Kökleri Diyarbakır’da, imzası sınırların ötesinde
Sevgi ÇOŞKUN KOCA
TİGRİS HABER - Alınbay’ın hikâyesinde başarı kadar risk almak, yeni bir pazarda güven kazanmak ve doğru zamanda cesaret göstermek de var.

Diyarbakır’da sahada edinilen deneyimlerle başlayan yolculuk, bugün sınırların ötesine uzanıyor. Kendi adını taşıyan mimarlık ofisini kurarak girişimciliğe adım atan Zozan Alınbay, Avrupa’da da projeler üstlenirken başarının yalnızca fırsatla değil, o fırsata hazır olmakla mümkün olduğuna dikkat çekiyor.
“EN ZORU SIFIRDAN GÜVEN İNŞA ETMEKTİ”
Diyarbakır’dan Avrupa’ya uzanan yolculuğunuzun en önemli kırılma noktası neydi?

Diyarbakır’daki projelerimde kazandığım saha tecrübesi ve teknik altyapı, Avrupa fırsatı karşıma çıktığında beni hazırlamıştı. Ancak dışarıdan akıcı bir başarı hikâyesi gibi görünse de yeni bir pazarda sıfırdan güven inşa etmek en zor dönemimdi. Bu süreç bana belirsizlikler karşısında yılmamayı ve daha evrensel bir tasarım dili geliştirmeyi öğretti.
KENDİ ADINI MARKAYA DÖNÜŞTÜRDÜ
Kendi mimarlık ofisinizi kurarken aldığınız en büyük risk neydi?
Kendi adınızı bir markaya dönüştürdüğünüzde yaptığınız her işin doğrudan muhatabı siz oluyorsunuz. En büyük riskim konfor alanımdan çıkmak, kişisel prestijimi ve kurumsal varlığımı uluslararası ölçekte sınamaktı. Ancak kendi vizyonumuzu kendi adımızla temsil edebilmek bu riske değerdi.
“KADINLAR HÂLÂ DAHA FAZLA ÇABA GÖSTERİYOR”
Bir kadın mimar ve girişimci olarak meslekte güveninizi nasıl oluşturdunuz?
Mesleki güvenimi cinsiyet üzerinden değil; teknik hâkimiyet, kararlılık ve verdiğim sözleri tutmak üzerinden kurdum. Kadınların iş dünyasında yetkinliklerini kanıtlamak için hâlâ daha fazla çaba göstermeleri gerektiğini düşünüyorum. Diyarbakır’da ise bu algının zamanla önemli ölçüde kırıldığını ve kadınların iş hayatına katılımına verilen desteğin küçümsenmeyecek düzeyde olduğunu görüyorum.
“MİMARLIK DEKORASYONDAN İBARET DEĞİL”
İnsanlar bir mimara en çok hangi konuda ihtiyaç duyuyor ama bunun farkında değil?
En büyük yanılgı, mimarın yalnızca görsel düzenleme veya dekorasyon için gerekli olduğunun düşünülmesi. Oysa mimarlık insanın yaşam kalitesine ve mekânla kurduğu psikolojik ilişkiye doğrudan dokunuyor. İyi bir mimar, kişinin yaşam alışkanlıklarını okuyarak estetik olduğu kadar işlevsel bir yaşam alanı oluşturur.
“MİMARLIK YEREL DOKUDAN KOPTUĞUNDA ÖZGÜNLÜĞÜNÜ KAYBEDİYOR”
Bugün evler ve ticari mekânlar neden giderek birbirine benziyor?
Küresel trendlerin hızla tüketilmesi bunda önemli bir etken. Mimarlık yerel dokudan, kullanıcının ruhundan ve mekânın hikâyesinden koptuğunda özgünlüğünü kaybediyor. Popüler olanın peşinden gitmek yerine mekânın ruhuna ve kullanıcının kimliğine odaklanmak gerekiyor.
Alınbay, yolun başındaki kadınlara ise başarının yalnızca tutkuyla gelmediğini hatırlatıyor: “Dünyaya açılmak güzel bir hayal ama bu hayal yalnızca tutkuyla gerçekleşmiyor. Sistemli bir disiplin ve yılmadan devam edebilme gücü gerekiyor.”




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.