• Diyarbakır6 °C
  • Batman7 °C
  • Mardin1 °C
  • Bingöl-3 °C
  • Bitlis-3 °C
  • Elazığ2 °C
  • Erzincan1 °C
  • Şanlıurfa5 °C
  • Erzurum-4 °C
  • Ağrı-8 °C
  • Gaziantep3 °C
  • Hakkari-8 °C
  • Muş-6 °C
  • Siirt-3 °C
  • Van-2 °C

İSA TEKİN / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İSA TEKİN / Köşe Yazarı

16 Mart 1988 Halepçe Katliamı

15 Mart 2014 Cumartesi 11:35


İkinci Dünya savaşında ABDnin HİROŞİMA ve NAGAZAKİye atom bombası atması sonucu milyonlarca insan katledildi. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen halen bombaların atıldığı yerlerde ot bile yeşermiyor. O bombaların etkisi altında kalan bölgelerde milyonlarca insan kanser hastalığına yakalandı; milyonlarcası sakat kaldı. Dünya tarihinde insanlık adına kara bir leke olarak yazıldı. Savaşın ürkütücülüğü tüm insanlığı tehdit etti. HİROŞİMA ve NAGAZAKİye bomba atan pilotlar her gece rüyalarında o anı kabus olarak gördüler. Ölene dek te bunun vicdan azabı ile yaşadılar. 

Bu insanlık dışı katliam unutulacak cinsten değildi. Aradan yıllar geçti ve bu insalık dışı vahşet bu kez Irak Diktatörü Saddam Hüseyin tarafında Halepçe de (1988) tekrarlandı. Halepçe katliamı, insanlık tarihine kara bir sayfası, bir katliam.Jenosid gözdağı vermenin bir yolu, bir halkı sindirme ve yok etme politikası, Soykırımın ta kendisi olarak geçti ve onca yılın ardından hala unutulmadı.unutulmayacak.şimdi Güney Kürdistan Özgür ve Halepçe bir şehir oldu.çok görkemli bir anıt dikildi. 
1979 yılında İranda Humeyni önderliğindeki hareket Amerikan yanlısı Şah rejimini sona erdirmiş Bir yıl sonra Eylül 1980de Irak, İrana savaş başlamıştı.

İranda yeni kurulan rejimi çıkarları açısından tehlikeli bulan ABD, Saddam yönetimini İrana karşı savaşında destekledi. Bu destek, yalnızca politik destekle sınırlı değildi. Her tür silah desteği de sağladı saddama ve Iraka. Saddam bu sekiz yıl boyunca Irakı kimysal silah deposu yaptı.

İran-Irak savaşının 8. yılında Irak ordusu İran ile anlaştıktan sonra  Kürt silahlı örgütleri ve grupları çatışmaya başladılar. 

İşte böylesi bir süreçte, 16 Mart 1988 günü Halepçe de bir katliam yaşandı. Katliam klasik silahlarla gerçekleştirilmedi. Kimyasal ve biyolojik silahlar kullanıldı. Büyük çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu Halepçe halkı katledildi. Bu katliam ve jenosid.Tarihe, Halepçe katliamı, Halepçede Kürt Katliamı olarak gerçekleşti. Dünya Devletleri.Birleşmiş Milletler kör ve sağırı oynuyordu..18 Mart 1988 de toplanan İslam konferansıda  bu katliam hiç gündeme getirilmemiş.Müslüman bir halk katledilmiş.İslam kardeşleri kör ve sağır olmuşlardı.çünkü katledilenler Kürtlerdi.

Amerikalı gözlemci Phyllis Bennis, 1995 yılında şöyle diyordu: American Type Culture firması, ABD Ticaret Bakanlığının onayı ile Iraka şarbon, e-coli, botulizm ve diğer korkunç biyolojik hastalıklara yol açacak çeşitli biyolojik silah malzemeleri temin etniştir. (Karl Vick, Men gets hands on Bubonic Plague Germ, But thats no crime. Washington Post, 30.12.1995, kaynak: Namık Alper Esen, Irak ve Körfez Krizine Genel Bir Bakış, Müsiad yayınları) . 

Irakın Aralık 2002de BMye sunduğu silah bildiriminde yazılanlar, 1991 Körfez savaşına kadar hangi ülkelerin Iraka hangi silah ve malzemeleri sattığını ortaya koydu. BM Güvenlik Konseyine sunulan raporda, Irakın silahlandırılmasında 1991 yılına değin en çok ABD ve Alman şirketlerinin adı geçmekteydi. 80den fazla Alman ve 75 Amerikan şirketi Iraka çeşitli silahları satmıştı. 

