1. HABERLER

  2. GUNCEL

  3. ÖZEL HABER-RÖPORTAJ

  4. HAYAL KURMASINI BİLEN BAŞARIR
HAYAL KURMASINI BİLEN BAŞARIR

HAYAL KURMASINI BİLEN BAŞARIR

DTSO İş Kadınları Meclisi yönetiminden Türkan Gürler ile bir söyleşi gerçekleştirdik

A+A-

Evlenirken eşine okuması önünde engel olmamasını şart koştu. Hem çocuklarını büyüttü hem de okudu. Çocuklarıyla birlikte büyüdü.

Önce evini satıp aldığı parayla bir tekstil makinesi aldı. Kirada oturdu. Önüne hedefle koydu. Planlamasını yaptı. Başladığı işle kendini sınırlı görmedi. İşimi daha fazla nasıl büyütürüm diye düşündü ve sonunda entegre bir tesis ortaya çıkardı. İş hayatında risk almasını bildi ve gözü kara oldu.

Bir yandan inşaat sektörüyle uğraşırken diğer yandan da ahşap işlerine başladı. Eşi inşaat sektörüyle uğraşırken, kendisi ahşap işlerine başladı. İş alanını büyütmek için sınır tanımadı. Engellere karşı direndi. Hiçbir engel tanımadı. Doğru bildiğinde direndi. Hayallerini büyük tuttu ve devamlı arkasında oldu.

Evi yöneten kadın iş hayatında bir şirketi neden yönetmesin dedi.

Urfa doğumlu olmasına rağmen kedini üç Diyarbakırlı annesi olarak gördü. Diyarbakır’ı çok sevdi. Kendi deyimiyle; “ Diyarbakır bize çok şey verdi. Bize iş verdi, aş verdi, ötesinde de aşk verdi. Yani Diyarbakır bize çok şey verdi. Biz de bunun karşılığında burada kaldık.” Demektedir.

DTSO İş Kadınları Meclisi yönetiminden Türkan Gürler ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

HAYAL KURMASINI BİLEN BAŞARIR

Mümin Ağcakaya / Özel Röportaj

İş hayatınıza ne zaman ve hangi sektörde başladınız? İş kadını olma seyriniz nasıl gelişti. Bu mesleği kendiniz mi tercih ettiniz? Yoksa koşullar mı sizi bu mesleği yapmaya zorladı? Daha önceden düşündüğünüz başka bir meslek var mıydı?

Tabii ki benim daha önceden düşündüğüm bir meslek vardı. Küçüklükten beri hep avukat olmak istiyordum. Fakat öğretmenlik, Jeoloji ve fotogrametri (harita mühendisliği) ile başlayan bir seyirle buraya kadar geldim. Okulu bitirdikten sonra eşim arazi çalışmalarında kadının olmaması gerektiği, çocukların küçük olması vs. koşulları öne sürerek farklı bir alanda çalışma yapmam gerektiğini söyledi.

Hamileyken eğitim fakültesini kazandım. Dicle Üniversitesinde dört yıl Eğitim Fakültesini okudum. Çocuklarımızı eğitmek, toplumu yönlendirmek için güzel ve farklı bir alandı benim için. Bu arada gördüğüm bazı eksikliklerden dolayı sendikal çalışmalar yürüttüm. Altı yıl boyunca; Eğitim Bir Sen’in Kadın Komisyon Başkanlığını yaptım. Orada kadın haklarını, eğitim sistemimizin özgürleşmesi, yaratıcı düşünme mekanizmalarında ki yönetmeliklerin oluşturulmasında, eğitim şuralarında olumlu anlamda katkılarımız oldu. Gelişmiş olan ülkelerin araştırılıp, bizlere uyarlanması, toplumun ihtiyacının, yerel özgünlüklerin dikkate alınması konusunda katkılarımızı sunmaya çalıştık. Bu düşünce ve önerilerimiz kısmen dikkate alındı. Fakat hala çok eksikleri var. İstediğiniz çapta olmadı.

Eğitim ile uğraşırken siyaset içine girdi, siyasetle beraber bir de baktık ki bunun güçlenmesi için ekonomi alanında, ticaret içerisinde olmadığınız sürece etkili olamıyorsunuz.

