Selim Kaplan
Dünya kırmızı alarmda, ya biz?
Caminin minaresine yıldırım düşmüş ve minare yıkılmıştı. Camiye birkaç ay önce atanan imamı arayıp geçmiş olsun dedikten sonra, aralarındaki samimiyete istinaden, “Hocam bu size Yaradan’dan bir işaret mi?” deyip takılmıştı.
GSM antenleri dolayısıyla, nerede ise bir baz istasyonuna dönüştürülmüş ve yıldırımın çekiş merkezine evirilmiş minarenin, yıldırım çarpmasına karşı korunması amacıyla kurulmuş paratoneri de çalışmayınca, yıldırımın çarpmasıyla on yıllardır ezanların sesi olan minare yıkılmıştı.
Allah’ın ayetleri ve Peygamber’in hadislerinin tebliğ edildiği çatının altındaki cami görevlileri, baz istasyonları için kullardan alacakları kiraya tamah ederken, Peygamber efendimizin “Önce tedbir alıp, sonra tevekkül ediniz” hadisini bilmezden gelerek, başta minare olmak üzere caminin yıldırım vb. doğal afetlere karşı korunmasını tedbir almadan Allah’a havale ettiklerinden, malum olay yaşanmıştı.
Yaşadığımız yıldırım çarpması gibi doğal veya kaynağı ne olursa olsun felaketlerden ders almadığımız için olacak ki, son bir ay içinde; sel, hortum, yangın, bina-yol çökmesi vb. afetler nedeniyle, hemen hemen bütün şehirlerimizde, insanlarımız zarar görüyor ve hatta yaşamlarını kaybediyorlar!
Elin oğlu için öyle mi?
Geçen ay, Amerika’dan Avrupa’ya, Hindistan’dan Japonya’ya kadar, üç milyara yakın nüfuslarıyla, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan, dünyanın en gelişmiş ülkelerinin yönetimleri, önce tevekkül deyip, kendi ülkelerinde adeta alarm zillerini çaldılar!
- ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yaşanabilecek büyük çaplı bir askeri çatışma sırasında, enerji altyapısının zarar görmesi ve küresel tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması ihtimaline karşı, ABD’deki bütün askeri tesislerin, dışarıdan elektrik, su, yakıt ve yaşamsal tedarik zincirinin desteğini almadan, en az 90 gün boyunca temel faaliyetlerini kendi kendine sürdürebilmeleri için tedbirler alıyor.
- İngiltere hükümeti, 22 Ekim’de açıkladığı “Be Ready (Hazır Olun)” kampanyası kapsamında, vatandaşlarından olası acil durumlara karşı, evlerinde üç günlük bozulmayan gıda ürünleri ve şişelenmiş içme suyu bulundurmalarını, temel ihtiyaçlarını önceden planlamalarını ve acil durumlarda desteğe ihtiyaç duyabilecek kişileri belirlemelerini tavsiye etti.
- Almanya, Fransa, Yunanistan gibi 27 Avrupa ülkesinin üye olduğu Avrupa Birliği (AB) üyesi olan ülkelere, üye ülkeler de kendi vatandaşlarına yayınladıkları bildirilerde, halkın afetlere hazırlıklı olunması amacıyla, en az üç günlük stoklarla tedbirler alınması ile sivil savunma planlarının gözden geçirilmesi tavsiyelerinde bulunmuştur.
- Hindistan Başbakanı 25 Ekim’deki bir demecinde, günümüzde savaşların yalnızca silahlarla yürütülmediğini, Hindistan ekonomisinin büyümesiyle birlikte, bankacılık sisteminin siber suçlara ve siber teröristlere karşı korunmasının önem kazandığını vurgulayarak, finansal sistemin siber güvenirliliğinin arttırılması gerektiğini ifade etmiştir.
- Japonya Başbakanı 26 Ekim’de, olası siber saldırılar dolayısıyla, zarar görebilecek şirketler ile kamu kurumlarının siber güvenliğinin arttırılması ve önümüzdeki günlerde yayınlanacak siber güvenlik önlemlerine azami uyumun sağlanması, yönünde talimatlar vermiştir. Ayrıca Japonya Afet Yönetimi Bakanı da vatandaşlarına, evlerinde en az 3 gün yetecek miktarda yiyecek, içme suyu, tuvalet ve temel hijyen malzemeleri bulundurmaları uyarısında bulunmuştur.
Eğer bu devletlerin yöneticilerine, son on günde bir yerlerden vahiy gelmediyse(!), bizler fon hırsızlığı, hayat pahalılığı vb. memleket meseleleriyle kafamızı kuma gömmüşken, ABD’de askeri üslerin dış desteğe bağımlılığının azaltılması, Avrupa’da vatandaşlara 72 saatlik acil durum hazırlıklarının yapılması ile Japonya ve Hindistan’da siber güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi gibi tedbirler, neden gündeme geldi?
Uyarılar ve açıklanan hazırlıklar incelendiğinde, Amerika’dan Uzakdoğu’ya kadar ki geniş bir coğrafyada, hükümetlerin eş zamanlı olarak, savaş zamanlarında alınması gereken tedbirlere benzer konularda, halklarını ilave tedbirler almaları yönünde, ikaz etmeleri manidardır!
Akla ilk gelen ihtimallerden biri; hazır İsrail’de seçimler bitmiş ve 3 Kasım (bu gün)’da da ABD ara seçimleri bitecekken, ABD Başkanı’nın da sık sık ağzında gevelediği gibi, İran ile yarım kalan hesabın tamamlanması için, ABD ve müttefiklerinin İran’a yeniden saldırmasıdır!
Bu saldırıda taktik değişiklik yapılarak, ABD’nin Arap coğrafyasındaki üslerinin kullanılması yerine, Amerika ve Avrupa’daki üslerinin kullanılma ihtimali vardır.
Hatırlanacağı üzere İran yönetimi de, “ABD’nin yeniden askeri operasyonları başlatması halinde, saldırılarını Orta Doğunun ötesine taşıyabileceğini, denizaltı internet kabloları, yapay zekâ veri merkezleri ve enerji tesislerini olası hedefler olarak sayabileceğini ve İran’a saldırılarda kullanılacak her toprağın, coğrafi sınır gözetmeksizin düşman kabul edileceği” yönünde beyanlarda bulunmuştu!
ABD’nin hedefleri, Avrupa’nın tedbirleri ve İran’ın tehditlerini bir arada değerlendirdiğimizde; yakın bir zamanda, ABD’nin İran’a saldırabileceği ve İran füzelerinin en uzaktaki İngiltere dâhil Avrupa ülkelerini tehdit edebileceği, internet kablolarına verilecek zararlarla, dünyadaki iletişim hatlarının felç edilip, Amerika, Avrupa, Asya ve Uzakdoğu ülkelerine ait finans ve bankacılık sistemlerinin, ABD-İran savaşından etkilenip, küresel bir felaket yaratılma ihtimali yüksektir.
Yaklaşan bir felaket dolayısıyla, dünya “Önce tedbir sonra tevekkül” deyip kırmızı alarmdayken, biz ne yapıyoruz?
Biz önce, caminin minaresine yıldırım çarpıp yıkılmasını beklediğimiz gibi, kapımızdaki savaş felaketinin başlayıp bizi etkilemesini bekleyeceğiz, sonrasında, bu felaketin de, depremlerde yaptığımız gibi, kaderimiz olduğunu söyleyip geçici tedbirler alacak ve olası felakette uğradığımız kayıpların unutulmasını bekleyeceğimiz hususunu, okuyucularımızın takdirine sunuyorum!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.