Yarım Kalan Vedaların Ağırlığı

Hayatımız, tamamlayamadığımız cümlelerin ve söyleyemediğimiz vedaların enkazıyla doludur.

Çoğumuz büyük kayıpların yasını tutmayı biliriz; ölümün ya da kesin ayrılıkların arkasından siyah giyinip anmayı... Fakat asıl insanı tüketen, gürültüsüzce yarım kalan küçük vedalardır. Bir sabah aceleyle evden çıkarken kapıda unutulan o son sarılma, telefonda "sonra konuşuruz" deyip bir daha hiç konuşulmayan o an, ya da gurura yenik düşüp içimizde budadığımız o eksik itiraflar...

Zaman her şeyin ilacı derler ama yanılırlar. Zaman sadece o yarım kalan hikayelerin üzerini örten bir toz tabakasıdır. Ve o toz, her rüzgarda kalkıp gözümüzü acıtmaya devam eder.

Çünkü insan zihni, bitmemişlikten nefret eder. Tamamlanmamış bir parça, ruhun bir köşesinde hep devrede kalır; görünmeyen bir pil gibi ömrümüzden yemeyi sürdürür.

Belki de olgunlaşmak dediğimiz şey, tam da o yarım kalan şeylerle barışabilme sanatıdır. Bazen bir insanı son kez kucaklayamazsınız; sadece göğe bakarsınız ve rüzgarın o yarım kalan kelimeyi bir yerlere taşımasını umarsınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammed Esen Arşivi

Sessizliğin Gücü

18 Eylül 2026 Cuma 00:01

Analog Hafızanın İntikamı

23 Ağustos 2026 Pazar 00:01

Ölümsüz Ağacın Gölgesinde

11 Temmuz 2026 Cumartesi 00:02

Bavulların Arkasında Kalan Gizli Dünya

06 Temmuz 2026 Pazartesi 00:01