KENDİMİ TİCARETİN İÇİNDE BULDUM

Bu kez de kendimizi ticaretin içerisinde bulduk. Öncelikle inşaat ile başlayan akabinde birkaç dükkân, lokantacılık ve en son olarak da inşaat ve ahşap üreticiliği dediğimiz kapı, mobilya üretimini yapan; inşaatın büyük kalemi denilen fabrikasını kurma gereğini hissettik. 

Şu anda mobilya sektörümüzde yaklaşık olarak 30 tane işçimiz çalışıyor. Çalışan sayısı yönetim kadrosu ile beraber 35 kişiyi bulabiliyor. Bu işte asıl hedefimiz 100'e yakın insanı istihdam etmek. Piyasa koşullarının sıkıntılı olmasından dolayı adım adım ilerliyoruz. İnşaat sektöründe de yaklaşık 150-200 insanı istihdam ediyoruz. Bunun dışında birlikteliklerle ortak olarak yaptığımız mermer alanında işletmeciliğimiz var. Orada da birçok insanı istihdam etme ve uluslararası ticarette aktif olarak yer almak amacıyla yolumuza devam ediyoruz.

Bir kadın olarak inşaat sektörü, ahşap üretimi toplum genelinde erkek işi olarak görülüyor. Bir kadın olarak sizin bu işle ilgilenmeniz, bir başarıyı görünür kılmanız, kadınların bu işi yapması, başarması sizde nasıl bir duygu yaratıyor?

Kadınların da bu işleri yapması gerekiyor. Çünkü evde yaşamı organize eden, evi tümüyle yaşanabilir hale getiren kadındır. Evin inşaatından, yapılanmasına kadar kadının olması gerekiyor. Bir mutfağın kullanımının nasıl olması gerektiğine kadın karar veriyor. Dolayısıyla bunu üretmesi de kadın hakkı olarak düşünüyorum. Bu yüzden kadınlar yapabilir değil aslında kadınlar yapmalıdır. Madem kadınlar eve hapsediliyor, ev kadının alanı olarak görülüyor, evin sorumluluğu kadına veriliyorsa; kendi evini inşa etme hakkı da kadında olmalıdır. Bunun için inşaat mühendisi olmayı mı gerektiriyor, eğitim almamız mı gerekiyor ya da üretimde olmamız mı gerekiyor fark etmiyor. Sonuçta kadın kendi evini de yapmalıdır. Kadın bunu sektörel baza dönüştürdüğünde de çok güzel sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Kadın erkeklere göre daha fazla incelikleri düşünebiliyor. Erkekler daha çok pazarlanmasına ve işi bitirmesinde odaklıdır. Kadınlar daha teferruatlı, ince, yaşanılır hale getirilmesinde pratik bir ev modeli ya da alanlar oluşturmada; hayatı daha kolaylaştırıcı fikirler ortaya çıkarabiliyorlar.

Daha önceden geçerli olan algıların yıkıldığını, değiştiğini görebiliyoruz?

Değişmeye başlıyor, değişecek, değişmek zorunda.

turkan-gurler.JPG

EVİ YÖNETEN KADIN İŞ SEKTÖRÜNÜDE YÖNETEBİLİR

Kadın evle beraber toplumu yönetebiliyorsa iş alanındaki sektörü de çok rahat yönetebilir. Sonuçta hangi sektör olursa olsun; ağır sanayiden, yan sanayilere kadar, üretimden tutunda, pazarlamasına kadar kadın çok rahatlıkla bunları yapabilir. Bir kere kadını ev içerisinde de gözlemlediğiniz zaman; kadının hangi işte başarılı olacağını çok daha iyi anlayabilirsiniz. Bir kadın pazara gittiği zaman daha seçici davranır. Nerede ucuzu var, araştırmasını yapar. Bu bir kere işletmenin ana temalarından biridir. Yani iş ortamında pazarlama ve satın alma kısmıdır. Yine evde yemeğin sofraya kadar gelişine kadar bir kadın bunu yapabiliyorsa; bir fabrikayı da çok rahatlıkla yönetebilir. Üretimden sorumlu hale gelebilir. Yemeği hazırlamasından, masanın hazırlanması ve sunumuna kadar baktığınızda ne kadar düzenli ve göz alıcı olduğunu görürsünüz. Kadının bu becerisini iş hayatında da neler yapabileceğini somutlaştırdığımız zaman; eve hapsettiğimiz kadınların neler başarabileceğini anlayabiliriz.

