Bakırhan: Öcalan’ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında
TİGRİS HABER - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin son çıkışlarına ilişkin, “Öcalan’ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında. Bu muhataplık Sayın Erdoğan’ın iradesi ve Sayın Bahçeli’nin ezber bozan yaklaşımlarıyla kuruluyor” dedi.
Bakırhan, Devlet Bahçeli’nin son dönemdeki çıkışlarına ilişkin değerlendirmesinde, uzun süredir çözümsüz kalan Kürt meselesinde yeni bir muhataplık zemininin oluştuğunu söyledi.
Bakırhan, bu sürecin Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ve Bahçeli’nin “ezber bozan” yaklaşımıyla mümkün hale geldiğini belirterek, “Öcalan’ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında. Bu muhataplık Sayın Erdoğan’ın iradesi ve Sayın Bahçeli’nin ezber bozan yaklaşımlarıyla kuruluyor. Sayın Bahçeli buzları, duvarları kırdı. O badireli yolun önünü açtı” değerlendirmesinde bulundu. Bakırhan buna karşılık, “Biz de diyoruz ki ‘coğrafyamız barışa, hukuk rayına, sandık iradesine, siyasi tutuklular özgürlüğe ve bu halk hak ettiği bahara kavuşuncaya kadar bizim de sözümüz nettir ve arkasındayız’” ifadelerini kullandı.
ÖZERKLİK, YURTTAŞLIK TANIMI TARTIŞMALARI
Röportajda özerklik tartışmalarına da değinen Bakırhan, merkez ile yerel arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanmasının hem merkezin yıpranmışlığına çözüm sunacağını hem de yerelin nefes almasını sağlayacağını ifade etti. Bakırhan "Merkez ile yerel arasında yeni bir formülasyon hem merkezin yıpranmışlığına çözüm bulur hem de yerelin nefes almasını sağlar. Türkiye’yi bölmek değil demokrasiyi büyütmek istiyoruz. “Özerk bölge” tartışması da yok" dedi.
Anayasa’daki vatandaşlık tanımına ilişkin tartışmalara da değinen Bakırhan, bu konuda yanlış anlaşıldıklarını belirtti. Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyon raporlarında da yer alan önerilerinin, etnik vurgudan arındırılmış, kapsayıcı ve barış odaklı bir anayasal vatandaşlık tanımı olduğunu ifade etti. Bakırhan, “Biz vatandaşlık tanımında ‘Türk’ün yanına Kürt’ü koyalım ve devam edelim’ demiyoruz… TBMM Komisyon Raporumuzda da bu konu var. Oradaki önerimiz de ‘anayasal vatandaşlık tanımının etnik vurguya girmeden kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi ve barış odaklı düzenlemelerin yapılabileceği’ yönündedir. Biz ‘herhangi bir etnik kimlik vurgusu olmasın, herkesi kapsayan Türkiye yurttaşlığı vurgusu olsun’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
Bakırhan’ın röportajda dile getirdiği değerlendirmelerden öne çıkan başlıklar şöyle:
"Ekim 2024’ten beri MHP’nin çıkışları oldukça cesur. Yedi kilitli kafesin içinde hapsolmuş hukuka, özgürlük ve demokrasiye hasret bu toplumun her bir ferdi artık huzura kavuşmak istiyor. Anadolu ve Mezopotamya huzura kavuşmak istiyor. Devlet bey haklı; biz onları anlamakta bazen zorluk çekebiliriz. Onlar da bizi anlamakta zorluk çekiyor. Birbirimizi anlayarak inşallah bu işi çözeceğiz. Elbette düşüp kalkacağız, elbette bazı yol kazaları yaşanabilir. Sonuçta yüz yıllık virajları keskin olan bir yolculuktan bahsediyoruz. İçinde inkar ve şiddetin olduğu bir asırdan bahsediyoruz. Son yıllarda giderek artan bir ayrışma ve çatışma halinden söz ediyoruz. Türk milliyetçiliğinin kurucu partisinin lideri ilk defa ezber bozan bir yaklaşımla bakıyor. Bunun kıymeti ve önemi kelimelerle tarif edilemez. Öcalan’ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında. Bu muhataplık Sayın Erdoğan’ın iradesi ve Sayın Bahçeli’nin ezber bozan yaklaşımlarıyla kuruluyor. Sayın Bahçeli buzları, duvarları kırdı. O badireli yolun önünü açtı. Şimdi bu yolu tüm Türkiye için gerekli olan hukuk, adalet ve demokrasiyle döşeme zamanı. Biz de diyoruz ki ‘coğrafyamız barışa, hukuk rayına, sandık iradesine, siyasi tutuklular özgürlüğe ve bu halk hak ettiği bahara kavuşuncaya kadar bizim de sözümüz nettir ve arkasındayız.’ Sayın Bahçeli’nin ‘dediğimizin arkasındayız’ cümlesini önemsiyoruz. Bu perspektifi artık hayata geçirmek iktidarın sorumluluğundadır.
ÖCALAN'IN KOŞULLARI
Bizim dediğimiz şuydu: Sayın Öcalan bu süreci yürütecek en yetkili kişidir ama orada tutulduğu sürece bu müzakereleri sağlıklı yürütebilmesi mümkün değildir o nedenle kendisine müzakereleri bizzat yönetebileceği özgür yaşam ve özgür çalışma koşulları/imkanları verilmelidir.
VATANDAŞLIK TANIMI TARTIŞMALARI
Yüz yıl önce ulus-devlet inşa edilirken, imparatorluk bakiyesinden devlet hakim bir ulus inşası gerçekleştirmek istedi. O günden bu yana Türkiye’de Türklük, bir kesim dışında hep etnik bir kavram olarak kabul edildi. Bugün de böyle. Türklük kavramının etnik değil, Kürtleri ve diğer halkları kapsayan kültürel-tarihsel bir içerikte olduğu iddiası sosyo-psikolojiye ve bilimsel ölçütlere aykırıdır. Bu konuda yanlış anlaşılıyoruz. Biz vatandaşlık tanımında ‘Türk’ün yanına Kürt’ü koyalım ve devam edelim’ demiyoruz. Bakın Memduh Bey, TBMM Komisyon Raporumuzda da bu konu var. Oradaki önerimiz de “Anayasal vatandaşlık tanımının etnik vurguya girmeden kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi ve barış odaklı düzenlemelerin yapılabileceği” üzerinedir. Biz ‘herhangi bir etnik kimlik vurgusu olmasın, herkesi kapsayan Türkiye yurttaşlığı vurgusu olsun’ diyoruz. Etnik anlamda nötr bir vatandaşlık tanımıyla herkes kendisini bu ülkenin anayasasına, birlikte yaşamına, ortak değerlerine daha fazla ait hisseder.
"İKTİDAR SÖZCÜLERİNİN AÇIKLAMALARI SÜRECE ZARAR VERİYOR"
Türkiye’nin barışa ihtiyacı var. Bu süreci başarıya ulaştırmalıyız. Süreçlerde bazen iniş ve çıkışlar olabilir. Ayrılıkları değil müştereklerimizi çoğaltmalıyız. İktidar sözcülerinin ve yöneticilerinin zaman zaman sürece zarar veren açıklamaları oluyor. Bütün partiler siyasi istikballerinden önce halkın istikbalini düşünmeli.
Bizim barışa olan inancımızı etkilemez. Ama partimizde ve tabanımızda rahatsızlık yaratıyor. Ülkenin ve halkın da en temel ihtiyacı bu sürecin mutlaka başarıyla sonuçlanmasıdır.
Kaynak:NEFES





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.