1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. VİDEO - TELDEN TELE GÖNÜLDEN GÖNÜLE
VİDEO - TELDEN TELE GÖNÜLDEN GÖNÜLE

VİDEO - TELDEN TELE GÖNÜLDEN GÖNÜLE

Birçok ünlü kişiye bağlama yapan, mozaik tekne dedikleri görselliğiyle de çalanın elinde tablo gibi duran, birbirinden güzel bağlamalar üreten Mümtaz Erdoğan ve Yücel Ağcakaya ile ilginizi çekeceğine inandığımız bir söyleşi gerçekleştirdik.

A+A-

Müziğin nağmeleri insanın dudaklarından dökülmeye başlamasından sonra buna eşlik edecek müzik aletlerini de üretmeye başladı. Müzik; insanın duygularını dile getirmesinin adı oldu ve zamanla bir kültüre dönüştü. Eski zamanlardan beri ozanların dillerinden düşürmedikleri; türkülerin, ağıtların, oyun havalarının, semahların, bozlakların ayrılmaz bir parçası da saz olmuştur.

Mümin AĞCAKAYA

Sayın Mümtaz Erdoğan; saz yapmaya ne zaman başladınız?

Çocukluktan beri saz hep ilgimi çekiyordu. Mahallemizde Ali ağbimiz vardı. Çok güzel saz yapardı. Önce onun yanında çalışmaya başladım. Daha sonraları başka ustaların yanında çalışarak bu mesleği öğrenmeye çalıştım. Zamanla benim için bir tutkuya dönüşen bu mesleği yaklaşık 15-16 yıldır devam ettirmeye çalışıyorum.

mumtaz.jpg

Bağlama yapmak zor mu? Bu işi yaparken nasıl bir incelik gerektiriyor?

Bu mesleğinde kendine göre bazı zorlukları var. Önce ağacı tanımak gerekiyor. Zamanla hangi ağacın daha uygun olduğunu veya hangi ağaçtan nasıl daha iyi ses çıkacağını öğreniyorsun. Sazın tekne dediğimiz göğüs kısmının kalınlığı, göğüs üstüne gelen kapağın inceliği bunu göğsüne oturtmak,  göğüs ve kapağına göre sapın uzunluğunu ayarlamak; daha sonra tasfiyesini yani planya ile düzeltmelerini yapmak, bu parçaların birbirleriyle uyumunu sağlamak, tellerin gerilimini ayarlamak. İyi bir saz için bu işlemleri yapan ustanın mahareti sonucu belirliyor.

İyi bir saz elde edebilmek için nelere dikkat ediyorsunuz?

Zamanlar ağaçla bütünleşiyorsun. Onun dilinden anlıyorsun. Her ustanın bir çalışma tarzı ve kendine özgü bir el becerisi oluyor. Saz yapmak, elbette bir deney ve tecrübe gerektiren bir iştir. Öncelikle tekne dediğimiz gövde kısmını yapıyorsun. Ne kadar inceltirsen,  nasıl ses vereceğini hissediyorsun. Ne kalın ne ince, sonunda aradığın kalınlığı buluyorsun. Ses tablosu dediğimiz göğüs kısmının kalınlığı da önemli çünkü burası adeta sazın dilidir.

 Gövde ve göğüs aynı ağaçtan olabileceği gibi farklı ağaçtan da olabiliyor.  Ama aralarında uyumu sağlamak önemlidir. Sapın uzunluğu, döşünün kalınlığı hepsi sesi etkilemektedir.

Ağacın cinsinin de önemi var mı? Her ağaçtan saz oluyor mu?

 Her ağaçtan olmuyor. Sazlarımızın yapımında daha çok maun, ladin, kelebek ağacı, köknar, ardıç, ceviz kullanıyoruz. İyi bir saz için elbette ağacın önemi var. Ama ağaç türünün yanında ustalık da en az o kadar önemlidir.