İş tecrübenizi dikkate alarak kadınlar ya da erkeklerin öğrenmesi gereken neler olabilir?

Erkekler piyasayı gerçekten allak bullak ediyorlar. Kadınlar biraz daha reel düşünüp, ayakları yere basar. Var olanı değerlendirme potansiyeline sahiptirler. Erkeklerden bizim farklı tarafımız şu: biz anı değerlendiriyoruz, erkekler planlama ile yola çıkıyorlar. Kadınlarda belki önündeki engellerden dolayı planlamada biraz sıkıntılar yaşıyoruz. Bunlar kadınlar açısından aşılamayacak şeyler değildir. Geleceğe dönük olarak; 10 yıllık 20 yıllık planlamaya sahipseniz ve o yönde ilerleyebiliyorsanız zaten başarılısınız demektir. Planlamayı iyi yapan kadın ya da erkek fark etmiyor o zaman başarılı olabiliyorlar.

Biz bu işimizi kurduğumuz zaman sadece bir makine ile başladım. Bir ev kiraladık ve bir makinemiz vardı. Biz kâğıt üzerinde planlama yaparken, projelerimizi değerlendirirken; on yıl sonrası fabrikanın durumunu göz önünde bulundurarak adımlar attık. Hala da böyledir.

turkan-gurler-001.JPG

Mobilya sektörüne nasıl başladınız?

Bilgi desteği aldık. Tecrübe desteği aldık. Uzman desteği aldık. Bunlar biraz da ekip işidir. Sonuçta arkanızdaki ekibi güzel kurduğunuz zaman, işleriniz kurumsallaşır ve işler tıkır tıkır işlemeye başlar. Siz sadece şef vazifesi görüyorsunuz. Şefin de notalara iyi basması gerekiyor. Aksi takdirde her yerden bir ses gelmeye başlar. Ve o zaman da yaptığın işte hiçbir başarı elde edemezsiniz.

GÖZÜKARA OLMA GİBİ BİR ÖZELLİĞİM VAR

Benim şöyle bir gözü karalık gibi bir özelliğim var. Yani buna risk alma da diyebiliriz. Riskleri almayı seviyorum. Risk faktörü başlangıç ta  %50 dir. Kaybedecek neyimiz var diye söylediğiniz zaman. % 50 zarar, %50 kar edersiniz. En azından kaybedecek hiçbir şeyimiz olmaz. Kazandığınız tecrübeniz olur. Başarısız olsanız dahi size tecrübe bir kazanım olarak size kalır. Yeni bir adım attığınızda bu tecrübe size güçlü bir ışık olabilir.

Ticarette % 50’lik riskler almak öncelikle bir özgüveni gerektiriyor. İlk işe girdiğinizde bir makine ile başlayarak bu işi yapacağım diyorsunuz. Çoğu kadın buna cesaret bile edemezken; siz bu özgüveninizi nasıl kazandınız?

Anne olmak için; evlatlarınıza güzel bir gelecek hazırlamak için, toplumun inşası, fiziksel koşulları oluşturma, sosyal ve kültürel alanlarda rahatlatmak ve en güzel yaşanılır bir dünya yaratmak için her türlü çalışmaya evet dedik. Şu anda Türkan Gürler olmayı aslında tamamen hayallerime, kararlılığıma ve emeğime borçluyum. Eşimin sunduğu olanaklar demiyorum ama bazen baskılayıcı bazen ötekileştirici, bazen sen bu işi yapamazsın yaklaşımlarına karşı ilk işiniz de kendinizi ispatlamakla başlıyorsunuz. Sonrasında tabii bu toplumsallaşıyor. Sizin bu duruşunuz bir şekilde sizin özgüveninizi ortaya çıkarıyor.

Diyarbakırlı mısınız?

Urfa doğumluyum. Fakat Diyarbakırlı annesiyim. Küçük yaşımda evlenerek, eşimin işinden dolayı buraya geldim. Tabii ben evlendiğim zaman hem çocuklarımı büyüttüm hem de birkaç üniversiteyi bitirdim. Hem de kendimi büyüttüm.  Bazen toplumda şöyle bir algı var; başarılı olan erkeğin arkasındaki kadın vardır diye ama kadın hep diskalifiye edilir. Kadınlar kendini ya çocuklara ya da eve vakfeder. Erkek koşarken kadın yürür ya da oturur ve adaletsiz bir ortam ortaya çıkar. Ama ikisi beraber yürüdüğü zaman kadın da başarılı oluyor. Başarının hazzını hem kadın hem de erkek tatmış oluyor. Toplumumuzda maalesef bu vizyon-misyon, özgüven hep erkeklere aşılanmıştır. Ailelerde çocuklara karşı böyle bir ayrımcılık hep var.

turkan-gurler-002.JPG

Eşinizle ne zaman evlendiniz?

Eğitimi bir şekilde yarım bırakarak evlendim. Evliliğim küçük denebilecek yaşlarda oldu. Ama eğitimin gerekliliğine inanan, eğitim olmazsa olmaz şartıyla oldu. 

AHŞAP HAKKINDA İNANILMAZ BİR TECRÜBE EDİNDİM

İş hayatınız ne zaman başladı?

Hayat beni biraz sürükledi diyebilirim. Bu sektöre girerken de birilerinin rüzgârıyla girdim. Aslında önce inşaat sektöründe idim. Başka alanlarda da projelerimiz var. Onlara da devam ediyoruz. Birinci kalem ahşap işleri. Bu sektörde ne kadar ilerleyebiliriz? Nasıl bir çalışma yapabiliriz? Ahşap işlemek güzeldir. Ben ağacı daha önceden bilmezdim. Ama ağaçlar hakkında yetiştirilmesine kadar inanılmaz bir tecrübe ve deneyim elde ettim. Şimdi baktığım zaman; hangi ağaç kullanılmış, sağlıklı mı, sağlıksız mı, dayanıklı mı? Anlayabiliyorsunuz.

hayal-kurmasini-bilen-basarir.jpg

Eğitim serüveninden bugüne kadar, hangi alanda bir şeyler yapmak istemişsem, eşim engel olmaya çalışsa dahi sonunda benim yanımda olmuştur. Engel olmaya çalışması benim daha çok güçlenmemi sağlamıştır. Çünkü doğru bulduğum konularda sonuna kadar direniyorum.

Diyarbakır'ı sevdiniz mi?

Diyarbakır bize çok şey verdi. Bize iş verdi, aş verdi, ötesinde de aşk verdi. Yani Diyarbakır bize çok şey verdi. Biz de bunun karşılığında burada kaldık. Buraya yerleştik. Şimdi üç Diyarbakırlı çocuk annesiyim.

Bu işe çok küçük bir sermaye ile başladık. Bir de baktık dalga dalga büyüdü. Başladığınız bir işin büyüdüğünü gören kişiler gurur duyacaktır. Ama öncelikle kendinizle gurur duymanız daha önemlidir.

Şirketler arası veya şirket içinde uyum yakalandığı zaman; büyümenin de yolu açılıyor?

Bu ortak uyum eşinizle de olabilir, şirketler arası da olabilir. Ortak uyum aslında teklik demektir. Kadınlar için şunu söylemek istiyorum; eğitimsiz bir işe girilmesin. Hangi işe girilecekse girilsin eğitim şart. Bunun öğretimini, eğitimini alacaksınız sonra bu işe soyunacaksınız. Süreç içerisinde bir şekilde öğrenilecek diye değil. Belki benim buradaki avantajım donanımlı olmaktı. Hangi sektöre girildiği önemli değil. Bu durum kadınlar için de erkekler için de söz konusu. Hangi sektöre girerseniz girin mutlaka bir altyapınızın olması gerekir. O zaman başarılı olursunuz.

Evlenmeden önce ailede sizin tercihlerinizi ne kadar dikkate alıyordu?