Saddamın nükleer silah programı, Halepçe katliamından sonra da desteklendi. Saddam Hüseyin kimyasal silahları Halepçeden önce İran savaşında kullanmıştı. 

Irak, biyolojik silah programı için antraks maddesini bir Amerikan laboratuarından sağlamıştı. Nükleer silah programının önemli parçalarını Amerikan enerji Bakanlığına bağlı Los Alamos ve Lawrence Livermore nükleer silah üretim atölyelerinden almıştı. Bu teslimatlar, Pentagon ya da Amerikan Ticaret, Enerji ve Tarım Bakanlıklarının resmi izniyle yapılıyordu. (Dw-Worldde, Andreas Zumach, 10.1.2003) . 

Saddam yönetimini 1991 yılına kadar silahlandıranlar arasında İngiltere, Fransa, Çin ve Sovyetler Birliği de bulunmaktaydı. 

Savaşa ve insan yaşamına Saddamdan hiç de farklı bakmayan ABDli politikacılar da vardır. İnsan yaşamına bakışları farklı olmayanların, çıkar temelinde birbirlerini bir dönem desteklemiş olmalarında şaşılacak bir yön bulunmamaktadır. 

1996 yılında, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright CBS televizyonunda katıldığı bir programda, sizce yaptırımlar yüzünden ölen 500,000den fazla çocuk ölmeye değer bir bedel midir? şeklindeki soruya şu yanıtı vermiştir: Bizce bu bedele değer. Demiştir. 

1991 yılında ABD Genel Kurmay Başkanı, daha sonra ABD Dışişleri Bakanı olan Colin Powell, kendisine sorulan Körfez savaşında kaç sivil Iraklı öldü? sorusuna, doğrusu bu, benim hiç umurumda olmayan bir rakam! yanıtını vermiştir. 

İnsanı ve insan yaşamını hiçe sayanların biyolojik, kimyasal silahlarla desteklediği Saddam, bir dönem kendisini destekleyenlerle aynı zihniyete sahipti. Satın aldığı silahları kendi halklarına karşı kullandı. 16 Mart 1988de Halepçede Kürtleri katletti. Biyolojik ve kimyasal silahları kullandı. Dünya halkları, sokaklarda zehirle öldürülmüş yaşlıların, gençlerin ve bebeklerin fotoğraflarıyla irkildi. O fotoğrafları insanım diyen kim görürse ilkilir. Ve insanlığından utanç duyardı.

Dünya demokratik kamuoyu, kendi yurttaşlarına karşı biyolojik ve kimyasal silah kullanmaktan çekinmeyen Irak yönetimini nefretle kınadı.kürt sorunu olan ülkeler hariç İnsanlığın vicdanı isyan ediyordu. Saddama bu silahları verenler susuyorlardı. 

Susuyorlar ve Saddamı silahlandırmaya devam ediyorlardı.saddam ortadoğunun şımarık çocuğu olmuştu. Ta ki, Irak Kuveyti işgal edene kadar. Ve sonrasında babaları şımarık çocuk saddamı terbiye edene kadar bu böyle devam etti.16 mart Kürtler için kara bir gündür.o yıl doğan kürt çocuklarına Ferman ismi takıldı. 

Katliamının sorumlularını tarih yargıladı; hiç kimse bunların bu dünyada hesap vereceklerine inanmıyordu. Herkes kurbanların hakkının ahirette alınması için dua ederken, kaderin cilvesine bakın ki, Saddam ve diğer suçluların bir kısmı yargılandı ve idam edildi. Onları yargılayan hakimin Halepçe’li bir Kürt olması kaderin bir başka cilvesidir. Suçluların diğer bir kısmı ise Irak’ın bu sürecinde bunun cezasını hayatları ile ödediler. 16 Mart 1988de 5 bin Kürdün yaşamını yitirmesine, 12 bininin sakat kalmasına neden olan saldırıların etkileri hala devam ederken, 150 bin Kürt vatandaşı da yerlerinden Türkiye ve İrana göç etmek zorunda bırakılmışlardır. Bu göçler sırasında onbinlercesi hastalık ve açlıktan dolayı yaşamını yitirmişti. Çağımızın en yakın soykırımı ve katliamını bir nebze de olsa paylaşmak, insanların bu olaya sessiz kalmamalarını sağlamak ve bu katliamın faillerini kınamak, yeni Halepçe’lerin hiçbir millet açısından yaşanmaması açısından, herkesin Halepçe katliamını iyi ve doğru anlaması gerekir.kürtler tarih boyunca çok katliamlar yaşadı.Şeyh Ubeydullah.Bedirhanlar.Koçgiri.şeyh said direnişi.Ağrı.Zilan.Dersim.Mahabat. katilamların halepçeden geri kalır yanları yoktur.bu topraklara son ikiyüzyıldır. zülüm ekildi.acılar biçildi.Zilanda ve Munzurda su yerine günlerce kan aktı. 