Uzun yıllardan beri bu işi yapıyorsunuz. Nasıl çalışıyorsunuz?

Kendimi dış dünyaya tamamen kapatıyorum diyebilirim. Dış dünyadan kopuyor ve adeta sazla aramızda duygusal bir bağ kuruluyor. Sürekli bir arayış içindeyiz. Çünkü her yaptığımız saz özel oluyor. Bu yüzden her yaptığımız sazın bir öncekinden daha güzel olması ve özel olması için böylesi bir yoğunlaşma gerekiyor.

Parçalar arasında bir uyumsuzluk hissettiğimizde ya değiştiriyor ya da ortaya çıkan sorunu ortadan kaldırıyoruz.

Şimdiye kadar kimlere saz yaptınız?

Müslüm Eke, Emrah Mahsuni, Ümit Özkan, Onur Kocamaz’a yaptık. Şimdi Ferhat Tunç’a yapacağız.

Ferhat Tunç, Sivas Anması için buraya gelmişti. Yanında bağlamasını getirmemişti. Bizde hemen yaptığımız bir bağlama götürdük. Anmadan sonra dükkâna geldi. ‘Bu bağlamayı kim yaptı?’ Dedi. ‘Ben yaptım’ dedim. ‘Ben hayatımda bu kadar güzel bağlama çalmadım.’ dedi. ‘Bana aynısından yapar mısın?’ dedi. ‘Yaparız’ dedim. Bu arada Ferhat Tunç da yurt dışına gitti. Onur Kocamaz onunla yurt dışında görüşüyor. Unutmadığını söylemiş. Onun için bir saz yapıyoruz. Çok sevindiğini söylemiş. Yapacağım bu saz benim için çok özel bir yeri olacak. Siparişini hazırlıyoruz. Bitince göndereceğiz.

Ayrıca Mert Kılıç, Ferhat Karaca var. Mert Kılıç’ın; Hasret Gültekin Anmasında ve öncesinde Devlet Tiyatrolarında ‘Neşet’e Aşk’ oyununda kullanılan sazını da ben yapmıştım.

Yurt dışından da talep oluyor mu?

Tabi, buradan giden bağlamalar beğenildiği için; gören, duyan kendilerine de yapmamızı istiyorlar. Şimdiye kadar Danimarka, Fransa, Ukrayna, Romanya, Almanya, Arabistan, Kanada, Amerika gibi ülkelerden talepler oldu ve siparişlerini gönderdik.

mumtaz-(2)-001.jpg

Talepleri karşılamak için hazırlıklarınız var mı?

Bazı sanatçıların ya da saza meraklı olanların bazı özel ölçülerde talepleri oluyor dolayısıyla bu talepleri daha kısa sürede yerine getirmek için; önümüzdeki süreçte hem eleman hem de teknik olarak kendimiz yenileyeceğiz.

Saz çok eski bir müzik aleti. Sözlü müzik kültürünün önemli taşıyıcılarından ve onun vazgeçilmez bir aracı. Bu iş nasıl bir incelik gerektiriyor? Ne tür talepler oluyor?

Stüdyoda albüm yapmak isteyenler, bireysel olarak evde çalmak isteyenler, sahnede çalmak isteyenler ve öğrenciler için ölçüler farklıdır. Ayrıca; oyma ve yaprak tekne isteyenler; 38 düzeninde, Abdal düzeninde büyük tekne isteyenler oluyor.

Saz yaparken yöreye göre, söylenen türküye göre, farklılıklar oluşturuyor. Ayrıca çalanın sesine göre de ayarlama yapıyoruz. Fa çalacaksa fa, kısa sapta re çekecekse ona göre ayarlıyoruz. Anadolu, Ege ya da Kürt müziğine göre de bir ayarlama ve saza bir düzen veriyoruz.