Ailem baskıcı değildi. Toplumun baskısı biraz yönlendirdi. Çünkü benim babam zamanındaki eğitim standartlarının üzerinde olan bir insandı. Dolayısıyla kadının evde de dışarıda da güçlü olması gerektiği noktasında kadını tamamen özgür bırakan bir erkekti. Erken yaşta kaybettik. Erken yaşta kaybetmemiz bize biraz daha fazla sorumluluk yükledi. Bu sorumluluk da bizi güçlü kıldı.

KADINLAR MİKRO HAYALLERİN ÖTESİNE GEÇMELİDİR

Bir işe başlarken nasıl bir hayal gücü ve planlamaya sahip olunmalıdır?

Mesela bir çalışma yaptık. Kadınlardan bir fikir istiyoruz. Ne yapmak istiyorsunuz? Diye. Kadınlar evden öteye çıkamadılar. Terzi atölyesi. Evet ama sadece bir makine alıp üretmek değil. Sizin geniş düşünmeniz lazım. Yani aldığınız bir makine ile beraber bir fabrikayı hayal etmeniz lazım. Onu hayal etmediğiniz zaman sadece o makine başında ömür çürütürsünüz. Tabii ki üretmede, emeğe saygı konusunda eyvallah. O emek öpülür ama ona geniş düşünmeyi öğretmemiz lazım.  Plan yapmayı, hayal kurmayı öğreteceksiniz. Bu hayalde eğitimle, öğretimle ve dünya'yı ona tanıtmakla olur. İşte biz bu gücü oluştururken yüz bayan bir araya gelirken, DTSO bünyesinde girişimci iş Kadın Meclisi’ni kurarken bunları düşündük. Birimizin düşünmediğini ötekisi düşünsün, ona destek versin, geliştirirsin, büyütsün dedik.

turkan-gurler-003.JPG

Kadınların önündeki engelleri açabilmesi için önce kendi öz güvenini kazanması gerekiyor. İş dünyasına baktığımız zaman şunu görüyoruz; başarılı olan kadınlar kesinlikle özgüvene sahip, sonuna kadar başaracağım deyip ödün vermeyen, engel tanımayan kadınlardır.

Ben şöyle diyorum bir hayal kurabiliyorsanız, mutlaka o hayaliniz gerçekleşebilir. Yeter ki hayal kurmasını bilin. Fabrikayı açtığımızda dediğim gibi dört duvar ve bir makinemiz vardı. Yönetim binası bile yoktu. Ama biz proje yaparken bunun ötesini düşündük. Siz binayı giydirirken sadece ahşabı değil duvar kâğıdını da üretebilmelisiniz. Küçücük bir şeyle başlıyorsunuz ama ilerisini de düşünerek önünüze 5 yıllık 20 yıllık hedefler koymalısınız. Önce ahşap olarak burada; kapı, mobilya, yüklük, vestiyer benzeri. Ama akabinde ben bu hammadde mi neden üretmeyeyim. Peki, bununla beraber eksik olan ne var? Duvar kâğıtları var. Ben duvar kâğıtlarını neden yurtdışından getireyim, neden bölgede üretmiyorum ve üretmek ile kalmayıp bunu dünya markası haline getirmiyorum. Bunun dışında ben parkeyi dışarıdan getiriyorum. Yurtdışından buraya gelene kadar zahmetli ve uzun bir süreç var. Biz Ukrayna'dan mal almaya çalıştık. Buraya gelene kadarki süreçte bizi bezdirdi ve sonunda getirmedik. Halbu ki; burada üretsek böyle bir sorununuz kalmayacaktı. Ne dolar sizi engeller ne de dışarıdan gelen etkiler. Ama burada, Diyarbakır gibi bir yerde üretildiği zaman yanı başımda dururken ben niye dışarıdan alayım ki? Hangi işe girerseniz girin arkasında mutlaka hammaddesinden, piyasaya sunumuna kadar, satışına kadar, evlere girene kadar bütün o serüveni sizin düşünmeniz lazım. Hangisinden çok rahatlıkla faydalanılabilir ve üretilebilinir mantığı ile bakmanız lazım.

Kadın Meclisine girmenizde ne etkili oldu?