Halepçe katliamı tarihe geçen kara bir sayfadır. Halepçede doğan çocuklar halen sakat doğmaktadır ve bu saldırıda kullanılan kimyasal silahlar nedeniyle kentte kanser hastalığı yaygın bir şekilde görülmektedir. Hollandada bir mahkeme, Irakın Halepçe ilçesinde 1988te binlerce Kürdün öldürülmesinin bir soykırım olduğuna hükmetti.yeni Irak hükümetide.jenosid olduğu kararını kabul etti Karar, Saddam Hüseyin rejimine zahirli gaz satan Hollandalı işadamı Frans van Anraatın yargılandığı davada alındı. 63 yaşındaki Van Anraatın sattığı gazlar, Halepçede de kullanılmıştı. Hollandalı işadamıysa, soykırıma yardım suçundan aklanmasına karşın, savaş suçlarına iştirak nedeniyle 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 

Yine bir 16 Mart geldi. İnsanlık adına Halepçeyi unutmayalım. Bir daha yeni Halepçeler yaşanmasın. Halepçede yaşamını yitirenleri saygı ile anıyorum. 

İSA TEKİN 

Ax Helepçe! 

Ax Dîlan, 
Ax Zîlan. 
Li Helepçe hatim kuştin. 
Dilê min çar perçe. 
Dîlan, li rastê min razaye, 
Zîlan li çep. 
Erd û ezman dilerize, jar vedireşe 
Balafirên Baas, ji ezman jar dibarînin 
Teyr nafirin 
Mirovin yên dimrin 
Zarok têne kuştin 
Ax Zîlan, 
Ax Dîlan. 
Helepçe dişewite 
Ey Amed! 
Ameda reş! 

Ameda bi bedena reş! 
Xebera reş min ji te bihîst. 
Ax Zîlan! 
Ax Dîlan! 
Kezeba min dişewite 
Xwîn, ji dilê min tê 
Zîlan û Dîlan dişewitin 
Zarokên bê nav dimrin. 
Ax Zîlan! 
Ax Dîlan! 
Dîsa li me fermane. 
Dîsa li me komkûjî 
Û gerdûn me, 
Kir bê xwedî. 
Hemû cîhan bê deng. 
Tu bigrî Ameda reş, tû bigrî 
Bigrî ya 
Bila bedenên teyên reş 
Ji vê hovîtiyêra, rondikên çavan birêjin. 

Tû Dîlan 
Tû Zîlan 
Tû Helepçe 
De bigrî 
Bila sûrên teyên reş, 
Bo vê hovîtiyê, 
Rondikan birêjin. 
Birêjin da bibe lehî, 
Bê westan, 
Bila biherike Dîcle 
Bila bigîje Helepçe. 
Bila hemû dilêşiyan bixwe re bibe. 
Bila rondikên çavên me 
Hêmû axa me avedan bike. 
Ax Zîlan, 
Ax Dîlan 
Welatê derda 
Abîda berxwedanê 
Ameda çav bi girî 
De bigrî ji bo Dîlan, 
De bigrî ji bo Zîlan. 
Îro li me fermane 
Li me komkûjî 
Me hemû axa xwe dem kir 
Di dilê xwe da, bi êşên xwe. 
Dilê min disoje, 
Wek agirên topan li her der. 
Baasî ji ezmanan jahr dibarînin 
Em di hewla can dane(…..) 
Ax Dîlan, 
Ax Zîlan 
Dîcle şîn girêdaye 
Firat hare 
Hîv tarî 
Li çiya dûman 
Herder sor xemilî 
Ax Xelepçe ax 
Her wekî Nagazakî û Hîroşîma 
De bigrî Amed 
Bigrî welatê min 
Îro li me ferman 
Îro li me komkûjî 
Her kes bê deng, 
Cîhan ker û kor 
De bigri Amed 
Dîlan, 
Zîlan 
Êşên me bê dawî 
Hêrsa me mezin 
Ax Helepçe ax.

İsa Tekin

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim