1. YAZARLAR

  2. Şeyhmus DİKEN

  3. Çocuk kanı dökülünce
Şeyhmus DİKEN

Şeyhmus DİKEN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuk kanı dökülünce

A+A-

20 Mayıs tarihinden bu yana beş gündür Diyarbakır’da son beş yıldır düzenlenen TÜYAP Diyarbakır Kitap fuarında kitapların, okurların dünyasında gün, gece boyu kitap, kültür, insan ve yaşam üzerine kafa yoruyoruz. Okurlarla konuşuyor, derin sohbetlere dalıyoruz.

Sabahları saat 0n’dan sonra açılıyor fuarın kapısını.

Açılıştan kısa süre sonra nerdeyse saat iki’ye kadar çocuk sesleri ve yoğunluğu içinde fuarın koridorları stantları. Özel okullardan gelen çocukların giyim kuşamları, kendilerine güvenleri biraz daha fazla. Ellerinde poşetleri kitap alıyorlar genellikle. Sorularını önceden hazırlamışlar. Ve genellikle üçerli, beşerli grup arkadaşları ile birlikte “takılıyorlar”…

Devlet okullarından gelen, hele yoksul oldukları, emekçi çocukları oldukları giyim kuşamlarından, her hallerinden belli çocuklar ise sınıf halinde “aman kaybolmayalım” der gibi öğretmenleri nezaretinde dolaşıyorlar. Bir kısmının ellerinde poşetleri soruyorlar “amca, abi hediye var mı?” diye.

Yoksulu da varsılı da çocuk işte. Sorusu da çocukça, isteği de. Dünyası da.

Peki, dünya çocuklara şen şakrak olabilecekken o çocuk dünyasına kan sıçratmanın anlamı ne!

İşte orta yerde duran binyıllardır henüz cevabı alınamamış / verilememiş çırılçıplak soru bu.

Egemenler kirli iktidarlarını sürdürsünler diye mi bunca kan ve gözyaşı.

İktidarlar kirletiyor. Mutlak iktidarlar ise diktatör değiliz deseler de mutlaka kirletiyorlar ortalığı. Kirlenirken, çocukların temiz kanları ile kirlenirken, kirletiyorlar her bir yanı.

Şaşaalı sütbeyaz giysilerine Demir Ökçe romanındaki gibi kan sıçrıyor her bir yanlarına ve apak sofralarının kuş sütü eksik dedikleri yemek saatlerinde.

Önceki gün BirGün gazetesinde Hüseyin Aygün’ün “Battaniye” başlıklı çok anlamlı bir yazısı çıkmıştı. Fuar alanında yazıyı okuyunca epeydir görüşemediğim Hüseyin’e telefona açıp hal hatır sorayım yazısından dolayı da kutlayayım istedim. Telefona çıkınca Hüseyin, yazıyı konuştuk ve akabinde “abi Okmeydanına gidiyorum. Bir çocuğu polis vurmuş durumu kötü”. Bir şey diyemedim Hüseyin’e yazısında battaniye ironisi yapmış. Battaniyelere sarılı cesetler ülkesi olmaktan söz etmişti. Battaniyesiz ve bir süre önce ölümü gerçekleşecek bir genç yatıyordu İstanbul’un orta yerinde.

Yazıya da kan bulaşmıştı işte.

Fazla söze gerek var mıydı?

Yoktu tabi.

Çocuk kanı, genç kanı, insan kanı dökülünce söz de tükeniyordu, kelam da…

 

Not: Bugün fuarın son dan bir önceki günü, cumartesi. Bu gün ve yarın da önceki günlerde olduğu gibi Aras ve Can Yayınlarında kitaplarımı imzalayacağım. Okurların bilgisine.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 694 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.