Kadın olmak. Nerede kadın varsa onların yanında olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü bu zorlukları yaşarken keşke benim de elimden tutan bir kadın olsaydı. Bizler bu zorlukları yaşadık. İş yapmak isteyen başka kadınlar aynı zorlukları yaşamaması için katkı sunmak istiyoruz. Hedefe varmak için teknolojik gelişmelerinden ve tecrübelerden faydalanmak gerekiyor.

Erkeklere ne söylemek istersiniz?

Önümüzde engel olmasınlar yeter.

Sizden çekinmelerine gerek yoktur?

Bizden korkmalarına gerek yok. Rakip olarak değil de beraber büyümeyi sağlayabiliriz.

Sektörel birleşmelerde daha büyük işlere daha büyük yatırımlara imza atabiliriz. Burada bir cins ayrımı üzerinde değil de insan olarak bakmamız gerekiyor. Ticaret  ahlakını geliştirmek gerekiyor. İşleri büyütmede, toplumsal kuralları  koymada birlikte hareket edildiği zaman inanılmaz güzel sonuçlar elde edebiliriz. Şimdi organize sanayide olanların tamam mı erkek.  Serbest piyasa gereği herkesi bağlayan bir piyasa kuralı olmadığı için piyasada fiyatları çok düşürebiliyor ya da yükseltebiliyorlar. Bu durumda da birçok sektör kapanmak zorunda kalıyor. Ama bu dönemde organize sanayinin yönetiminde yer aldıktan sonra bizim sektörde yer alanların tamamını toplayıp ortak kararlar alabiliriz. Kuralları belirleyebiliriz. Kararlar belirlendiği zaman ticaret ahlakı da oturur. Erkekler bunu bir araya gelip konuşmaktan bile çekiniyorlar. Neden? Benim ticaretim büyüsünde diğeri ne olursa olsun mantıyla. Aslında burada bu ticaret yaptığınız, üretim yaptığınız yerde eğer biri batıyorsa, bir gün aynı durum sizin de başınıza gelebilir. Ortak kararlar alındığı zaman, kurallara uyulduğu zaman batma olasılığınız da ortadan kalkmış olur.

KADINLARIN ETKİN OLDUĞU DÜNYADA SAVAŞLAR BU KADAR OLMAZ VE DÜNYA DAHA YAŞANABİLİR OLURDU

Kadınların ekonomik, sosyal, siyasal yaşamda daha görünür olmaları neyi değiştirir?

Toplumu değiştirir, geliştirir, güzelleştirir. Kadınların olduğu yerde güzellikler konuşulur. Güzellikler paylaşılır, enler paylaşılır. Erkeğin olduğu yerde ise sadece para konuşuluyor, güç konuşuluyor.

Kadınlar tarihsel süreç içerisindeki gücünü ve yerini korumuş olsaydı bugün dünya nasıl olurdu?

Toplumun yarısı kadın yarısı erkek. Kadınların daha etkin olduğu bir dünyada savaşlar daha az olurdu. Dünyanın doğası daha az kirletilirdi. Canlı türlerin daha az yok edildiği bir dünya olurdu. Doğanın tahribatı bu kadar olmazdı herhalde. İnsanın insana karşı bu kadar öldürücü ve yıkıcı silahlar geliştirilmesi olmazdı. Kadınların doğasında üretkenlik vardır, anaçtır. Sevginin, büyütmenin verdiği duygularla,  savaşlarla çözülen sorunlar daha barışçı yöntemlerle çözülürdü ve savaşa gerek bile kalmazdı.

Kadınların etkin olduğu bir dünyada güzelliklerin yarışması olurdu. Benim ülkem daha güzel ve refah üzerine bir rekabet olurdu. Yarış böyle olurdu.

Yani yarış silahlanmak üzerine değil daha çok güzellikler üzerine olurdu.

Kadın aile içerisinde kendini nasıl göstermek istiyorsa, nasıl bir rol oynuyorsa; yönettiği ülke de öyle olurdu. Kadının savaş argümanları; kadının güzelliğidir, konuşmasıdır, becerisidir, üretkenliğidir, kültürüdür, ilgisidir, konuşması ve doğasıdır.

