜVENİ VE SOSYALLEŞMEYİ GELİŞTİRİYOR

İhsan Zanyar; “Yıllardır müzik eğitimi veriyorum. Şunu gerçekten çok iyi fark ettim gençler müzikle uğraştıkları zaman müzikle ilgili bir şeyler yaptıkları zaman bir kere önce kendileri ile barışık oluyorlar. Sosyal becerileri, bilimsel akademik becerileri çok iyi gelişiyor. Bu alanlarla ilgilenmeleri onları yalnızlaştırmıyor. Öz güvenlerini ve öz güçlerini ortaya çıkarıyorlar. Ergenlik çağına gelmiş olan gençler yaşayabilecekleri bir takım zihinsel, bedensel ve ruhsal değişimleri karşılamada, ruhsal depresyonları atlatmada; müzikle folklarla ve ya her hangi bir sanat dalıyla uğraştıklarında sorunlarını daha kolay atlatabiliyorlar. Kendilerini daha iyi ifade edebiliyorlar. Kendi kendini yaratabilme gücünü yakalayan genç farklı fikirlere, farklı renklere, farklı kültürlere karşı hem kendini iyi ifade edebilme hem de anlayış gösterebilme kabiliyetlerini kazanıyorlar.

Adnan  Kartal; Pandemi dolayısıyla gençler evlere hapsoldu, sosyal yaşamdan koptular. Bu durumda gençlerin folklora ve müziğe yönelmesi bu dönemi atlatmasında önemli bir rol oynayacaktır.  Artık aileler çok daha küçük yaşlarda çocuklarını müzik eğitimine başlatıyorlar. Bunlar sevindirici şeyler. Bizim kuşak bu kadar şanslı değildi. Ben müziğe 22 yaşında başladığım halde ailemin tepkisi ile karşılaşmıştım.  Tabi bilinmeli ki eğitimin meyveleri daha sonraları uzun vadede alınıyor. Eğitim böyle bir şeydir.

İhsan Zanyar; Dinlediğiniz, izlediğiniz ve okuduğunuz sizi yansıtır. Bu konuda da seçici olmak gerekiyor. Nasıl ki kitap okumak doğru bir eylem olarak kabul ediliyorsa bile bunun bir ölçütü vardır. Dünyadaki tüm kitapları okursak ömrümüz yetmez. Ayni durum Filmler ve Müzikler için de geçerlidir. Onun için seçici olmak en doğrusu. Seçicilikten kasıt şu: Doğru kitap, doğru film ve tabii ki doğru müzik gerekiyor.”

Bize zaman ayırdığınız için sizlere çok teşekkür ediyor. Sanat hayatınızda başarılar diliyoruz.

Biz de size, yayın hayatınızda başarılar diliyor, teşekkür ediyoruz.

 

 

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.