Aziz ERİM

Aziz ERİM

Çorbacı Efo

Çorbacı Efo

Dağkapı efeler kapısı; hovardası, kabadayısı, çapkını, bıçkını, Berber Cici Memed’i, Mehmet Şenses’i, İnce Memed’i, Berber Memet’ler geçidi!

Suakar Hamamı; suakar deliler bakar, hamam yıkılır sular kesilir, deliler cinnet geçirir, nereye bakacaklar akli ziyanlar, akli firariler?

Suakar Hamamı yek u yeksan oldu, ismi kaldı yadigâr…

Burası Dağkapı, Harputkapı, renkli simaların bulvarı, delisi-velisi, arlısı-arsızı, hırsızı, volta atar pezevengi!

Üçkağıtçısı-psikopatı/düelloda

Esnafı-işçisi, burda herkes kabadayı…

Burası Dağkapı; Sinan Lokantası, alt kısmı aşhane, üst kısmı meyhane meşkhane, fasl-ı muhabbette dudaklar, devrilir şişeler lingo-lingo şişeler… “Oyyy! çınçıni-çınçıni

Öpem ağzın içini

Dün gece neredeydin

Gönlümün güvercini…”

Burası Sinan Lokantası aşhane kısmı; kaparsa bahşişi garson Beşir Kaya:

Lele le waye mahkümo le waye

Bekese le waye, garibe le waye…

Meşkhaneye dönüşür Sinan’ın aşhanesi

Meyhanesi ayrı âlem…

Taşplaktan yükselir Celal beğin yanık sesi:

“ Baba bugün kaşta

Keman yeri var”

Ne kaş oynar

Ne yay keman çalar

Dalıp gidedururken gözler, Davud-i bir sesle irkilirsin:

—Çorbeci burde, burde!

Burası Dağkapı, aykırı insanların ehl-i keyf burgacı!

“Dağkapının taşları

Armudun ağaçları”

Armudu kaptı kabadayı

Ağaçları da söktü ayı…

Burası Dağkapı, Harputkapı, Gazeteci Doşo’su nükteci, Ayrancı İbe’si maharetli, Çımbıl Hakko’su heft u renk, Cıgaracı Kör Lütfi’si şampiyon;

—Dominonun üstadı…

Hasılı Cumhuriyet Garajının velvelesi, Sinoplu’nun filozof söylemleri ve Çorbacı Efo’su…

Çorbacı Efo; Dağkapının renkli siması, karıncanın su içtiği yerden su içer, rızkını karınca gibi arar;

Erkencidir Efo, Yoğurt Pazarında, sıtıllarla yoğurt taşır evlere işyerlerine!

Kıtlık-kıran zamanlarda, tüp kuyruğundadır...

Gece;

Sinan Lokantası’nda çorba servisinde;

—Çorbeci burde, burde!

Dağkapı nere, Arapşeyh nere, Ofis, Vilayet;

Efo’nun kulağı telefonda gözleri fır döner Dağkapısında, sinek uçsa bağırır: çorbeci burde-burde!

Karanlık çokünce Efo’yu tutar bir telaş, kumarhanesi, bitirimhaneleri

kahveleri, umumhanesine bir telefon kadar yakındır Efo’nun Sinan Lokantası…

—Alo! Sino’mi üç paça beyin dil karışık, iki çorba, yeşilliği, ekmeği bol

getireni de Efo olsun!

Çorbaci Efo; arlının-arsızın, bitirimin-beğefendisinin psikopatın-rıttoların

çetelesini tutar, işine gelmedi mi, Bağdat’ın dibinden ağası olur, Şam’a gider şeker alır, Halep’e ipek götürür, işve eder, naz eder, del olur, del eder, küfreder, sinkaflarını elastiği yapar, çektikçe uzar bıraktıkça can acıtır!

Arpa orağa, zülüf gerdana düşmüşse, arpaları toplar, arpalar İndre Gandi olur, çakı gibi hazır ola geçer:

—Çorbeci burde, burde!

Arz-ı endam eyler, saygıda kusur eylemez…

Efo’unun tatlı dili, bitmez tükenmez hırsı var, sanırsın mülteci; zamanı parayla tartar, tartısı karanfildir, gönül okşar!

Düşerse Efoı’nun yakası bir psikopatın eline;

Tüpü çorba eyler, çorbayı yoğurt, yoğurdu alkol, duygu sömürüsü yapar, söylene-söylene, sinkaflı sövgülerle, aklı-cinnet eyler…

—Çorbaci burde, çorbeci heryerde, çorbeci burda-burda!

Taşına-taşına

Kurban olam başına

Baş toprağa düşende

Taşlar düşer mezarbaşına…

Rahmet ola!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aziz ERİM Arşivi
SON YAZILAR