DİYARBAKIR DÜNYA TİCARET MERKEZİNE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR

Ben aslında bölgedeki kadınlar üzerinizde daha çok durmak isterdim. Ülkemizde aslında erkeklerin de sıkıntıları var. Bölgemizin tamamında sıkıntılar var. Ekonomik alanında, eğitim alanında sıkıntılar var. Olanaklar noktasında sıkıntılar var.

Diyarbakır; Türkiye'nin ya da dünyanın ticaret merkezine dönüşmemesi için hiçbir neden yoktur. Bu potansiyeli vardır. Parayı yönetme sanatları var. Toplumu yönetme sanatları var. Siyasette var olma beceri sanatları var. Sadece bunu daha görünür kılmak için bir kıvılcım yeter. Üretken, elinde kalemi, kâğıdı, fabrikası, atölyesi, kafası üretmekle meşgul olan bir insanın elinde silah olmaz. Kadın olsun, erkek olsun fark etmiyor. Eğer hiçbir şeyi hayal etmesini dahi düşünmeyen insan başka türlü yollara başvuracaktır.

Farklılıklar ile birlikte toplumu bir bütün olarak kabul etmek gerekiyor. Birbirimizi sevmeye biliriz ama kabul edeceğiz. Bir aile içerisinde bile herkes birbirini aynı derecede sevmiyor ama birbirini kabul ediyor. En yakınınız olan, en sevdiğiniz insanı bile bir bütün olarak sevmeyebilirsiniz. Yani kan bağı olduğu bir aile, bir akraba sistemi içerisinde bile; herkesin aynı şeyi düşünmesi aynı şeylerden hoşlanması mümkün değildir. Toplumları büyüten birbirini kabullenmesidir. Toplum kadınla büyüyecekse, güçlü olacaksa, toplum farklılıklarıyla birlikte de güçlü olacaktır. Böyle yaklaşıldığı zaman sorunların önemli bir kısmı kendiliğinden, çok daha kolay biçimde çözülmüş olur.

Üretmek üzerine kurulu olan insanlar savaşmaya ihtiyaç duymayacaktır.

MUTLU BİR ANNE TOPLUMU DEĞİŞTİREBİLİR

Güçlü bir anne, mutlu bir anne; toplumun tamamını değiştirecek bir potansiyele sahiptir. Geleceği şekillendirmede bu anlamda kadınlara çok önemli görevler düşüyor. Kadın çocuğu nasıl yetiştireceğini bilirse, gelecek kuşaklar daha donanımlı olacaktır. Toplumun içinden çıkan canileri de analar yetiştiriyor en insani olanları da analar yetiştiriyor. Analar toplumda önemli bir misyon sahibidirler. Misyonu olan bir zihin yapısı ile eğitimi güçlendirmek lazım diye düşünüyorum.


Ticaretin bir dili bir üslubu vardır. Üretim alanında çalışanların da bir dili ve üslubu vardır. Güçlü kadının da bir dili vardır. Onun için bu dili kadınlara öğretmek lazım. Öğrenmeye açık hale getirmek, buna ihtiyacı olduğunu göstermek ve dolayısıyla kadınlara bu farkındalığını algılayabilecek dokunuşlar lazım.

Burada en önemli kesim olan evdeki kadında farkındalık nasıl yaratılacak? Onlara nasıl dokunacaksınız?

En büyük yaramız. Hayal kurmayı öğretmemiz lazım. Eğitimi olan ve evde kalmayı tercih eden kadınlarımızla geçenlerde yaptığımız bir toplantımızda; ne yapmamız gerekiyor, neler yapılabiliriz, ne istiyorsunuz? Diye sorduğumuzda; ortaya çıkan fikir; en fazlası bunu üretelim, dikeyim şöyle satayım oldu. Bunlar mikro düşünce, mikro hayaldir.

Ama bir başlangıçtır.

Birkaç toplantıda da aynı düşünceler çıkınca, eğitimli kadınlardan da sadece bu kadar fikir çıkıyorsa; bize burada danışmanlık ve yol göstericilik görevi düşüyor. Hayalinizi daha da büyütün, bir adım sonrasını düşünmeleri gerekiyor.