Her yörenin müzik duygusu farklı olduğu için, bağlamayı buna göre ayarlıyoruz. Alevi müziğinde çalınan iki telli hızma, Ege’de çalınan curanın düzeni aynı olmuyor. Farklı kültürlerin sesleri de farklı oluyor.

yucel-(2).jpg

Sazı yapıp bitirip akordunu yaptıktan sonra istediğin gibi olduğunda neler hissediyorsun?

İçimi tarifsiz bir mutluluk duygusu kaplıyoruz. Bütün işlerde olduğu gibi; bir işi başarmak her zaman insana bir gurur verir. İşin büyüğü küçüğü olmuyor. Sonunda bir işi başarmanın getirdiği gurur aynıdır. Kendine ve yaptığın işe güvenin gelişiyor. İnsan küçük ya da büyük olsun, bir işi başardığında gurur değişmeyen duygudur. Büyük başarılar küçüklerle başlıyor.

Son olarak ne söylemek istersin?

Her genç en azından bir müzik aleti çalmayı öğrenmelidir. Müziğin eğitimde ne kadar önemli olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya çıkmıştır. Çocukları kötü alışkanlıklardan uzaklaştırır. Günümüzün çocuklarını esir alan tablet, internet, bilgisayar oyunlarından uzaklaştırmada önemli bir araçtır. Müzikle uğraşan çocuklar daha sağlıklı büyümekte ve daha sosyal olmaktadırlar. Ayrıca; insana, doğaya, hayvanlara karşı daha korumacı, insancıl ve merhametli olmaktadırlar.

DUYGULARI BAĞLAMANIN TELLERİNDE DİLE GELİYOR

Yücel arkadaş sazı yaparken değişik bir teknik deniyorsun? Daha önce denenen bir teknik mi?

30-40 yıl önce tanıdığım mahallemizde bir Hüseyin amca vardı. Ali Ekber Çiçeğin meşhur mozaik bir bağlaması vardı. O sazın teknesini yapan Hüseyin amcaydı.

Yaptığımız bu tekne çeşidine mozaik tekne veya parça tekne de deniyor.

yucel.jpg

Hepsi aynı cins ağaçtan mı yoksa değişik ağaç parçalarını karıştırarak mı kullanıyorsun?

İstenirse tek bir çeşitten de yapıyoruz. İçinde maun, dut, gürgen, ardıç, akasya ve kelebek ağacını karıştırarak da kullanıyoruz. Talebe göre değişiyor.

Tek bir ağaç çeşidinden mi yapılınca veya karışık ağaçları kullanarak yapılınca mı ses daha iyi çıkıyor?

Bu tamamen kombine bir iştir. Mümtaz ustanın da söylediği gibi; hangi ağaçtan olursa olsun, hiçbir parça tek başına bir işe yaramaz. İstediğiniz verimi alamazsınız. Parçaların birbirini tamamlayamaması durumunda aralarında olması gereken uyum bozulur ve çok iyi ses çıkmaz. Herhangi bir parçadaki hata harcanan bütün emeği boşa çıkarır.

Sesi en iyi şekilde yansıtacak inceliği yakalamak gerekiyor. Teknenin çeper duvarı dediğimiz inceliğinin çok iyi ayarlanması gerekiyor. Ustalaşmayla en hassas kalınlığı anlayabiliyorsunuz. Mozaik tekne dediğimiz bu yapımla istediğimiz inceliğe daha rahat erişebiliyoruz.

yucel-001.jpg

Mozaik tekne görüntü olarak estetik ve bilinenlerin dışında bir görsellik de sunuyor. Sazı sevenler için ekstra bir ilgisi oluyor mu?

