1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. ABDO: “Sanat içimizdeki barbarlığı yok eder”
ABDO: “Sanat içimizdeki barbarlığı yok eder”

ABDO: “Sanat içimizdeki barbarlığı yok eder”

Sanatçı Abdurrahman Yalçınkaya (abdo) ile röportaj

A+A-

Çok fazla görünür olmayan ama rengârenk resimlerini (kendini) layıkıyla gösteren; sanat eleştirmenlerince, eserlerinin haklı bir takdir gördüğü Sanatçı Abdurrahman Yalçınkaya (Abdo); lafı eğip bükmeden, süslü ve havalı sözcüklere de sırtını vermeksizin salt işine odaklanan/üreten bir tebessüm ekolünün temsilcisi sanki… Abdo’nun eserlerindeki bu “tebessüm”; yıllardır çizdiği (dediği) gibi; “…bir nezaket tebessümü değil, aksine sanat karşısındaki estetik duruma karşı hayranlık barındıran bir tebessüm.”

 

Hazırlayan: Metin AYDIN (biblohayat@hotmail.com)

 

metin-aydin-roportaj-(3).jpg

-Ressam Abdurrahman YALÇINKAYA (ABDO) kimdir?

1978 Mardin Kızıltepe doğumluyum. 1999 İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Ana Sanat Dalı’nda lisans eğitimimi tamamladım. Uzun bir süre Kızıltepe’de yaşadım ve oradaki kişisel atölyemde üretimlerime devam ettim. Şu an ise İstanbul’da yaşıyorum.

 

-Sanat serüvenin nasıl başladı?

Üniversitede başladı diyebilirim. Sanat tarihi, sanat akımları, sanatçıların biyografileri ve özellikle de sanatçıların eserleri etki etti.

 

-“Sanat” ve “sanatçı” kavramlarını nasıl tanımlıyorsun?

Sanat ve sanatçı tanımının çok sübjektif olduğunu düşünüyorum. Dönem ve konjonktür bu tanımları değiştirebiliyor. On sene önce bu iki tanıma verdiğim yanıtlar ile bugün vereceğim yanıtlar kuşkusuz aynı olmayacak. Keza on sene sonra da bugünkü vereceğim tanımların tersi olabilecek. Dolayısıyla ben yine gün itibariyle şöyle tanımlıyorum; sanat, doğanın yıkımını, politik atmosferi, kentleşmeyi, göçü, cinsiyet ve kimlik problemleri gibi birçok sorunsalın, sanatçı tarafından realize edildiği bir tutum olarak görüyorum.

 

-Çalışmalarında öne çıkan temalar nelerdir?

Şu an İstanbul’da yaşadığım için, daha çok kent yaşamından kesitlerini tema olarak ele alıyorum. Kentsel dönüşümün etkilerini, inşaat ve beton fetişizmini, doğanın tahribatını vs. gibi birçok çağın problemini çalışmalarımda görebilirsiniz. Keza bu problemlerin doğurduğu yeni sınıfların kaotik ve yabancılaşmaya evirildiği ruh hallerini de yansıtmaya çalışıyorum.

 

-İlk kişisel sergin nasıl oluştu?

İlk kişisel sergim, Ankara’da 2002 yılında ’’Ziraat Bankası Mithat Paşa Sanat galerisinde’’ gerçekleşti. Oluşma süreci, sanırım çalışmalarımı bir cd’ye dosya olarak yükleyip kargoyla göndermiştim.

 

-Dünden bugüne, bu coğrafyanın bir resmini çizmeni istesem?

Bunu hiç düşünmedim açıkçası, herhalde tuvali bembeyaz bırakırdım.

 

-Politikanın olmazsa olmaz bir kader gibi yaşandığı bir coğrafyada; sanatı, özel olarak resmi sana sevdiren neydi?

Yukarıda değindiğim gibi üniversitede öğrenciyken büyük ressamların yaşamları ve eserleri bana sanatı ve resmi sevdirdi. Yoksa çocukluktan gelen bir his yahut büyük bir kırılma sonucu yönlenmedim.

 

-Çağdaş resimde kendi resmini nasıl bir yerde görüyorsun?

Aynı yerde görüyorum, çünkü birçok çağdaş sanat yahut güncel sanatın karma sergilerine katıldım. Aynı atmosferde yaşıyoruz, mustarip olduğumuz yahut maruz kaldığımız sorunlar aynı. Dolayısıyla sadece dil ve malzeme değişiyor. Kimisi bir yıkımı video ile çok sert bir şekilde gösterebiliyor. Benim gibi birisi de mesela o yıkımı daha minimal, daha soft ve resimle anlatıyor.

metin-aydin-roportaj-(1).jpg

-Eserlerini insanlara ulaştırma sürecini anlatabilir misin?

Eserlerim, genel anlamda insanların hoşuna gidiyor. Bu da benim kullandığım renk, çizgi, figür, genel anlamda kompozisyondan kaynaklanıyor. İnsanlarda bir tebessüm bıraktığını görüyorum. Bu tebessüm bir nezaket tebessümü değil, aksine sanat karşısındaki estetik duruma karşı hayranlık barındıran bir tebessüm.

 

-Sanatçı kimliğinin yanında ayrıca bir eğitimcisin… Sence öğrencilere dönük bir sanat eğitimi nasıl olmalıdır?

Bu konuda kendimi çok yetkin yahut uzman görmüyorum. Ancak herkesin bildiği gibi her çocuğun (öğrencinin) en az bir sanat dalıyla ilgilenmesinin önemli olduğunu ben de düşünüyorum. Sanat ile ilgilenen herkesin sanatçı olacağı anlamı çıkmasın. Zaten anlamı bu değil. Sanat herkesi sanatçı yapmaz ancak herkesin içindeki barbarlığı yok eder. Sanatla ilgilenmenin anlamı burada yatıyor kanımca.

 

-Sanatsal çalışmalarında gelecek planların nelerdir?

Yakın zamanda Galata ‘Galeri Bu’ da ’’Dur’’ isimli solo sergimi gerçekleştirdim. Bu son sergimden bu yana kendi atölyemde yeni dönem üretimlere devam ediyorum. Önümüzdeki sezon karma ve solo sergilerim olacak. Bu projeler için hazırlıklarımı sürdürüyorum.

 

-Son olarak ne söylemek istersin... Teşekkürler Abdo.

İlgin için çok teşekkür ediyorum.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.