Bu söylem ve yaklaşımlarınızı Diyarbakır'da dar bir çevre biliyor. Mahalledeki tarladaki kadınların bu düşünce ve projelerinizden haberleri bile yok. Evdeki kadınların böyle bir kurumdan, kendilerine böyle bir yardım elinin uzatılacağını da bilmiyorlar.

Bu sesin duyulması şöyle olabilir; sektör farklılığı yaratmadan kadınları orada istihdam etme yoluna gitmemiz lazım. İşyerlerinde şimdi kadınları almaya başladım. Bu küçük bir dokunuş ama bu küçücük dokunuşla beraber kadınların da bu sektörlerde çalışabileceğini daha çok alana yayılmasına yardımcı olacaktır. Tabii dediğiniz gibi en güzel reklam fısıltı şeklinde yayılacaktır. Tabii ki basın ve medya sayesinde bu konuda çok destekler olacaktır. Bizi bu konuda medya yalnız bırakmadı.  Diğer illerden de bizi takip eden arkadaşlarımız benzer ticaret odaları var. Bu çalışmalar zamanla bir yere oturacaktır.

turkan.JPG

İŞ YERLERİNDE KADINLARIN İSTİHDAM EDİLMESİ ÖNEMLİDİR

İş yerlerinde kadınların istihdam edilmesi önemlidir ama çalışan kadınlara da bu farkındalığın anlatılması gerekiyor.

Kadın kendi bilincine varması, kendi kendinin farkına varması lazım. Benim bu toplum içerisindeki yerim neresidir? Aile içerisindeki yerim neresidir? Gibi kendini sorgulaması gerekiyor.

Ben de ev hanımıyım. Evimde temizliği de yapıyor, çocuklarımla da ilgileniyorum. Bunun dışında kendi emeğimi de önemsiyorum. Tabii ki ev, aile, çocuklarımızla da ilgileneceğiz. Onların bir önceliği olacak. Ama arkasından da kendi hedeflerimizi, yapmamız gerekenleri de önemsememiz lazım. Emeğinin karşılığını aldığında olay bitiyor. Biz bunun farkındalığını hala bilmiyoruz. Emek ve başarma duygusunu bilmiyoruz.

Ben akşam eve gidip de yastığa başımı koyduğum zaman; bugün ne kadar ürettim? Ne kadar insan evine ekmek götürdü? Ben ne kadar kazandım? Bu soruların karşılığı beni mutlu ediyor.

Birçok kişi aile şirketlerimiz var. Onlardan destek alarak iş yaptığımızı zannederler.Aslında böyle değildir.Bir insan bu sektöre girdiği zaman ne kadar sermaye gerektirir gibi bir düşünceyle önce sermaye oluşturuldu. Bu sermaye de evimi satmakla oldu. Nakte dönüştürdüğüm gayri menkulün getirisiyle makineler satın aldım. Organize sanayide yer kiraladım. Bir ustayla bu işe start verdim. Ama şimdi her bölümün başında ustabaşıları, yönetim kadroları, proje ofisleri ile oluşan güzel, entegre bir  tesisi ortaya çıktı. Aslında yeni kurulan bir firma olmasına rağmen gelişerek büyümeye devam ediyor.  Bunu kadınlara örnek olması açısından söylüyorum. Yavaş yavaş ekibimi oluşturmaya başladım. Sonrasında gelen imkânlar, bankalardan olsun, iş aldıktan sonra olsun; o paranın taksimi, ne kadarını büyütmeye ayıracağız, bunların planını yaptık. Şu anda mobilya ve kapı üretecek bir konumdayız. Altyapımızı da oluşturduk. Dolayısıyla bir makine ile başlarsınız. Bir de bakarsınız entegre bir tesis olmuştur. Kural hayal edin, ne istediğinin farkında olun, emeğin tadını, başarmanın tadını yaşayın. Böylece ilerleyin. Biz de size örnek olalım, yardımcı olalım. Örnek olacaksak ne mutlu bize, yardımcı olursak bu da bizim en güzel kazancımız olur.

Bize zaman ayırdığınız, deney ve tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyoruz.

Bende size duyarlılığınız için teşekkür ediyorum.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.