Gerçekten estetik olarak çok güzel bir görüntü ortaya çıkıyor. Görenlerde ve eline alanlarda böyle bir saza sahip olma isteği gelişiyor. Ayrıca yaptığımız bu işin şöyle bir özelliği de var; bir önceki yaptığımız tekne bir sonrakine benzemiyor. Her yaptığımız saz sadece kişiye özel oluyor. Çünkü sabit bir kalıpla çalışmıyoruz. Pazılın parçalarını birleştirir gibi. Ama pazıldan farklıdır. Pazılın parçaları belli kalıplarla önceden hazırlanmış şekillerden oluşuyor. Bizim yaptığımız parçaların tek bir kalıptan çıkma durumu yok. Tamamen spontane oluyor. Elimizdeki parçalara göre ve bir önceki parçaya ekleyerek, tamamlayarak ilerletiyoruz. Pazılda sonuçta ortaya çıkacak şekil belli iken; bizim kullandığımız her parça ise bir sonrakinin şeklini belirliyor, istediğinizi gibi şekil verebiliyorsunuz. İrili ufaklı birçok parça birbirini tamamlayarak ilerletiyoruz. O yüzden daha önceki yaptıklarımızla bir benzerini olmuyor. Kafanda oluşan şekil ruh haline göre değişiyor. Bu yüzden her tekne ressamın yaptığı resim gibi bir öncekinden tamamen farklı oluyor.  Ayrıca talebe göre farklı şekiller de verebiliyoruz. Her seferinde bir öncekinden daha iyisini daha az hata yapmaya yöneliyorsun. Her yaptığın bağlama ayrı bir tecrübe ediniyorsun.

Sazı gönderdikten sonra nasıl bir geri dönüş oluyor?

Profesyonel olarak saz çalan biri, sazı eline alıp çaldığında farklı bir şey olduğunu anlıyor. Hem tınısının hem de verdiği duygunun farklı olduğunu anlıyor. Benzerinin başkalarında olmayan, elinde tablo gibi duran bir saza sahip olmak da sanatçı için önemli bir ayrıcalıktır.

yucel-(3)-001.jpg

Sazdan başka hangi tür aletleri yaptınız?

Gitar denedim. Bunu da yakında bitireceğim. Bunun da çok ilgi çekeceğine ve kişiye ait çok özel bir müzik aleti olacağına inanıyorum.

Başka müzik aletleri yapma çalışmalarımız da olacaktır.

Sanatsal özellik de taşıyan bu müzik aletini yaparken neler hissediyorsunuz?

Birçok insanın sadece ısınmak için yakacak olarak kullandığı ya da bazı işlerinde kullandığı ağaca daha farklı bir gözle bakıyoruz.  Elimize aldığımız bu ağaç kesitini yontarak, şekil vererek ondan istediğimiz sesin çıkması için dış dünyayla ilişkimizi kesiyoruz. Saz ve notalarla aramızda üçlü bir aşk oluşuyor. Sen saza saz sana bağlanıyor ve sonuç da duygular notalarda dile gelecek. Bu iş bir yerde duygu işi, insanın içinden bir şeylerin akması gerekiyor. Müziğin nağmeleri seni sarmazsa sadece bir meslek gibi yaklaşırsan, ortaya çıkacak olan ürün istenilen sonucu vermez. Sıradan bir müzik aleti olur. Sazı yaparken ne kadar yoğunlaşırsan, ustalığını ne kadar gösterirsen o kadar iyi bir eser olarak çalanın elinde adeta konuşur. Dinleyeni kendi dünyasına götürür.

manset-001.jpg

Müzik insanın tarihi derinliklerinden gelen bir kültürüdür. Sazda bunun en eski araçlarından biridir. İnsanın duygularını, sevinçlerini, üzüntülerini, acılarını, aşklarını ozanlar sazların tellerinden dökülen nağmelerin eşliğinde dile getirilmiştir.

Ozanların söyleyecekleri nağmeleri ve sizlerinde üretiminiz daim olsun. Bu kadar yoğunluğunuz içinde zaman ayırdığınız için her ikinize de bu sanatsal çalışmalarınız da başarılar diliyor, teşekkür ediyoruz.

İkimizde size bu duyarlılığınızdan dolayı aynı içtenlikle teşekkür ediyoruz. Kimse müziksiz kalmasın.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.