1. YAZARLAR

  2. Ömer Serdar Kaplan

  3. SORUNLAR, EKONOMİ VE ÇIKMAZLAR.
Ömer Serdar Kaplan

Ömer Serdar Kaplan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

SORUNLAR, EKONOMİ VE ÇIKMAZLAR.

A+A-

 Ülkenin Cumhuriyet ile yaşıt sorunları var. Kimi Osmanlının İttihat ve Terakkisi eliyle oluşturulan ve devam eden sorunlar.


Tek tipçi ve ulusalcı anlayıştan kaynaklanan etnik problemler.
Dine düşman olmayı “ilericilik” sanan Batı güdümlüsü anlayış.

Alevilik.

Bu sorunlar çözülmediğinden Devlet katmanlarından dönemsel faydalanma hırsının oluşturduğu kolaycılık-kestirmecilik.

Devlet katmanlarında var olan bürokratik egemenliğin yandaşlar oluşturma-yanında tutma histerisiyle var olan kaynakları peşkeş çekmesi..


Ekonomik üretimsizlik, yetersizlik ve bağımlılık.

Bu sorunlar çözülmedikçe, Devlet vatandaş ilişkileri başta belirttiğim sorunlara endeksli kaldıkça ekonomide üretici, doğru bir temele oturmak da mümkün olamayacaktır.


Çünkü ideolojik ayrışmalar ve kavgalar zihin ve zekayı tükettiği gibi ahlaki değerleri de erozyona uğratmış durumdadır.

Her kesim kendi ideolojik gettosuna karşı sorumluluk duymakta (Kemalist, Türkçü, Solcu, Alevi, Kürtçü, Dindar) ve fakat ortak şekilde yaşadığı bu topraklar ile insanlarına karşı herhangi bir sorumluluk taşımaya tevessül etmemekte ve gettosuna da bunu belletmemektedir.

Devlet erkini elinde tutanlar da önceliği resmi ideolojik şablona uymak olarak görmektedir.


Herkes bir şekilde muhalif olunca; sorumluluğu kendi gettosuna karşı duyar olunca, devlet de resmi ideolojiye yönelik sorumluluk dayatınca toplumda iki yüzlülük mü desek beş yüzlülük mü desek gelişmekte ve artmaktadır. 


Devlet, kendisinden olan veya öyle görünenleri, kendi kaynaklarıyla semirtince herkes bu kaynaklardan bir şekilde nemalanma dert ve telaşına kapılmakta ve zeka, zihinsel performans daha çok nasıl nemalanırım hususuna odaklanmış olmaktadır. 

Bu hal kişileri ahlaki tükenişe doğru yöneltmektedir. Kolay kazanma, kestirmeden zenginleşme, emek sarf etmeden çokça kazanma hırs ve ihtirası egemen bir anlayışa dönüşünce; bireylerin insanlar arası ilişkilerine de yansımakta ve böylece dolandırıcılık, üretilen mallarda hilecilik, sahtecilik aldatma ve kandırma üzerine kurulu bir anlayış egemenleşmekte/egemenleşmiş bulunmaktadır.

Bu durum; hem üreticiliği hem de ahlaklı olmayı tüketen önemli bir faktör olmaktadır.


Devletten nemalanmak; kolaycılık, emek harcamadan kazanma kültür ve alışkanlığını edindirmektedir.


Kimse de geleceğe yönelik emekle, akılla ciddi yatırım yapmaya yanaşmamakta ve bu nedenle üretim de gelişmemektedir. 

Dış finansmanla yapılan kimi yatırımlar da yabancı sermaye ortaklıklarıyla ödenen patent bedelleriyle ve verilen izin kadarıyla yapılmakta. Buna montaj demek veya kelimenin tam anlamıyla bağımlı bir ekonomik model demek gerekir.

Bu Ülkede kazanan, bu Ülkenin imkanlarıyla semiren/semirtilenler de sermayeleriyle yatırım yapmak yerine (nasıl olsa Devlet garantördür.)  dış kredilere yönelmekte, kazancından oluşan sermayesini de Yurt dışına başka alanlara çok rahat transfer etmektedirler.

Yani Bu Ülkeye ve insanlarına karşı sorumluluk duymak kitaplarında yazmamaktadır ki bu aslında kapitalist anlayışın acımasız ve bencil ve sorumsuz anlayışının vücut bulan halidir.

Tasarruf ve fedakarlık düşük gelirlilerden beklenmekte, sermayedarlar ise yaptıkları zamlarla bu tür kriz ortamlarını, daha bir semirme aracı olarak pervasızca kullanmaktadırlar.  Bu pervasızlığın ve yüzsüzlüğün hesabı sorulmadığı gibi Devletten destek beklemekte ve almaktadırlar. Canları isterse başka bir liman bulurlarsa hemen konkordato, iflas benzeri ilanlar yaparak “battık, battık.” feryatlarıyla ciddi bir kesimi de darbeleyebilmektedirler.

Bu Ülke kaynakları; geçmişten beri süregelen ve yukarıda sayılan sorunlar çözülmüş ve barışık-uyumlu bir hayat sağlanmış olsaydı, Araştırmaya- Geliştirmeye (AR-GE) yeterli miktarda kaynak aktarılsa idi, bugün yine ve yeniden ekonomik kriz ve sıkıntıları konuşuyor olmazdık inancındayım. 

Devlet aklı yandaş oluşturmaya değil; herkesi kucaklayacak, sorunları çözecek ve kahir ekseriyetin içselleştireceği bir sistem oluşturmaya ve bu sistem vasıtasıyla vatandaşıyla bütünleşmeye gecikmeksizin yönelmelidir.

Öncelikle ekonomik anlamda ciddi kaynakların tükenmesine/tüketilmesine vesile olan sorunların çözülmesi, ideolojik rejim aygıtının dönüştürülmesi, Devlet-vatandaş barış ve kaynaşmasının ivedilikle sağlanması elzemdir, kaçınılmazdır ve geciktirilmezdir.
Wesselam.
 

Bu yazı toplam 741 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.