1. YAZARLAR

  2. Şeyhmus DİKEN

  3. Behice Boran Kitabı; Destansı Hayat
Şeyhmus DİKEN

Şeyhmus DİKEN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Behice Boran Kitabı; Destansı Hayat

A+A-

Boran kelimesinin Türkçedeki anlamına bakıyorum sözlükte! Benim hafızamda coğrafyamdaki anlamına karşılık gelecek başka bir şey çıkıyor karşıma. “Rüzgâr, şimşek, gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı durum” diyor sözlük.

Oysa bizde, yani kadim Diyarbekir’de Boran deyince, hemen güvercin anlaşılır. Hatta güvercin evlerinin adı da Boranhane’dir bizim buralarda.

Dipnot Yayınları arasında çıkan “Behice Boran Kitabı”nı* okumaya başladığımda yayınevini Ankara bozkırında yoktan var eden dostum Emirali Türkmen’in sunuş yazısındaki cümle alıp götürdü beni. 2015 yılındaki İzmir TÜYAP kitap fuarında “Türkiye Solundan Portreler” kitabının kapağına bakan liseli bir kadın okur, arkadaşına dönüp der ki; “Babaannem bu kadını çok sevdiği için annemin ismini Behice koymuş…”

Geriye dönüp baktığımda ne çok “Behice” adı konulmuş meğerse Behice Boran’dan sonra…

Siyaset üzerinden okuma yapanlar, Behice Boran’ı siyasal bir kadın aktör olarak tanıdı / tanır. Doğrusu da bu! Yaygın tanınırlığı 1965 genel seçimlerinden sonra Urfa’dan Milletvekili olarak seçilmesi, sonra 1969’a kadar 15 vekilli grubu ile Türkiye tarihinde o yıllara kadar görülmemiş bir muhaliflik sergileyişi ile ilgilidir.

Oysa 1965’in öncesi var, sonrası var. Öncesi; 1948’e kadar DTCF’de öğretim üyeliği, sonra bir süre mahpusluk. 1969’dan sonra ise Türkiye İşçi Partisinin 4. Büyük Kongresinden sonra yeniden mahpusluk.

Ve tabi hep örgütlülük…

Siyasal karnesi Behice Boran’ın hep böyle… Kurtuluşun mücadele ile kazanılacağına inanç ve bunun tek başına değil, hep birlikte olacağına dair bir yaşam ve dünya kurgusu…

Yeniden kitaba dönersek!

Siyaset üzerinden bütün bir hayatın dışında okur bir başka Behice Boran’la tanışmış oluyor. Siyaset yazılarının dışında Sosyoloji ve Edebiyat üzerine derinlikli yazdıkları üzerinden bir Behice Boran portresi çıkıyor okurun karşısına Behice Boran Kitabı ile…

Bu baptan hareketle; kitabın son bölümünde Behice Boran üzerine yazanlardan Semih Gümüş’e kulak vermek gerek: “Behice Boran’ı yalnızca siyasal kişilik olarak almak, ona haksızlık etmek olur.” Semih Gümüş bu vurguyla yetinmez gerekçesini de yazar. 1943 yılında Adımlar Dergisinde henüz ülkede kimselerin pek tanımadığı James Joyce’u “İngiliz Romanının Sosyal Cephesi” başlığı altında adamakıllı değerlendirir. James Joyce’u İngilizce aslından okuyup, “Ulysses’ten yola çıkarak Joyce’un getirdiği bilinç akışı tekniğinin özelliklerinden söz eder.”

İşin doğrusu siyasetin bunca daraltıldığı, basmakalıp, vulgar bakış açıları ile görünür siyaset aktörlerinin baskın bir eril dille karşılıklı söz düellosuna dönüştürdüğü siyaset arenasında bu ülkenin siyaset dünyasından geçmiş ve derin izler bırakmış Behice Boran figürünü belki de bu kitap vesilesiyle yeniden gündeme taşımak gerektiği düşüncesindeyim.

Yazının girişinde “Behice” isminin yanına kahramanımızın sonraki bütün hayatı boyunca kendisine yakışan adıyla müsemma soyadı olan “Boran” üzerine bana ve coğrafyama değen bir vurgu yaptım. Devamını getirmeliyim. Diğerkâm adı Güvercin olan Boran aynı zamanda Barış Kuşu’nun simgesel varlık adıdır. Yani haylidir ihtiyaç duyulan yeniden Barış’a…

Ben Behice Boran’ı 1975’lerde Ankara Mülkiye öğrencisi olduğum yıllarda tanıdım. Onun “Yürüyüş, Çark-Başak ile Yurt ve Dünya” dergilerindeki yazılarını unutmam mümkün değil.

Aynı zamanda doğum günü olan bir mayıs 1979 (doğumu 1910) günü sokağa çıkma yasağı ilan edilir İstanbul’da 1 Mayıs nedeniyle. Yasağı ihlal gerekçesiyle gözaltına alınır. Hâkim sorar “niye çıktın” diye. “İşçinin, emekçinin bayramıydı çıktım” der Behice Boran. “Nereye yürüyecektin!” sorusu üzerine hâkimin! “Taksim’e” der. “Merter le Taksim arası çok uzun değil mi” der hâkim yaşını ima ederek. Yanıtı ironiktir; “Dinlene, dinlene…”

Dinlenmeyi sadece yeniden yol yürümek, toparlanmak için bildi yaşadı. Çünkü; “Selam olsun Türkiye’nin aydınlık geleceğine…” derdi hep..

O halde Behice Boran derken, son elli yıllık Türkiye siyasal tarihine de metinler üzerinden çentik atan “Behice Boran Kitabı” üzerinden iyi bir okumaya ihtiyaç var. Üstelik yalnız siyasetçilerin değil! Siyasetin edebiyat, sanat, felsefe, sosyoloji ilintileri / ilişkileri üzerinden okunmasına ihtiyaç duyan okurların da okuması dileğiyle…

*Behice Boran Kitabı, Dipnot Yayınları, 2018 Ankara

Bu yazı toplam 2635 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.