Oktay GÜVENER
Emanet Emin Ellerde Mi?
Son günlerde Türkiye de bir gündem yoğunluğu yaşanıyor. Fon krizi, yetkili kişilerin makamları kendi çıkarlarına kullanmaları ve toplumun genel kabul ettiği bir dini liderin olmaması. Son madde aslında çok detaylı bir yazı olarak ele alınması gerekiyor.
Biz normal şartlarda Müslüman bir ülke olarak görünüyoruz ama yaşantımız ve yaşadıklarımız ne yazık ki bunu doğrular nitelikte değil.
Peki, biz neden bu durumdayız.
Makamın emanetten ganimete, servetin imkândan imtiyaza, bilginin hikmetten nüfuza dönüşmesiyle…
İnsan, eline verilen gücü kendisinin zannetmeye başladığı gün bozulma başlar.
Oysa makam, sahibinin malı değildir.
Devlet adamı için makam bir ganimet değil, emanettir (Burada devlet adamı ifadesi idareci olan herkesi kapsamaktadır).
Kur’an'ın ölçüsü açıktır:
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”
(Nisâ, 58)
Buradaki “emanet” yalnızca bir eşyanın korunması değildir. Kamu görevi, devlet makamı ve insanların hakkı da emanettir.
Bu yüzden Hz. Ömer'in halifeliği, makamın insana ne yapması gerektiğini anlatan en çarpıcı örneklerden biridir.
Onun zihnindeki makam anlayışı şuydu: Yönetmek, üstün olmak değil; daha fazla sorumluluk taşımaktır.
Bugün ise bazen bunun tam tersine şahit oluyoruz. Makam yükseldikçe insanın çevresinde duvarlar yükseliyor. Vatandaştan uzaklaşılıyor. Eleştiri rahatsız ediyor. Görev, hizmet olmaktan çıkıp statüye dönüşüyor.
Oysa Peygamber Efendimiz, yöneticiliği arzulanan bir ayrıcalık olarak değil, ağır bir sorumluluk olarak tarif etmişti. Ebû Zer'e, yöneticiliğin bir emanet olduğunu ve hakkını veremeyen için kıyamet gününde pişmanlık sebebi olacağını söylemişti.
İkinci mesele de servet.
Zengin olmak suç değildir.
Fakat serveti, başkalarının hakkını satın almanın aracına dönüştürmek büyük bir ahlaki çöküştür.
Para insanın cebinde durduğu sürece servettir.
Ama para sayesinde hukuk, makam, ayrıcalık ve insan satın alınmaya başlandığında artık mesele zenginlik değil, gücün yozlaşmasıdır.
Kur'an'ın dikkat çektiği önemli ölçülerden biri de servetin yalnızca zenginler arasında dolaşan bir güç haline gelmemesidir. Hz. Ömer'in Irak toprakları konusunda aldığı kararın arkasında da toplumun ortak değerlerinin belirli bir kesimin elinde toplanmaması anlayışı vardı.
Demek ki servetin büyüklüğünden önce nasıl kullanıldığına bakmak gerekir.
Servet sahibi insanın gerçek imtihanı, daha fazla satın alabilmesi değil; elindekinin ne kadarını toplumun hayrına dönüştürebildiğidir. Şimdi fon vurgununda konuşulan rakamlar korkunç büyüklükte. Bu para bir ailenin ömür boyu tüketebileceği bir para değil. Peki, nedir bu para hırsı. Harcayamayacağından daha fazlasını haksız yoldan kazanmak. Tek kelimeyle aç gözlülük.
Üçüncü mesele ise belki daha hassas: İlim.
Çünkü makamın yozlaşması görünürdür.
Servetin yozlaşması da görünürdür.
Fakat ilmin siyasetin hizmetine girmesi daha tehlikelidir.
Çünkü insan, bilgi sahibi birinin söylediğine daha fazla güvenir.
Âlimin sözü, sıradan insanın sözünden daha fazla ağırlık taşır.
Bu nedenle âlimin sorumluluğu da daha büyüktür.
Âlim ve mürşid için bilgi ve manevî nüfuz, iktidara ulaşmanın merdiveni değildir.
Hakikati söylemenin sorumluluğudur.
Tarih bunun da örnekleriyle doludur.
Baskı dönemlerinde hükümdarın yanında durarak makam kazananlar olduğu gibi, bedel ödemeyi göze alarak hak bildiğini söyleyen âlimler de olmuştur.
Makam emanete dönüşürse adalet güçlenir.
Servet sorumluluğa dönüşürse toplum güçlenir.
İlim bağımsız kalırsa vicdan güçlenir.
Ama makam ganimete, servet ayrıcalığa, ilim de siyasetin aparatına dönüşürse toplumun en güçlü görünen kurumları bile içeriden çürümeye başlar.
Belki de bugün en çok hatırlamamız gereken söz budur:
Makam da, servet de, şöhret de geçicidir.
Geriye insanın ne yaptığı kalır.
Çünkü insan dünyada sahip olduklarıyla değil, emanet ettiklerine nasıl davrandığıyla hatırlanır.
Ve günün sonunda makamların kapıları kapanır, kasalar boşalır, alkışlar diner.
Geriye yalnızca şu soru kalır:
Sana verilen emanete ne yaptın?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.